confessions

pipisik

- Yazar -

  1. toplam entry 23841
  2. takipçi 1
  3. puan 617594

batıl inanç

pipisik
bingöl’den:

* yeni doğan çocuğun kırkı çıkmayıncaya kadar evden çıkarılmaz, o ev komşulara ateş vermez.

* yeni doğan çocuğun kulağına ezan okunur.

* karga (saksağan) kapıda öterse uğursuzluk getirir

*eve yeni gelen gelinin kayınbaba ve kayınbiraderlerle konuşması ayıplanır.

*aile büyüklerine karşı çocuğu kucağına alma, onunla ilgilenme ve sevme hoş karşılanmaz.

* güneş ve ay tutulmalarında ezan okunur ve iki rekat namaz kılınır.

*kesilen tırnaklar toprağa gömülür.

*köpeklerin uluması uğursuzluk getirir.

* cuma günleri yaş odun kesilmez,ekin biçilmez

* ölü evinde üçgün yemek pişirilmez

*yeni doğan bebeğin kesilen göbeği cami duvarına konursa çocuk din alimi, okul duvarına konursa tahsilli olur.

*sarılık hastalığına yakalanan kimselere sarı boncuk veya altın takılır, sarı elbise giydirilir.

* cuma günleri çamaşır yıkanmaz.

* nazardan korunmak için mavi boncuk veya muska takılır.

*bazı çıbanları patlatmak , içindeki iltabı çekmek için üzerine soğan veya geniş yapraklı bitki(yörede pelhaves denilen yaprak konur)

* armut ve elma ağaçları çok çiçek açarsa o yıl kar yağar.

*geceleri hava bulutlu olup içinde kırmızılık varsa yağış olmaz.

*bulutlar doğuya doğru kayarsa hava güneşli olur, batıya kayarsa yağış olur.

* kuşlar sürü halinde ağaçların tepesine konarsa o yıl kışın erken geleceğine ve şiddetli geçeçeğine inanılır.

* geceleyin aynaya bakmak uğursuzluk getirir.

*akşamları evi süpürmek bereket kaçırır.

* yolculuk yapanların arkasına su dökülür.

* arının soktuğu yere çamur sürülür,sıcak taş ve demir bastırılır.

*gün batımından sonra tırnak kesmek uğursuzluk getirir.

bayram

pipisik
bilecik’ten:

dini bayramlar hemen hemen aynı eğlence ve adetlerle kutlanır. bayramdan önce bütün evlerde bir sevinç ve heyecan vardır. aile içindeki herkese evin büyüğü tarafından yeni elbiseler, giyecekler alınır, en güzel yemekler pişirilir. evin reisi bir gününü ayırarak bu işler için pazara iner.

bayramdan bir gün önce fırınlarda yağlı, susamlı, haşhaşlı, cevizli lokumlar, külçeler yapılır. baklavalar, burmalar, kadayıflar hazırlanır. erkekler o gün işe gitmezler. arife günü hatalı gündür kaza olmasın, kan akmasın diye işe gidilmez. ramazan bayramı arifesinde kurtların, kuşların bile oruç tuttuğuna inanılır. bayram akşamı kadınlar kına yakarlar. sabahleyin erkekler yeni elbiseleriyle bayram namazına giderler.

namaz çıkışında bütün küsler, dargınlar barışsınlar diye bayramlaşma yapılır. en başa köyün en yaşlısı dikilir. ondan küçükler onun elini öper. elini öptürmek için sıraya dizilirler. bu bir sıra halinde devam eder. herkes böylece birbiri ile bayramlaşmış olur. kadınlar ise erkenden kalkarak o sabah hiç suyu alınmamış çeşmeden ve kuyudan su alınır. (zemzem suyu diye) çocuklar ise erkeklerin bayramlaşma yerine yakın bir yerde toplanır. bayramlaşan erkeklerin büyüğü çocuklara şeker dağıtmaya başlar. arkasından ise yaşlılık derecesine göre sırayla erkekler şeker dağıtır. şeker sepetleri mısır soymadığından çocukların anneleri ve babaanneleri tarafından örülür. şeker dağıtımından sonra erkekler mezarlığa giderek geçmişlerinin mezarlarını ziyaret ederler.

kurban bayramında mezarlık dönüşü kurbanlar kesilir. sabah yemeği kurban etinden yapılır. ev içi bayramlaşma dönüşü yapılır. daha sonra el öpme ziyaretleri başlar ve evlerde yemek sofraları hiç kalkmaz. her gelen misafire kurban etinden ve lokumdan tattırılır. şöyle bir söz vardır: bayramda insan dokuz karınlıdır; her gittiği yerde yemeğini yemek zorundadır. gençler salıncaklara biner ve çeşitli oyunlar oynanır. bayram neşe, dostluk kardeşlik, birlik içinde kutlanır.

asker uğurlamak

pipisik
bilecik’ten:

askerlik çağı gelen gençler, silah altına alınmadan 10-15 gün önce çağrı pusulası tebliğ edildikten sonra toplanmaya başlar. her akşam gençlerden birinin veya bir gencin akrabasının evinde toplanarak toplu halde yemek yerler. askere gidecekleri sabahın akşamı her genç yemeğini kendi evinde yer ve kendi evinde yatar. hane büyüğü o gence nasihat eder. sabah erkenden meydanda toplanan gençler akrabalarıyla vedalaşırken ceplerine harçlık olarak para konur. gençlerin samimi arkadaşları onların cebine çocuk emziği gibi şeyler koyarlar. bazı köylerde meydandan otobüse kadar asker götürülürken tekbir getirilir. yine bazı köylerde uğurlama törenini davul zurna eşliğinde yapıldığı ve ‘ hey garip yol göründü’ türküsünün çalınıp söylendiği olur. askere giden genç vedalaştıktan sonra geriye dönüp bakmaz, araba yada trene bindiğinde ne olursa olsun inmez. adımını geri atmaz. bu yiğitliğe yakışmayan bir davranış olarak kabul edilir.

ölüm

pipisik
bilecik’ten:

durumu ciddileşen hastanın yakınlarına haber verilir. son nefesinden önce zemzem içirilir. başında kur’an okunur. konuşabiliyorsa kelime-i şadet getirtilir. ölüm olayı gerçekleştikten sonra çene altından bir tülbentle baş üzerinden bağlanarak çene çekilir. gözler açıksa kapatılır. ayak baş parmakları birbirine bağlanır, yere yatak serilir, cenaze soyulduktan sonra ayakları kıbleye gelecek şekilde bu yatağa alınır. üzerine bir çarşaf örtülür. ölüm olayı gece olmuşsa,

yakınları tarafından sabaha kadar beklenir. ölüm haberi camiden sela verilerek duyurulur. diğer yandan yıkama, kefen ve mezar hazırlıkları yapılır.ölü evde sabun ve ölü lifi ile yıkanır. daha sonra kefenlenerek tabuta konur tabutun baş tarafına erkekse havlu, kadınsa oyalı yazma takılır.

cenaze evinde yapılan dini törenden sonra, orada hazır bulunan cemaat tarafından camiye götürülür. burada musalla taşına yatırılır. cenaze namazı, vakit namazından sonra kılınacaksa cenazenin yanında birkaç kişi bekçi bırakılır. vakit namazı kılındıktan sonra cenaze namazı kılınarak mezarlığa götürülür. daha önce açılmış olan mezara yakınlarından üç kişinin yardımıyla indirilir. yüzü kıbleye döndürülerek yerleştirilir. gömme işlemi bitiminde mezarın ayak ve baş ucuna kimliğini belirleyen iki tahta çakılır. kur’an ve dua okunur. dini tören bitiminde imam mezarın başında kalarak taklan duasını okur.

cenaze evinde yedi gün kur’an okunur ve bitiminde mevlit’le beraber duası yapılır. daha sonra 40. ve 52. günlerinin geceleri mevlit okutulur; konuklara şeker ve gülsuyu dağıtılır.

nişan

pipisik
bilecik’ten:

kız istenip olumlu cevap alındıktan sonraki perşembe veya pazar günü akşamı kız evi tekrar ziyaret edilir. “mendil alma” denilen bu ziyarette kıza çeyizinde harcamak için bir miktar para verip söz yüzüğü takar. daha sonra nişan günü karalaştırılır. nişandan bir müddet önce iki aile birlikte alışverişe çıkarak gelin ve damat için gerekli giyim eşyaların alırlar. nişandan bir gün önce kızın evine nişan için alınan giyecek ve kuruyemişleri getirirler. aynı gün iki üç saat sonra da kız tarafı, oğlan evine bohça götürür. bu bohçada damat ve yakınları için çeşitli armağanlar bulunur. nişan , salon ya da evde yapılır.

davetlilerin huzurunda bir aile büyüğü tarafından nişan yüzükleri takılır. oğlan tarafı aldıkları bilezikler, küpe, altın ve saat gibi ziynetleri kıza taktıktan sonra, kız ve oğlan davetlilerin elini öperler. yeni nişanlılar ortaya çıkarak birlikte karşılama oynarlar. daha sonra erkekler düğün yerini terk ederek bayanları kendi aralarında eğlenmeye bırakırlar.nişandan bir gün önce gelen armağanlar konuklara gösterilir.armağanlarla birlikte gelen yemişler, birgün sonra kızın arkadaşları tarafından eğlence düzenlenerek yenir.

tcktb

sünnet

pipisik
bilecik’ten:

sünnet düğünleri okulların tatile girdiği, havaların güzel olduğu yaz aylarında yapılır. sünnet olma çağı genelde ilkokul çağıdır, çocuğun başka erkek kardeşi yoksa, 10 yaşına kadar sünnet ettirilir. kardeşi varsa onun büyümesi için 12 yaşına kadar da bekletilir.

aileler çocuğun sünnet olduğunu bilmesi için küçük yaşlarda pek sünnet yapmazlar. sünnetten bir müddet önce çocuğa özel sünnet giysileri olan: takım elbise, gömlek, şapka, pelerin gibi giysiler alınır.

davetiye bastırılır ve dağıtılır. sünnetten birkaç gün önce sünnet yatağı hazırlanır. duvara ve tavana halı çakılır. sünnet yatağı oyalı kreple, krepon kağıtları, balonlar, fenerlerle süslenir.

sünnet törenleri genelde cumartesi ve pazar günleri yapılır. törenden birkaç gün önce kına gecesi yapılır. kına gecesinde bayanlar kendi aralarında eğlenirler. sünnet olacak çocuğa kına yakılır. önceden karılan kınanın içine mumlar yakılır ve tepsi çocuğun eline verilir. orada bulunan davetliler çocuğa para takarlar.

ertesi gün çocuk giydirilir, konuklar gelir, sünnet çocuğu ve arkadaşları arabalarla gezdirilir. bazen bu gezi atla yapılı. gezi tamamlandıktan sonra çocuk, at ya da arabadan inmez. büyüklerinden armağanlar ister ve istediği armağanı alınca iner. evde mevlit okutulur, çocuğa sünnet gömleği giydirilir. mevlit’ten sonra dua yapılır; tekbirlerle sünnet işlemi tamamlanır.tek çocuk sünnet ettiriliyorsa bir adet de horoz kesilir. sünnet olayı tamamlandıktan sonra orada bulunan davetliler, sünnet olan çocuğa geçmiş olsun der para ve çeşitli armağanlar bırakırlar. davetlilere yemek veya pasta, meşrubat ikram edilir. o gün akşama kadar çocuğun canının sıkılmaması için eğlenceler yapılır.

doğum

pipisik
bilecik’ten:

anne adayı hamileliğinden itibaren doğacak bebeğe “çeyiz düzme”ye başlar.aynı anda gelinin annesi ve damadın annesi de, bütçelerine göre, doğacak torunlarına giyim eşyası örerler.yorgan diktirirler.dünürler karşılıklı anlaşarak birisi beşik veya karyola, diğeri çocuk arabası alır.kız annesi bebekle birlikte kızına ve damadına da kıyafet alır.

doğuma bir hafta kala gelin yatak odasını süsler, bebeğin karyolası hazırlanır ve süslenir. heyecanla doğum beklenmeye başlanır.
yöremizde doğum evde veya hastanede olur. hastaneden eve getirelen anne ve bebeğin önceden süslenip hazırlanan lohusa yatağına yatırırlar. doğumu duyan akraba, komşu ve yakınları ; süt, sütlaç, börek gibi yiyecek maddeleri ve bebek için armağanlar alarak geçmiş olsuna gelirler. gelenlere lohusa şerbeti ile pasta sunulur. doğumdan sonraki ilk cuma günü bebeğin ismi konur. sabah ile öğlen arasında ailenin yakınlarından biri ezan okuyarak çocuğun kulağına üç kez adını fısıldar ve bu suretle çocuğun adı konmuş olur.

bebek bir haftalık veya 10 günlük olunca “bebe mevliti” okutulur. mevlit’ten bir gün önce gelin ve damat anneleri yaptıkları bebek çeyizlerini getirerek masa üstüne sergilerler. mevlit’te konuklara gül suyu dökülür. mevlit’in bitiminden önce bebek bir battaniye içine konur; babaanne ve anneanne bebeği sallar. daha sonra diğer konuklar da bebeği sallarlar. salam işi bittikten sonra konuklara pasta ve çay ikram edilir.

bebek yarı kırkına gelince “kırk uçurmaya” çıkarılır. gelin, annesi başka yakınları ile birlikte ilkönce babaanneden başlayarak el öpme ziyaretine götürülür. gidilen evde bebeğin yanına yumurta ve şeker konması adettir. babaanneden sonra anneanne ve diğer yakınlar ziyaret edilir.
bebeğin ilk dişini gören kişi bebeğe iç çamaşırı veya oyuncak gibi armağanlar alır.

deve oyunu

pipisik
balıkesir’e has bir oyun.

deveyi yapabilmek için 2.5 m. uzunluğunda 5 cm. genişliğinde dört tane, aynı genişlikte ve 50 cm. uzunluğunda üç tane çıta, fındık dalından kesilmiş yaklaşık 1 m. uzunluğunda beş veya altı, 3-3.5 m. uzunluğunda iki tane çubuk, at veya eşeğin kafa kemiği, koyun ye de keçi derisi, 4.5 tane çan, kilim, battaniye veya tül ile ipin hazır olması gerekir. ilk önce uzun çıtalar parelel olarak üç kısa çıtayla ön, orta ve arkadan tutturulur. uzun çıtalara karşılık olarak eşit aralarla beş, altı, delik açılır, uzun çubuklar çıtaların üzerinden kavisli şekilde uzatılarak uçları öndeki ve arkadaki deliklere girdirilir. diğer kısa çubuklar da diğer iki çıtada karşılıklı olarak açılmış deliklere kavisli olarak girdirilir. uzun çubukların arka deliklerden sarkan uçları birleştirilerek bağlanır. bu kısım devenin kuyruğu olur. iskeletin ön kısmındaki çıtaya yine 50 cm. uzunluğunda başka bir çıta 45 derecelik açıyla tam ortadan çakılır. bu çıtanın ucuna 90 derecelik açıyla ucu aşağı doğru uzanan başka bir çıta çakılır.çıtanın üzerine at veya eşeğin kafa kemiği bağlanır. kafa kemiğinin altındaki destek olarak uzatılan çubuğun ucuna, çekildiğinde oynayacak şekilde küçük bir çıta bağlanır. bu çıta devenin alt çene görevini yapar. alttaki oyuncu bu ağaç parçasının ucuna bağlı ipi çektiğinde devenin ağzı hareket etmiş olur. kafa kemiğinin üzerine koyun veya keçi derisi sarılır, üzerine yular şeklinde ip bağlanır. bu ipin bir ucu deveyi önden çeken kişinin eline verilir. devenin çenesinin altına beş veya altı tane çan bağlanır. çanların çıkardığı seslerle deve oyununun başlamış olduğu köye duyurulur. gövde iskeletinin üzerine büyük bir kilim, kilimin üzerine de battaniye yada tül örtülür. bu kişi kilimin içerisine girerek tam ortadan iskeleti omuzlarına alır ve yürümeye başlar. böylece devemiz oyun için hazırlanmış olur. sıra oyuncuların hazırlanmasına gelir. dört kişiye beyaz elbise giydirilir, ellerine ve yüzlerine soba isi sürülerek arap haline getirilir. oyunda rolü olan diğer oyuncular günlük kıyafetleriyle oynarlar.

deve ve oyuncular hazırlandıktan sonra akşam karanlığı basınca köy meydanında büyük bir ateş yakılır. köyün bir ucundan oyun başlatılır. araplardan biri önde deveyi çeker, diğerleri devenin etrafında gezinerek ve çeşitli sesler çıkartarak yürürler. devenin arkasında oyunu seyretmeye gelen köy halkı yürür. kalabalık, deve meydanda yakılan ateşe yaklaştıkça artar. kalabalıktan bir grup tef eşliğinde deve havası türküsünü söylerken deve de müziğe uygun hareketleriyle oynar.

tülü

pipisik
balıkesir’e özgü bir oyun çeşidi.

milli günlerde düğün ve bayramlarda, debbağ esnafı tarafından gerçekleştirilen bir gösteridir.

en az on kişiden oluşan bir grup keçi ve koyun derilerinin tüylü yerleri dışa gelecek şekilde giyer.deriden bir başlık,ucuna tüylü deri takılmış bir sopa ve üzerlerine dongurdaklar takarak ahalinin üzerine yürünür.

tülü grubunun başında bir “tülü kadısı” bulunur.bir eşeğe ters binerek bahşiş vermeyenlere elindeki sopanın tüylü kısmıyla su atar.

kepçecik

pipisik
balıkesir’de, yağmur yağması için yapılan törenlerden biri.

12 yaşlarında bir grup çocuk tarafından uygulanan “kepçecik” şöyle yapılır:

anasının ilki olan bir çocuğun bedenine bir hasır dolanır, başına da bir tencere geçirilir. ayakları da çıplak olduğu halde beline bağlanan bir iple çekilerek ev ev gezdirilir. her varılan evde kepçeciğin başına su sepildikten sonra çocuklara yiyecek veya para verilir. kepçeciği gezdiren bu çocuk grubu şu dizeleri özel bir makamla yüksek sesle söylerler:

kepçecik! kepçecik!

kepçeciğe ne gereeeek!

anasınııın ilkiiii!

dam altındaaa! tilkiiii!

altın arabaaa!gümüş tekerleeeek!

gökten rahmeeet!yerden berekeeeet!

veer allahım ver suluca rahmet!

tören bittikten sonra çocuk grubu topluca topladıkları yiyecekleri yiyip eğlenirler.

yağmur duası

pipisik
balıkesir’den:

genelde cuma günleri bir türbe yanına gidilerek yağmur duası yapılır. duadan önce yemek veya lokma dağıtılır.dua yapıldığı sırada eller yere çevrildiği gibi ceketlerde ters giyilir.ayrıca bütün çocukların dua edilen yerde olmasına özen gösterilir.duadan sonra herkes elindeki su kaplarıyla birbirlerine su atar.böylece duaların kabul olacağına inanılır.

ayrıca:

(bkz: kepçecik)

batıl inanç

pipisik
balıkesir’den:

-bazı köylerde büyüye inanılır.büyü tutmaması için küçük enam,gümüş,yılan kemiği takılır,bunları takan veya taşıyan kimseyi büyü tutmayacağına inanılır.

-nazar değme inanışları yaygın bir inanmadır.böyle bir şey olunca nazar duaları okutulur.küçük yaştakilere nazarlık ve çitlenbikten yapılan özel nazarlıklar takılır.

-nazardan korunmak için çörek otu evlerde kapı arkalarına,hamile kadınların elbiselerine konulur ve çocuklara yedirilir.

-hayvanlara nazar değerse yedi mezardan çırpı alınır,hayvanın durduğu yerde tütsülenir.

-iftiraya uğramamak için kapının eşiğine oturulmaz.

-akşam olunca evden tuz,soğan,sirke çıkmaz;çıkarsa evin bereketi gider.

-delik tas asılırsa yağmurun yağmayacağına inanılır.

-iki bayram arasında nikah olmaz.

-salı günü işe başlanmaz;başlanırsa iş sallanır,gecikir.

-evin kapısı akşam gecenin şerri girmesin diye erken örtülür,sabahleyin ise sabahın hayrı girsin diye erkenden açılır.

-hamur yoğrulurken odadan birisi çıkıp gidecekse,hamurun kabarmaması korkusu ile herhangi bir tencere kapağı hamur üzerine kapatılır.

-kargalar köyün üzerinden mezarlığa doğru uçtuğunda bir kişinin öldüğüne veya öleceğine inanılır.

-incir ağacı dibine yatılmaz.

-kedi öldürenin minare yaptırması gerekir.

-kızlar çeyizlerini hazırlarken,nasipleri kapanmasın diye,çeyizleri tersine katlamazlar.

-duyulan kötü bir olayın başa gelmemesi için “şeytan kulağına kurşun” denir.

gencer

pipisik
aydın’ın ilçe ve bucaklarında dini bayramların ikinci gününe “gencer “ adı verilir. gencer, daha çok, çarşıya çıkmayan genç kızların ve kadınların ilçe ya da bucak merkezlerine gelip gezmesi, kendini göstermesi, alış veriş etmesi için düzenlenmiş bir gün işlevini yerine getirmesi açısından önemlidir. çarşıya gelen gençler alış veriş eder, şeker, macun, helva gibi benzeri yiyecekler alır, salıncak ve dolaplara binerler. karlı şerbetler, limonatalar içerler ve köylerine dönerler.

geçmişte özellikle nazilli, kuyucak, yenipazar ilçelerinde rastlanan bu gelenek günümüzde önemini yitirmiştir.

düğün

pipisik
antalya’dan:

damat ve kız evi tarafından önce aralarında düğün günü ve yeri kararlaştırılırdı. düğün yapılacak yerin sahibi ile gerekli görüşmeler yapılır; bu yer kiralanırdı. düğünler eskiden bayanlar ve erkekler arasında ayrı ayrı yapılırdı. düğün evinin kapısında, kız ve damat evinden görevli birkaç erkek, güvenlik ve düğün salonundan gelecek ihtiyaçları karşılamak üzere hazır bulunurlardı. düğüne gelen hanımlar, girişte, damat ve kız evinin hanımları tarafından karşılanır, yakınlarının bulunduğu masalara götürülürdü. misafirlerin beraberlerinde getirdikleri yaşı geçkin çocuklar, annelerinin karşı koymalarına rağmen düğün salonuna alınmazdı. düğünlerde bekâr genç kızlar allanıp süslenerek, konuşmaları ve işveleriyle bekâr oğlan analarının dikkatlerini üzerlerine çekmeye çalışırlardı.
her düğünde, gelenleri uygun bir şekilde salona oturtan ve müzik başladıktan sonra onları sıra ile oyuna kaldıran bir hanım çengi bulunurdu. bu çengi hanıma bazı misafirler kimi kaldırabileceği ve gizli becerisi olanları bildirirlerdi. oyuna kaldırılan kızların başından çevrilen paralar bahşiş olarak çalgıcılara verilirdi. düğünde yeni insanlarla tanışılır; bazen bu yeni tanışmalar, yeni bir düğün için başlangıç olurdu. düğün sonunda damat düğün salonuna girer, gelinle dans ettikten sonra yeni evlerine götürürdü. köy kökenli ailelerde ise düğünün ertesi günü "gelin alma" merasimi yapılırdı.

gelin alayı

pipisik
antalya’dan:

düğünden bir gün önce yapılır. antalya’da düğün, kız evinin büyük bir masrafa girmesi olarak kabul edilir. çünkü kız evi bütün eşyayı yapmak zorundadır. buna karşılık erkek evi sadece gelinlik kıyafeti ve pek az eşya alır. düğün genel olarak bir hafta önce başlar. kız evinin hazırlamış olduğu çeyiz, erkek evinin gönderdiği vasıta ile gelin evine götürülür. bu da başlı başına bir törenidir.
eşya taşımak için dört tekerlekli atlı tatar arabaları tercih edilirdi. ancak daha eskiden gelinin çeyizi, özellikle süslenmiş bir devenin sırtına yüklenip genç çiftin oturacağı eve götürülür, orada sergilenirdi. devenin sırtına yüklenip rengarenk yorganlar, çarşaflar, yastıklar, halılar, çanak çömlek, tencereler tavalar ve daha neler neler vardı. o devenin, kaleiçi’nin bir otomobilin geçemeyeceği daracık sokaklarında, tangır tungur sesler çıkararak ilerlemesi görülmeye değer bir şeydi. sonra çeyiz devenin sırtından indirilip evin bir odasında sergilenirdi. eskiden kapılar hep açık olduğu için, konu komşu çeyizi seyretmeye giderdi. bunu yapmamak da biraz ayıp sayılırdı.
1970’li yıllara kadar ise çeyiz taşıma şöyle yapılırdı. 8-10 araba ve hamallar kız evine gelir. önce bu taşıyıcılara mendil, kumaş parçaları gibi hediyeler verilir. sonra kız çeyizi arabalara taksim edilir. döşek, yorgan halı, kilim, gelin sandığı, birkaç sandalye ve bir kızın o zamanlar çeyizinde ne gerekli ise işte onlar. zurnacı ve davullar on-on beş kadar da oynayan erkek önde, en son ayna ve aynalı dolaplar yüklenen arabalar peş peşe yola çıkardı. başka bir arabada da , "lülü lülü" çeken kadınlar olurdu. gelinle damat arabaların arkasındaki takside olurdu genellikle. caddelerden büyük geçilerek gelin evine gelinir ve eşyalar indirilir. aynı gün veya ertesi günü kız evinin yakınları gelin evine gider. o gün kız çeyizi eve yerleştirilir tören, genellikle pazartesi-salı gününe tesadüf eder. döşenen ev gelen misafirlere, tanıdıklara, düğüne çağırılanlara gösterilir. bazen gelin odaları
"yeşil murattır" geleneği uyarınca kapıları, pencereleri yeşile boyanırdı. gün boyunca süren "ev yazması" denilen bu merasim de, türkülerle ve verilen ikramlarla çok neşeli geçerdi.

kına gecesi

pipisik
antalya’dan:

kız hamamı merasiminin yapıldığı günün akşamı kız evinde kına gecesi yapılırdı. eskiden mutlaka yapılması gereken "kına gecesi" eğlencesine günümüzde pek sık rastlanmaz.
bu gecede yerel çalgıcılardan faydalandırdı. bu bir ud, zil ve delbektir. kız evinin davetlileri kızın evinde, kız evi müsait değilse, kararlaştırılmış bir başka evde toplanırlardı.
davetliler toplandıktan sonra gelin giyinmiş ve süslenmiş bir halde sağdıçla birlikte sağdıç önde. gelin arkada içeri girerler. bu arada çalgıcılar karşılamaya uygun türküler söylerlerdi. gelin odaya girince bütün genç kızlar "gelinin ağırlığı basmasın" diye ayağa kalkarlar. gelin sağdıcın önderliğinde, önce annesinden başlamak üzere bütün büyüklerin elini öper. daha sonra kendilerine ayrılan biraz yüksekçe yere sağdıçla beraber oturur.
kına gecesine başkanlık eden kadın (genellikle kız evinin en yakın akrabası, komşusu olabilir) "yavrum kızlar!" diyerek ortaya çıkar; "yavrum kızlar, gelinler... ne duruyorsunuz? ölüye giden ağlar, düğüne gelen oynar hadi çıkın ortaya!" vb. sözler söyleyerek kızları oyuna kaldırır; bu kadar aynı zamanda, kaldırdığı kişilerin oynayacağı oyunları öğrenerek, eğer çalgıcılar kapalı bir yerde çalıyorsa, çalgıcılara oyunların adlarını söylerdi.
oyunlar ve eğlenceler yatsı ezanının okunmasına kadar devam ederdi. yine düğüne başkanlık eden kadın. "kızlar!.. hanımlar!.." diyerek yine ortaya düşerdi. "ne duruyorsunuz, erkekler yatsıdan çıktı. kızlar, kınayı getirin de yakalım."
gelin, odanın ortasına alınıp bir sandalyeye oturtulur; başı tam ( yani başından bir evlilik geçmiş ve kocası ölmemiş) bir kadın kına yakması için çağırılırdı. inanışa göre, kınayı başı tam olmayan biri yakarsa, yeni gelinin de başı bozulur.
"başı tam" kadın gelinin yanına gelir ve kına türküsü ile kına yakılma töreni başlardı. gelinin sağ eli yukarıya kaldırılır, küçük serçe parmağına kına konur ve al bir bezle bağlanırdı. gelin ağlamaya başlar ve onu yakınları izlerdi. gelinden arta kalan kınadan genç kızların başına da sürülür veya küçük parmaklarına "darısı sizin başınıza" diyerek yakılırdı. bu arada etrafını çeviren kızlar şu türküleri ve manileri söyleyerek gelini aralarına alarak oyuna kaldırırlardı.

hamam

pipisik
antalya’dan:

kiz hamami:

çarşamba günü, her iki tarafın akrabaları, kızın arkadaşları hamama giderler. buna "gelin hamamı" denir. hamamda kız ve oğlan evinin bayan akrabaları ile evlenecek kızın arkadaşlarının katıldığı sazlı-sözlü bu törende, gelin adayı oğlan evinden gönderilen hamam takımı ve sedef kakmalı nalınlarla kız arkadaşları ile yıkanırdı.
bu arada oğlan evi katılanları, kızın vücudunda herhangi bir eksiklik veya yara-bere olup olmadığının son göz kontrollerini yapardı. kız da bunu bildiği için. ona göre dikkatli davranırdı. katılanlar yıkanma işlemlerini tamamladıktan sonra eğlenceye geçilirdi. gelin adayı, ellerinde yakılmış mumlar olduğu halde bekâr kız arkadaşları tarafından göbektaşı etrafında lü... lü... lü... çekerek, türküler eşliğinde dolaştırılırdı. bundan sonra misafirler de dansları ve türküleriyle bu eğlenceye katılırlardı. merasimi bitiminde neşeli türküler söylenerek kız hamamdan çıkarılırdı.

130 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol