şöyle bir olay var. akp'ye oy vermiş ve oy verdiği partiyi savunan adama hemen ak troll diyebiliyorsunuz. adamın zaten beyni alınmış ve fütursuzca normal olduğunu düşündüğü şeyi yazıyor. siz ise adamın parayla tutulmuş bir köpek olduğuna inanıyorsunuz. çünkü mantığınız almıyor bir insanın o tarz şeyleri düşünmeden yazabileceğini. ama türkiye'nin durumu tam olarak böyle. sonuç: her akp'liyi aktroll zannedersen olmaz.
bu nicki ekşi'de çok görüyordum. gerzekçe bir nick olduğundan dikkat çekiyordu. ne oldu da banlandı acaba
ilk albümü 28 milyon, ikinci albümü 24 milyon satan, son albümü şu anda 11 milyon'da olan, ortalama bir klibi (seksi olmayan klipleri dahil) 80 milyon kişi tarafından izlenen 'gelmiş geçmiş en iyi 22. kadın sanatçı http://www.thetoptens.com/female-singers/page2.asp olan kişiyle bir anadolu çomarı tarafından kötü şarkıcı denildiğini de gördü bu gözler. nargileci ve demet akalın'a devam edin siz..
aşağıdaki yeni klibiyle 300milyona ulaşmasına az kalmıştır.
adamsın!
adamsın!
Sexual Market Value tablosusu bilimsel olarak yayınlanmış bir tablodur.
Bir kadının cinsel piyasa değeri 15 yaşında başlayıp çok hızlı bir yükselişle 23 yaşında en üst seviyeye gelmektedir. daha sonra düşüş başlamaktadır.36 yaşından sonra yok oluşa geçip SMV sıfırlanmaktadır.
Erkeklerde ise cinsel piyasa değeri 23 yaşında başlayıp 30 yaşına kadar yavaş bir şekilde yükselir. 30 - 36 yaşları arası hızlıca yükselip 36 yaşında en üst seviyeye ulaşır.
Burada 36 yaşında bir erkek en üst piyasa değerine sahipken kadınlarda 23 yaş olarak hesaplanmıştır.
Piyasanın optimum kesiştiği nokta ise kadında ve erkekte 23-36 yaş aralarında her hangi bir yaştır.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, erkeğin SMV neredeyse ölene kadar devam ederken kadınlarda 45 yaş sonrası tamamen bitmiştir.
Tahminimce bu tabloyu hazırlarken kadınlarda olması gerektiği gibi, sadece güzellik, erkeklerde ise yakışıklılığın yanı sıra maddi güç değişkenleri de sabit alınmış olmalı.
![]()
Bir kadının cinsel piyasa değeri 15 yaşında başlayıp çok hızlı bir yükselişle 23 yaşında en üst seviyeye gelmektedir. daha sonra düşüş başlamaktadır.36 yaşından sonra yok oluşa geçip SMV sıfırlanmaktadır.
Erkeklerde ise cinsel piyasa değeri 23 yaşında başlayıp 30 yaşına kadar yavaş bir şekilde yükselir. 30 - 36 yaşları arası hızlıca yükselip 36 yaşında en üst seviyeye ulaşır.
Burada 36 yaşında bir erkek en üst piyasa değerine sahipken kadınlarda 23 yaş olarak hesaplanmıştır.
Piyasanın optimum kesiştiği nokta ise kadında ve erkekte 23-36 yaş aralarında her hangi bir yaştır.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, erkeğin SMV neredeyse ölene kadar devam ederken kadınlarda 45 yaş sonrası tamamen bitmiştir.
Tahminimce bu tabloyu hazırlarken kadınlarda olması gerektiği gibi, sadece güzellik, erkeklerde ise yakışıklılığın yanı sıra maddi güç değişkenleri de sabit alınmış olmalı.

aşağıdaki bilimsel tabloya göre 36 yaşında en iyi çağını yaşayacak olan erkektir.
23 yaşında bir kadınla 'cinsel piyasa değeri'nde ortak noktada buluşabilir.
http://i.hizliresim.com/ErRMZg.jpg
23 yaşında bir kadınla 'cinsel piyasa değeri'nde ortak noktada buluşabilir.
http://i.hizliresim.com/ErRMZg.jpg
hayatta en çok izlemek ve mümkünse tanışmadık istediğim şarkıcı. kiss me babay one more time çıkışı ergenliğime denk gelir ki halen büyük bir duygu ile dinlerim. geçen yıl şubat ayında las vegas mgm arena'da izlemek için vip bilet almıştık. abd seyahatinden 1 ay önce sevgilim tatili de yakıp beni siktir edince moral bozukluğundan abd'ye gidememiştim ve izleyememiştim. umarım bir gün izleme şansım olur
en son klibi
en son klibi
ŞU ANDA 1080P kalitesinde takılmadan youtube'dan klip izliyorum.
İnternet Servis Sağlayıcı Firmam : Millenicom
Hız Testim: 33.000 mps
İnternet Servis Sağlayıcı Firmam : Millenicom
Hız Testim: 33.000 mps
çıkarsa ver elini türkiye dışında bir ülke. (bir daha tr'ye dönmemek üzere). gerçi daha bilet almadım
memnun olduğum uygulama. sabah evden 8:30 da çıktığımdan hava aydınlık oluyor. akşamları da hava geç karardığından daha verimli çalışabiliyorum bayilerimle
ordusundan 5 binden fazla Feto'cu çıkan, kendi haberi olmadan dinci bir darbe yapılabilen bir orduyu yöneten! genel kurmay başkanı
şirket arabası benzin beleş ho ho ho
orta direk biri olarak şu ana kadar kötü bir durum hissetmedim. hatta evi büyütmeyi düşünüyorum
Öncelikle ateist kelimesini tanımlayalım.
Ateist, hiç bir dine inanmayan ve bilinen anlamdaki tanrı kavramına inanmayan kişidir. Evren kendi kendine oldu diye kesin bir iddiası yoktur ancak şuna emindir, 'insanoğlunu muhatap alan bir tanrı kesinlikle yoktur'. Dünyada milyarlarca yıldır olan biten ne varsa dış bir müdahale olmaksızın gelişmektedir. İnsanoğlunun homo sapiens adını aldığı gün yani akıllı insanlara evrileli 150 bin yıl öncedir. Homo sapiens ırkı kendi kendini yok etse bile evrenin umurunda olmayacak, dünya ve evren milyarlarca yıldır olduğu gibi normal seyrinde devam edecektir.
Burada fiziğin ve evrenin sırlarını biraz daha anlayabilmemizin en büyük yolu ölümsüzlüğü bulmaktır. Eğer o sırada kendi kendimizi yok etmezsek kansere çare, ardından hücre yenileme derken ölümsüzlüğü bulmamız yakındır ancak maalesef ki biz o çağa yetişemedik. Yani yapacak bir şeyimiz yok. Bu yazıyı okuyan herkes ölüp gidecek ve her bir atomu sonsuz ve umursamaz evrende dağılacak.. ki zaten hesaplanabilir 2 trilyon galaksi olan bir evrende minnacık Samanyolu galaksisinin içerisindeki en küçük güneş sistemi olan güneşe bağlı küçük bir gezegende yaşayan ilkel bir medeniyetiz. Komple dünyayı patlatsak bile, hatta komple Samanyolu galaksisini havaya uçuracak bir formül bulsak bile evrenin ilgisini çekmeyeceğiz.
Bu noktada insanın ölüp gideceği ve kimsenin umurunda olmayacağını kabullenme eşiği çok zordur. Bu nedenle ilk homo sapiens ile beraber hayali kültürler oluşmuştur. Sırasıyla ruh kavramı, daha sonra din kavramları hayali olarak uydurulmuş sonra töreler,kültürler,ideojiler gibi hayali kavramlarla sürekli ilkel ve önemsiz bir ırk olduğumuz red edilmeye çalışılmıştır. Ancak bilişsel devrimin geldiği şu noktada evrendeki yerimizi anlayan insan sayısı git gide artmaktadır.
Bir hiç olduğumuzu tamamen benimsedikten sonraki yaşam amacı neye dönüşür?
Öncelikle insan sosyal bir varlık olarak evrimleşmiştir. İçgüdülerimize engel olamayız. Başarılı olma, aşık olma, iyi bir seçme güdüsü, cinsellik, iyi yemek yeme isteği, iyi evde barınma isteği, rakiplerimizin önüne geçme isteği vs bize milyonlarca yıldan gelen karmaşık genlerin beyine kodlanmasından kaynaklıdır. Aslında bu temel içgüdülerin bir çoğu hayvan akrabalarımızda mevcuttur. Bu içgüdüleri istesek de red edemeyiz. Evrende bir hiç olduğumuzu kabullensek ve ölüm sonrası bizim için yaşam olmadığını bilsek de hayatımız boyunca bu içgüdüler peşimizi bırakmayacak.
Peki ölüp gideceğine emin olan bir insanın yaşam amacımız nedir?
Büyük resmi gerçekten kanıksadıktan sonra yaşam amacımız şu şekilde gelişir,
Dini veya kültürel, ideolojik hayali ritüellerle bağını kesmek. Şehitlik, milliyetçilik gibi hayali kavramlardan arınmak. Bu işleri ilkel insanlara ihale etmek ve mümkün olduğunda barışçıl bir şekilde kimseye bulaşmamaya çalışarak hayatını idame ettirmek.
Günlük hırsları, günlük stresleri minimize etmeye çalışma.
Yeme içme, cinsellik, barınma gibi ihtiyaçların karşılanmasına yetecek kadar uğraşmak.
Bol bol araştırarak, okuyarak, izleyerek daha fazla bilgiye erişmeye çalışmak.
Medeniyetimizin gelişmesi için kendi uzmanlık alanında üretmek. (biz bulamadık ama bizden sonraki nesiller evrenin sırlarını biraz olsun çözsün diye mesleğin ne olursa olsun onu geliştirmeye çalışmak)
Özetlersek, ölümden sonra her bir nöronumuz evrenin farklı köşelerine dağılacak ve artık benliğimiz sonlanmış olacak. Bunun bilincine varan kişiler olabildiğince soyut ve hayali kavramlardan kendini sıyırıp dünyaya geldiği kısa süre içerisinde barışçıl ve stressiz yöntemlerle iyi ve üretken vakit geçirmeye çalışmalıdır.
Ateist, hiç bir dine inanmayan ve bilinen anlamdaki tanrı kavramına inanmayan kişidir. Evren kendi kendine oldu diye kesin bir iddiası yoktur ancak şuna emindir, 'insanoğlunu muhatap alan bir tanrı kesinlikle yoktur'. Dünyada milyarlarca yıldır olan biten ne varsa dış bir müdahale olmaksızın gelişmektedir. İnsanoğlunun homo sapiens adını aldığı gün yani akıllı insanlara evrileli 150 bin yıl öncedir. Homo sapiens ırkı kendi kendini yok etse bile evrenin umurunda olmayacak, dünya ve evren milyarlarca yıldır olduğu gibi normal seyrinde devam edecektir.
Burada fiziğin ve evrenin sırlarını biraz daha anlayabilmemizin en büyük yolu ölümsüzlüğü bulmaktır. Eğer o sırada kendi kendimizi yok etmezsek kansere çare, ardından hücre yenileme derken ölümsüzlüğü bulmamız yakındır ancak maalesef ki biz o çağa yetişemedik. Yani yapacak bir şeyimiz yok. Bu yazıyı okuyan herkes ölüp gidecek ve her bir atomu sonsuz ve umursamaz evrende dağılacak.. ki zaten hesaplanabilir 2 trilyon galaksi olan bir evrende minnacık Samanyolu galaksisinin içerisindeki en küçük güneş sistemi olan güneşe bağlı küçük bir gezegende yaşayan ilkel bir medeniyetiz. Komple dünyayı patlatsak bile, hatta komple Samanyolu galaksisini havaya uçuracak bir formül bulsak bile evrenin ilgisini çekmeyeceğiz.
Bu noktada insanın ölüp gideceği ve kimsenin umurunda olmayacağını kabullenme eşiği çok zordur. Bu nedenle ilk homo sapiens ile beraber hayali kültürler oluşmuştur. Sırasıyla ruh kavramı, daha sonra din kavramları hayali olarak uydurulmuş sonra töreler,kültürler,ideojiler gibi hayali kavramlarla sürekli ilkel ve önemsiz bir ırk olduğumuz red edilmeye çalışılmıştır. Ancak bilişsel devrimin geldiği şu noktada evrendeki yerimizi anlayan insan sayısı git gide artmaktadır.
Bir hiç olduğumuzu tamamen benimsedikten sonraki yaşam amacı neye dönüşür?
Öncelikle insan sosyal bir varlık olarak evrimleşmiştir. İçgüdülerimize engel olamayız. Başarılı olma, aşık olma, iyi bir seçme güdüsü, cinsellik, iyi yemek yeme isteği, iyi evde barınma isteği, rakiplerimizin önüne geçme isteği vs bize milyonlarca yıldan gelen karmaşık genlerin beyine kodlanmasından kaynaklıdır. Aslında bu temel içgüdülerin bir çoğu hayvan akrabalarımızda mevcuttur. Bu içgüdüleri istesek de red edemeyiz. Evrende bir hiç olduğumuzu kabullensek ve ölüm sonrası bizim için yaşam olmadığını bilsek de hayatımız boyunca bu içgüdüler peşimizi bırakmayacak.
Peki ölüp gideceğine emin olan bir insanın yaşam amacımız nedir?
Büyük resmi gerçekten kanıksadıktan sonra yaşam amacımız şu şekilde gelişir,
Dini veya kültürel, ideolojik hayali ritüellerle bağını kesmek. Şehitlik, milliyetçilik gibi hayali kavramlardan arınmak. Bu işleri ilkel insanlara ihale etmek ve mümkün olduğunda barışçıl bir şekilde kimseye bulaşmamaya çalışarak hayatını idame ettirmek.
Günlük hırsları, günlük stresleri minimize etmeye çalışma.
Yeme içme, cinsellik, barınma gibi ihtiyaçların karşılanmasına yetecek kadar uğraşmak.
Bol bol araştırarak, okuyarak, izleyerek daha fazla bilgiye erişmeye çalışmak.
Medeniyetimizin gelişmesi için kendi uzmanlık alanında üretmek. (biz bulamadık ama bizden sonraki nesiller evrenin sırlarını biraz olsun çözsün diye mesleğin ne olursa olsun onu geliştirmeye çalışmak)
Özetlersek, ölümden sonra her bir nöronumuz evrenin farklı köşelerine dağılacak ve artık benliğimiz sonlanmış olacak. Bunun bilincine varan kişiler olabildiğince soyut ve hayali kavramlardan kendini sıyırıp dünyaya geldiği kısa süre içerisinde barışçıl ve stressiz yöntemlerle iyi ve üretken vakit geçirmeye çalışmalıdır.
dünyadaki çıkan savaşlardan yarısından fazlasının birincil nedenidir. büyükelçi bir ülkenin namus gibi koruması gereken emanetidir. bunu koruyamıyorsan , (hele ki o ülkenin akp destekçisi polisi tarafından öldürülüyorsa) o ülkenin sana savaş ilan etme hakkı vardır. aslına bakarsak bu olaydan sonra rusya'nın bizi dümdüz etme hakkı vardır.
son 15 yıldır başımıza gelen her şeyin sebebi. atatürk bu İslam hastalığını görüp din ile devlet işlerini birbirinden ayırmış, yobazları elinden geldiğinde yok etmeye çalışmıştı ama bu kan emiciler son 15 yıldır saklandıkları deliklerden çoğalarak çıktı ve gerek ülkemize gerek dünyamıza hastalıklı düşüncelerini yaymaya devam ediyor.
muhtemelen islam, ileri dönem tarih sayfalarında 2000 yıl süren hastalıklı bir felsefi düşünce olarak yerini alacaktır. tabi o zamana kadar dünyayı yok etmezlerse
muhtemelen islam, ileri dönem tarih sayfalarında 2000 yıl süren hastalıklı bir felsefi düşünce olarak yerini alacaktır. tabi o zamana kadar dünyayı yok etmezlerse
askerin ve polisin din adına insanları öldürdüğü ülke. 1500'lü yılların İngiltere'si değil, 2016'nın Türkiye'si
emniyette bunun gibi on binlerce ümmetçi polis olduğunu düşünüyorum. hiç bir sınava tabi tutulmadan sadece akp'li ve müslüman olması polis olması için yeterli olan yeni nesil akp polisine bir örnek. facebook'ta bunun gibi çok polis profiliyle karşılaşıyorum. arapça hadis, ayet paylaşmaktan facebook duvarı yem yeşil olmuş şeriatçı polisler..
ağır bir şeyler yazmıştım da sonra sildim. başıma bir şey gelmesin diye..
milli devlet yerine ümmeti yücelten devlet zihniyetinin sonucu.. bir ümmetçi polisin büyükelçi öldürebildiği bir ülke. 90 yıl öncesine geri döndük
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?