confessions

firambogaz

- Yazar -

  1. toplam entry 10312
  2. takipçi 2
  3. puan 177219

bir bir biri birilerine

firambogaz
osman yağmurdereli’nin seslendirdiği bir şarki...

ellerim ellerinden ne umdum ne buldum
sıcaklığın yaksın beni yaksın beni
budur umudum budur umudum budur umudum
bir bir biri birilerine bakar bakar bakar dururum
ince giymiş giymiş üstüne
gül gül o gülleri savurur

gözlerim gözlerinden ne umdum ne buldum
bakışların alsın beni alsın beni alsın beni
budur umudum budur umudum budur umudum
bir bir biri birilerine bakar bakar bakar dururum
ince giymiş giymiş üstüne
gül gül o gülleri savurur

söylerim diyar diyar
ne umdum ne buldum
arz ederim sarsın beni
budur umudum budur umudum budur umudum

söz müzik: türkay altay

affet arkadaş

firambogaz
emel müftüoğlu’nun faka bastin albümünden bir şarki...

her telden bir ses çıkınca
hevesi var ama nefesi yok gibi
uçurumlar tersten bakınca
çıkışı var ama inişi yok gibi
elleri okşar aklım kalınca
seveni var ama soranı yok gibi
onu benden eller alınca
gidişi var ama dönüşü yok gibi

hayretler içinde kaldım onun da haberi yok
gerçeklerden usandım inan ki zor geliyor
hayretler içinde kaldım onun da haberi yok
gerçeklerden usandım çok

affet arkadaş
hasbel kader bu aşk
her geçen gün biraz daha zor gibi
sen git biraz dolaş

söz müzik: mustafa sandal

yerin dolmuyor

firambogaz
emel müftüoğlu’nun faka bastin albümünden bir şarki...

sor kime istersen git sor
bana senden daha zor mu zor
dön yeter artik geri dön
gözüm senden baskasini görmüyor ...

inanki bize ayrilik hic yakismiyor
senin ben de benim sen de yerin dolmuyor
zaman durdu vakit sanki gecmek bilmiyor

yerin dolmuyor ah sensiz olmuyor
bu hayat inan sensiz cekilmiyor
yerin dolmuyor ah sensiz olmuyor
bu hasret bitmek tükenmek bilmiyor

söz müzik: şehrazat

gösterdi

firambogaz
emel müftüoğlu’nun faka bastin albümünden bir şarki...

tenha bir yer bulunca
yanasirdi yanima o
sen ne güzel seysin derdi baktikca

bir an yalniz kalinca
hemen beni öperdi o
aman tamam sonra derdi kacinca

cok farklisin sen derdi
titrerdim o dokununca
ucardim ben bulutlarda

gösterdi ah gösterdi
en sonunda gösterdi
bana gercek yüzünü

halimi anlamadi
nasil sevdiyse beni
dudagim ucukladi

sonunda bir gün degisti sözü
askimiza doyunca o
bu is burda biter dedi kolayca

birdenbire cekip de gitti
her seyimi alinca o
biktim artik yeter dedi sorunca

söz: aşkin tuna
müzik: aykut gürel

kal benimle

firambogaz
emel müftüoğlu’nun faka bastin albümünden bir şarkidir...

bir yelkene koy beni
al götür uzaklara
kaçıyorum bu dünyadan
nedenini hiç sorma

dalgalar bizim olsun
güneş batsın yunuslarla
denizler bütünleşsin
bizim olsun bu dünya

seninle buluşuruz engin denizlerde
denizler susuverir derin derin derin
seninle konuşuruz engin denizleri
denizler anlatır seni

kal benimle ufuklarıma çağır ateşleri
rüzgar eserse paylaşırız
kal benimle sonuna kadar yaşa bu düşleri
düşler biterse yaratırız

söz müzik: harun kolçak

korkuyorum

firambogaz
emel müftüoğlu’nun eski bir şarkisi...

güneş bir başka doguyor neden bugünlerde
geceler bir başka alevleniyor bu şehirde
aşık mı oluyorum yeniden savunmasız korkuyorum
ah bu başıma gelen nedir bilmiyorum ama cok korkuyorum
kurtar beni tanrım içim yanıyor ona tutuluyorum
kurtar beni bilirsin aşık olmak istemiyorum
yağmurlar yağıyor çöllenmiş yüreğime
bir de kavak yelleri esiyor yalnız gönlümde
korkuyorum cocuklar gibi savunmasız amman korkuyorum
ah bu başıma gelen nedir bilmiyorum ama cok korkuyorum
kurtar beni tanrım içim yanıyor ona tutuluyorum
kurtar beni bilirsin aşık olmaktan korkuyorum.

söz müzik: harun kolçak

ahdım olsun

firambogaz
ebru gündeş’in de yorumladığı bir sezen aksu şarkısı...


geçti yıllar ah geç aydım
anladım ki boşa gün saydım
bakakaldım giden güne
ben hep düne ait kaldım

çocukluğum kavruk
gençliğim savruk
yetişkinliğimden hiç hayır yok (2x)

hayat, kadere inat
seni sil baştan yaşayacağım

hayat, kadere inat
seni sil baştan yaşayacağım
ahdım olsun

esip geçtim, yağıp geçtim
kaçırdım tez zamanları
pişmanlıklar, düşmanlıklar
bitmez dilimin amanları

çocukluğum kavruk
gençliğim savruk
yetişkinliğimden hiç hayır yok (2x)

hayat, kadere inat
seni sil baştan yaşayacağım

hayat, kadere inat
seni sil baştan yaşayacağım
ahdım olsun

kapalıyiz

firambogaz
sezen aksu’nun kardelen albümünde yer alan bir şarkı...

hani allah biliyor
ha çizdim ha çizicem
eninde sonunda kafayı
huniyi başıma geçirip
çıkıcam ortaya deliyim diycem
kurtarıcam paçayı
denen o ki kız gelerekten dünyaya
başından yemişim zokayı sıkıysa baş kaldır
gösterirler abanın altından sopayı
oooooooooo
aldatılmış acılar içindeyim
ama dişi kuşum ben bunu da anlıycam
hadi diyorum bozmayalım kurulu düzeni
ama çat diye çatlıycam
ne yapsın adam takdir tabiattan
çok farklıymış seks aşktan
yani çektiğimle kalıcam
üstüne bi de kuru kuru
nasihat alıcam
oooooooooo
perişanım paramparçayım
özgüvenim yerle yeksan
artık beğenmiyorum
kendimi kendi gözümde
değerim noksan
neler yapmak geçiyor
aklımdan neler utanmasam
şeytan diyor ağzının ortasına
şak şak iki tane çaksam
oooooooooo
ben taklidini istemem
aşkın duydun mu be hey şaşkın
doldum doldum da taştım
kapalıyız evde yokuz
oooooooooo
şablon şablon klişe klişe
uyduruk uyduruk diklenmeler
baş kaldırıyor görünüp
sürüye yandan eklenmeler
ya asap bozucu beylik laflar
ya da laftan ibaret haklar
acı patlıcanı aşk paklar
son nefesime kadar deniycem

söz müzik sezen aksu

lal

firambogaz
lal hayaller

üzgünüm gidenler için / üzgünüm bitenler için / sadece çok üzgünüm / dargın değilim.
fahir’in müziği, sezen aksu’nun sözleri ve sertab’ın sesi...
"muhteşem üçlü"nün bu olağanüstü bestesi yeni gençlere ne söylüyor bilmem ama, "demirkırat"ı izleyenler bu bestenin gerçek söz yazarının adnan menderes olduğunu biliyorlar.
tarih 17 eylül 1961’dir. günlerden pazar. devrik başvekil sehpaya çıkar, dünyaya son bir kez bakar ve şunları söyler:
"hiç muğber (küskün) değilim.
hiçbir iğbirar (dargınlık) duymuyorum."
menderes, idam sehpasındaki son sözlerinin 33 sene sonra, bu topraklarda son dönemde yetişmiş en iyi söz yazarının dizeleriyle bir pop bestesi olup, dillerde gezeceğini hayal edebilir miydi acaba?
deniz, idama giderken ardından rodrigo çalınmasını istiyordu. 20 yıl sonra o’nun yaşlarında bir usta besteci o’na rodrigo tadında bir veda müziği yazdı. şimdi o şarkı "bir bulut olup yağıyor, damla damla dökülüyor toprağa..."
deniz’lerin, adnan’ların şarkıları aynı kasette yok satıyor. 29 ekim’de taksim’de hep bir ağızdan söyleniyor. sezen’in dediği gibi "kanayan yaralar" sarılıyor çalınan şarkılarda... zaman, ihanetleri yıkıyor. darağaçlarından güfteler sızıyor tarihe...

* * *

dahası gelecek...
eminim...
bir gün ülkemin liselerinde demokrasi dersleri okutulacak.
tarih, türklerin kocaman kırmızı oklarla orta asya’ya gelişleriyle başlayıp, cumhuriyet’in ilanıyla bitmeyecek.
"evet, biz de hatalar yaptık" diyecek tarih, "yenilgilerimiz de oldu, zaferlerimiz kadar..."
güvenecek kendine, sevdirecek kendini...
ülkemin liselerinde demokrasinin doğuşu anlatılacak, imparatorluğun çöküşünün ardısıra...
gencecik lise öğrencileri, fatin rüştü zorlu’yu, osman bölükbaşı’nı, mehmet ali aybar’ı, fethi okyar’ı, zekeriya sertel’i de tanıyacaklar, yavuz sultan selim ve deli ibrahim kadar...
ara rejimlerde hapis yatmış aydınların çocukları verecek dersleri... eski ihtilalciler derse gelip, günah çıkaracaklar. sansürlenmiş dergiler yardımcı kaynak olarak okutulacak. yassıada’ya, imralı’ya, ziverbey köşkü’ne okul gezileri düzenlenecek ibret olsun diye... kayseri cezaevi, odtü yurtları müze olacak.
belgeseller gösterilecek sınıflarda... çocuklar, kitaptaki isimlerin canlanıp, ekrana gelişine şaşacaklar... yaşananlara inanamayacak, bazen tarihlerinden utanacaklar.
sonra, dersin sonlarına doğru sorular başlayacak:
"- peki neden siviller, bir askeri darbe için kulis yapmışlar?"
"- peki neden demirel, menderes’lerin idamına karşı çıkarken deniz’lerinkine ’evet’ demiş?"
"- neden inönü deniz’leri kurtarmaya çalışırken, aydemir’i astırmış?"
"- peki neden askerler, seçmenin iradesine saygı göstermemişler de çareyi müdahalede aramışlar?"
demokrasi hocaları, bu soruları sabırla ve bıyık altından küçük gülümsemelerle yanıtlayacaklar. "zinde güçler"i,
"iyi saatte olsunlar"ı, "ahval ve şerait"i anlatacaklar.
sonra sınav dönemlerinde tuzak sorular gelecek:
soru: "yelkenci diye kime denir?"
yanıt: "rüzgar nereden eserse oraya dönenlere."
ya da demokrasi senaryoları yazdırılacak:
"sizce demirel 11 mart günü, muhtıracı generalleri emekliye sevketse türk tarihi nasıl gelişirdi?"
veya, "tip’liler meclis’ten kovulup, muhalefet sokağa dökülmeseydi, türk solunda parlamenter gelenek yerleşebilir miydi?"
liseliler, doğru yanıtı bulmak için "demokrasi araştırmaları enstitüleri"nin kapılarını aşındıracaklar. arşivler, bir askeri darbede yakılmamış olacak.
kütüphaneye girip, üzerinde "bir zamanlar bunlar yasak yayındı" yazan raflara uzanıp, araştırmalar yapacaklar. duvarlarda düşünce savaşında ölen aydınların resimleri olacak...
teneffüslerde "lal" çalacak onların anısına...
işte o zaman tarihi seveceğiz... tarih, bizim tarihimiz olacak o zaman...
tarihten ders almayı, o zaman öğreneceğiz.

can dündar
117 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol