göksel yanlarin bir şiiri...
nisanın yağdığı bir gündü
insanların ağladığı,
yağmurların gökkuşaksız kaldığı bir gündü
hayatın rengini yitirişi.
tozpembe değildi artık hiçbir şey,
ilk ekranlar gibi siyah ve beyazdı
gördüğün,
duyduğun ve tutamadığın her şey
gözlerinin görüp de saramadığın yar gibi
siyah beyaz olmuştu hayat dediğin.
nisanın yağdığı bir gündü
insanların ağladığı.
yağmurların
gökkuşaksız kaldığı bir gündü
sevdaların en uzak kentlere olan sürgünü
ve gönüllerin ayrılık yolundaki çaresiz üzüntüsü
nisanın yağdığı bir gündü.
(bkz: gökkuşaği)
göksel yanların bir şiiri...
sende gerçekten pay ile
yalan oldun güldeste.
gözlerim boş bakıyor yokluğuna
ve silmek gerekiyor,
silmek gerekiyor arada sırada.
gözlerime dokunur
senden üç beş hatıra,
yokluğun kalmış burada
almamışsın güldeste…
yaprak dökmüş agaçlar,
güllere kiragi düşmüş
sokaklar bomboş,
halimi bir soran olmuyor güldeste…
nede renkli cümleler kurardın tatlı dilinle,
gözlerime ne güzel bakardın çekindiğinde,
yanakların allanırdı
kulaklarına iltifat değdiğinde…
senin varlığın güzeldi
güzel idi güldeste…
sende gerçekten pay ile
yalan oldun güldeste.
gözlerim boş bakıyor yokluğuna
ve silmek gerekiyor,
silmek gerekiyor arada sırada.
gözlerime dokunur
senden üç beş hatıra,
yokluğun kalmış burada
almamışsın güldeste…
yaprak dökmüş agaçlar,
güllere kiragi düşmüş
sokaklar bomboş,
halimi bir soran olmuyor güldeste…
nede renkli cümleler kurardın tatlı dilinle,
gözlerime ne güzel bakardın çekindiğinde,
yanakların allanırdı
kulaklarına iltifat değdiğinde…
senin varlığın güzeldi
güzel idi güldeste…
(bkz: güldeste)
(bkz: tozlu kafes)
1981 ankara doğumlu olan şair 1993 yılında başladı şiir çalışmalarına yıl 2001 i gösterdiğinde ise radyo programına başlayarak süregelmiş yolculuğuna şiir severleride ortak etti ve canlı yayınlarında aynanın görünen yüzünden öte görünmeyen yanlarıyla ele aldı hayatı ve aşkı. programları süresince sesiyle ve şiirleriyle taht kurdu şiir severlerin kalbinde ve "duyguların tercümanı"olarak anıldı dinleyicisinin sözünde ve yıl 2005 i gösterirken şimdide dinleyicilerinden istek alan şiirlerini mavi düşler serisinin ilk kitabı olarak "göksel yanlar şiirleri" başlığıyla yurt genelinde sevenlerine sundu.
kaynak:http://www.eflatunyarim.com/
kaynak:http://www.eflatunyarim.com/
göksel yanların bir şiiri...
merhaba vefasizim
göçmen kuslarin dünyasindan
hos geldin tozlu kafesime.
gelecegini bilseydim
etrafa saçilmis düs kiriklarimi toplardim
kusura bakma
daginik tümcelerle karsiladim seni.
dikkat et!
düs kiriklarim ayagina batmasin
terliklerimi sana vereyim
ben alistim bu acilara
sen dayanamazsin.
mâzur gör kekeleyen sözlerimi
dedim ya,
tümcelerim düs kiriklarim,
ortalik darmadaginik…
neden geldigini bilmiyorum
ama gözlerin yetiyor anlamaya
ve anladigim kadariyla
biraktigin beni istiyorsun.
keske bulabilseydin
keske kalabilseydim öylece.
simdi söyleyecek söz bulamiyorum
nerden baslasam bilmiyorum
oysa bildigini saniyordum…
haberin yok mu?
yoklugunla evlendim!..
merhaba vefasizim
göçmen kuslarin dünyasindan
hos geldin tozlu kafesime.
gelecegini bilseydim
etrafa saçilmis düs kiriklarimi toplardim
kusura bakma
daginik tümcelerle karsiladim seni.
dikkat et!
düs kiriklarim ayagina batmasin
terliklerimi sana vereyim
ben alistim bu acilara
sen dayanamazsin.
mâzur gör kekeleyen sözlerimi
dedim ya,
tümcelerim düs kiriklarim,
ortalik darmadaginik…
neden geldigini bilmiyorum
ama gözlerin yetiyor anlamaya
ve anladigim kadariyla
biraktigin beni istiyorsun.
keske bulabilseydin
keske kalabilseydim öylece.
simdi söyleyecek söz bulamiyorum
nerden baslasam bilmiyorum
oysa bildigini saniyordum…
haberin yok mu?
yoklugunla evlendim!..
atilla ilhanın aynı zamanda şiir kitabının adıdır.
"kitap attila ilhanın "inadına" yazdığı şiirleri kapsıyor. aşk şiirleri yazdığı için eleştirildiğinden inadına aşkı, yolculuk şiirleri sanatçının toplumsal uğraştan kaçması olarak yorumlandığından inadına uzun yolculukları, limanları, farklı kentleri, kent insanlarını, fahişeleri, bıçkın denizcileri yazmış şair. onun yarattığı engin imge okyanusunun çalkantılı sularında yelken açacak; her mısrada duygularınıza, düşüncelerinize, heyecanlarınıza, umutlarınıza eşsiz karşılıklar bulacaksınız..."
"kitap attila ilhanın "inadına" yazdığı şiirleri kapsıyor. aşk şiirleri yazdığı için eleştirildiğinden inadına aşkı, yolculuk şiirleri sanatçının toplumsal uğraştan kaçması olarak yorumlandığından inadına uzun yolculukları, limanları, farklı kentleri, kent insanlarını, fahişeleri, bıçkın denizcileri yazmış şair. onun yarattığı engin imge okyanusunun çalkantılı sularında yelken açacak; her mısrada duygularınıza, düşüncelerinize, heyecanlarınıza, umutlarınıza eşsiz karşılıklar bulacaksınız..."
bir atilla ilhan şiiri...
(bkz: yağmur kaçağı)
dün akşam bütün yüzünle bana doğru egilmiştin
gözlerin hüzünle doluydu güya beraberdik
öptüm ki sen değilmişsin büyük yalnızlığımmış
yalnızlığımı emziren korkunç karanlığımmış
dün akşam yeniden ıhlamurlar boyunca gittim
yine yoldan çingeneler geçiyorlardı
öksüz bir cıgara gibi iki nefeste bitirdik
sonuna geldik birlikte başladığımızın
üfledik birer birer ışıklarını söndürdük
haziran gecesi içindeki aşkımızın
karanlıkta kaldık yalnızlıkta kaldık
istanbul çığlık çığlık ter döküyordu
gökyüzü en karanlıktı sonra gözlerin
fabrika durağındaki bayram yerinde
lâcivert saçlı kürtlerin sonra devrilmişliği
yumruk kadar yürekleriyle sonra çocuklar
sonra niyet çeken askerler karanlıktı
sonra sessiz sedasız sevişen ıhlamurlar
o akşamın eteklerinde iki mahzun çocuktuk
izinli jandarmalar nişan atıyorlardı
atlıkarıncalar gıcır gıcır gülüyorlardı
yorgunluğumuza ragmen adeta mesuttuk
canavar yoksulluğumuzu sanki unutmuştuk
başımızı sokacak evimizin olmadığını
iki yakamızın uç uca gelmediğini
halimizi soran olmadığını sanki unutmuştuk
içimizden ebabil kuşları geçiyorlardı
o akşam fabrika durağındaki bayram yerinde
elbirliğiyle bir donanma yaşadık
ıslıklı denizlerin ihtirasını yaşadık
gözbebegimizdeki kan siyaha dönmüştü
bayramın sonu gelmişti oysa ışıklar sönmüştü
ben yıkılıp gitmiştim erken kalkacaktım
sen bir rüzgâra girmiştin erken kalkacaktın
ikimiz ekmeğimizin peşine düşmüştük
öyle uzun sevişmeye vaktimiz yoktu
(bkz: yağmur kaçağı)
dün akşam bütün yüzünle bana doğru egilmiştin
gözlerin hüzünle doluydu güya beraberdik
öptüm ki sen değilmişsin büyük yalnızlığımmış
yalnızlığımı emziren korkunç karanlığımmış
dün akşam yeniden ıhlamurlar boyunca gittim
yine yoldan çingeneler geçiyorlardı
öksüz bir cıgara gibi iki nefeste bitirdik
sonuna geldik birlikte başladığımızın
üfledik birer birer ışıklarını söndürdük
haziran gecesi içindeki aşkımızın
karanlıkta kaldık yalnızlıkta kaldık
istanbul çığlık çığlık ter döküyordu
gökyüzü en karanlıktı sonra gözlerin
fabrika durağındaki bayram yerinde
lâcivert saçlı kürtlerin sonra devrilmişliği
yumruk kadar yürekleriyle sonra çocuklar
sonra niyet çeken askerler karanlıktı
sonra sessiz sedasız sevişen ıhlamurlar
o akşamın eteklerinde iki mahzun çocuktuk
izinli jandarmalar nişan atıyorlardı
atlıkarıncalar gıcır gıcır gülüyorlardı
yorgunluğumuza ragmen adeta mesuttuk
canavar yoksulluğumuzu sanki unutmuştuk
başımızı sokacak evimizin olmadığını
iki yakamızın uç uca gelmediğini
halimizi soran olmadığını sanki unutmuştuk
içimizden ebabil kuşları geçiyorlardı
o akşam fabrika durağındaki bayram yerinde
elbirliğiyle bir donanma yaşadık
ıslıklı denizlerin ihtirasını yaşadık
gözbebegimizdeki kan siyaha dönmüştü
bayramın sonu gelmişti oysa ışıklar sönmüştü
ben yıkılıp gitmiştim erken kalkacaktım
sen bir rüzgâra girmiştin erken kalkacaktın
ikimiz ekmeğimizin peşine düşmüştük
öyle uzun sevişmeye vaktimiz yoktu
aziz fuat günerin bir şarkisi...
dönerim gecenin yarısında
yokluğunda yapayalnız kalmaya
uykular benim değil sanki
rüyalarım affetmez ki beni
sevgiyi aramaktan, yoruldum beklemekten
yağmur ol da gel
daha tam ıslanmadım
sel olup da gel
tüm istediğim senle yıllanmak
senle gençleşmek, senle alışmak
senle titremek, senle sevişmek,
senle gülmek, senle ağlamak
korkarım zaman kısa, bu gidiş çok hızlı
yol olup da gel
daha tam uyanmadım sabah ol da gel
güneşle gel
sevgiyi aramaktan, yoruldum beklemekten
yağmur ol da gel
daha tam ıslanmadım
sel olup da gel, güneşle gel
yeter ki gel..
dönerim gecenin yarısında
yokluğunda yapayalnız kalmaya
uykular benim değil sanki
rüyalarım affetmez ki beni
sevgiyi aramaktan, yoruldum beklemekten
yağmur ol da gel
daha tam ıslanmadım
sel olup da gel
tüm istediğim senle yıllanmak
senle gençleşmek, senle alışmak
senle titremek, senle sevişmek,
senle gülmek, senle ağlamak
korkarım zaman kısa, bu gidiş çok hızlı
yol olup da gel
daha tam uyanmadım sabah ol da gel
güneşle gel
sevgiyi aramaktan, yoruldum beklemekten
yağmur ol da gel
daha tam ıslanmadım
sel olup da gel, güneşle gel
yeter ki gel..
bir murathan mungan şiiri.
yağmur herkese yağar
güneş ısıtır herkesi
mevsimler herkes içindir
yalnız çığ altında kalan
sele kapılan her zaman birkaç kişi
herkes içindir aşk da, ayrılık da
yalnızca birkaç kişi ölür acıdan
eskiden ölümle tartılırdı ayrılık
kiminin hayatı yalnızca unutkanlıktan
her şey, herkes için değildir oysa
kimi hiçbir şey öğrenemez karanlıktan
yalnızlığı kullanmayı bilmez kimi
kimi ayrılamaz yalnızlıktan
yağmur herkese yağar
ama çok az insan tutar yağmurun ellerini
onca şarkı, onca film, onca roman
ama sevmeye yetmez herkesin kalbi
çığ altında kalan sele kapılan
aşktan ve acıdan ölen
birkaç kişi dünyayı başka bir yer yapmaya yeter
aslında onların hikayesidir anlatılan
diğerleri dinler, seyreder, geçer gider
geçer gider herkes
hikayedir geriye kalan.
yağmur herkese yağar
güneş ısıtır herkesi
mevsimler herkes içindir
yalnız çığ altında kalan
sele kapılan her zaman birkaç kişi
herkes içindir aşk da, ayrılık da
yalnızca birkaç kişi ölür acıdan
eskiden ölümle tartılırdı ayrılık
kiminin hayatı yalnızca unutkanlıktan
her şey, herkes için değildir oysa
kimi hiçbir şey öğrenemez karanlıktan
yalnızlığı kullanmayı bilmez kimi
kimi ayrılamaz yalnızlıktan
yağmur herkese yağar
ama çok az insan tutar yağmurun ellerini
onca şarkı, onca film, onca roman
ama sevmeye yetmez herkesin kalbi
çığ altında kalan sele kapılan
aşktan ve acıdan ölen
birkaç kişi dünyayı başka bir yer yapmaya yeter
aslında onların hikayesidir anlatılan
diğerleri dinler, seyreder, geçer gider
geçer gider herkes
hikayedir geriye kalan.
bir atilla ilhan şiiri...
o gemiler ki yagmur taşir
gece sabaha karşi birden
korkularimiza bulaşir
gok gurultusuyle derinden
o gemiler ki yagmur taşir
gozumuz kamaşir şimşeginden
o gemiler ki başkalaşir
celi$kinin diyalektiginden
gucu cok sonra anlaşilir
insana eklediginden
o gemiler ki başkalaşir
gelişir degiştirdiginden
o gemiler ki şafaga ulaşir
umitlerimizin ateşinden
devrimden devrime yanaşir
nasil da buyur kendiliginden
o gemiler ki şafaga ulaşir
bir ciglik gibi bedreddinden
o gemiler ki yagmur taşir
gece sabaha karşi birden
korkularimiza bulaşir
gok gurultusuyle derinden
o gemiler ki yagmur taşir
gozumuz kamaşir şimşeginden
o gemiler ki başkalaşir
celi$kinin diyalektiginden
gucu cok sonra anlaşilir
insana eklediginden
o gemiler ki başkalaşir
gelişir degiştirdiginden
o gemiler ki şafaga ulaşir
umitlerimizin ateşinden
devrimden devrime yanaşir
nasil da buyur kendiliginden
o gemiler ki şafaga ulaşir
bir ciglik gibi bedreddinden
(bkz: isteyenin bir yüzü)
nescafe üçü birarada reklam denemesi:
http://www.youtube.com/watch?v=m-xidz5qn9u
not:=ten sonraki m, d, z, u harfleri büyük yazilmalidir.
http://www.youtube.com/watch?v=m-xidz5qn9u
not:=ten sonraki m, d, z, u harfleri büyük yazilmalidir.
(bkz: bir vurgun bu sevda)
akabinde (bkz: en son kaça olur)
(bkz: aglatan sarkilar)
"aşk meşru bir şey olamaz. o da şiir gibi, meşrulaşınca ölür. aşk da, şiir de uzlaşıcı olunca ölür. genel olarak sanat böyledir..."tespitiyle aşkın demokles kılıcını tam beynimin ortasına indirmiş şairdir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?