> bir bacagi tahta olan ve kafasi kel olan bir adam maskeli bir baloya
> gitmek ister ve bir organizasyon sirketine telefon eder.
> --bana ozurlerimi kapatacak bir kostum yollayin der..
> ertesi gun gelen kutunun icinde bir adet korsan elbisesi sapkasi ve
goz
> kapatma bandi vardir.ilisikte bir de not vardir.
> bu elbise ile korsan olursunuz, sapka ile keliniz
gozukmez,korsanlarda
> tahta bacak olur zaten kimse ozurlu oldugunuzu anlamaz.) adam telefon
acar
> sirkete...
> --ben le dalga mi geciyorsunuz baska elbise gonderin...
> gelen ikinci kutuda bir adet rahip elbisesi ve sapkasi
vardir.iliskteki
> notta; (bu uzun rahip elbisesi tahta bacaginizi kapatir, sapkasi da
> kelinizi) der.
> adam telefona sarilir..
> --siz benimle dalga mi geciyorsunuz manyakmisiniz der baska bir sey
> gonderin..
> ve bir kutu daha gelir ertesi gun...
> adam kutuyu acar ve sadece bir kavanoz elma receli gorur.
> ilisikteki notu okur...
> bu elma recelini kel kafaniza surun, tahta bacaginizi gt.unuze
> sokun.boylece maskeli baloya elma şekeri olarak gidersiniz...
murathan munganın terkeden şiirinde geçen bir söz...
(bkz: kalan yalniz kalirsa giden insafsiz demektir)
(bkz: kalan yalniz kalirsa giden insafsiz demektir)
ilginç bir türkçe yapay zeka oyunu.aklınızdan bir şey tutuyorsunuz.size sorular soruyor,verdiğiniz cevaba göre tahmin etmeye çalışıyor tuttuğunuz şeyi.çayı bildi,kovayı bilemedi.
üyelik istiyor ama hemen kaydolabiliyorsunuz.
http://www.dingobeta.com/
üyelik istiyor ama hemen kaydolabiliyorsunuz.
http://www.dingobeta.com/
dün hack edilmiş sözlük oluşumu.database deki tüm user bilgileri başka bir sitede yayınlanmış.işin kötü tarafı "bilgileriniz 128bit şifrelenir" diyen 3harf in database inde hiçbir kullanıcının şifresi cryptolanmamış bir haldeymiş ve şu anda tüm bilgi ve şifreler public bir sitede herkese açık halde yayınlanıyormuş.
saglik.gov.tr’ye $1,897,849.00 veren site...
gidişi beni çok çok üzen eski bilgiç...
kastamonunun tosya ilçesine ait,ritmi eğlenceli ama sözleri insanı gülmekten dağıtan türkü ve oyun.
oyun hakkında değişik rivayetler vardır. birisinde bir sohbet esnasında iki aşık asında yarışma seklinde sözler meydana çıkmıştır, ikinci rivayet ise şudur: eskiden tosya halkı ticaret maksadı ile sürekli olarak saz dağını aşarak çankırı tarafında "öteyüz" denilen yöreye giderlermiş. ekonomik ilişkilerinin yanında bu bölge ile sosyal ilişkilerde de gelişme görülür. bu yüzden oyunda karadeniz bölgesinden ziyade iç anadolu bölgesinin etkisi görülür. rivayetimiz şöyle: aşığın biri öteyüze giderken fazlı isminde bir çobanla karşılaşır. çoban orada sığır otlatmaktadır. aşığı elinde saz ile görmüştür. kendisi de yalnızlıktan canı sıkılmıştır. aşığı yanına çağırır, kedisine bir şeyler çalmasını ister. aşık pekala der, fakat aklına çalacak bir şey gelmez. tam o esnada aşık vatandaşın birisinin öküzleri ile beraber çift sürmeye gittiğini görür bundan esinlenerek:
sabahleyin erken cifte giderken,
öküzüm torbadan düşmüş gördün mü?
amanın fazlım.
daha sonra sığırların içerisindeki mandaya gözü takılır.
manda yuva yapmış söğüt dalına,
yavrusunu sinek kapmış gördün mü?
amanın fazlım.
dönüşte bir sohbet esnasında bu durumu dile getirir. halk arasında hikaye şeklinde söylenir. musiki cemiyetinin kurulmasından sonra hakkı berber bu sözleri toplayarak bir araya getirir ismail okur (nayıpoğlu)’da tiridine bandım nakaratını ekleyerek bestesini yapar. mustafa başefe (akçak) ve arkadaşları da bunu oyuna dönüştürerek folklorumuza kazandırırlar. o günden bu güne çalınır, söylenir, oynanır.
sözleri (halk ağzı, bu günkü şekliyle):
of oooof (hey heeey)
sabahleyin erken çifte giderken, amman amman
öküzüm torbadan düşmüş, gördün mü? amanini yandım
amanini amanini amanini yandım
tiridine tiridine, tiridine bandım
bedava mı sandın, para vidim aldım.
of oooof (hey heeey)
manda yuva yapmış söğüt dalına, amman amman
yavrusunu sinek kapmış gördün mü?
amanini yandım.
amanini amanini amanini yandım
tiridine tiridine, tiridine bandım
bedava mı sandın, para vidim aldım.
of oooof (hey heeey)
aşağıda pınar güzellerin yoludur, amman amman
tosya’da kuşağı ince belin gülüdür, amanini yandım.
amanini amanini amanini yandım
tiridine tiridine, tiridine bandım
bedava mı sandın, para vidim aldım
of oooof (hey heeey)
aşağıdan geliyor türkmen koyunu, amman amman
selviye benzettim yarin boyunu amanini yandım
amanini amanini amanini yandım
tiridine tiridine, tiridine bandım
bedava mı sandın, para vidim aldım
of oooof (hey heeey)
aşağıdan geliyor al yeşil bayrak, amman aman
sen kimin yarisin her yanın oynak amman amman
amanini amanini amanini yandım
tiridine tiridine, tiridine bandım
bedava mı sandın, para vidim aldım
of oooof (hey heeey)
sabah erken ezan okurken, amman amman
müezzin minareden uçmuş gördün mü amanini yandım
amanini amanini amanini yandım
tiridine tiridine, tiridine bandım
bedava mı sandın, para vidim aldım
of oooof (hey heeey)
neler geldi neler geçti felekten amman amman
un elerken deve geçti elekten amanini yandım
amanini amanini amanini yandım
tiridine tiridine, tiridine bandım
bedava mı sandın, para vidim aldım
aşağıdaki bölüm düğünlerde nakaratın altına eklenerek söylenir
tiridine tiridine, suyuna da bandım
para vidim aldım, bedava mı sandın
oğlan bizim kız bizim
halt (bok) yeme derviş tekkeyi bekle
yöresi: tosya
güfte: hakkı berber
derleyen: m.sarisözen
tarihi : 22.06.1973
tirit : tosyaya has parçalanmış ekmeklerin üstüne et suyu dökülerek yapılan sulu yemek..
oyun hakkında değişik rivayetler vardır. birisinde bir sohbet esnasında iki aşık asında yarışma seklinde sözler meydana çıkmıştır, ikinci rivayet ise şudur: eskiden tosya halkı ticaret maksadı ile sürekli olarak saz dağını aşarak çankırı tarafında "öteyüz" denilen yöreye giderlermiş. ekonomik ilişkilerinin yanında bu bölge ile sosyal ilişkilerde de gelişme görülür. bu yüzden oyunda karadeniz bölgesinden ziyade iç anadolu bölgesinin etkisi görülür. rivayetimiz şöyle: aşığın biri öteyüze giderken fazlı isminde bir çobanla karşılaşır. çoban orada sığır otlatmaktadır. aşığı elinde saz ile görmüştür. kendisi de yalnızlıktan canı sıkılmıştır. aşığı yanına çağırır, kedisine bir şeyler çalmasını ister. aşık pekala der, fakat aklına çalacak bir şey gelmez. tam o esnada aşık vatandaşın birisinin öküzleri ile beraber çift sürmeye gittiğini görür bundan esinlenerek:
sabahleyin erken cifte giderken,
öküzüm torbadan düşmüş gördün mü?
amanın fazlım.
daha sonra sığırların içerisindeki mandaya gözü takılır.
manda yuva yapmış söğüt dalına,
yavrusunu sinek kapmış gördün mü?
amanın fazlım.
dönüşte bir sohbet esnasında bu durumu dile getirir. halk arasında hikaye şeklinde söylenir. musiki cemiyetinin kurulmasından sonra hakkı berber bu sözleri toplayarak bir araya getirir ismail okur (nayıpoğlu)’da tiridine bandım nakaratını ekleyerek bestesini yapar. mustafa başefe (akçak) ve arkadaşları da bunu oyuna dönüştürerek folklorumuza kazandırırlar. o günden bu güne çalınır, söylenir, oynanır.
sözleri (halk ağzı, bu günkü şekliyle):
of oooof (hey heeey)
sabahleyin erken çifte giderken, amman amman
öküzüm torbadan düşmüş, gördün mü? amanini yandım
amanini amanini amanini yandım
tiridine tiridine, tiridine bandım
bedava mı sandın, para vidim aldım.
of oooof (hey heeey)
manda yuva yapmış söğüt dalına, amman amman
yavrusunu sinek kapmış gördün mü?
amanini yandım.
amanini amanini amanini yandım
tiridine tiridine, tiridine bandım
bedava mı sandın, para vidim aldım.
of oooof (hey heeey)
aşağıda pınar güzellerin yoludur, amman amman
tosya’da kuşağı ince belin gülüdür, amanini yandım.
amanini amanini amanini yandım
tiridine tiridine, tiridine bandım
bedava mı sandın, para vidim aldım
of oooof (hey heeey)
aşağıdan geliyor türkmen koyunu, amman amman
selviye benzettim yarin boyunu amanini yandım
amanini amanini amanini yandım
tiridine tiridine, tiridine bandım
bedava mı sandın, para vidim aldım
of oooof (hey heeey)
aşağıdan geliyor al yeşil bayrak, amman aman
sen kimin yarisin her yanın oynak amman amman
amanini amanini amanini yandım
tiridine tiridine, tiridine bandım
bedava mı sandın, para vidim aldım
of oooof (hey heeey)
sabah erken ezan okurken, amman amman
müezzin minareden uçmuş gördün mü amanini yandım
amanini amanini amanini yandım
tiridine tiridine, tiridine bandım
bedava mı sandın, para vidim aldım
of oooof (hey heeey)
neler geldi neler geçti felekten amman amman
un elerken deve geçti elekten amanini yandım
amanini amanini amanini yandım
tiridine tiridine, tiridine bandım
bedava mı sandın, para vidim aldım
aşağıdaki bölüm düğünlerde nakaratın altına eklenerek söylenir
tiridine tiridine, suyuna da bandım
para vidim aldım, bedava mı sandın
oğlan bizim kız bizim
halt (bok) yeme derviş tekkeyi bekle
yöresi: tosya
güfte: hakkı berber
derleyen: m.sarisözen
tarihi : 22.06.1973
tirit : tosyaya has parçalanmış ekmeklerin üstüne et suyu dökülerek yapılan sulu yemek..
adamin biri bir gün karadeniz bölgesinde gezmeye gider. arabasiyla ilerlerken bakar bir uçurumun kenarinda muhtesem bir manzara ve de bir grup yöreli davul zurna kemençe horon tepiyorlar. çeker arabasini ve baslar seyretmeye,ama o da ne... adamlar bir tur atip geliyorlar uçurumun basina ve halayin basindakini atiyorlar asagiya...sonra bi tur daha ve yine bi adam asagiya... turist dayanamaz yaklasir yanlarina ve sorar:
- kardesim ne diye atiyosunuz adamlari asagiya? içlerinden biri cevap verir:
-haçan biz burada temel atma töreni yapayruk.......
- kardesim ne diye atiyosunuz adamlari asagiya? içlerinden biri cevap verir:
-haçan biz burada temel atma töreni yapayruk.......
http://www.leapfish.com sitesine göre önerilen satış fiyatı $429,00 olan site.
http://www.leapfish.com/analyze.php?url=bilgisozluk.com
http://www.leapfish.com/analyze.php?url=bilgisozluk.com
(bkz: acele)
(bkz: aha başliyoruz)
binalarin tepesinde yanip sönen, uçak,helikopter vb. araçlarin dikkatini çekmek için konmuş işiklardir.
(bkz: ogula seslenis)
cenk korayın vefat eden oğlu...
cenk korayın bir gece eve sarhoş gelen oğlu nihat koraya attığı tokat ile oğlunun kafasını cama çarparak boğazının kesilip vefat etmesi üzerine yazdığı satırlar..
sizin hiç canlı canlı kolunuzu kestiler mi?
hiç elinizi uzattınız mı ocakta yanan ateşin üzerine?
demir tokmakları, başınıza başınıza
indirdiler mi iri yarı adamlar?
gözü dönmüş birileri kırdılar mı parmaklarınızı?
tel örgülere takıldı mı sırtınız yerlerde sürünürken?
birisi gelip kolunuzu kıvırdı mı arkaya,
zorlayarak "çat" diye kırıverdi mi?
çaresizlik denilen; çaresi bulunmayan tek gerçek,
sarıldı mı boğazınıza?
adamın biri gelip iki gözünüze
iki parmağını sokup, kör etti mi sizi?
büyük değirmen taşlarını getirip
koydular mı üzerinize, sırt üstü yatarken?
iyice bilenmiş bir bıçağı böğrünüze sokup
çevirdiler mi 360 derece?
ayağınız kayıp yola düştünüğünüzde,
bacağınızın üzerinden hiç kamyon geçti mi?
su diye size uzatılan bardağı kafanıza diktiğinizde
içinde asit olduğunu fark ettiniz mi?
demir bir çubuk boğazınızdan girip
boyununuzun arkasından çıktı mı hiç?
yolda sessiz sakin yürürken, aniden birisi gelip suratınızın
en ortalık yerine muhteşem bir yumruk savurdu mu?
balkondan düşen koca bir saksı,
tam kafanızın ortasına indi mi?
evinizin alev alev ateşler içinde yandığını seyrettiniz mi?
bir insanın sel suları içinde çırpına çırpına
can verdiğini gördünüz mü?
veya bütün bunları görmemiş,
yaşamamış bile olsanız, biraz düşününüz.
işte bunların hepsi bir anda, benim başıma geldi.
19 yıl babalık etmeye çalıştığım, allahın bana emaneti,
canım, gülüm, hayatım,her şeyim, bir tanem,
sebeb-i hayatım, evladım, oğlum nihad, 3 dakika içinde
yok olası kollarımın arasında ölüp gitti.
yapacak hiçbir şeyim yoktu.
kapının camı şahdamarını kesmişti.
fıskiye gibi kan fışkırıyordu. kan fışkırıyordu,
umutlarım, istikbalim, hayatım yerlere dökülüyordu.
bana yakın durması gereken ölüm, beni ölmeden öldürüyordu...
bugün senden ayrılalı tam 1 yıl oldu.
365 günün, bir tanesinde bile seni göremedim, elini tutamadım,
yanağını öpemedim, bağrıma basıp sıkı sıkı sarılamadım.
evde tek başıma otururken, kapıda anahtar dönmedi
ve sen içeriye girmedin.
bir tek gece odanın ışığı yanmadı. ben kapını açıp,
"yatıyorum, sen yatmıyor musun?" diye soramadım...
yaşamak canımı sıkmaya başladı.
gül, senin aradığına dair bir tek not vermedi tam 365 gündür.
bu kadar çabuk mu unuttun beni diye
düşünüyorum zaman zaman.
ama beni unutmayacağını, unutmadığını biliyorum,
ben de biliyorum, halan da biliyor, enişten de, ece de.
ama oradan bir bağlantı kurulması mümkün değil...
günler geçiyor arslanım. her geçen dakikayı beni sana
yaklaştırdığı için seviyorum. eskiden nasıl üzülürdüm
zaman geçiyor, birgün senden ayrılacağım diye .
ama şimdi her şey tersine döndü...
her şeye tahammül edebiliyor insan.
allah böyle bir sabır vermiş kullarına.
ama tahammülü mümkün olmayan bir tek şey var.
senin sevginden mahrum olmak. bunu hissedememek.
işte ölmeden bu öldürüyor insanı.
sizin hiç canlı canlı kolunuzu kestiler mi?
hiç elinizi uzattınız mı ocakta yanan ateşin üzerine?
demir tokmakları, başınıza başınıza
indirdiler mi iri yarı adamlar?
gözü dönmüş birileri kırdılar mı parmaklarınızı?
tel örgülere takıldı mı sırtınız yerlerde sürünürken?
birisi gelip kolunuzu kıvırdı mı arkaya,
zorlayarak "çat" diye kırıverdi mi?
çaresizlik denilen; çaresi bulunmayan tek gerçek,
sarıldı mı boğazınıza?
adamın biri gelip iki gözünüze
iki parmağını sokup, kör etti mi sizi?
büyük değirmen taşlarını getirip
koydular mı üzerinize, sırt üstü yatarken?
iyice bilenmiş bir bıçağı böğrünüze sokup
çevirdiler mi 360 derece?
ayağınız kayıp yola düştünüğünüzde,
bacağınızın üzerinden hiç kamyon geçti mi?
su diye size uzatılan bardağı kafanıza diktiğinizde
içinde asit olduğunu fark ettiniz mi?
demir bir çubuk boğazınızdan girip
boyununuzun arkasından çıktı mı hiç?
yolda sessiz sakin yürürken, aniden birisi gelip suratınızın
en ortalık yerine muhteşem bir yumruk savurdu mu?
balkondan düşen koca bir saksı,
tam kafanızın ortasına indi mi?
evinizin alev alev ateşler içinde yandığını seyrettiniz mi?
bir insanın sel suları içinde çırpına çırpına
can verdiğini gördünüz mü?
veya bütün bunları görmemiş,
yaşamamış bile olsanız, biraz düşününüz.
işte bunların hepsi bir anda, benim başıma geldi.
19 yıl babalık etmeye çalıştığım, allahın bana emaneti,
canım, gülüm, hayatım,her şeyim, bir tanem,
sebeb-i hayatım, evladım, oğlum nihad, 3 dakika içinde
yok olası kollarımın arasında ölüp gitti.
yapacak hiçbir şeyim yoktu.
kapının camı şahdamarını kesmişti.
fıskiye gibi kan fışkırıyordu. kan fışkırıyordu,
umutlarım, istikbalim, hayatım yerlere dökülüyordu.
bana yakın durması gereken ölüm, beni ölmeden öldürüyordu...
bugün senden ayrılalı tam 1 yıl oldu.
365 günün, bir tanesinde bile seni göremedim, elini tutamadım,
yanağını öpemedim, bağrıma basıp sıkı sıkı sarılamadım.
evde tek başıma otururken, kapıda anahtar dönmedi
ve sen içeriye girmedin.
bir tek gece odanın ışığı yanmadı. ben kapını açıp,
"yatıyorum, sen yatmıyor musun?" diye soramadım...
yaşamak canımı sıkmaya başladı.
gül, senin aradığına dair bir tek not vermedi tam 365 gündür.
bu kadar çabuk mu unuttun beni diye
düşünüyorum zaman zaman.
ama beni unutmayacağını, unutmadığını biliyorum,
ben de biliyorum, halan da biliyor, enişten de, ece de.
ama oradan bir bağlantı kurulması mümkün değil...
günler geçiyor arslanım. her geçen dakikayı beni sana
yaklaştırdığı için seviyorum. eskiden nasıl üzülürdüm
zaman geçiyor, birgün senden ayrılacağım diye .
ama şimdi her şey tersine döndü...
her şeye tahammül edebiliyor insan.
allah böyle bir sabır vermiş kullarına.
ama tahammülü mümkün olmayan bir tek şey var.
senin sevginden mahrum olmak. bunu hissedememek.
işte ölmeden bu öldürüyor insanı.
yeşim salkımın yeni albümünün adı...
yeşim salkımın son albümü bazende yer alan bir sezen aksu şarkısı....
çoktan ikindiye yattı acı veriyor
ağlarken ben geçmiş, gelecek, sessiz rıhtım hatırlarken kaçırdım anı
ben böyle aşk acısı zamanı
rüzgar gibi çarpan kalp ilkbahar
ben ne yaptım anlama beni
ben kar zarar hesap tutarken
aya batan güneş
sever mi sevdiğin sever mi
aşk hayat aşkı tutar mı
yeter mi seni özlüyor
aşk yoksa kendini yutar aşk acısı
gemiler geçiyor penceremden
yalnızlık yelken açmak güvertelerden
martılar beyaz ve yırtıcı
ve aşk acısı anlaşılmaz
seferlerden.
çoktan ikindiye yattı acı veriyor
ağlarken ben geçmiş, gelecek, sessiz rıhtım hatırlarken kaçırdım anı
ben böyle aşk acısı zamanı
rüzgar gibi çarpan kalp ilkbahar
ben ne yaptım anlama beni
ben kar zarar hesap tutarken
aya batan güneş
sever mi sevdiğin sever mi
aşk hayat aşkı tutar mı
yeter mi seni özlüyor
aşk yoksa kendini yutar aşk acısı
gemiler geçiyor penceremden
yalnızlık yelken açmak güvertelerden
martılar beyaz ve yırtıcı
ve aşk acısı anlaşılmaz
seferlerden.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?