confessions

firambogaz

- Yazar -

  1. toplam entry 10312
  2. takipçi 2
  3. puan 177217

belgin doruk

firambogaz
filmografisi:

gecekondu rüzgârı 1972
pamuk prenses ve 7 cüceler ana kraliçe 1970
gönül meyhanesi 1970
küçük hanımın şoförü 1970
şahane intikam 1969
ayşecik yuvanın bekçileri leyla 1969
istanbul’u sevmiyorum 1968
kanlı nigâr kanlı nigâr 1968
atlı karınca dönüyor 1968
yıkılan gurur 1967
toprağın kanı 1966
allahaısmarladık 1966
allahaısmarladık yavrum / yarın ağlayacağım 1966
sevgilim bir artistti 1966
bozuk düzen 1965
şoförün kızı 1965
bir gönül oyunu 1965
hep o şarkı 1965
sayılı dakikalar 1965
kırık hayatlar vadide 1965
güzel bir gün için 1965
yasak cennet 1965
satılık kalp selma 1965
evcilik oyunu 1964
istanbul kaldırımları 1964
suçlular aramızda 1964
aşk ve kin 1964
duvarların ötesi 1964
bitirimsin hanım abla 1964
şoförler kralı 1964
bahçevan 1963
kahpe 1963
acı aşk 1963
akdeniz şarkısı 1963
aşk tomurcukları 1963
ilk göz ağrısı 1963
kadınlar hep aynıdır 1963
hayat bazen tatlıdır 1962
küçük hanımın kısmeti 1962
aşka karşı gelinmez 1962
yalnızlar için 1962
küçük hanımın şoförü neriman 1962
daima kalbimdesin 1962
gönül avcısı 1962
küçük hanım avrupa’da neriman 1962
kızıl vazo 1961
küçük hanımefendi neriman 1961
tatlı günah 1961
aşkın saati gelince 1961
bir demet yasemen 1961
bir yaz yağmuru 1961
bülbül yuvası 1961
düğün alayı 1961
özleyiş 1961
zavallı necdet 1961
aslan yavrusu 1960
gece kuşu 1960
satın alınan adam 1960
ayşecik şeytan çekici 1960
bir yaz yağmuru 1960
ilk aşk 1960
yeşil köşkün lambası 1960
kanlı firar türkan akyel 1960
ömrümün tek gecesi 1959
samanyolu 1959
annemi arıyorum 1959
binnaz binnaz 1959
kırık plak 1959
ölmeyen aşk semra 1959
hayat cehennemi nermin 1958
beraber ölelim 1958
daha çekecek miyim? 1958
kederli yıllar 1958
çileli bülbül 1957
çölde bir istanbul kızı 1957
mahşere kadar 1957
lejyon dönüşü 1957
kader 1955
ölüm korkusu 1955
son beste 1955
öldüren şehir selma 1953
köroğlu 1953
çakırcalı mehmet efe’nin definesi 1952
kanlı çiftlik 1952
yavuz sultan selim ağlıyor 1952

belgin doruk

firambogaz
1936 yılında ankara’da doğdu. 1952’de ortaokul son sınıfta iken yıldız dergisi ve istanbul film’in açtığı yarışmayı ayhan işık ve mahir özerdem ile birlikte kazanarak sinemaya geçti ve ilk filmi olan "çakırcalının definesi"ni çevirdi. 1953 yılında yapılan güzellik yarışmasında türkiye 2. güzeli seçildi. türk sinemasının belirli bir döneminde en çok film çeviren ve en çok sevilen oyuncu oldu. zeki müren’le birçok filmde başrol oynadı (1959’da kırık plak, 1961’de hep o şarkı, 1962’de bahçevan, 1963’de istanbul kaldırımları, 1964’de hayat bazen tatlıdır). 1964 yılında orhan elmas’ın yönettiği “duvarların ötesi” adlı filmde tanju gürsu ile başrolü paylaştı. ayhan işık ile iyi bir ikili oluşturdu ve birlikte çevirdikleri "küçük hanım" serisi çok tutuldu. sanatçı, çoğunlukla melodramların ya da duygusal güldürülerin değişmez oyuncusu oldu.


sinemada ilk çıkışını, "yeşil köşkün lambası" filmiyle yaptı. yönetmen faruk kenç ile evlenip boşandı, daha sonra yapımcıözdemir birsel ile evlendi. 1970 yılında yapılan 2. adana film festivali’nde yuvanın bekçileri filmiyle en iyi kadın oyuncu ödülünü aldı.1975’ten sonra sinemadan ayrılan sanatçı, 26 mart 1995 yılında istanbul’da öldü.


sezen aksu şarkılarıyla büyüyen kız çocuğu

firambogaz
mert özmen’in karşımda buruk acı (om yayınları) adlı kitabında taşrada büyüyen 1970’li yılların gençlerini anlatilyordu. bir üçleme olarak düşündüğü kitabının ikinci halkası, sezen aksu şarkılarıyla büyüyen kız çocuğu (istiklal kitabevi) 1975’te toplumsal muhalefetin yükselişinden, 12 eylül askeri darbesinden 1990’lara kadar uzanıyor. kitapta, devrime inanan gençlerin yanında aşka inandığını söyleyen ve bu inancını sezen aksu şarkılarında ifadesini bulan bir kız çocuğu var.

tanitim yazisindan:

biliyor musun, ben hala o on yedi yaşındaki genç kızım. çünkü on yedi yaşımda başımda deli kavak yelleri eserken ve o, ilk aşkım başımda bir yağmur damlasıyla ve ben başımdaki o yağmur damlasıyla sırılsıklam, bir kırk beşlik plaktan sen beni anlatıyordun: "boş yere değil ah inanmam / koşarım yine ardından / bulsam da olur bulmasam da / bu ümittir beni bil yaşatan."

...ben terk edilmiştim, ama sen beni benden daha fazla anlatıyordun, o plakla sana inandım. ...o an kalbim sakinleşti, şarkılarınla her zaman tutunduğum sen, her zaman elimi hiç bırakmamış olan sen, şimdi de elimi tutuyordun, aslında elimi değil kalbimi tutuyordun.

... seni ilk kez dinlediğim o plaktaki şarkıyı bu kez elimi tutarak, gözlerime bakarak benim için, yalnız benim için söylüyordun. ve ben şu an yine senin bu şarkını ilk kez duyduğunda başında deli kavak yelleri esen ve beni aşktan sırılsıklam eden ilk aşkımı, saçlarımda bir yağmur damlası olarak gezdirdiğim yaşımda, on yedi yaşındaydım.

teşekkürler, minik serçe, teşekkürler sezen...

mert özmen, pek çoğumuzun hayatının dönüm noktalarının, tıpkı romanın baş kişisi yeşim’inki gibi, sezen aksu şarkılarıyla nasıl kesiştiğini anılarımızı aralayarak anımsatıyor. bu dokunaklı roman, ülkemizin son otuz yıllık diliminde yaşamış olan herkesin hayatına ve aşkla, tutkuyla bağlandığımız pek çok şeye bir biçimde dokunuyor ve bizi geçmişimizle sarsıyor.



öküz

firambogaz
kanat guner’in şu yazısını içeren mizah dergisi...

otoriteden, faşistlerden, polisten , zabıtadan korkmayız; sadece ve sadece kendi beyin hücrelerimizden korkarız.
gri hücrelerimizi zaptetmek, sakinleştirmek için uğraşırız.
havalandırmalı yerleri sevmeyiz.
üç öğün yemek yemeyiz.
40 cc su yeter bize, çok sık yıkanmayız, ama kokmayız da.
kedi köpek besler , onlara da kafa yaptırırız.
dans ederken birbirimizi ezeriz.
güzel söveriz , terminolojimiz geniştir.
sigara dumanını içimize kadar çekeriz.
aklımız bel altına kaymayacak kadar yukarda takılır.
acı eşiğimiz yüksektir.
şişe bira içer, etiketini yırtarız.
meslek odamız, sendikamız, grev hakkımız yoktur.
tırnaklarımız ve saçlarımız uzun ve kirlidir.
yazın bile uzun kollu giyeriz.
nöbetci eczaneleri muhakkak biliriz.
cocukları, delileri, tinercileri, dilencileri, cingeneleri severiz.
tekel’e cok şey borçluyuz , ama tekel bize daha çok şey borçlu.
wc’ye giren arkadaşımızı bir daha göremeyebiliriz.
sevgi denildiğinde kitleniriz.
’size söylüyorum, biz ölmeyiz’ diye şarkılar söyleriz.
insana ait olan hiçbir şey bize yabancı değil, hele ölüm hiç deiğil.
günaydın, tünaydın, hanfendi, beyfendi, rica etsem gibi kelimeleri yaşamayız.
öbür taraf varsa, orda muhteşem konserler olmalı, morrison, hendrix cobain bizi bekliyor.
ayık ya da değil, yaratıcıyız ama cesedimizle bile baş edemeyeceksiniz.
vergi ödemez, oy vermez, fiş almayız; çünkü hiçbir torbacı yazar kasa kullanmaz.
kısacası milyonlarcası ölmüş gri hücrelerimizle bile sizden çok daha farklıyız.
110 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol