üst düzeyde sanat ve tekniği gösteren sözsüz oyun.
dramatik öykü anlatıcı. arabisatanda hz. peygamberi ve ailesini olduğu kadar, hükümdar ve kahramanların da övgüsü yapmak olarak yer alan meddahlık, türkiyede kendine özgü bir tiyatro sanatı türü olmuştur. meddahların dağarcıklarında yalnızca görülebilir değil, islam kaynaklarına dayanan dinsel konular, iran kaynaklarına dayana efsane, destan ve şehnameler; türk hikaye, masal ve efsaneleri, romanlar ile tiyatro oyunları da bulunmaktaydı. genellikle ramazan akşamlarında, kahvehane gibi kapalı yerlerde ve halkın içinde gösterilerini gerçekleştiren meddahın hem başlık yerine kullanmak için, hem de türlü ses ve ağız taklitleri yapmak için omzuna astığı geniş bir mendil, elinde de oyunu başlatma, izleyiciyi sessizliğe çağırma ve saz, süpürge, tüfek, at, vb. yerine kullanmak için bir sopa vardı. anlatılarına şiirler, tekerlemeler ve kalıplı sözlerle başlayan meddahlar, anlattıklarının üslubunu taklitli bir anlatıya ya da temsile uygulayarak, "tek kişilik gösteri"lerini sunar, yine kalıplı sözlerle gösterilerini bitirirlerdi. günümüzde meddahlığı yeniden çeşitli biçimler altında yaşatma eylemlerine tanık olunmaktadır.
1950lerde başlıcalıkla fransada yaygınlık kazanmış bir avangart tiyatro akımı ve anlayışı. göreneksel burjuva dünyasının alışılageldik beylik değerlerine dayalı yaşam tarzını mutlak olumsuzlayıcı bir tepki olarak ortaya çıkmış olan saçma tiyatrosu, toplumsal yabancılaşmayı bir insanlık durumu olarak alarak, bu ikisini özdeşleştirir. saçma tiyatrosu, 2. dünya savaşının yol açtığı tinsel bunalımdan kaynaklanan kötümser, bilinemezci ve hiçlikçi bir dünya görüşü doğrultusunda, insanın varoluşunu ve yaşamını mantıkdışı, saçma ve anlamsız olarak ortaya koymaya, insanlar arasında iletişimin olanaksızlığını göstermeye çalışmıştır. saçma tiyatrosu, bu düşünce yapısına bağlı olarak, göreneksel dramatik biçimleri ve anlamlı diyalog düzenini yıkmış; tarihsellik ve psikolojik dışı gelişim; eylem ve çatışmaya bağlı olmayan bir oyun yapısı kurmuş; paradoksal, mantığa aykırı bir diyalog düzenini oyun dili haline getirmiştir. saçma tiyatrosunun estetik kökenleri, soytarı edebiyatına, groteske, bilinçaltı akımına, kara gülmeceye, sözsüz oyuna olduğu kadar; dadacı tiyatro, gerçeküstücü tiyatro, vahşet tiyatrosu ve varoluşçu tiyatro gibi tiyatro deneyleri ile jarry, apollinaire, artaud ve kafka gibi yazarların düşünce ve uygulamalarına uzanır. camusnün insan varoluşunun saçmalığı görüşü üzerine kendini temellendiren saçma tiyatrosu, varoluşçu tiyatro gibi, "insan varoluşunun saçmalığını tartışmaya girmez, somut bir veri olarak, yeni elle tutulur sahneler içinde ortaya koyar". başta beckett, ionesco, adamov ve arrabal olmak üzere, saçma tiyatrosu bağlamında şu gibi adlar yer alır: pinter, albee, kopit, hildesheimer, tardieu, vb.
piscatorun tiyatro eylemini, kendi siyasal estetik programına göre gerçekleştirdiği tiyatro etkinliklerini dile getiren kavram. piscator, drama ve tiyatro biçiminde devrim yaparak, bilim ve tekniğe upuygun bir sahne estetiği yaratmaya çalışmıştır. tiyatro ve sahne yapısı olarak çok katlı sahne, kesit-küre sahne ve yürüyen kayışlı sahne tekniklerini uygulamış olan piscator, göreneksel dramayı ham malzeme olarak almış, siyasal dramaturjik bakış açısından yeniden düzenlemiş; bunun için de iki yola başvurmuştur. 1- sahnesel malzemenin "epikleştirilmesi", 2- kendi içinde kapalı dramatik eylemin revü tarzında "tek tek numaralar" halinde çözüntüye uğratılması. piscator, tarihsel-belgesel tiyatroyu oluşturabilmek için film ve film projeksiyonu ile fotoğraf malzemesinden de yararlanmıştır. piscator tiyatrosunda üretim, sahneleme, sahne müziği, sahne tekniği ve oyuncu topluluğu arasındaki topluca sahneleme sürecine dayanır.
sınıf savaşımını, tiyatro eyleminin odağına yerleştiren siyasal tiyatro. 1917 ekim devrimi bağlamında, devrimci işçi hareketine bağlı olarak yer almış olan proleter devrimci tiyatro hareketi, başlıcalıkla şu ana biçimler içinde görülmüştür: 1- rusyada yeni bir işçi sınıfı kültürü yaratmaya yönelik proletkult hareketine bağlı tiyatro etkinlikleri, topluca tiyatro deneyimine dayanan kitle tiyatrosu gösterileri; 2- rusya ile almanyada çok geniş çapta yer alan uyarma ve propaganda tiyatrosu etkinlikleri; 3- rusyada "tiyatro devrimi" etkinlikleri; 4- almanyada politika tiyatrosu etkinlikleri.
rönesans döneminin tiyatrosu; ortaçağdan sonra tiyatroda yenileşmeyi gösteren tiyatro dönemi. rönesans tiyatrosunun başlıca özellikleri şunlardır: 1- dünyevi, gerçekçi bir tiyatronun yer alması; 2- hümanist düşünce doğrultusunda antik tiyatro ve kültürün yeniden bulgulanması; 3- saray tiyatrosuna bağlı olarak tiyatrosal özelliklerin gelişme göstermesi; 4- komedya ve tragedya yanısıra, pastoral oyun, melodram ve tragikomedya gibi yeni türlerin ortaya çıkması. rönesans tiyatrosu, toplumsal deneyim olarak tiyatronun yeniden bulgulanması olarak önem taşır.
afro- amerikan tiyatrosu. abddeki siyahi azınlığın tiyatrosu olarak ilk siyahi tiyatro topluluğu new yorkta 1821de kurulmuştur. siyahi tiyatro, 1920lere kadar müzikli komedya ve vodvil tiyatrosu biçiminde yer almış; daha sonra, federal tiyatro projesi çevresinde, ırk ayrımına karşı tiyatro kimliğini kazanmıştır; 1950-60 yıllarında yeni bir siyahi oyun yazarı kuşağı yetişmiş; siyahi hareketin gelişmesine koşut köktenci biçimler almıştır. son dönemde kendine özgü yeni bir estetik yaratma çabası içinde olan siyahi tiyatro, siyahların savaşım ve deneyimlerinden yola çıkan, etnik kültüre dayalı, sözel ve müziksel gelenekten yararlanan, dinsel törensilikleri işleyen, siyahi müziğin çok sesli yapısını kullanan, blues ve cazın ezgisel ritmik yapısını işleyen bir tiyatro yapmakta; kesikli kısa sahnelerden oluşan yeni bir sahne tekniği geliştirmeye; bu arada, tragifantezilerden olduğu kadar, burlesklerden de yararlanarak, zengin bir anlatım, yeni bir kimlik ve ideoloji arayışı içinde, "yeni afrikalı" tiyatroyu gerçekleştirmeye çalışmaktadır.
1790lardan 1840lara kadar avrupada geç aydınlanma döneminin akılcılığına karşı ortaya çıkmış romantik sanat ve düşünce akımının tiyatrosu. romantik tiyatro, başlıcalıkla almanyada ve fransada drama kuramı ve dramatik yazın olarak öne çıkmıştır. almanyada f. schlegel, a. w. schlegel ve schelling romantik anlayışı öne sürmüşler, shakespearee büyük önem verirken, klasik fransız tiyatrosunun yer ve zaman birliği kuralını ve katı ölçülerini eleştirmişlerdir. fransada da romantik tiyatro anlayışı, üç birlik kuralına karşı olduğu kadar, koşuklu dramaya da karşı çıkarak, dramatik türlerin karışımını istemiş; v. hugo, fransız romantik tiyatrosunun ilkelerini ortaya koyarak, "grotesk olan ile yüce olanı, korkunç olan ile kaba güldürüyü, trajik olan ile komik olanı birbiriyle kaynaştıran edebiyatın çağdaş edebiyat" olduğunu öne sürmüş; komik ve grotesk bedende trajik ve yüce ruhun birleştirilişiyle klasik tragedya-komedya ayrımının aşılacağını göstermiştir. romantik sanat, gerçekliğin yoğunlaştırılmış bir yansımasıydı; bu nedenle de romantik dramaturji, gündelik kişi ve olaylarla değil, alışılagelmedik kahramanlarla ve işlerle, insanoğlunun yazgısını temsil eden kişilerle, yazarın düşüncesini dile getiren kişilerle ilgiliydi. romantik tiyatro, bu doğrultuda yeni bir ritmik biçimlendirmeye, lirik karakter çizimine yer veriyordu. romantik tiyatro, romantik drama kuramının estetik ilkeleri düzeyinde üretime tanık olamamış; daha çok okuma oyunlarına yol açmıştır. bu arada, tieck, romantik tersinlemeye dayanan romantik komedyanın örneklerini vermiş; romantik güldürü, yanılsamayı yıkıcı epik drama öğeleriyle öne çıkmıştır. büchnerde, romantik biçimsel öğelerin parodisel olarak çözüntüye uğrayarak, toplumsal eleştirel taşlama biçimine dönüştüğü görülür. fransada da romantik tiyatro uygulayımı kendi kuramsal ilkelerine karşılık verecek düzeyde gerçekleşmemiş; ancak sahne dekorunda ilerlemeler, başarılı oyunculuk ve melodrama kayma özellikleriyle öne çıkmıştır. fransada romantik tiyatronun başlıca temsilcileri hugo yanısıra, p. merimee ile a. de vignydir. romantik tiyatro ürünleri daha çok bale ve opera içinde değerlendirilmiş; romantik drama daha çok edebiyat tarihi açısından önem taşımıştır.
konusu tarihten alınmış komedya türü.
nazilerin iktidara gelmesiyle birlikte yabancı ülkelere sığınan ve sürgün giden alman tiyatro sanatçıları ve yazarlarınca sürdürülen tiyatro etkinlikleri. 1933ten sonra, alman dilinde yaklaşık 4000 tiyatro adamı , yurtdışında yaşamak zorunda kalmış; sürgün döneminde 500 kadar yazar almanca olarak 900 kadar oyun üretmiştir. sürgün tiyatrosu çeşitli evrelerden geçmiş; konuk sanatçılık, gezici tiyatro, yerleşik tiyatro, vb. gibi özellikler göstermiş; yabancı izleyici için tekinliklerde bulunurken, sürgündeki kendi göçmen kolonisi için de kültür gereksinimlerini karşılayacak etkinliklerde bulunmuştur. volga cumhuriyetinden ulusal-toplumcu tiyatro olarak "engels projekt", züriche schauspielhaus etkinlikleri, ingilterede freier deutscher kulturbund, new york ve los angelestaki etkinlikler, meksikada heinrich heine klub, arjantinde frei deutsche bühne, vb. sürgün tiyatrosunun çeşitli örnekleridir. sürgün tiyatrosu bağlamında, başlıcalıkla reinhardt, piscator, brecht, zuckmayer, thomas ve heinrich mann, k. weill, f. kortner, f. bruckner gibi tiyatro adamlarının etkinlikleri önem taşır. sürgün tiyatrosu, tiyatrocuların her zorluğa karşın mesleklerini sürdürmeleri için bir ortam oluşturmuş; faşizme karşı güçlerin biraraya gelmesine yol açmış; tiyatronun çağın ve toplumun eleştirisini yapma özelliğini sürdürmesini sağlamıştır.
dram sanatının klasik bir ilkesi olan, yerde, sürede ve aksiyonda birlik kuralı.
stanislavski tarafından sistemleştirilmiş özdeşleyime dayalı oyunculuk yöntemi. psikolojik gerçekçi oyunculuk sanatının başkuramcısı olan stanislavski, özdeşleşmeyi oyunculuğun temeline koymuş; oyuncudan her şeyden önce gerçeği istemiştir. stanislavskinin psikoteknik yöntemi, "üretici özdeşleyim" kuramı, oyuncunun rolünü rastlantısal esinlenmeye bırakmayarak, önçalışma sırasında çağrışımlanan birçok esinin saptanarak, yaratma anında "duygulanımsal anımsama" yoluyla yinelendirilmesine dayanır. stanislavskinin yöntemsel ilkeleri, "duygulamsıl bellek" yoluyla duyumların yeniden üretilmesi, yaratıcı düşlemgücü ve eksiksiz dış dünya bilgisidir. stanislavski, oyuncunun tasarım ve eylem gücünü harekete geçirmek için düşgücü ve yoğunlaşma temrinleri geliştirmiştir; buna göre oyuncu kendisine şunları söylemelidir: "benim için önemli olan olaylar değil, benim ne yapacağımdır, sahnede çevremde olup bitenler gerçek olsaydı eğer, benim onlar karşısında ne gibi bir tavır alacağımdır". stanislavski, "yaratıcı düşlem gücü" sistemini, "duyguların mantığı"nı, daha sonra "eylem mantığı", "psişik eylem" kavramıyla gelişmiştir. stanislavskinin tüm dünyada oyunculuk eğitimini ve oyunculuk anlayışını derinden etkilemiş olan sistemi, çağımızda başlıcalıkla abdli oyunculuk yöntemi lee strasberg tarafından geliştirilmiştir.
xv. yüzyılın sonları ile xvi. yüzyılın başlarında rağbet gören, taşlamalı, kalın çizgili ve koşuklu oyun.
aristotelesin oyuncular için yazmış olduğu, güzel ve etkili konuşmanın önemini belirttiği yapıtı.
aristotalesin iö 363-360 yılları arasında yazdığı, şiir, dram sanatı ve epik konularını içeren ve dramatik yapıtın kurallarını öneren yapıtı.
bölümcükleri ya da bölümleri birbirine bağlı olmayan, fransada ortaya çıkan ve tutulan komedya biçimi.
natüralist ve yanılsamacı tiyatro kuramının başlıca bir ilkesi; sahne ile izleyici arasında varsayılan duvar. kapalı oyun biçiminin başlıca özelliği olan dördüncü duvar, izleyicinin etkisinde kalmadan, kendini bütünlükle oyuna verebilmesi için, oyuncu ile izleyici arasında çekilmiş tasarımsal mekân ayrımıdır. kavram olarak 17. yüzyıldan bu yana yer alan dördüncü duvar, 19. yüzyılda natüralist tiyatronun temel bir ilkesi haline gelmiş, başlıcalıkla da antoine ve stanislavski tarafından uygulanmaya konmuştur.
fransa’da klasik tragedyanın işlevini yitirmesinden sonra ve aydınlanma dönemi tiyatrosundan önce, burjuva tragedyası ile burjuva oyuna geçiş olarak, gülünç öğesinin de katışımıyla ortaya çıkmış oyun türü; fransız tragikomedyası, gözyaşlı komedya. terim olarak chassiron tarafından ortaya atılan acıklı komedya’nın başlıca temsilcileri n. de la chaussee ile marivaux’dur. acıklı komedya, daha sonra, diderot tarafından burjuva oyunu olarak geliştirilmiştir.
independence (jedi) *
angelus (moderator) *
maliyeci (1. nesil gammaz) *
passive (1. nesil bilgic) *
chanel (2. nesil bilgic) *
goetica (moderator) *
lion (2. nesil gammaz) *
sepulturk (2. nesil bilgic) *
stella (2. nesil bilgic) *
satolina (2. nesil bilgic) *
pessimistic (3. nesil bilgic) *
eflatun kar (3. nesil bilgic) *
artemisia (3. nesil bilgic) *
ibibikler öter ötmez ordayım (3. nesil bilgic) *
toxin (3. nesil bilgic) *
rutubet (3. nesil bilgic) *
akineton (3. nesil bilgic) *
westkhan (3. nesil bilgic) *
tusymusy (3. nesil bilgic) *
edkeka (comez) *
armour (3. nesil bilgic) *
bulutlu (3. nesil bilgic) *
shemhamphorash (4. nesil bilgic) *
(bkz: yok mu arttıran)
angelus (moderator) *
maliyeci (1. nesil gammaz) *
passive (1. nesil bilgic) *
chanel (2. nesil bilgic) *
goetica (moderator) *
lion (2. nesil gammaz) *
sepulturk (2. nesil bilgic) *
stella (2. nesil bilgic) *
satolina (2. nesil bilgic) *
pessimistic (3. nesil bilgic) *
eflatun kar (3. nesil bilgic) *
artemisia (3. nesil bilgic) *
ibibikler öter ötmez ordayım (3. nesil bilgic) *
toxin (3. nesil bilgic) *
rutubet (3. nesil bilgic) *
akineton (3. nesil bilgic) *
westkhan (3. nesil bilgic) *
tusymusy (3. nesil bilgic) *
edkeka (comez) *
armour (3. nesil bilgic) *
bulutlu (3. nesil bilgic) *
shemhamphorash (4. nesil bilgic) *
(bkz: yok mu arttıran)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?