confessions

goetica

- Yazar -

  1. toplam entry 15657
  2. takipçi 3
  3. puan 262595

adi dua olan sevgilim

goetica
murathan mungan $iiridir..

yedi rekat günah kıldım bedeninde
dizlerinde yedi zikir secdeye vardım
ihmalin uzak meleğine teninde aldandım
yapayalnızdım kendi kalabalığım içinde
tarih kadar yalnız,
aşka aşina, acıya unutkandım

er yüzlerde tavaf ettim bunca yıl kalb evini
kırk yemin kurtulmuştur sanırken içimin pınarlarını
inanmadığım allah’a
senin yüzünden inandım
adı dua olan sevgilim
yandım yandım yandım

sessizliğe borcum var birkaç kelime,
sessizliğe borcum var birkaç feryat,
sessizliğe borcum var birkaç çığlık,
sustum, yıllarca sustum kan içinde
ödeyemedim borcumu onca şiirle
adı dua olan sevgilim
yandı ruhumn gömleği
yedi deryalar içinde
aştım aştım aştım

aslında sen yoktun
yalnızca bir duayı sevdim ben
varlığın yalanımdı
aştım aşktın aşktı
geçti gitti hepsi
geçti gitti işte
dudaklarım kilitli
yasin yasin yasin

çok şükür ölmeden
son duamı ettim ben
allah beni terk etti
kendi dağımı kazdım defterime
gün geldi buradan da gittim

seni bırakıyorum

goetica
lale müldür $iiridir..

seni bırakıyorum semender ellerimle
seni bırakıyorum
seni bırakıyorum
duvarlarda kurutulan anemon ellerimle

içimdeki sulara
içimdeki sazlıklara
içimdeki bataklıklara

seni bırakıyorum

seni bırakıyorum kendine kapanmış
kollarımın anarşik güzelliğiyle

içimdeki yosun yeşili sulara
içimdeki tehlikeli kıyılara
içimdeki siyah ışığa

seni bırakıyorum

seni yatıracağım ellerimde
bir ıhlamur yaprağı gibi
seni yatıracağım göğüslerimde
menekşeler gibi
seni yatıracağım gözlerimde
bir yağmur suyu gibi...

bugu banyosu

goetica
lale müldür $iiridir..


kırgızistan’da batık bir vadide
men seni bela sandım.

kalbimden uzakta çok uzakta bir kurt öldü.
şarap kızılı bir lale sızıpdur şimdi orada farkında mısın?

geceyarısı batkıları ve al kanlar içinde ekşimden
öle budum. yıllar ve yıllar var ki bizansiyya’nın
tungasında erguvani balıkçıl gibi yaşadım.
çünk heeç, heç görmedim dosttan vefa. gözyaşım duştu.

gözelsiz, vefasız, hakikisiz
meleksiz, çeçeksiz, heykelsiz
ben bu yerde yaşamadım.

sonunda bir gün könlüme bir buğu banyosu yaptım.

bulanık bir yağmur yağdı.
batkın eşklerden kendimi kurtarıp
başka bir tür aşk’lara aldım.

ben bu aşk’a düşeli kimse yüzüm bakmaz.
sevmiş bulundum güzelim gayri ne çare.

ela gözlerim teninizin en derenlerine getti.
batıl bir evlenme yaşadım. sevsem de öldürüyorlardı
sevmesem de. düşerler onlar da yıkılıp düşer bir gün.
heeç ağlamadım. mavi kuzgun buğday başaklarını sıyırdı.
gözyaşım duştu. ben bu yerde heç yaşamadım.

lale müldür

goetica
şair aydın’da doğar. fakat aydın’ı hiç hatırlamadığını söyler. robert koleji’ni bitirdikten sonra bir şiir bursu ile floransa’ya gider. türkiye’ye döner ve odtü elektronik ve ekonomi bölümleri’ne birer yıl devam eder. 1977 yılında ingiltere’ye gider ve manchester üniversitesi ekonomi bölümü’nü bitirir. sonra eddx üniversitesi edebiyat sosyolojisi bölümü’nden master derecesini alır. 1983’te belçika’lı bir ressamla evlenir. 1986’da istanbul’a döner. halen edebiyat ve müzik dünyasında çalışmaları devam ediyor.
ilk şiirleri 1980’de yazı ve yeni insan dergilerinde çıkar. gösteri, defter, şiir atı, oluşum, mor köpük, yönelişler, sombahar dergilerinde çok sayıda şiiri ve yazısı yayımlanır. şiirlerinden bazıları bestelenir, filmlerde kullanılır. kitapları voyıcır ii (ahmet güntan’la birlikte), kuzey defteri, buhurumeryem, uzak fırtına, seriler kitabı ve divanü lügat-it türk… birkaç yıldır avrupa çıkarmasında. seçme şiirleri "water music" adıyla dublin’de, fransız ressam colette deble’in resimleri üzerine yazdığı şiirler de "yağmur kız böyle diyor" adıyla fransızca yayımlanır. 1998’de yazdığı divanü lügat-it-türk kitabı, fransız bir türkolog tarafından fransızca’ya çevrilir. halen çok sayıda yabancı yayınevinden teklif alıyor. new york’ta yayımlanacak şiir kitabının çevirisi sürüyor. şiirleri israil’de ibranice’ye çevriliyor.

http://www.siraze.net/antoloji/lalemuldur/index.htm

ümit yaşar oğuzcan

goetica
(bkz: benim korkum ölüm değil)
(bkz: a$k mıydı o)
(bkz: a$ktı o)
(bkz: anılarda ya$arken)
(bkz: ben seni sevdim mi)
(bkz: bildiğim bir $arkı var)
(bkz: bir ayrılık gününde)
(bkz: bir gün anlarsın)
(bkz: bir gün kapına gelsem)
(bkz: bir yalandır sevmek)
(bkz: giden bir ömre gazel)
(bkz: giden gençliğe gazel)
(bkz: güllerin ağladığı saat)
(bkz: her sabah seninle ba$lar)
(bkz: milyon kere ayten)
(bkz: sen a$k nedir bilmezdin)

sen aşk nedir bilmezdin

goetica
ümit ya$ar oğuzcan $iiridir..

sen aşk nedir bilmezdin
gülüp geçerdin sevgilere uzaktan
şimdi geniş bir bahçedir kalbin
sevgiden, güzellikten, aşktan
şimdi iri gözlerin arzu dolu
yakan, özleten bir şey ellerinin sıcaklığı
gitgide eksiliyor bakışlarında yüzün
geçen aşksız günlerin bıraktığı
bir çeşme var aramızda görüyor musun
tadılmamış hazlar serin sularda
şimdi bahçende açan bir gül geceler
şimdi gözlerin en güzel uykularda
boynun beyaz mı beyaz, çıldırtası, öldüresi
saçların daha parlak, daha bir kapkara
her akşam bir ay doğuyor kirpiklerinden
koşuyor ayakların şafaklardan şafaklara
artık aşk dolu söylediğin şarkılar
durmadan bir buğu yükseliyor sesinden
en çılgın sevdalara çağırıyor dudakların
heder olmuş, uzun yıllar ötesinden
içkilerin tadı değişti artık
dünya, o köhne ve eski dünya değil
sımsıcak bir ekmeği paylaşıyoruz seninle
bu bir gerçek, hayal değil, rüya değil
şimdi ümitlerimiz halkaları bir zincirin
bir başka haz başlıyor biri bitti mi
bana aşkı sen tattırdın, sen öğrettin
oysa ki sen aşk nedir bilmezdin

her sabah seninle başlar

goetica
ümit ya$ar oğuzcan $iiridir..

önce gözlerin girer odamdan içeri
sonra ellerin, saçların dudakların
bir bir hatırlarım
her sabah senin olan ne varsa
yüzüm aydınlanır
şarkılar söylemek gelir içimden
yakında bir kuş öter
uzaklarda bir tren sesi
sonra kornalar, çocuk ağlamaları
vapur düdükleri
sesler bir uğultu halinde yükselir büyük şehirlerden
ve alışılmış bir yaşamaktır çöker omuzlarıma
sarar benliğimi birden
büyük, devamlı dalgalar halinde duygularım
her sabah seninle başlar
ve ben her sabah
ta içimde bir ağrı gibi yokluğunu duyarım

her sabah
rezil insanlar bekler her köşebaşında beni
yüzleri, yürekleri kadar kirlidir
biri gider, biri gelir
biri gider, biri gelir
yakamda duygusuz iğrenç elleri
ve soğuk gözbebekleri gözlerimde
o alışılmış yaşamak ki her sabah
iğreti bir elbise gibi durur üzerimde
bir isyandır sarar içimi
her şeyi üzerimden çıkarıp atasım gelir
fakat insanlar, insanlar bırakmaz beni
biri gider, biri gelir

hep aynı ses, aynı şarkı
aynı sağır gökyüzü
dilsiz bir deniz
kör bir düzen
hep aynı kör döğüşü
yalancı yüzler, aptalca bakışlar
o iki yüzlü selamlar
hep aynı tempoda geçen manasız bir gün
hep o değişmeyen puslu ikindi üstleri
ve hep aynı yorgun, zoraki akşamlar
ya o geceler satılmış, utanç dolu
büyük avizelerin aydınlattığı sefil yüzlerimiz
renkli kumaşlar, altın kol düğmeleri
kristal kadehlerde kral içkiler
o hesaplı dostluklar
satın alınmış sevgiler

ben alışılmış şeyleri sevmem, bilirsin
yaşamaksa dilediğim gibi yaşamalıyım
sevmekse gönlümce sevmeliyim
kendi ellerimle yazmalıyım alın yazımı
ölmekse istediğim anda ölmeliyim
ve yaşıyorsam
her şey bambaşka olmalı seninle
alışılmış şeylerden öte
yalanlardan, düzenlerden uzak
yeter, yeter artık
dönmesin o eski plak
her şey gölümüzce olsun
bulsun
dilediği zaman ellerim ellerini
paylaşalım seninle bütün geceleri
sabahları, akşam üzerlerini
görülmemişi görelim, tadılmamışı tadalım
şarkılar söyleyelim kimsenin bilmediği
yüzüm her zaman aydınlık olsun aydınlığında
her zaman sevgiyle gülsün gözlerimin içi
yeter artık, yeter
kırılsın o çemberler
sarsın her yanımızı bir yaşama sevinci
ayrılıklar, kederler, gözyaşları bitsin
bütün bir ömür boyunca
seninle başlayan sabahlarım
seninle sürüp gitsin.

gullerin ağladigi saat

goetica
ümit ya$ar oğuzcan $iiridir..

güllerin ağladığı bir saat vardır hani
büyür o saatte yalnızlığı bahçelerin
düşer korkusu kalbe yaklaşan gecelerin
bir dev uzatır gökten o çirkin ellerini
güllerin ağladığı bir saat vardır hani

her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk
gitgide uzaklaşır batan güneşle sesin
bir bakarım ki benden en uzak çizgidesin
başlar geceye doğru upuzun bir yolculuk
her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk

yüzünü hatırlatır gökyüzünde ne varsa
gözlerin bu saatte kopkoyu elemlidir
dudakların kimbilir şimdi nasıl nemlidir
ellerin öyle yanar ufuk nasıl yanarsa
yüzünü hatırlatır gökyüzünde ne varsa

bir çıngırak sesidir uzaklarda kaybolan
umulmadık bir anda bitiverir şarkılar
kapanır yüzümüze o mermer kapılar
özlemler ateş şimdi anılar duman duman
bir çıngırak sesidir uzaklarda kaybolan

ak köpükler kararır deniz görünmez olur
çağırır yaşamaya bizi tek-tük ışıklar
böylece üstümüze çöker de karanlıklar
camlar, bir bir kapanır, odalar, evler uyur
ak köpükler kararır deniz görünmez olur

güllerin ağladığı bir saat vardır hani
cıvıl cıvıl bahçelerden el-ayak çekilir
yapraklar düşünceli, dallar hüzün kesilir
her akşam uzaklara alır götürür seni
güllerin ağladığı bir saat vardır hani.

giden gençlige gazel

goetica
ümit ya$ar oğuzcan $iiridir..

umudum, heyecanım bitmez pınardı bitti
gençliğim deli dolu esen rüzgardı gitti

neydi o sarhoşluklar? dünyaya boş vermekler?
o bir başka mevsimdi, bir ilkbahardı gitti.

tadı, rengi değişti birer birer her şeyin
en mutlu, en doyulmaz yaşantılardı gitti

çektiler ellerini elimden sevgililer
bir zaman bu gönülde kimler yaşardı? gitti.

hani hiç bitmeyecek sandığım güzellikler?
ne sevinçler, arzular ve neler vardı gitti.

kalakaldım ortada böyle ben param parça
her gelen yüreğimden bir şey kopardı gitti.

hey benim doymadığım deli fişek gençliğim!
içimde bir zamanlar bir kor yanardı bitti....…

giden bir omre gazel

goetica
ümit ya$ar oğuzcan $iiridir..

zamanlar iyi kötü yaşanır gider
sanma bu yol sonsuza uzanır gider

anahtar açmaz olur bir gün kilidi
ne kalmışsa içinde paslanır gider

kişi çıktığı yerden düşer ansızın
bir salıncak boşlukta sallanır gider

bir gün anlar her şeyin boş olduğunu
insan insanlığından utanır gider

çöker omuzlarına birden gökyüzü
ne bulmuşsa hepsinden usanır gider

dönülmez bir yerinde yaşantısının
her insan bir rüyadan uyanır gider

bir gün gelir ümitler solar çaresiz
sevenler sevilenler aldanır gider

anlarız her gerçeği son dakikada
bir hançer bağrımıza saplanır gider

gel beraber ağlayalim

goetica
ümit ya$ar oğuzcan $iiridir..

gel beraber ağlayalım sabah olmadan
damla damla bir zehir karışsın kanımıza
insanları affedelim, yaşamayı sevelim
sonra insan yaratıldığımıza zavallılığımıza
gel beraber ağlayalım

hatırla tekrarı, bir ömre bedel dakikaları
gerçek olmayan hayallerimizi düşün
biz de bir yerde insanız neyleyelim
hep böyle bıçağın kemiğe dayandığı gün
gel beraber ağlayalım

o ayrılığın kederin hüküm sürdüğü
o zamanın ilerlemediği gecelerde
söyle kime yalvaralım, kimi bekleyelim
hep böyle bıçağın kemiğe dayandığı gün
gel beraber ağlayalım

ne aradık, ne bulduk bu yeryüzünde
inan sevdiğim bizi aldattılar
sonunda yapayalnız kaldık neyleyim
gel, dünya duruncaya kadar, ölünceye kadar
gel beraber ağlayalım

bir yalandır sevmek

goetica
ümit ya$ar oğuzcan $iiridir..

doğurtan aldanır kişi
bir yalandır yaşamak, ucuz
kimbilir hangi ozanın söylediği
bir yalandır ölmek kuşkusuz
bizi hep aldattılar öyle ya
hep yalan bu şeyler, hep yalan bu doğa
ve en büyük yalan bir gün allaha
ödenecek can borcumuz
peygamberler ki; o şom ağızlılar
yalan söylediler, yalan yazdılar
küfürler, dualar, ilahiler, şarkılar
ne kadar da belli kör olduğumuz.
güneş, deniz, yıldızlar, manzara
nereye baksan tadımlık bir sofra
geceler, düşler, kadınlar ve sonra
bir yasak yemiş; tatsız tuzsuz
eski bir bohçayız biz, yamalı yırtık
açsalar içimizi boydan boya karanlık
şu kirli paçavraları toplayın artık
inanmak bir yalana bütün suçumuz
düşün! kim söylemiş bu yalanları
hangi boşboğaz, hangi tanrı
en iyisi sevmek yine insanları
ki bi yalandır sevmek; sonsuz...

bir gün kapına gelsem

goetica
ümit ya$ar oğuzcan $iiridir..

bir karanlık geliyor yokluğunun ardından
ne zaman güneş batsa bu son gecem diyorum
vazgeç yalan dünyanın köhne saltanatından
yetişir bunca keder, bunca elem diyorum
her şey sağır içimde ne şiir ne musiki
dünyadan bezginliğim dünyalar kadar eski
öylesine çözülmüş, öyle dağılmışım ki
be ne bitmez ayrılık bu ne özlem diyorum
beni çağırdığını bir defa duyabilsem
avuçlarımda ateş, yorgun gözlerimde nem
aşarak denizleri bir gün kapına gelsem
başımı duvarlara vurup ölsem diyorum

bildiğim bir şarkı var

goetica
ümit ya$ar oğuzcan $iiridir..

merhametsiz karanlık içindeyim
ne zaman güneş doğacak bilmiyorum
mavi denizlere mor dağlara karşı
bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum
bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum
bütün şarkılar gibi kederli
sokaklar, caddeler, evler bomboş
yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi
yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi
akıtır taşa, toprağa kanımı
dünya seninle aydınlık ve güzeldi
şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı
şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı
yanmaz elinin değmediği ışıklar
gel, o şarkıyı beraber söyleyelim
tut ellerimden beni aydınlığı çıkar
tut ellerimden beni aydınlığa çıkar
yumdum gözlerimi seni düşünüyorum
mavi denizlere, mor dağlara karşı
bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum

ben bir eylül sen haziran

goetica
ümit ya$ar oğuzcan $iiridir..

bir eylüldü başlayan içimde
ağaçlar dökmüştü yapraklarını
çimenler sararmıştı
rengi solmuştu tüm çiçeklerin
gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
katar katar gidiyordu kuşlar uzaklara
deli deli esiyordu rüzgar
dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar
neydi o bir zamanlar
sevmişliğim, sevilmişliğim
o heyheyler, o delişmenlikler neydi
ne bu kadere boyun eğmişliğim
ne bu acıdan korlaşan yürek
ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
önümdeki dizboyu karanlıklar da ne
ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım
beni kötü yakaladın haziran
gamlı, yıkık eylül sonuma
bir ilkyaz tazeliği getirdin
masmavi göğünle
cana can katan güneşinle
pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
çiçekler açtı dokunduğun
çimler büyüdü yürüdüğün
ve güller katmer katmer oldu güldüğün yerde
başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
oldurduğun yemişlerin ağırlığından
dallarım yere değiyor
güneşi batmadan saçlarının
bir dolunay doğuyor bakışlarından
gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
başım dönüyor, off başım dönüyor yaşamaktan
ölebilirim artık
ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
baksana; parmak uçlarım ateş
lavlar fışkırıyor gözbebeklerimden
hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
benimle meydan oku her çaresizliğe
benimle uyu, benimle uyan
birlikte varalım onüçüncü aylara
ben bir eylül, sen haziran

nazım hikmet

goetica
(bkz: yarida kalan bir bahar yazisi)
(bkz: turkiye isci sinifina selam)
(bkz: stronsium 90)
(bkz: kalbim)
(bkz: saman sarisi)
(bkz: radyoaktiviteli yagmurlar ustune)
(bkz: olume dair)
(bkz: portatif karyola)
(bkz: nereden gelip nereye gidiyoruz)
(bkz: mor menekse ac dostlar ve altin gozlu cocuk)
(bkz: kadinlarimizin yuzleri)
(bkz: iyimser adam)
(bkz: govdemdeki kurt)
(bkz: gomlek pantolon kasket ve fotre dair)
(bkz: gece gelen telgraf)
(bkz: fakir bir simal kilisesinde seytan ile rahip)
(bkz: dunyanin en tuhaf mahluku)
(bkz: cocuklarimiza nasihat)
(bkz: cocuklar olebilir yarin)
(bkz: bulutlar adam oldurmesin)
(bkz: bulut mu olsam)
(bkz: bir kuvet hikayesi)
(bkz: bir kiz vardi japonya da)
(bkz: benim oglan fotograflarda buyuyor)
(bkz: benerci kendini nicin oldurdu)
(bkz: aclik ordusu yuruyor)
180 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol