ke$ke elimden/elimizden bir $ey gelseydi..ke$ke ettiğim/ettiğimiz dualar yetseydi..ke$ke sana hiç bir $ey olmıcak korkma dediğim gerçek olabilseydi..
bilirim ki bazen ne kadar inanırsan inan,yetmiyor..
o aslında hep yanında..nefes gibi ensende..melek gibi yanında..ruh gibi içinde..bunu sakın hiç bir zaman unutma..
ba$ın sağolsun,ba$ımız sağolsun..
toprağı bol olsun...
çok eskiden tahtadan yapılan fakat gunumuzde sıkı$tırılmı$ kağıttan yapılan top çe$ididir.bazılarının fil di$inden yapıldığı gibi bir rivayet de mevcuttur.
(bkz: grup olalım grup)
(bkz: bunalgül)
2. nesil yazarmız imi$ kendisi geç de olsa ho$gelmi$ler..
(bkz: adı dua olan sevgilim)
(bkz: affedilmeyen)
(bkz: aynı lambalar)
(bkz: azizler rubaisi)
(bkz: ba$kalarının gecesi)
(bkz: bilardo topları)
(bkz: bir bakıma)
(bkz: bir yıldız)
(bkz: bir yılın son gunleri)
(bkz: gemici ıslığı)
(bkz: herkes ve birkaç ki$i)
(bkz: hey joe)
(bkz: inan batmi$ $ehirler gibi onarilmaz anilar)
(bkz: kan tuz ölü)
(bkz: kar prensi)
(bkz: kim gölgesinden kaçabilir ki)
(bkz: mermiden gülü$ün vardı senin)
(bkz: onlar ceset ku$larıydı)
(bkz: affedilmeyen)
(bkz: aynı lambalar)
(bkz: azizler rubaisi)
(bkz: ba$kalarının gecesi)
(bkz: bilardo topları)
(bkz: bir bakıma)
(bkz: bir yıldız)
(bkz: bir yılın son gunleri)
(bkz: gemici ıslığı)
(bkz: herkes ve birkaç ki$i)
(bkz: hey joe)
(bkz: inan batmi$ $ehirler gibi onarilmaz anilar)
(bkz: kan tuz ölü)
(bkz: kar prensi)
(bkz: kim gölgesinden kaçabilir ki)
(bkz: mermiden gülü$ün vardı senin)
(bkz: onlar ceset ku$larıydı)
murathan mungan $iiridir..
aşk dediklerinde çocuktum.
gözlerimin kesilen ellerden yapıldığını öğrendiğimde
bir katliam gibi sevişmeyi düşünmezdim, çoktum
onlar ceset kuşlarıydı
deniz en büyük ölü
afrika uyanmıştı ya
ben boğulmuştum
aşk dediklerinde çocuktum.
gözlerimin kesilen ellerden yapıldığını öğrendiğimde
bir katliam gibi sevişmeyi düşünmezdim, çoktum
onlar ceset kuşlarıydı
deniz en büyük ölü
afrika uyanmıştı ya
ben boğulmuştum
murathan mungan $iiridir..
mezarları sevdirirdin hep bana
mermiden gülüşün vardı senin.
seccade koltuğumda öksüz,
dualar korkatı yüreğimde.
yönünü bilemeyen,
sarhoş anılarla yaşarken,
düşlerimde hep,
mermiden gülüşün vardı....
tanrı çizmiş bıçağıyla,
kaderimi alnıma.
kaçak bir mahkum sayarak beni.
kalabalıktan biri olsamda,
korkak parmaklar gösterir beni.
geceler, boğazıma geçirmiş pençesini
geceler, karanlık gözlerle mermi
kusmakta madeni hıçkırıklar
kaçırırken uykumu,
tanırım seni ey ölüm
saklanma...
mermiden gülüşün vardı senin....
gücünü
öfkemden alırken, hayat
sahnesinin yalan dostları,
yalnızlığım, hayatımın tek sırdaşı,
senide kaçırır, bu gürültüler...
volta atarken paranın yoldaşları,
kanaryalarsa hapiste.
seslerine takılmış kirli bir çığlık,
yakıyor mazimin mutluluğunu
gel artık usandım,
saklanma ey ölüm
mermiden gülüşün vardı senin...
mezarları sevdirirdin hep bana
mermiden gülüşün vardı senin.
seccade koltuğumda öksüz,
dualar korkatı yüreğimde.
yönünü bilemeyen,
sarhoş anılarla yaşarken,
düşlerimde hep,
mermiden gülüşün vardı....
tanrı çizmiş bıçağıyla,
kaderimi alnıma.
kaçak bir mahkum sayarak beni.
kalabalıktan biri olsamda,
korkak parmaklar gösterir beni.
geceler, boğazıma geçirmiş pençesini
geceler, karanlık gözlerle mermi
kusmakta madeni hıçkırıklar
kaçırırken uykumu,
tanırım seni ey ölüm
saklanma...
mermiden gülüşün vardı senin....
gücünü
öfkemden alırken, hayat
sahnesinin yalan dostları,
yalnızlığım, hayatımın tek sırdaşı,
senide kaçırır, bu gürültüler...
volta atarken paranın yoldaşları,
kanaryalarsa hapiste.
seslerine takılmış kirli bir çığlık,
yakıyor mazimin mutluluğunu
gel artık usandım,
saklanma ey ölüm
mermiden gülüşün vardı senin...
murathan mungan $iiridir..
karlı fundalıklarda bırak, kalın uykuların sabahında
yaşamın saf değerlerini
çekil başkalarının aynalarından
omuzlarında ödünç pelerin
ceplerinde kurşun paralar
bütün bunlar sana göre değil
eldivenlerini çıkar, kırağı uçuğu çiçeklere
denizmercanlarına, sefer ateşleri yakmış
balıkçı teknelerine bak
sonra kayatuzu, şeytankınası,
ucu ağulu kargılarla kendine başla
bak daha şimdiden
deliller ve ayrıntılarla kan tutuyor geceyi
eşik altına saklanan bir anahtar
kuyuların ıslak bilezikleri
düz, sakin, kendinle konuşur gibi dene
kanını yenileyen serüveni
kav gibi gizli ateş,
ten gibi lav
sorgusuz sevişsek
uykunun beyaz yasası teslim almadan bizi
ne duello kanunları, ne görünmez kelepçeler
tabiatı keşfeder
kutuplarından ekvatoruna
kendin indir doğal afetlerini
haritanı sağlamlaştır
anıların ve geleceğin için
iki kişi olana kadar yaz kendini
biri emekli bir hayalet
shakespeare sonesi
öteki, mahzun şiirlerin yedek yolcusu
bir kar prensi
döndüğünde orada olacağım
karlı fundalıklarda bekleyeceğım seni
karlı fundalıklarda bırak, kalın uykuların sabahında
yaşamın saf değerlerini
çekil başkalarının aynalarından
omuzlarında ödünç pelerin
ceplerinde kurşun paralar
bütün bunlar sana göre değil
eldivenlerini çıkar, kırağı uçuğu çiçeklere
denizmercanlarına, sefer ateşleri yakmış
balıkçı teknelerine bak
sonra kayatuzu, şeytankınası,
ucu ağulu kargılarla kendine başla
bak daha şimdiden
deliller ve ayrıntılarla kan tutuyor geceyi
eşik altına saklanan bir anahtar
kuyuların ıslak bilezikleri
düz, sakin, kendinle konuşur gibi dene
kanını yenileyen serüveni
kav gibi gizli ateş,
ten gibi lav
sorgusuz sevişsek
uykunun beyaz yasası teslim almadan bizi
ne duello kanunları, ne görünmez kelepçeler
tabiatı keşfeder
kutuplarından ekvatoruna
kendin indir doğal afetlerini
haritanı sağlamlaştır
anıların ve geleceğin için
iki kişi olana kadar yaz kendini
biri emekli bir hayalet
shakespeare sonesi
öteki, mahzun şiirlerin yedek yolcusu
bir kar prensi
döndüğünde orada olacağım
karlı fundalıklarda bekleyeceğım seni
murathan mungan $iiridir..
biri beyaz biri kara iki kedi..
birbirlerinin omzuna kollarını dolamışçasına birbirlerine şefkatle sarılarak,
birbirlerine dayanarak yola çıkmışlar.
gölgeler akşamüstünü söylüyor.
yorgun bir günün sonunda eve dönüyorlarmış gibi.
yüzlerini görmüyoruz ama eminim mırıl mırıl konuşuyorlardır. belli sınanmış, denenmiş bir dostluk bu,
uzun yolları da göze alabilen bir dostluk
ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk, arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz?
akşam üstünün bir saatinde yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz,
omzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir omzun,
belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara dayanıklı ayakların sahibi karşımıza çıktığında tanıyabiliyor muyuz onu,
değerini biliyor, biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz? ...
yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp
kendimizi hep ilerde bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir başkasına,
bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu? karşımıza çerken çıkmış insanları yolumuzun dışına sürüklerken
bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz?
hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir,
her zaman aynı fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir. hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların
savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün...
bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz,
ya da olanlar olması gerekenler değildir.
yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz,
gün gelir kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir...
kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir
kendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak.
bazılarının gelecekte sandıkları bir gün geçmişte kalmıştır oysa;
hani şu karşıdan karşıya geçerken, trafik ışıklarında rastladığınız,
omzunun üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boşverip
nasıl olsa ilerde bir gün tekrar karşıma çıkar. dediğinizdir.
oysa tam da o gün bu zalim şehri terk etmiştir o,
boş yere bu sokaklarda aranırsınız...
biri beyaz biri kara iki kedi..
birbirlerinin omzuna kollarını dolamışçasına birbirlerine şefkatle sarılarak,
birbirlerine dayanarak yola çıkmışlar.
gölgeler akşamüstünü söylüyor.
yorgun bir günün sonunda eve dönüyorlarmış gibi.
yüzlerini görmüyoruz ama eminim mırıl mırıl konuşuyorlardır. belli sınanmış, denenmiş bir dostluk bu,
uzun yolları da göze alabilen bir dostluk
ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk, arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz?
akşam üstünün bir saatinde yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz,
omzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir omzun,
belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara dayanıklı ayakların sahibi karşımıza çıktığında tanıyabiliyor muyuz onu,
değerini biliyor, biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz? ...
yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp
kendimizi hep ilerde bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir başkasına,
bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu? karşımıza çerken çıkmış insanları yolumuzun dışına sürüklerken
bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz?
hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir,
her zaman aynı fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir. hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların
savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün...
bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz,
ya da olanlar olması gerekenler değildir.
yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz,
gün gelir kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir...
kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir
kendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak.
bazılarının gelecekte sandıkları bir gün geçmişte kalmıştır oysa;
hani şu karşıdan karşıya geçerken, trafik ışıklarında rastladığınız,
omzunun üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boşverip
nasıl olsa ilerde bir gün tekrar karşıma çıkar. dediğinizdir.
oysa tam da o gün bu zalim şehri terk etmiştir o,
boş yere bu sokaklarda aranırsınız...
murathan mungan $iiridir..
ay boşalmış gökyüzünde dağılıp gitmiş tekneler
kimsesiz denizlerde çalkalanan
yıldızları söndürülmüş geceler
hatırlanacak ne bıraktıysak geride
islıkla çalıyoruz
sözlerini unuttuğumuz şarkılar gibi
hangi limanlarda kaldı kim bilir
bir bizim sanarken ömrümüzü
yazdığımız
okunaksız defterler
kim dikti önümüze bu görünmez engelleri
açık denizlerde bile bir geçit arıyoruz kendimize
yetmiyor yolculukla ödeşmek
yetmiyor unutmanın borçlarını ödemek
öyle bir yere varmışız ki farkında bile olmadan
birbirinden aynı uzaklıkta
iki yıldız gibi şimdi
hem geçmiş hem gelecek
deniz karanlık
kimsesiz gece
bir tek ıslıkla aydınlanıyor
seferini unutmuş tekne
bir tek ıslık
insanı nereye kadar götürürse
ay boşalmış gökyüzünde dağılıp gitmiş tekneler
kimsesiz denizlerde çalkalanan
yıldızları söndürülmüş geceler
hatırlanacak ne bıraktıysak geride
islıkla çalıyoruz
sözlerini unuttuğumuz şarkılar gibi
hangi limanlarda kaldı kim bilir
bir bizim sanarken ömrümüzü
yazdığımız
okunaksız defterler
kim dikti önümüze bu görünmez engelleri
açık denizlerde bile bir geçit arıyoruz kendimize
yetmiyor yolculukla ödeşmek
yetmiyor unutmanın borçlarını ödemek
öyle bir yere varmışız ki farkında bile olmadan
birbirinden aynı uzaklıkta
iki yıldız gibi şimdi
hem geçmiş hem gelecek
deniz karanlık
kimsesiz gece
bir tek ıslıkla aydınlanıyor
seferini unutmuş tekne
bir tek ıslık
insanı nereye kadar götürürse
murathan mungan $iiridir..
i.
bir yıl daha bitiyor
işte bu kadar duru,bu kadar yalın
bu kadar el değmemiş
sıradan bir gerçeği daha
kolları bağlı hayatımızın
bir şiire nasıl dahil edilir bir yılın son günleri
her sonda her başlangıçta ve her defasında
alır gibi bir başkasını karşımıza
perdeler çekip,ışıklar söndürüp
oturup yatağın içine bir başımıza
sorgulamak kendimizi
öğrenmek ikizin anadilini,ikinci belleğimizi
öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkilerini
bu aynaların dehlizlerinde gezinirken görürüz
karanlık günlerimizin kenar süslerini
biterken bir yılın son günleri
biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini
gençlik ikindilerini
kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri
ii.
bir yıl daha bitiyor
düşlerim,tasarılarım,yarım kalmış onca şey
her yıl biraz daha kısalıyor öncekinden
bana mı öyle geliyor
yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman
insan yaşlanırken?
iii.
kırdım mı incittim mi birilerin
kimleri kazandım,yitirdiklerim kimler?
kendimi yineledim mi yazdıklarımda?
yeniden düşünmeliyim
dostluklarımı,ilişkilerimi
dağınık yatağım,mutsuz yatağım
çoğalttın mı eksiklerimi
gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
borçlarımı ödedim mi?
doğru seçtim mi soruların fiillerini?
tırnaklarım kesilmiş,dişlerim fırçalanmış,saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü,odam düzenli mi?
ödünç aldığım kitapları geri verdim mi?
geri verdim mi aldıklarımı:
aşkları,dostlukları,sevgileri,güvenleri,bağları
kitaplara,sayfalara,satırlara borcumu ödedim mi?
yokladım mı duygularımı
hala sevebiliyor muyum insanları?
ovmalı gümüşlerimi,bakırlarımı,cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
saklı tutumalı gelecek inancını,yarınları,eksik etmemeli ağzımızdan
hançer kıvamındaki karamizah tadını
şimdi oturup uzun bir hasretlik mektubu yazmalıyım yavuza
sonra köşe başından bir demet çiçek alıp öyle başlamalıyım akşama
yeni bir yıla
ama nedense her şeyin tadı dağılıyor ağzımda
bir sap çiçek mi taşısam yoksa ağzımın kıyısında
aydınlık rengi vursun diye gözlerimdeki buluta
i.
bir yıl daha bitiyor
işte bu kadar duru,bu kadar yalın
bu kadar el değmemiş
sıradan bir gerçeği daha
kolları bağlı hayatımızın
bir şiire nasıl dahil edilir bir yılın son günleri
her sonda her başlangıçta ve her defasında
alır gibi bir başkasını karşımıza
perdeler çekip,ışıklar söndürüp
oturup yatağın içine bir başımıza
sorgulamak kendimizi
öğrenmek ikizin anadilini,ikinci belleğimizi
öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkilerini
bu aynaların dehlizlerinde gezinirken görürüz
karanlık günlerimizin kenar süslerini
biterken bir yılın son günleri
biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini
gençlik ikindilerini
kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri
ii.
bir yıl daha bitiyor
düşlerim,tasarılarım,yarım kalmış onca şey
her yıl biraz daha kısalıyor öncekinden
bana mı öyle geliyor
yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman
insan yaşlanırken?
iii.
kırdım mı incittim mi birilerin
kimleri kazandım,yitirdiklerim kimler?
kendimi yineledim mi yazdıklarımda?
yeniden düşünmeliyim
dostluklarımı,ilişkilerimi
dağınık yatağım,mutsuz yatağım
çoğalttın mı eksiklerimi
gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
borçlarımı ödedim mi?
doğru seçtim mi soruların fiillerini?
tırnaklarım kesilmiş,dişlerim fırçalanmış,saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü,odam düzenli mi?
ödünç aldığım kitapları geri verdim mi?
geri verdim mi aldıklarımı:
aşkları,dostlukları,sevgileri,güvenleri,bağları
kitaplara,sayfalara,satırlara borcumu ödedim mi?
yokladım mı duygularımı
hala sevebiliyor muyum insanları?
ovmalı gümüşlerimi,bakırlarımı,cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
saklı tutumalı gelecek inancını,yarınları,eksik etmemeli ağzımızdan
hançer kıvamındaki karamizah tadını
şimdi oturup uzun bir hasretlik mektubu yazmalıyım yavuza
sonra köşe başından bir demet çiçek alıp öyle başlamalıyım akşama
yeni bir yıla
ama nedense her şeyin tadı dağılıyor ağzımda
bir sap çiçek mi taşısam yoksa ağzımın kıyısında
aydınlık rengi vursun diye gözlerimdeki buluta
murathan mungan $iiridir..
bir yıldızdık gökyüzünde
parlamaya çalışan kenar evren çocuklarıydık.
kardeşlerim kadar sevdim seni.
barış kadar fırat kadar sevdim.
terk edildik evrenin her galaksisinde.
parlamaya çalışan birer yıldızdık
kardeşlerim ve ben dağıldık evrenin kimsesizliğine
biliyordum yine de biliyordum
kise gelmeyecekti
kise olmayacaktı
uzay boşluğuydu gözlerimizde.
evren bir varoştur sevgilim
barış bir boşluktur gözlerimde.
fırat suyu kan akar
terkeden babam kadar
fırat suyu kan akar.
yüreğimde sevda gibi aşk gibi
bir sızı akar.
şimdi sevdikçe
evrenin sonsuzluğu dağılır gözlerime.
evrenin sonsuzluğu gözlerinde.
sevdikçe bir yıldızdım gökyüzünde.
kimse tanımayacak
kimse bilmeyecek
ve bu şiir de
yine başkalarının sanılacak
kimse bilmeyecek seni, beni..
kimse bilmeyecek.
bir yıldızdık gökyüzünde
parlamaya çalışan kenar evren çocuklarıydık.
kardeşlerim kadar sevdim seni.
barış kadar fırat kadar sevdim.
terk edildik evrenin her galaksisinde.
parlamaya çalışan birer yıldızdık
kardeşlerim ve ben dağıldık evrenin kimsesizliğine
biliyordum yine de biliyordum
kise gelmeyecekti
kise olmayacaktı
uzay boşluğuydu gözlerimizde.
evren bir varoştur sevgilim
barış bir boşluktur gözlerimde.
fırat suyu kan akar
terkeden babam kadar
fırat suyu kan akar.
yüreğimde sevda gibi aşk gibi
bir sızı akar.
şimdi sevdikçe
evrenin sonsuzluğu dağılır gözlerime.
evrenin sonsuzluğu gözlerinde.
sevdikçe bir yıldızdım gökyüzünde.
kimse tanımayacak
kimse bilmeyecek
ve bu şiir de
yine başkalarının sanılacak
kimse bilmeyecek seni, beni..
kimse bilmeyecek.
murathan mungan $iiridir..
ateşin gizini bilen tılsımlı kadınlar
gördük orada
denizi yatıştırıyorlardı
azalan kokusunu yeniliyorlardı otların
bir başka zamanla yamıyorlardı
günün eksilen yerlerini
gece büyümesi sözcükler armağan ettik
taktılar gerdanlarına
hem yanı başımızdaydılar
hem fal gibi başka zamanlarda
fısıltılar rengindeydi gözleri
usulca açıyorlardı
göğsümüzdeki yapraklarını esrimenin
ucuna kadar gidilmiş düşlerdi
birlikteydik hem
ve yalnızdık bir bakıma
ateşin gizini bilen tılsımlı kadınlar
gördük orada
denizi yatıştırıyorlardı
azalan kokusunu yeniliyorlardı otların
bir başka zamanla yamıyorlardı
günün eksilen yerlerini
gece büyümesi sözcükler armağan ettik
taktılar gerdanlarına
hem yanı başımızdaydılar
hem fal gibi başka zamanlarda
fısıltılar rengindeydi gözleri
usulca açıyorlardı
göğsümüzdeki yapraklarını esrimenin
ucuna kadar gidilmiş düşlerdi
birlikteydik hem
ve yalnızdık bir bakıma
(bkz: bilardo topu)
murathan mungan $iiridir..
görünmeyeni görmenin azabı
içimizde durmadan ödediğimiz
ne ruhumun ayışığı
ne yırtıcı hayvanlarla güreşen
yorgun bedenim
ihtiyar atlar gibi kapandım içime
yasını tutuyorum sonsuz bir kehanetin
görünmeyeni görmenin azabı
çılgınlıklar otu ağzımda
kırların yırtığına takılmış karaca
sıvası dökülmüş duvarlardaki
donmuş halı zamanı
çılgınlıklar otu ağzımda
değişik kalibreli intiharlar denedim
dipteki arayış boş kovan
başkalarının gecesi bitmedi daha
görünmeyeni görmenin azabı
içimizde durmadan ödediğimiz
ne ruhumun ayışığı
ne yırtıcı hayvanlarla güreşen
yorgun bedenim
ihtiyar atlar gibi kapandım içime
yasını tutuyorum sonsuz bir kehanetin
görünmeyeni görmenin azabı
çılgınlıklar otu ağzımda
kırların yırtığına takılmış karaca
sıvası dökülmüş duvarlardaki
donmuş halı zamanı
çılgınlıklar otu ağzımda
değişik kalibreli intiharlar denedim
dipteki arayış boş kovan
başkalarının gecesi bitmedi daha
murathan mungan $iiridir..
geceleri erkekliğini soyunan sesimiz
boyuna yarım kalmış bir kadın saati vurur sokağı
başlar bir karanlık sigara dumanının macerası uzun
her sabaha kanlarla devriliriz
geceleri erkekliğini soyunan sesimiz
boyuna yarım kalmış bir kadın saati vurur sokağı
başlar bir karanlık sigara dumanının macerası uzun
her sabaha kanlarla devriliriz
murathan mungan $iiridir..
kibritle oynarken yangin cikaran sarsak yillar
bir daha hiç geçit vermeyen veda sözleri
yillarin siradaglarinda uzaklasti bizden
yüregimizden kopup giden ayrilik trenleri
biliyorum ayni lambalarin aydinlattigi yalnizlikta geçti
aldatilmis duygulardan ayri ayri geçerek vardigimiz korunakli siperler
senin içini ürperten geceleri ben duymadim mi icimde?
hayat herseyi alir sanirken
oyunlarimizi islatan yagmurlarda kaldi
bir bizim icat ettigimiz saatler
ilk ögrenilen yalnizlik aslinda geç kesfedilir
dalgin resimlerin derinlestirdigi mazi
gün gelip bütün zamanlari ele geçirdiginde
anlarsin baskalariyla giden bizden calinmis günler
ne zamandir buradayim
gel öp beni
neredeysen ve nasilsan önemi yok gel öp beni
birbirimizi bagislayacak, birbirimize yeni sözcükler bulacak
ölmeden önce yeniden görüsüp konusacak yasa gelmedik mi?
ikinci ukun saatindeyiz simdi
gözlerim trenlerde, gel öp beni..
kibritle oynarken yangin cikaran sarsak yillar
bir daha hiç geçit vermeyen veda sözleri
yillarin siradaglarinda uzaklasti bizden
yüregimizden kopup giden ayrilik trenleri
biliyorum ayni lambalarin aydinlattigi yalnizlikta geçti
aldatilmis duygulardan ayri ayri geçerek vardigimiz korunakli siperler
senin içini ürperten geceleri ben duymadim mi icimde?
hayat herseyi alir sanirken
oyunlarimizi islatan yagmurlarda kaldi
bir bizim icat ettigimiz saatler
ilk ögrenilen yalnizlik aslinda geç kesfedilir
dalgin resimlerin derinlestirdigi mazi
gün gelip bütün zamanlari ele geçirdiginde
anlarsin baskalariyla giden bizden calinmis günler
ne zamandir buradayim
gel öp beni
neredeysen ve nasilsan önemi yok gel öp beni
birbirimizi bagislayacak, birbirimize yeni sözcükler bulacak
ölmeden önce yeniden görüsüp konusacak yasa gelmedik mi?
ikinci ukun saatindeyiz simdi
gözlerim trenlerde, gel öp beni..
murathan mungan $iiridir..
puhu, biyografi çağı
can çekişmenin grameri
varlığın kıstırıldığı sözcükler
hayatını yazsın herkes
tedavüldeki jestler bizi almıyor
karartmayı çalışıyor bürokratik felcin ara dolguları
çok tanrılı görüstü yapıcıları
ne yaptınız
arkhont atum alizeler
ayrıntıların cinnetiyle yoğunlaşan batakta
gündeliğin kiri
üstüpüye silin şiirlerinizi
çığlıklarınızı törpüleyen metal dünya
ne tanrı istiyorsunuz ne patron
görüntü yapıcıları
kanla geçirdiler ellerine bütün iktidarları
kanla alınsın ellerinden
çekinmeyin vahşetin estetiğinden
vardığımız yerde iki şey kaldı geriye
bir intikam bir de affedilmeyen
puhu, biyografi çağı
can çekişmenin grameri
varlığın kıstırıldığı sözcükler
hayatını yazsın herkes
tedavüldeki jestler bizi almıyor
karartmayı çalışıyor bürokratik felcin ara dolguları
çok tanrılı görüstü yapıcıları
ne yaptınız
arkhont atum alizeler
ayrıntıların cinnetiyle yoğunlaşan batakta
gündeliğin kiri
üstüpüye silin şiirlerinizi
çığlıklarınızı törpüleyen metal dünya
ne tanrı istiyorsunuz ne patron
görüntü yapıcıları
kanla geçirdiler ellerine bütün iktidarları
kanla alınsın ellerinden
çekinmeyin vahşetin estetiğinden
vardığımız yerde iki şey kaldı geriye
bir intikam bir de affedilmeyen
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?