(bkz: klinik eczacilik derneği)
ekonomik ve sosyal gelişme için türk ailesinin sağlıklı
bir biçimde yaşamını sürdürmesi gereğine inanan iş
adamları, işçi ve işveren sendika başkanları, odalar
birliği, ziraat odaları, esnaf ve sanatkarlar konfederasyonu
başkanları, ilim adamları tarafından sayın vehbi koç’un
öncülüğünde kurulmuş ve ocak 1986 tarihinde faaliyete
geçmiştir. tap vakfı, kamu yararına çalışan gönüllü bir
kuruluştur.
http://www.tapv.org.tr/
bir biçimde yaşamını sürdürmesi gereğine inanan iş
adamları, işçi ve işveren sendika başkanları, odalar
birliği, ziraat odaları, esnaf ve sanatkarlar konfederasyonu
başkanları, ilim adamları tarafından sayın vehbi koç’un
öncülüğünde kurulmuş ve ocak 1986 tarihinde faaliyete
geçmiştir. tap vakfı, kamu yararına çalışan gönüllü bir
kuruluştur.
http://www.tapv.org.tr/
(bkz: sigarayla savaşanlar vakfi)
amaci; türkiyede yaşayan herkese eşit, dengeli ve mümkün olan en yüksek düzeyde koruyucu ve iyileştirici sağlık hizmetleri ile sosyal yardım ve sosyal hizmetleri etkin bir biçimde sunabilmek için maddi ve manevi katkıda bulunmak ve bu amaçla yeni kaynaklar sağlamak olan vakif.
http://www.ssyv.org.tr/
http://www.ssyv.org.tr/
http://www.saglikvakfi.org.tr/ adresinden ulaşabileceğiniz güzel bir sağlik sitesi.
1997 yılında ist. ünv. çapa tip fakültesi çocuk hemodiyaliz ünitesi katında prof. dr. faik tanman başkanlığında 61 kurucu üyeyle böbrek hastası çocuklara maddi ve manevi her türlü yardımda bulunmaya çalışmak amacıyla kurulmuş vakif.
http://www.cbv.org.tr/
http://www.cbv.org.tr/
(bkz: çocuk böbrek vakfi)
(bkz: bir kadin şarki söylüyor)
(bkz: çocuk vakfi)
çocuk vakfı, 23 aralık 1990 tarihinde kurulmuş.
http://www.cocukvakfi.org.tr/
http://www.cocukvakfi.org.tr/
1994 yılına kadar ülkemizde belirli üniversiteler ve dernekler dışında, bakanlığa bağlı merkezler yoktu. 1994 yılında “kalıtsal kan hastalıkları ile mücadele” yasası çıkması ile beraber, sağlık bakanlığına bağlı antalya, antakya, mersin ve muğla’da merkezler kurulmuştur. son 6 yıldan beri, antalya devlet hastanesi içinde hizmet veren talasemi merkezi, yetersiz fiziki yapı ve kadroya rağmen, gerek hastaların tedavisinde, gerekse önlenmesi konusunda önemli mesafeler almıştır. ekim 1996 yılında, akdeniz kan hastalıkları vakfı (akhav), başta talasemi ve orak hücreli anemi olmak üzere kalıtsal kan hastalıkları konularında; toplumu bilinçlendirmek, hastaların dünya standartlarında tedavilerini sağlamak ve yeni hasta doğumunu önlemek amacı ile hasta yakınları, doktorlar ve işadamlarının katılımıyla kurulmuştur. vakıf amacına uygun olarak, türkiye’de ilk örnek olacak “kan hastalıkları hastanesi”ni yapmayı planlamıştır. hastane; akdeniz bölgesinin en önemli sağlık sorunu olan talasemi yanında diğer kalıtsal kan hastalıklarını önlemek için gerekli eğitim, araştırma, teşhis ve tedavi olanakları ile koruyucu hekimlik hizmetleri de verecektir.
http://www.akhav.org.tr/
http://www.akhav.org.tr/
ing. (bkz: akdeniz kan hastaliklari vakfi)
kis. (bkz: akdeniz kan hastaliklari vakfi)
şarkinin sözlerinin tamami şahsimca canalici bölümlerine gbkz verilmiş haliyle şöyledir:
biliyorum duymak istediklerin bunlar değildi
o yüzden zafer saymıştım zamansız gidişini
öyle ya sen ondokuzunda koca bir kadındın
oysa ben seni tüm yalanlardan daha çok seviyordum
zor
zor kadere emanet ettim seni
sen benim kördüğümüm
tutamadığım gözyaşım
zor
zor bir daha, daha da güvenmek
bana düşen kabullenmek
zor da olsa dönüp gitmek
birgün gelir de bir an çokca zamanlardan sonra
geri dönüp baktığında bilmem anlar mısın
o senin bir anının benim ömrüm olduğunu
ne çok sevildiğini, artık çok geç olduğunu
zor...
zor kadere emanet ettim seni
sen benim kördüğümüm
tutamadığım gözyaşım
zor...
zor bir daha, daha da güvenmek
bana düşen kabullenmek
zor da olsa dönüp gitmek
biliyorum duymak istediklerin bunlar değildi
o yüzden zafer saymıştım zamansız gidişini
öyle ya sen ondokuzunda koca bir kadındın
oysa ben seni tüm yalanlardan daha çok seviyordum
zor
zor kadere emanet ettim seni
sen benim kördüğümüm
tutamadığım gözyaşım
zor
zor bir daha, daha da güvenmek
bana düşen kabullenmek
zor da olsa dönüp gitmek
birgün gelir de bir an çokca zamanlardan sonra
geri dönüp baktığında bilmem anlar mısın
o senin bir anının benim ömrüm olduğunu
ne çok sevildiğini, artık çok geç olduğunu
zor...
zor kadere emanet ettim seni
sen benim kördüğümüm
tutamadığım gözyaşım
zor...
zor bir daha, daha da güvenmek
bana düşen kabullenmek
zor da olsa dönüp gitmek
geçen bölümlerden birinde nazliya hamile hamile şarap içirerek beni dumura uğratmiş dizidir.
eczacilik fakültesi jargonunda genelde tüm derslerin başinda farma eki olduğundan bu ek kaldirilarak adlandirilir dersler.
koloji--farmakoloji
tekno--farmasötik teknoloji
kognozi-farmakognozi
botanik-farmasötik botanik
kozmo-kozmetoloji
besin-besin analizi
toksik-toksikoloji
kinetik-biyofarmasötik ve farmakokinetik
farmasi-radyofarmasi
mikrop-mikrobiyoloji
kimya-
1.sinifta genel kimya
2.sinifta organik ve analitik kimya
3.sinifta farmasötik kimya anlamina gelir.
koloji--farmakoloji
tekno--farmasötik teknoloji
kognozi-farmakognozi
botanik-farmasötik botanik
kozmo-kozmetoloji
besin-besin analizi
toksik-toksikoloji
kinetik-biyofarmasötik ve farmakokinetik
farmasi-radyofarmasi
mikrop-mikrobiyoloji
kimya-
1.sinifta genel kimya
2.sinifta organik ve analitik kimya
3.sinifta farmasötik kimya anlamina gelir.
"tarafsızlar ne iyiyi ne de kötüyü seçtiklerinden,
cennette de cehennemde de olamazlardı.
korkak ruhlar!!!!!!!! ama yine de acı çekiyorlar."
misralarinin sahibi.
cennette de cehennemde de olamazlardı.
korkak ruhlar!!!!!!!! ama yine de acı çekiyorlar."
misralarinin sahibi.
....
ben seninle bir gün van’daki bir kahvaltı salonunda
ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
ben seninle, ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
doğubeyazıt’ın herhangi bir toprak damında
ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim...
nedense aklima yilmaz erdoğan’in şiirindeki bu dizeleri getiren başlik.
ben seninle bir gün van’daki bir kahvaltı salonunda
ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
ben seninle, ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
doğubeyazıt’ın herhangi bir toprak damında
ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim...
nedense aklima yilmaz erdoğan’in şiirindeki bu dizeleri getiren başlik.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?