confessions

firambogaz

- Yazar -

  1. toplam entry 10312
  2. takipçi 2
  3. puan 177203

murathan mungan

firambogaz
bildiğim kendimi bildim bileli aşık olduğum,
bildiğim ancak aşıkken var olduğum...
işte bu yüzden, benim için aşık olmak;
çoktandır hasretine katlandığım yokluğum.
’eğer aşktan söz edildiğini duymamış olsalar
hiçbir zaman sevemeyecek olan insanlar vardır, ’
demiş la rochefoucauld
benimse hep böylelerini severek başladı vurgunum...

dağınik yatak

firambogaz
bir murathan mungan şiiri..

kim geri verebilir bana
harcadığım gençliğimi
dağınık yatağım
mutsuz yatağım
onardın mı yüreğimi

sevginin gücünü
görmeyen gözler
gecikmiş yaşlarını döker
öyle bir an gelir ki
sevişmek ölmeye benzer
dağınık yatağım
mutsuz yatağım seni artık
yalnızlık bekler.

ey kavmim

firambogaz
ahmet altan’ın haziran 1997 tarihli yeniyüzyil gazetesinde yayınlanmış olan yazısı...

ey kavmim...

sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin. dönüp de bakmazsin ölülerine.

lut kavminden de degilsin sen, hazdan olmayacak mahvin.

aciyla karildi harcin ama aciya da yabancisin.

agidlari sen yakarsin ama kendi kulaklarin duymaz kendi agidini,

bir koyun sürüsünden çalar gibi çalarlar insanlarini ve sen bir koyun sürüsü gibi bakarsin çalinanlarina.

tanriya yakarir ama firavunlara taparsin.

musa kizildeniz’i açsa önünde, sen o denizden geçmezsin.

ey kavmim...

sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.

korkarsin kendinden olmayan herkesden.

ve sen kendinden bile korkarsin.

hazreti ibrahim olsan, sana gönderilen kurbani sen pazarda satarsin.

hazreti isa’yi gözünün önünde çarmiha gerseler, sen baska seylere aglarsin.

gündüzleri maria magdalena’yi orospu diye taslar, geceleri koynuna girmeye cabalarsin.

zebur’u, tevrat’i, incil’i, kuran’i bilirsin.

hazreti davud için üzülür ama golyat’i tutarsin.

ey kavmim...

sen ki peygamberlerinin dediklerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.

dönüp de bakmazsin ölülerine.

lut kavminden de degilsin hazdan olmayacak mahvin.

ama sen kendi acina da yabancisin.

kadinlarin siyah giyer, kederle solar tenleri ama onlari görmezsin.

her kuytulukta bir çocugun vurulur, aldirmazsin.

merhamet dilenir, sefkat dilenir, para dilenirsin.

ve nefret edersin dilencilerden.

utanci bilir ama utanmazsin.

tanriya inanir ama firavunlara taparsin.

bütün seslerin arasinda yalnizca kirbaç sesini dinlersin sen.

ey kavmim...

sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.

sana yapilmadikca iskenceye karsi çikmazsin.

senin bedenine dokunmadikça hiçbir aciyi duymazsin.

örümcek olsan hazreti muhammed’in saklandigi magaraya bir ag örmezsin.

her koyun gibi kendi bacagindan asilir, her koyun gibi tek basina melersin.

hazreti hüseyin’in kellesini vurmaz ama vurani alkislarsin.

muaviye’ye kizar ama ayaklanmazsin.

hazreti ömer’i biçaklayan ele sen biçak olursun.

ey kavmim...

sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.

ölülerine dönüp de bakmazsin.

lut kavminden de degilsin hazdan olmayacak mahvin.

ama arkana baktigin için tas kesileceksin.

ve sen kendine bile aglamayacaksin.

komsun aç yatarken sen tok olmaktan haya etmezsin.

musa önünde kizildeniz’i açsa o denizden geçemezsin.

tanriya inanir ama firavunlara taparsin.

ey kavmim...

sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.

noel babanın elleri kanlı biliyor musunuz

firambogaz
31.12.2006’da ecz. levent kamacık’ınhttp://www.farmamedya.com/ ’da yayınladığı yazının başlığıdır.
aslında başlığın tamamı "çocuğunuza hediye getiren noel baba’nın elleri kanlı. biliyormusunuz"dur ama 50 karakter sınırlaması yüzünden başlığa adapte edilememiştir.

yazının metni şöyledir:

her bir yılın bittiği günün akşamlarından önce evinize kurduğunuz ışıklı sentetik çam ağaçlarının altına serpiştirdiğiniz hediye paketlerini “noel baba” safsatalarıyla çocuklarınıza kandırmalarda yutturmaya çalışırken, noel baba’nın kısmen avrupa olsa bile özellikle amerika birleşik devletleri’nde tüketim çılgınlığına dayalı gerçek bir sermaye enstrümanı olduğunu bilemem düşünüyor muydunuz?

sermayenin hediye sektöründen silah sanayine kadar yaşamın her alanına uzanan vantuzlarında silah sanayinin başa çıkılmayacağı sanılan patronlarının siyasi soytarıları, kapitalist tüketim ekonomisinin yıl sonundaki sembolü noel baba ile birlikte saddam hüseyin’i idam etti.

islam aleminin iki büyük dini bayramı içinde birinci sırada yer alan kurban bayramı’na sadece bir gün kala saddam’ı idam ettiren ve sonra da cesedini teslim alan işgal ettikleri irak’taki a.b.d yöneticileri böylece bir kez daha fütursuzca islam alemine meydan okudular. kısacası amerikan emperyalizmi kurban bayramı öncesi saddam hüseyin’i idam ederek, tüm islam dünyası’na saldırdı.

üstelik ne acıdır ki bırakın islam dinini insanlık adına seyrettiğiniz yerde saddam’ın cellatları infaz bittikten sonra bağlı oldukları örgütün ismini dillendirerek, utanmadan cesedinin başında dans ettiler ve teslimiyetin iğrenç fotoğrafında saddam’ın ölüsünü amerikalılara teslim ettiler.

amerikan, fransız, ingiliz bombaları ile işlediği iddia edilen suçları yargı önünden apar topar kaçırılarak idam edilen saddam hüseyin’in yargılamalarda ve idam sehpasında onurlu duruşunu seyrettiğim yerde abdullah öcalan’ın türkiye’ye doğru paketlendiği uçakta ve sonraki duruşmalarındaki kıvrak ve kaygan açıklamalarını düşünüyorum.

148 kişinin katili olmakla suçlanarak yargılanan ve asılarak cezası infaz edilen saddam hüseyin diktatördü de, otuz bin kişinin katili olduğu her zaman dile getirilen ve yönettiği örgüt elemanlarının ifadeleriyle de pekişen öcalan ne olduğu belli olmayan hatta amerikanın şemsiyesi altındaki bir diktatör değil miydi?

saddam “diktatör” olarak yönettiği ülkenin bütünlüğü adına iktidar erkini kullanırken, sadece cinayetler işleten ve atalarının yaşadığı toprakları mossad, cia denetiminde karıştırmaya çalışan öcalan saddam’dan masum muydu?

yılın son günü kalkıp da bunları yazmak zorunda kaldığım için sizden özür dilemiyorum. kaldı ki yazmaktan da çok keyif almıyorum ama eğer amerikan tüketim ekonomisinin sembolü noel baba’nın elleri kanlı bir şekilde çocuklarınızla buluşmasına izin verecekseniz, size bir önerim var;

saddam’ın cesedinin ekranlarda gözüktüğü yerde siz de o satılık örgütün cellatları gibi evinizde dans etmeye başlayın. çocuğunuzun elinden de tutun, birlikte dans edin.

yakışır size…

üzgünüm. beş vakit namaz kılmasanız da, cuma namazına gitmeseniz de, hatta bayram namazına gitmeseniz de aslında nüfus cüzdanınızın “din” bölümünde yazılı “islam” hanesi sizin bu dünyada tasnif edildiğiniz yerdir.

peki, yeni yılınız kutlu olsun.

bayramınız kutlu olsun.

ama şu tatilden sonra bir düşünün.

e-posta : [email protected]

92 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol