confessions

darth sidious

- Yazar -

  1. toplam entry 9925
  2. takipçi 1
  3. puan 156030

agasar dereleri

darth sidious
rize-irfan ruhi eren-yucel pasmakci

agasar dereleri
aksa yukari aksa
vermem seni ellere
tonya ustume kalksa

agasar dereleri
bulanik akayisun
gozlerimin icine
sevdali bakayisun

agisar dereleri
aksun yukari aksun
o incecuk bellere
ha bu usak dolansin

kesik çayır biçilir mi

darth sidious
konya yoresi turkusudur. hikayesi :

kesik cayir bicilir mi?

meram baglari, meram cayirlari taniktir, boylesi yigit her anaya kismet olmaz. inadina mertti, inadina yigit, inadina yagizdi.

konya’nin valisi o yil meram’da otururdu hep. meram o zamanlar da en saygideger yeriydi sehrin, mevlevi dedeleri meram’daydi, celebiler hepten meram’daydi. ve vali pasanin yâveri, genc yâveri meram’dan cok az inerdi konya’ya. butun oralar bu genc adami, o da butun oralari tanirdi, iyi tanirdi.

yâver, fesini sola dogru devirdi. guz demiydi. serindi ama o yaniyordu. korkmuyordu. oysa kocamis bir gece yollara dusmustu "dutlu"dan meram’a dogru, aksam namazindan sonra. korkmuyordu.

"sirtima sepken yagiyor."
"yanuben yorgun gelirim."

demis elin oglu zamaninda. yâver iste bu hâl idi. konya severdi bu delikanliyi; o da konya’yi. ama konya’dan daha cok sevdigi bir sey bir kisi, bir hatun kisi vardi. meram’a ilk zamanlar sik gelirdi. asli konaya’li degildi.

sevdicegi bir mevlevî celebisinin kiziydi. dusunun, allah etmesin dile duserlerse otesi yoktu bu isin. allah etmesin dile duserlerse, musalla mezarliginda selviler huzzam makamindan bir sarkiyla baslayiverirlerdi. allah etmesin, gencti. konya’nin delikanlisi zaten pek hayir okumuyordu adinin ustune. allah etmesin. ama yine de kotkmuyordu iste.

sevdicegi bir mevlevî celebisinin kiziydi. gelirken- giderken bir seyler olmustu. bir seyler olmustu cunku. loraslarindan kalkan ebabil kuslari, kanatlarinda "gunaydinlar" getirdilerdi bir gun. ebabil kuslarinin gozleri kahverengiydi, sol ellerinin ustunde bir "ben" vardi ebabil kuslarinin.

bu gece onunla bulusacakti. ilk bulusmalari degildi bu suphesiz. ama meram’in o ordekbasi ve sili cayirlari o "incecik" cayirlari tanik olsun ki en mutlusuna gidiyordu bulusmalarinin.

yâver fesini sol yana devirdi ve biyiklarini burdu. eli-ayagi yaniyor gibiydi. kerpic duvari asmiya calisti. ceketi tozlandi, aldirmadi, hemen soyle silkiverdi eliyle, ince cayirlar ayagina dolastilar aldirmadi.

celebi kizi, zerdalinin altina vardi. gozleri apaydinlikti, kahverengiydi.
yâver yanina gelince, oturuverirdi cayirlarin ustune. yâver o cesaretsiz elleriyle celebi kizin elini tutacak oldu, edemedi. oturdu.

konya pul pul dirildi gozbebeklerine. yalniz konya degil dunyalar onundu. anasini hatirladi, bir zaman sonra, memleketini hatirladi, sonra kalkip gitmek istedi, niye istedi bilmem, gidemedi.oturdu.

derken efendim sekiz iklimden ipil ipil bir bati ruzgarinin seranadi basladi. kiz konusuyordu. celebi kizi. derken efendim, dere tarafindan bir bulbulu vurdular, ne hacetti, kiz konusuyordu, yâver oldu oldu dirildi.

konustular. kizin elleri yâverin ellerinde serindi. uzun uzun konustular. askti bu dost. sevgiydi. ne konya vardi onlerinde, ne zerdali agaclari, ne meram, ne pasa, ne cayirlar ve ne de sekiz taraflarindan sekiz kara binayla onlari gozetleyen sekiz konya usagi.

derken efendim, yâver "haydi hoscakalasiz" diyecekti, diyemedi. derken efendim sekiz karabina sekiz kursun kustu yâverin suratina. derken efendim, yâver "gidem" dedi, gidemedi. once sallandi sag ayaginin uzerinde uc kez. sonra sa yanina devrildi. kipirdayamadi bile. sekiz konya delikanlisi icin sanki bir sey olmamisti. dere yoresine dogru "konyali" yi cagiraraktan yuruduler.

sabah yakindi. celebi kizi olu sevgilinin ustune egildi. oylece kaldi.
gun isiginda olu yâveri ve celebi kizini "incecik" cayirlarin ustunde buldular.
pasa, vali pasa, yâverin anasina yanik kunyesini gonderdi yarintesi gunu.

"ince cayir bicilir mi
sular ayaz icilir mi
bana yardan vaz gec derler
yâr tat’lolur gecilir mi"

sonra arkasindan, mezar tasi olsun garibin diye bu turkuyu yakiverdiler. "ince cayir bicilir mi?" bictiler bile.

"aman ben yandim, pasam ben yandim,
ellerin koyunde vuruldum kaldim."



kaynak:
kamil ugurlu
bir konya turkusunun dogus hikayesi
turk folklor arastirmalari-kasim 1963


yarım istanbulu mesken mi tuttun

darth sidious
hikayesi :

yarim istanbul’u mesken mi tuttun?


guz gunesi sari sari devriliyordu o ikindi uzeri de uzaklardaki mor daglarin ardina. elinde su testisi, koyun cesme basinda, siraya girmisti. yedi yil once bes alti yasindaki kizlar simdi varmislardi on iki , on uclerine. dugun davullari ayni gun birlikte dogulen hatca’yla zalha’nin ucuncu cocuklari kosup oynuyorlardi.

derin bir ic gecirdi.

bir cocugu olsaydi bâri. oglan degil, kizi. o zaman olsaydi simdiye yedi yasinda. cesmeden su getirmese bile, evde asa musa el atar, ortaligi toplar, anasina can yoldasi olurdu. ama istanbul gurbetinde yedi yildir eylenen eri, istemezdi kiz evlât. erkek olmaliydi cocugu. erkek olmali babasi gibi bilekli, kocaman kocaman elli, ayakli, kasi gozu kudretten surmeli. on yasina varmadan, cifte cubuga el atmaliydi. yedi yildir istanbul gurbetinde eylesen boyle isterdi oglunu. babasinin soyunu surdurmeli, koy cocuklariyla dere kiyisinda gules tutup, kendi akranlarini yere kabak gibi vurmaliydi:
gene derin bir ic gecirdi.

yedi yil, yedi koca yildir istanbul dedikleri guzeli bol, seyrani renkli istanbul’da ne bekliyor da gelmek bilmiyordu? sakin orda gul yuzlu, bal dudakli, kara kas kara gozlu bir guvercin gogsu topukluya... agliyasi geldi birden. dusunmek istemiyordu bunu. o penceli, o tuttugunu koparan, o boylu poslu erkeginin bir istanbul kizina tutulup ondan dolayi silasini unuttugunu ogrense oldururdu kendini. "vallaha oldururum!" dedi icinden sert sert. "gunahi, vebali varsa ona. kaba sakal hoca tevatur gunah dediydi vaazda. hele boyle bir sey olsun...."

yaninda bir karalti. kendine gelerek gozlerinin yasardigina dikkat etti, sildi elinin tersiyle gozlerini.

resullarin emine anaydi gelen:

- ne o kinali kekligim benim? dedi. oksuzum, yavrum. ne agliyon? telâslandi:
- yoook, aglamiyorum nene...

gun gormus, umur surmus kiris kiris nene inanmadi:
- agliyon kinali kekligim, surmelim agliyon. ben bilmem mi ne diye agladigini? vefasizin diktigi fidanlar meyveye geldi. onunla gurbete gidenler yedinci sefer donuyorlar silaya. o nerde? hani?

"kinali keklik" gene derinden bir cekti. gunesin yari yariya derildigi mor daglara bakti. gozlerinden yuvarlananlara dur diyemiyordu gayri. varsin aksinlardi nene’nin dedigi gibi, oksuze bu dunyada gulmek yoktu. keten yelekli, burma biyiklisi istanbul gurbetinde belki de bembeyaz bir istanbul kiziyla unutmustu silasini. dili de varmiyordu ama, unutmasa ne diye yedi yildir donup gelmesin? donup gelmedi diyelim, insan iki satir bir seyler de mi yazamazdi? ilk gittigi aylar nasil yaziyordu? demek unutmustu? unutmustu demek ha? hickirdi. genc, yasli kadinlar, ellerinin kinasiyla cicegi burnunda kizlar toplandilar basina. sormadilar hicbir sey. biliyorlardi. sorup da ne diye yuregini bustubun kaldirsinlar? biri:
- sus bacim, dedi. sus! bir baskasi:
- gozlerinden doktugune yazik!

sagdan soldan herkes bir sey soyluyordu:
- el oglu degil mi? en iyisinin kokune kibrit!
-vallaha amasyanin bardagi, biri olmazsa biri daha bence..
- en dogrusu bu ama....
- dinlemiyor ki!
- bu genclik, bu tâzelik...
- yedi yil, yedi yil anam. dile kolay. insan eksik etegini yedi yil silasinda unutur mu?

sikildi, bunaldi. aglamiyordu artik. zaman zaman bu: mâdem erkegi istanbul gurbetinde yedi yildir unutmustu onu, o da varsin istidayi bosansin bir guzel, varsindi bir baskasina. elini sallasa ellisi, basini sallasa...

duramadi karilarin arasinda. onucunde bulup yitirdigi, yirmisine vardigi halde bir turlu geri donemiyeni icinden bir sizi bir gecti. testisini koydu cesmenin iplik gibi akan suyunun altina. testi dola dursun, gittiyse keyfinden mi gitmisti. istanbul’a? gozu kor olasica yokluk. dusmanina avuc actiran yokluk yuzunden, birkac para kazanip okuzu ikilestirmek, birkac donum tarla daha alip babadan kalan bir kac donumune eklemek icin. o gece, o gece iste, nasil yatirmisti koluna! nasil oksamisti saclarini, neler demisti? istanbul gurbetine gidecek, cok degil yazi orda gecirip, guze, olmazsa kisa koynunda desteyle para, donecek. o zamana kadar bir de oglu olmus olursa, eh gayri, keyfine son olmiyacakti!.

basindaki beyat ortuyu cenesinin altinda cozup yeniden bagladi.
yedi yil, yedi koca yil!
kocasinin istegince bir oglu olaydi bâri..

testisinin dolup tasmakta oldugunun farkina bile varmadi: bir oglu olsa o zamandan bu zamana, alti yasinda mi olurdu? bosboyuk, palazlanmis delikanli. akranlariyla dere kenarinda gules mi tutardi? babasi gibi penceli olur da akranlarini yere kapak gibi mi vururdu? ekimde tarlaya birlikte mi giderler, hasat vakti duveni birlikte mi surerlerdi? babasinin kokusunu mu tasirdi?
- kinali keklik kaldin gene. bak testin doldu, tasiyor!

kendine geldi. insanoglunun aklina sasti. gozleri testisindeydi guya. testisinde oldugu halde, gorememisti doldugunu.

cekti lulenin altindan. guldu aci aci.

tuttu evinin yolunu. tuttu ya, simdi de aklindan koyun yaslilari, gencleri kaynasmaga baslamisti. her kafadan bir ses:
- deli anam deli bu!
- dogru bacim, deli..
- beni yedi yildir silamda unutacak da..
- ben de hâlâ yolunu bekliyecegim onu ha?

sonra kafa kafaya, fisil fisil bir konusma. ah bu konusma, ah bu konusmalar... evden iceri girerken, dursunlarin haci’yi hâtirladi elinde olmiyarak. ince, kapkara kaslari yikildi sinirli sinirli. testiyi birakti kapinin yanina, gecti pencerenin onunde dayandi duvara sag omzuyla. odada kimse yoktu, tek basinaydi ya, deminki karilar, kizlar, orta yaslilarin hayalleri doldurmustu odayi. alev sacan bakislariyla sanki topuna haykirdi:
- dursunlarin haci, kara haci basinizda parcalansin. atin yerine esegi baglamiyacagim iste, baglamiyacagim!

kara haci da neydi ki sirma biyikli ali’sinin yaninda? degil yedi yil, on yil donmese silasina, onu gene unutamazdi iste!

guz gunesi coktaan devrilip gitmisti mor daglarin ardina. gece iniyordu koye agir agir. los oda farkina varilmaksizin karariyor, derinlesiyordu. derken bu yandaki kapkara daglarin ardindan bakir kizili kocaman bir ayin tekeri gozuktu. sonra agir agir yukseldi goklere, ufaldi, bakir kizilini yitirdi, piril piril yanmaga, saz ortulu dumanlariyla kerpic evleri suslemege basladi.

cani ne yemek istiyordu, ne de su.

gel desen gelmez miydim? su guzellerin doldurdugu elmastan kadehleri ben dolduramaz miydim?

ali bakiyordu, sadece bakiyordu.

oysa hem agliyor, hem soyluyordu:
- ketenden yelegini bile ben dikmedim miydi? benim gibi bir oksuze dunyayi haram etmege nasil kiydin? yigitligine yakisir miydi gurbette beklemek dayanacak ozumun tukendigini anlamadm mi?

ali susuyor, boyuna susuyordu. tastan ses cikiyor, ali’den cikiniyordu. sozlerinin ardini getirdi agliya agliya:
- insafsiz yedi yil oldu sen gideli, diktigin fidanlar meyvaya geldi tekmil. birlikte gittiklerinizin tumu yediser sefer geldiler silalarina. buralarin guzelleri coktur ama sana yaramaz. durmadin sozunde ali’m. sozunde durmayana erkek demezler biliyor musun? kavlimizde gidip de donmemek varmiydi vefasiz?

fakat ali hic ses vermeden bakmis bakmis, sonra cekip giderken duman olmustu âdeta. bagirmisti ardindan, bagirmis, bagirmis... fakat ali...

uyandi. gunes bir mizrak boyu yukselmisti kalkti yaslandigi yerden:
- hayirdir insallah, dedi.

kalkti usulcak, gitti kapiya, orttu, kalin tahta surgusunu itti. ne olur ne olmazdi. kara, kuru haci kotu dadanmisti cunku. koy bakkalinda kafayi cekip elinde saz, dusuyordu tek gozden ibaret evininin yakinlarina. daha bir gunden bir gune ne kapisina dayanip boyle boyle demis, ne de cesmeye giderken, yahut da tarlanin yolunu tek basina tuttugunda yolunu kesmisti. kesmemis, lâf da atmamisti ama, koyun cadi karilari pek yakistirmislar onu kara haci’ya! yedi yildir istanbul’u mesken tutan vefasizini dusune dusune uykuya variverdi. dunya coktan silinmis, ay devrini tamamlayip elini etegini cekmisti dunyanin goklerinden.

devrile kaldigi yerde misil misil uyuyordu.
uykusunda dus.
dusunde istanbul gurbeti. tasi topragi altindandi istanbul gurbetinin. ali’sini aramaga gitmisti dusunde. bulmustu da. guzellerin arasindaydi. bir kiyidan bakiyordu. guzellerden biri dizine basini koyup uzanmisti boylu boyunca. bir baskasi gumus bir kupayla sarap veriyor, daha bir baskasi da dudagindan opmege uzatiyordu dudaklarini.

o zaman, o zaman iste, gizlendigi kiyidan cikivermisti. ali sasirmis, birakip guzellerini, kosmustu yanina. acmisti agzini ali’sine, yummustu gozunu:

- istanbul’u mesken mi tuttun? bu guzelleri gordun beni unuttun mu? silasina gelmege yemin mi ettin yoksa?

yarim istanbul’u mesken mi tuttun aman
gordun guzelleri ben unuttun aman
beni evinize kole mi tuttun aman

gayri dayanacak ozum kalmadi aman
mektuba yazacak sozum kalmadi aman

yarim sen gideli yedi yil oldu aman
diktigin fidanlar meyveye dondu aman
seninle gidenler silaci oldu aman

gayri dayanacak ozum kalmadi aman
mektuba yazacak sozum kalmadi aman




turku sitesi - turkuler.com

misket

darth sidious
hikayesi :

misket

misket, ufacik tefecik bir elma turu... huriye de ganizadeler’in ufakcik tefecik sipsirin kizlarinin adi. huriye, sik sik evlerinin onundeki elma agacina tirmanir, yolu gozler; sebep, osman efe...

ankara’nin sayili efelerinden osman, genc, yakisikli, genis omuzlu,burma biyikli... huriye’nin gonlu bu osman efe’de. osman efe, evin onunden geciyor; huriye atliyor bahceye, tirmaniyor misket agacina. ikisinin de yureginden ilik bir seyler akiyor. osman efe, huriye’yi adiyla cagirmiyor hic, ’’misket’’ diyor huriye’ye.

yorenin unlu agalarindan kir aga, bir gun huriye’yi su doldururken goruyor cesme basinda. aradan bir hafta gecmeden kir aga, huriye’yi istetiyor. babasi, ’’kir aga, yigit insandir, mali mulku yerindedir’’ diyerek huriye’yi vermek ister. annesi, huriye’nin agzini arar, fakat huriye ’’olsem kir aga’ya varmam’’ cevabini verir.

huriye, aksami zor eder. bahceye cikip, osman efe’nin yolunu gozler. uzaktan atini gorunce, tirmanip cikar elma agacina. durumu bildirir osman efe’ye.

osman efe, cilgina doner. kir aga’ya haber gonderir, ’’kendini sever, sayarim. yigit kisi bellerim. yolumdan cekilsin. sonu iyi olmaz’’ der. haberi osman efe’den kir aga’ya goturenler, bire bin katarak anlatirlar ’’osman diyor ki, kir aga kim oluyor da benim yavuklumu alacak. lesini sararim’’ diye...

kir aga, ’’demek dunku cocuk bize meydan okuyor. kendine guveniyorsa karsima ciksin’’ diye osman efe’ye haber gonderir. tabii haberi goturenler osman efe’ye de bire bin katarak anlatiyorlar. osman efe kir aga’ya, kir aga osman efe’ye kinlenir. sonunda kiran kirana kavga etmeye, sag kalanin huriye’yi yani misket’i almasina karar veriyorlar.

belirlenen gun ve yerde karsilasiyorlar. bicaklar cekiliyor. huriye ise durumu merakla bekliyor. cikmis elma agaci ustune, yolari gozluyor. bir yandan da osman efe icin dua ediyor. osman efe ise kir aga karsisinda aslanlar gibi dovusuyor. kir aga birden duruyor. ’’benimle boylesine boy olcusen yigide, ben kiyamam. koc olacak kuzuya bicak cekemem. vur bicagini bagrima. misket senin olsun’’ diyor. osman efe once sasiriyor, sonra oda bicagini yere atiyor ve kosup ellerine sariliyor kir aga’nin.

kadin-kiz da yollara dokulmus uzaktan gorunen kalabaligi bekliyor. misket ise ciktigi elma agacinda duramiyor heyecandan. daldan dala gecip, gelenleri secmeye calisiyor. derken kalabalik yaklasir, onde kir aga, arkasinda kalabalik. gozleri osman’in ariyor, goremiyor. birden basi donuyor, gozleri karariyor, tepe ustu agactan asagi duserek cansiz yere yigiliyor.

cok gecmeden kalabalik elma agacina ulasinca, bir feryattir kopuyor. osman efe, sigmiyor oralara. kadinlar kizlar perisan. misket kizin yani huriye’nin hikayesi dilden dile dolasip turku oluyor.


kaynak:
yasar ozurkut
turkulerin dili
ankara kultur kurumu yayinlari
stockholm 1987

kızıroğlu mustafa bey

darth sidious
turkunun hikayesi :
kiziroglu mustafa bey


bu turkuyu dinleyen herkesin kafasinda bir soru belirir. kim bu kiziroglu mustafa bey ? koroglu ile ne ilgisi var? bu turkuyle ilgili bircok soylenti var ama en ilginci sanirim bu. kizir, kars’in susuz kazasina bagli bir koydur. bu koy kisir daglarinin genis eteklerine kurulmustur. koyun dort bir yanindan ise soguk pinarlar akar. koy duz toprak damli evlerden olusmaktadir ve koyun hakim bir yerin de de bir kale kalintisi vardir. koyluler kiziroglu’nun kalesi derler buraya. kiziroglu bu koyde yasamis ve bura da efsanelesmistir derler.

kucukken at binip kilic kusanir
soylentiye gore simdiki kiziroglu koyu’nun yerinde bir birinden uzak yirmi yirmi bes kadar ev bulunmaktaymis. bolge daglik ve ormanlik oldugu icin insanlari da bu nedenle olacak ki cok serttir. o zamanlar burada yasayan insanlarin basinda bulunan kisiye "kizir" derlermis. kizir muhtar demektir. gun gelmis zamanin kizirinin unu tum anadolu’ya yayilmis. tum kotuler ondan korkar olmus. gel zaman git zaman kizirin bir oglu olmus. daha kucukken iyi at biner, kilic kusanir olmus. iste kiziroglu mustafa bey bu cocuk. butun cocuklugu kisir dagi’nda at binip avlanmakla gecmis mustafa’nin. o da babasi gibi buyuyunce namli bir yigit olmus, haksizlik ve adaletsizliklerle savasmaya baslamis. zaten onun bulundugu cevrede kimse haksizlik etmeye cesaret edemezmis ya .

koroglu doguya gelir
o sirada doguya gelen koroglu kisir daglari’nda ferro deresine yerlesir, amaci dogudaki haksizliklari yok etmek. bir gun koroglu bir at gezisinde kizir koyu’nu gorur, "burada ki adaletsizlikler de benden sorulur" der ve gider orada bir kale kurar. islerinden dolayi bir muddet koyunden ayri kalan kiziroglu koye dondugunde koroglu’nun kalesini gorur. sinirlenir. koroglu’nun yanina gider, sertce cikisir "sen kim olasin ki benim yurdumda saltanat suresin" her ikisi de bir birlerini kotu insan olarak bilirlermis. koylulerin soylemesi boyle.

yigitlerin kavgasi
o zamanin adaletine gore iki yigit dovusur, galip gelen digerini oldurup savasi kazanirmis. koroglu ve kiziroglu gunlerce at ustunde kavga etmislerse de yenisememisler. kilic kavgasinda ve gureste de yenisememisler. mustafa bey’in ati ala paca da koroglu’nun ati kirat’la gures-mekte. mustafa bey soyle bir geri bakmis ki ne gorsun ati ala paca koroglu’nun atini alt etmis duruyor. "ola benim atim koroglu’nun atini alt etmis, ben koroglu’nu alt etmezsem halim nic’ olur" deyip gayrete gelmis koroglu’nu yere vurmus. tam kamasini cekmis vuracagi sirada koroglu "dur yigit, bana biraz muhlet ver yigitlerimi goreyim karimla helalasayim" demis. mustafa bey birakmis. koroglu eve gidip olanlari karisina saziyla sozuyle anlatmaya baslamis.

bir ati var ala paca peh peh peh
mecal vermez kirat kaca hey hey hey
az kaldi ortamdan bice
agam kim, pasam kim, nigar kim,
hanim kim
kiziroglu mustafa bey
bir beyin oglu
zor beyin oglu

diye...koroglu geciktigi icin evine kadar gelen kiziroglu kapi araligindan turkuyu duyunca duygulanir ve utanir. kapiyi calip iceri girer. mustafa bey’i karsisin da goren koroglu her seyin bittigini dusunurken mustafa bey sarilip onu oper. "sen benden daha yigitsin koroglu" der. koroglu da "ben artik buradan gideyim burada senin gibi mert ve yigit biri varken kalmak olmaz" der ve koyu terk edip batiya gider.

anadolu insaninin takdiri
koroglu’nun bolu daglari’ndan cikip ta kars’a gelmesi o zamanin kosullarinda olanaksiz gibi. ama halk dusuncesi iki yigidi dogu anadolu da once carpistiriyor sonra baristiriyor. bu, anadolu insaninin kahramanlarina, haksizliklara direnenlere verdigi degeri gosterir. kiziroglu oykusu tepeden inmemistir, boyle bir yigit yasamis un almistir. halk da bu soylenceyle kiziroglu’nu saygi ve sevgiyle anmaktadir.


kaynak :http://www.turkuler.com

karakas gözlerin elmas

darth sidious
turkunun hikayesini ali ercan’in agzi ile nakledelim :

gufte ve bestesi tamamen bana ait bulunan yukarida basligi tasiyan bu turkum bazi asilsiz dedikodulara da vesile olmustur. ben bu durumu hicbir zaman uzulmedim. bilhassa sevindim.cunku, yurdum nigde’deki muzik sever insanlar ruhunda coreklenen bir supheyi, ogrenmekle yetinecekler kanisindayim.

gerek sozle, gerekse gazete ve mektupla, bu turkunun hakiki sahibini ogrenmek isteyen ve yakin alaka gosteren vatandaslarima burada ayri ayri tesekkur ederim.

1948 yilinda istanbul da calistigim bir pavyonda, emel adimla kara kasli, kara gozlu, hafif esmere kacan tenli bir kiza tutulmustum. bu her bekar insanda olagelen, tabiat ananin sevki tabii dedikleri bir kanundu.

aradan yillar gecmesine ragmen emel’i hicbir zaman unutamiyorum. 1959 yilinda gaziantep ogretmen okulu muzik ogretmeni nezihi babacaner’in daveti uzerine gaziantep’e. ogretmen okulunda yapilacak folklor topluluguna istirak etmek uzere gitmistim. bu sirada bir pavyonla anlastim ve calismaya basladim. aksam sahneye ciktigimda emel’i de o pavyonda gordum. aradan onbir yil gibi bir zaman gecmesine ragmen tesadufler yine birbirimizi bir araya getirmisti.

yattigim yatakhanenin karsisindaki odada emel’in de yatak odasi vardi. ilk askin verdigi hazzin tesirinden kendimi kurtaramamis olmaliyim ki o gece sabaha kadar uyuyamadim.
safak sokerken kapim vuruldu ve yasli bir hanim yanima geldi. evladim nicin uyumuyorsun dedi. bende kalbimdeki duygulari yasli hanima anlattim. meger yasli hanim emel’in annesi imis. biraz sonra emel de yanimiza geldi. artik dedi, aramizdaki daglar burada sona ermeli. nede olsa kalp ferman dinlemez derler. fakat emel’in annesinin yasli ve gittikce cirkinlesen hali bana bir acayip gorunmus olacak ki, o anda, misralarini asagida okuyacaginiz karakas gozlerin elmas turkusunun beste ve gufteleri bende bir simsek hiziyla uyaniverdi. onlar gittikten sonra kaleme ve kagida sarilarak turkuyu yazdi ve aksama pavyonda okumak uzere de kendi kendime sazimla talimini yaptim. bu suretle bu turku o anda ve o saniyede orada bestelendi ve guftelendi.

nigde’ye konser vermek uzere gelen aliye akkilic’a da ayni turkumun bestelerini verdim. emin aldemir ile birlikle nigde’de 1960 yilinda soylediler ve caldilar.

iste bu tarihten den sonra turkum yurdun dort bucagina yayik vermekle gunumuzun meshuru oldu.


www.turkuler.com

karakas gözlerin elmas

darth sidious
nigde yoresi turkusudur.

karakas gozlerin elmas

karakas gozlerin elmas
bu guzellik sen de kalmaz
pisman olun kimseler almaz
annene bak gor halini

gel guzelim beni yakma
seni seven kalbi yikma
allah dahi kalbi yikmaz
oldurucu gozle bakma

insanlarin kalbi belli
canlilari yasatan odur
bir saniye gonlunu kir da
gel de benim kalbime gir

gel guzelim beni yakma
seni seven kalbi yikma
allah dahi kalbi yikmaz
oldurucu gozle bakma

ne gecem ne gunduzum belli
yasim oldu kirkdokuz elli
bagrim yanik gozlerim nemli
yalan dunya yaktin beni

gel guzelim beni yakma
seni seven kalbi yikma
allah dahi kalbi yikmaz
oldurucu gozle bakma

ercan soyler hakiki sozu
gecti bahar getirdik yazi
bir gun olur o zalimin kizi
annene bak gor halini

gel guzelim beni yakma
seni seven kalbi yikma
allah dahi kalbi yikmaz
oldurucu gozle bakma

seksi seven erkekler derneği

darth sidious
henuz acilmayan fakat acilsa cok sayida uyesi olacagini dusundugum dernektir. seksi sevmek ayip midir bu ayri bir sorunsal olsa da toplum deger yargilari ve ataerkil yetistirilis tarzi erkegin cinsel acligini daha on plana cikarmistir. oysa hepimiz biliriz ve hatta cogumuz yasamistir ki uzerimize atlayan ve kendimizi sakinmak zorunda hissettigimiz cok sayida disi bizimle ayni havayi solumaktadir. bu tamamen toplumun erkeklere yukledigi bir roldur. sex konusunda konusulurken ya da abiyane tabirle abaza muhabbeti yapilirken ben cinsellik hakkinda konusmayi sevmiyorum diyen biri ibne olarak nitelendirilecektir ki seksi sevmemek psikolojik yada fizyolojik sorunun uzantisi olabilir.

anne

darth sidious
ahmet erhan’in muhtesem bir siiri.

birak kalsin masada ekmek
testide su
ayna puslu, pencere cami kirli
birak kalsin saclarin daginik,
gozlerin uykulu.
saksidaki cicek susuz, kedi
yalini bekler bir kosede
birak kalsin meyve agacta,
kirlangic havada
dama dusen ince bir yaz yagmuru...
yoruldun artik, butun gun
didinip durdun
toprak bile, gok bile, deniz bile
bir yerde yorulur
birak kalsin supurge duvarda,
sabun kovada
anne, gel yanima otur.
371 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol