bir adanin tamaminda konuslanmis olan devletlerdir. ya da ben oyle tahmin ediyorum. en sahane ornekler; united kingdom, yeni zelanda, kuba ve japonyadir.
avusturalyanin kuzeyinde bulunan, dogal guzellikleri sayesinde kendisine iman etmemizi saglayip, the lord of the ringsin cekim alani oldugundan oturu ayri bir sempatimizi kazanan ve guney yarimkurede bulunan ada devleti
xena karakterini canlandiran aktrist. yeni zelandalıdır kendisi ayrıca.
savasci, dovuscu, lezbiyen, ilginc sahane bir hatun olup lucy lawless kisisinin canlandirdigi bir dizi karakteridir. turkcemize nasil bir alaka kurulduysa zeyna olarak cevrilmistir.
i$ik, aydinlik manasina gelen kelime.
dojo sozcugu “yol mekani” olarak tercume edilebilir. sozcugun anlami ise, ogrencinin, sectigi sanatin nihai gercegine ulasmaya calistigi mekandir bir okulda, tipki dojo’ da oldugu gibi teknikler ogretilir. buna karsin dojo’ da teknikler yalnizca belli bir sona ulastiran araclar olarak gorulur. tekniklerde ustalasilmalidir, fakat bu yalnizca calismanin basidir; sonu degil. bir okulun amaci ise, kisiyi yeni bir seyler ogretmektir; bir dojo’nun amaci ise kisiyi yeni bir seye donusturmektir. bir okul, nasil oldurulecegini ogretir, bir dojo ise nasil olunecegini ogretir. dojo’nun uyesi savasmak uzerine dusunmez. savasmamak uzerine de dusunmez. o, bu duzeyin cok daha otesine ulasmaya ve savasin ozunu kavramaya calisir.
bir dojo ile okuldaki ilk egitimler ayni olsa da, amaclar tumuyle farklidir; yontemler de oyle.okulda bir ogretmen ve ogrenciler vardir; dojo’da ise bir usta ve izdesler vardir. ogrenci, derslere yeni bir sey ogrenmek icin devam eder; deshi olarak bilinen, izdes ise, ruhsal gelisim icin devam eder. deshi olma eylemi, bu surecin ilk asamasidir. bir deshi adayi, kabul edilmeden once, uygun bir nyunanshin tavrina sahip oldugunu kanitlamalidir. bu, esnek bir ruha sahip olmak ve dojo tarafindan bicimlendirilmeye uygun olmak anlamina gelir. kisinin bir deshi olmak icin egosunu ustasina, sensei’ ye teslim etmesi gerekir. gercekten de, tum ictenligiyle, “iste buradayim. bana istedigini yap”, diyebilmelidir.
gercek bir dojo’nun, fiziksel olarak oldukca sade ve islevsel bir gorunusu vardir. belli bir zen etkisinin hissedildigi dojo’ da guzellik, nesnelere degil, nesnelerden arindirilmis bir bosluga saklanir. dojo bir tapinak degildir, fakat dini bir mekana ozgu pek cok ozellik tasir. bir sporun salonu degildir, fakat ilk bakista, uzerinde yogunlasilan temel etkinlik fiziksel calismalarmis gibi gorulur. dojo, askeri bir kisla degildir, fakat izdesler bir askere benzerler.
modern bir okul ile geleneksel bir dojo arasindaki, beklide en belirgin ayirt edici ozellik ogrencilerdir. modern okullar, mufredat programlarina ve egitim yontemlerine, ogrencilerin ihtiyaclarina uygun pek cok ayricalik sokmuslardir. diger yanda, dojo esnek degildir; deshi kendini tumuyle dojo’ ya uydurmalidir. kati disiplin, bu sureci hem kacinilmaz, hemde kisilerden bagimsiz duruma getirir.
dojo’ nun zemininin her santimetrekaresi, diger santimetrekarelerine gore bir kideme sahiptir ve bu duruma gereken saygi gosterilmelidir. bir deshi’nin, dojo icinde kendi derecesine uygun olmayan bir bolumu kullanmasina asla izin verilmez. bu durum, farkli derecelere sahip olan iki deshi arasinda da gecerlidir. bir izdesin, dojo icinde kendi derecesine uygun olmayan bir yere oturdugu asla gorulmez. izdes, diger deshi’ lerle olan iliskisine gore oturacagi yeri secerken de ayni ozeni gosterir. otururken, kendinden kidemli kisilere dikkat eder ve oturacagi yeri, kendinden kidemli olanlarin karsisindaki durumunu belirtecek sekilde secer.dojo’nun icinde ve disinda, hem elbiseleri hemde tavirlari tertemizdir. egitim sirasinda kullanilacak olan temiz bir uniforma ve sokakta kullanilacak olan gosterissiz giysiler, her ogrenci icin standarttir. bundan daha azi, duzensiz ve disiplinsiz bir ruhun gostergesi olarak kabul edilir. idman uniformasi, yalnizca idman uniformasidir. kisisel bir uniforma yada gosterisli bir uniforma giymek ego’ nun gostergesidir; ve ego, izdesin yok etmeye calistigi bir seydir.
sensei, bir ogretmenden cok bir rehberdir. sensei sozcugu, “once dogan” seklinde tercume edilebilir. bu sozcukten anlasilacagi gibi, sensei, ogrencinin ulasmaya calistigi yerde olan kisidir.kancho, yani dojo’ nun bas ustasi olarak gorevi, ogrencilerin dogru yonde ilerlemelerini saglamaktir. o, yalnizca dogru yolu isaret eder; gercek yolculuk deshi ye kalir. iyi bir sensei, ogrencilerini ne yaptiklariyla yada ne yapabilecekleriyle etkiler. urkutucu bir irade yogunlugu sacan sensei’ye karsi asla dikkatsizce yada rasgele davranilmaz. o asla hicbir sart altinda, kendine saygi gosterilmesini beklemese de, kidemli ogrenciler bu konu uzerinde titizlikle dururlar. sensei’ lerine karsi saygisiz bir davranisi, kisisel bir hakaret olarak degerlendirir ve buna gore tepki verirler. boyle bir tepkiyi, sensei’lerini sereflendirmek icin gostermezler; iyi bir sensei, zaman zaman herkesin gevsemesini ve olagan davranmasini tercih eder. bunun yani sira, kidemli bir deshi, disiplinin degerini anlar.sensei’ nin karsisinda egilmenin, kisinin kendi yararina yaptigi bir calisma oldugunu bilirler. ayni zamanda, gevsemis bir disiplinin tum dojo’ yu da zayiflatacagini bilirler.
bir dojo’da sensei’nin bile, kutsal mekan, yani shinza karsisinda ikinci derece rolu vardir. buyuk yada kucuk, sade yada suslu olsun, kutsal mekan, dojo’daki en kidemli noktadir.
istisnasiz olarak her dojonun kutsal bir mekani vardir ve bu mekana karsi buyuk bir saygiyla davranilir. tipki samurai’nin kilici gibi kutsal mekan da,yalnizca bir nesne olmanin cok otesindedir ve dojo’nun gercek ruhunu ifade eder. kisi ne kadar ustun olursa olsun, shinza ona surekli olarak, halen gidilecek ne kadar cok yolu oldugunu animsatir.
bunlarin tumunu (deshi’nin disiplinli tavirlari, sensei ve dojo) bir araya getirdiginizde, karsiniza son derece ozel bir mekan cikar. henuz acemi olanlari urkuten bu durum. kidemli ogrenciler icin, en guclu uyusturucu maddeden daha fazla bagimlilik yaratan bir durumdur. bu ogrenciler icin dojo her sey demektir. burasi buyuk bir siddet ve buyuk bir huzur ortamidir. burada buyuk bir alcakgonulluluk ve buyuk bir otorite bir aradadir. bu nitelikleri baska yerlerde de gorebilirsiniz; ancak tumunu bir arada, bir insanda, yalnizca dojo da gorebilirsiniz. geleneksel bir dojo’ da ogrenci, her hafta saatler boyunca, kendini sakat birakabilecek bir yaralanmadan yada olumden kil payi uzakta yasar. siradan bir idmanda, psikolojik gerilim, disaridan hissedilebilecek kadar yogundur. havada sanki bir elektrik akimi varmis gibidir; kisisel ego’yu yakan deshi yi baska bir seye, hem guze hem de urkutucu bir seye donusturen bir elektrik akimi……..
bu ogrenciler ne tur insanlardir? sert insanlardir. geleneksel bir dojo da cocuk bulunmaz; olumu ogrenmek olgun olmayanlarin isi degildir. ayni zamanda, burada ne sanat asiklari, neden hayalciler gorursunuz. burada goreceginiz insanlar, yasamin her alanindan gele yetiskinler ve bir suru profesyoneldir. ordu mensuplari ve muhendisler, isciler, isadamlari ve polisler; dojo’da egitilen bu insanlarin tumu de guc ile yasayan onun degerini anlayan insanlardir.
dojo’daki izdesi, ogrenciden ayiran sey, izdesin farkli seyler yapmasi degil, ayni seyleri farkli bir bicimde yapmasidir. insanlara korunmayi ogreten bir okulun ogrencisi, savasmak icin gerekli olan teknikleri ogrenir. dojo’ daki izdes ise bunun otesine gecer. kendini ego’su boguluncaya dek sanatin derinlerine batirir. ogrenci, bir seyler toplamakla mesgulken ,deshi vermekle mesguldur. verir, verir ve verir, ta ki bos bir kabuktan baska bir sey kalmayincaya dek. bu noktada, savasmak ya da savasmamak ayni sey olur. ardindan, donusumun farkina bile varmadan o da bir sensei, kendi dojo’sunun ustasi olur. o zaman oturabilir; bir sey yapmaz, yalnizca oturur. fakat garip ve urkutucu bir guzellikle oturur.
bir dojo ile okuldaki ilk egitimler ayni olsa da, amaclar tumuyle farklidir; yontemler de oyle.okulda bir ogretmen ve ogrenciler vardir; dojo’da ise bir usta ve izdesler vardir. ogrenci, derslere yeni bir sey ogrenmek icin devam eder; deshi olarak bilinen, izdes ise, ruhsal gelisim icin devam eder. deshi olma eylemi, bu surecin ilk asamasidir. bir deshi adayi, kabul edilmeden once, uygun bir nyunanshin tavrina sahip oldugunu kanitlamalidir. bu, esnek bir ruha sahip olmak ve dojo tarafindan bicimlendirilmeye uygun olmak anlamina gelir. kisinin bir deshi olmak icin egosunu ustasina, sensei’ ye teslim etmesi gerekir. gercekten de, tum ictenligiyle, “iste buradayim. bana istedigini yap”, diyebilmelidir.
gercek bir dojo’nun, fiziksel olarak oldukca sade ve islevsel bir gorunusu vardir. belli bir zen etkisinin hissedildigi dojo’ da guzellik, nesnelere degil, nesnelerden arindirilmis bir bosluga saklanir. dojo bir tapinak degildir, fakat dini bir mekana ozgu pek cok ozellik tasir. bir sporun salonu degildir, fakat ilk bakista, uzerinde yogunlasilan temel etkinlik fiziksel calismalarmis gibi gorulur. dojo, askeri bir kisla degildir, fakat izdesler bir askere benzerler.
modern bir okul ile geleneksel bir dojo arasindaki, beklide en belirgin ayirt edici ozellik ogrencilerdir. modern okullar, mufredat programlarina ve egitim yontemlerine, ogrencilerin ihtiyaclarina uygun pek cok ayricalik sokmuslardir. diger yanda, dojo esnek degildir; deshi kendini tumuyle dojo’ ya uydurmalidir. kati disiplin, bu sureci hem kacinilmaz, hemde kisilerden bagimsiz duruma getirir.
dojo’ nun zemininin her santimetrekaresi, diger santimetrekarelerine gore bir kideme sahiptir ve bu duruma gereken saygi gosterilmelidir. bir deshi’nin, dojo icinde kendi derecesine uygun olmayan bir bolumu kullanmasina asla izin verilmez. bu durum, farkli derecelere sahip olan iki deshi arasinda da gecerlidir. bir izdesin, dojo icinde kendi derecesine uygun olmayan bir yere oturdugu asla gorulmez. izdes, diger deshi’ lerle olan iliskisine gore oturacagi yeri secerken de ayni ozeni gosterir. otururken, kendinden kidemli kisilere dikkat eder ve oturacagi yeri, kendinden kidemli olanlarin karsisindaki durumunu belirtecek sekilde secer.dojo’nun icinde ve disinda, hem elbiseleri hemde tavirlari tertemizdir. egitim sirasinda kullanilacak olan temiz bir uniforma ve sokakta kullanilacak olan gosterissiz giysiler, her ogrenci icin standarttir. bundan daha azi, duzensiz ve disiplinsiz bir ruhun gostergesi olarak kabul edilir. idman uniformasi, yalnizca idman uniformasidir. kisisel bir uniforma yada gosterisli bir uniforma giymek ego’ nun gostergesidir; ve ego, izdesin yok etmeye calistigi bir seydir.
sensei, bir ogretmenden cok bir rehberdir. sensei sozcugu, “once dogan” seklinde tercume edilebilir. bu sozcukten anlasilacagi gibi, sensei, ogrencinin ulasmaya calistigi yerde olan kisidir.kancho, yani dojo’ nun bas ustasi olarak gorevi, ogrencilerin dogru yonde ilerlemelerini saglamaktir. o, yalnizca dogru yolu isaret eder; gercek yolculuk deshi ye kalir. iyi bir sensei, ogrencilerini ne yaptiklariyla yada ne yapabilecekleriyle etkiler. urkutucu bir irade yogunlugu sacan sensei’ye karsi asla dikkatsizce yada rasgele davranilmaz. o asla hicbir sart altinda, kendine saygi gosterilmesini beklemese de, kidemli ogrenciler bu konu uzerinde titizlikle dururlar. sensei’ lerine karsi saygisiz bir davranisi, kisisel bir hakaret olarak degerlendirir ve buna gore tepki verirler. boyle bir tepkiyi, sensei’lerini sereflendirmek icin gostermezler; iyi bir sensei, zaman zaman herkesin gevsemesini ve olagan davranmasini tercih eder. bunun yani sira, kidemli bir deshi, disiplinin degerini anlar.sensei’ nin karsisinda egilmenin, kisinin kendi yararina yaptigi bir calisma oldugunu bilirler. ayni zamanda, gevsemis bir disiplinin tum dojo’ yu da zayiflatacagini bilirler.
bir dojo’da sensei’nin bile, kutsal mekan, yani shinza karsisinda ikinci derece rolu vardir. buyuk yada kucuk, sade yada suslu olsun, kutsal mekan, dojo’daki en kidemli noktadir.
istisnasiz olarak her dojonun kutsal bir mekani vardir ve bu mekana karsi buyuk bir saygiyla davranilir. tipki samurai’nin kilici gibi kutsal mekan da,yalnizca bir nesne olmanin cok otesindedir ve dojo’nun gercek ruhunu ifade eder. kisi ne kadar ustun olursa olsun, shinza ona surekli olarak, halen gidilecek ne kadar cok yolu oldugunu animsatir.
bunlarin tumunu (deshi’nin disiplinli tavirlari, sensei ve dojo) bir araya getirdiginizde, karsiniza son derece ozel bir mekan cikar. henuz acemi olanlari urkuten bu durum. kidemli ogrenciler icin, en guclu uyusturucu maddeden daha fazla bagimlilik yaratan bir durumdur. bu ogrenciler icin dojo her sey demektir. burasi buyuk bir siddet ve buyuk bir huzur ortamidir. burada buyuk bir alcakgonulluluk ve buyuk bir otorite bir aradadir. bu nitelikleri baska yerlerde de gorebilirsiniz; ancak tumunu bir arada, bir insanda, yalnizca dojo da gorebilirsiniz. geleneksel bir dojo’ da ogrenci, her hafta saatler boyunca, kendini sakat birakabilecek bir yaralanmadan yada olumden kil payi uzakta yasar. siradan bir idmanda, psikolojik gerilim, disaridan hissedilebilecek kadar yogundur. havada sanki bir elektrik akimi varmis gibidir; kisisel ego’yu yakan deshi yi baska bir seye, hem guze hem de urkutucu bir seye donusturen bir elektrik akimi……..
bu ogrenciler ne tur insanlardir? sert insanlardir. geleneksel bir dojo da cocuk bulunmaz; olumu ogrenmek olgun olmayanlarin isi degildir. ayni zamanda, burada ne sanat asiklari, neden hayalciler gorursunuz. burada goreceginiz insanlar, yasamin her alanindan gele yetiskinler ve bir suru profesyoneldir. ordu mensuplari ve muhendisler, isciler, isadamlari ve polisler; dojo’da egitilen bu insanlarin tumu de guc ile yasayan onun degerini anlayan insanlardir.
dojo’daki izdesi, ogrenciden ayiran sey, izdesin farkli seyler yapmasi degil, ayni seyleri farkli bir bicimde yapmasidir. insanlara korunmayi ogreten bir okulun ogrencisi, savasmak icin gerekli olan teknikleri ogrenir. dojo’ daki izdes ise bunun otesine gecer. kendini ego’su boguluncaya dek sanatin derinlerine batirir. ogrenci, bir seyler toplamakla mesgulken ,deshi vermekle mesguldur. verir, verir ve verir, ta ki bos bir kabuktan baska bir sey kalmayincaya dek. bu noktada, savasmak ya da savasmamak ayni sey olur. ardindan, donusumun farkina bile varmadan o da bir sensei, kendi dojo’sunun ustasi olur. o zaman oturabilir; bir sey yapmaz, yalnizca oturur. fakat garip ve urkutucu bir guzellikle oturur.
aikido, kisinin kendisiyle barisik, dogal ve sosyal cevresiyle uyum icinde yasamasinin yoludur.
aikido, ayni zamanda bir savas sanatidir.
yalniz, aikidonun oncelikli savasi, kisinin kendisine, baska bir ifadeyle ic dunyasinda yarattigi hayali/marazi dusmanlara karsi vermesi gereken bir savastir.
bu hayali/marazi dusmanlar, genelde guven eksikligi veya yoklugundan kaynaklanan kisinin korkulari, endiseleri, panikleri,… ile kompleksleridir. tabii buna bir de onun acgozlu / doyumsuz egosunu eklemek gerekir. kisideki bu guven eksikligi veya yoklugu sureklilik arz ederse, hayali / marazi dusmanlarinin sayisi artar ve kroniklesir. bunun sonucu olarak karsimiza ya icine kapanik, sinik bir kisi cikar veya kaba saba, saldirgan ve doyumsuz biri. yalniz, her iki kisiligin de ortak paydalari, uyumsuz ve asosyal olmalaridir.
iste aikido, kisinin kendisiyle barisik, dogal ve sosyal cevresiyle "uyum" icinde yasamasinin onundeki engelleri kaldirarak onu toplumun icine ceker, sosyallesmesine yardimci olur. bu yuzdendir ki aikidoya ayni zamanda “uyum yolu” da denir.
ic ve dis barisin saglanmasinda bu denli onemli olan "uyum" aikido ile nasil saglanir?
kisi, aikido yapmaya karar vermekle zaten “uyum” yolunda ilk adimini atmis demektir.
daha ilk derste, aikidocular arasinda tanik oldugu icten sevgi, arkadaslik ve “uyum” onun uzerinde etkisini hemen gosterir. kisi, o zamana kadar pek tanik olmadigi bu hos ve guven verici ortama intibak etmekte zorlanmaz. bir sure sonra kendisi de mevcut “uyum”un bir parcasi haline gelir. dojoda samimi arkadasliklar, kalici dostluklar kurar.
bu arada hayatta baska guzellikler ile baska zenginliklerin oldugunun farkina varir. hayatindaki mevcut eksileri artiya cevirirken, olay ve olgulara daha mantikli yorumlar/cozumler getirmeye baslar. tum bu olumlu degisme ve gelismeler sonunda o, daha iyi bir es, daha guvenilir bir dost, daha iyi bir patron, (…) ve daha iyi bir insan olmustur.
hâsili aikido kisinin yasaminda, dunya gorusunde koklu degisikliklere neden olur. bu yuzdendir ki bircok aikidocu hayatina, “aikido’ dan once”; ”aikido’ dan sonra” diye bir milat bicer.
tum bunlarin yaninda aikidonun soylu bir amaci daha vardir:
“evrensel baris”
“evrensel baris”in yolu ise sevgiden gecer.
“sevgi” her seyin koruyucu tanrisidir. onsuz hic bir sey olmaz. aikido “sevginin gerceklesmesidir” der aikidonun kurucusu m.ueshiba.
tanri’nin sevgisi yalniz insanlari degil tum varliklari kavrar. cunku var olan her sey ayni “ulu mimar” tarafindan ayni kozmik maddeden yaratilmistir. o halde hepimiz “ozde bir”iz. ayni evrensel yasalara tabi olmanin yaninda ayni kozmik kaderi paylasmaktayiz; yani hepimiz olumluyuz.
bu evrensel gercegi biliyor olmali ki, kizilderili reisi, yaklasik iki asir evvel beyaz adama, “topraga tukuren (aslinda topraga degil) kendi yuzunu tukurmustur” der. keza bir aikido ustasinin, insanin kendini ziyan etmesini evrenin bir parcasini ziyan etmekle; baskasina zarar vermesini de kendisine zarar vermekle esdeger tutmasi ayni evrensel gercegin baska bir acidan veciz bir ifadesidir.
iste bu “ozde bir” ve “kaderde bir” olma duygu ve dusuncesi bizi var olan her seye saygi duymaya, onlari sevmeye goturur.
aikidonun kendisini “baris, sevgi ve kardeslik sporu” olarak deklare etmesinin ardindaki soylu felsefenin dayanagi iste bu duygu ve dusuncedir.
goruldugu uzere insana, dogaya/evrene bakisiyla aikido yetkin bir dunya gorusu, bir ogretidir.
yasama hakki haklarin en kutsalidir. bu kutsal hakka yonelik bir saldiri halinde aikido kendini savunmayi bir hak, bir gorev kabul eder. yalniz, bu hakki kullanirken bile “baskalarinin maddi ve manevi butunlugune zarar verme” yi ahlak disi gorur.
aikido teknikleri basit, dogal ve son derece etkilidir. yalniz, sanatta bu seviyeye gelmek buyuk bir istek ve sabirla calismayi gerektirir.
boyle bir calisma sonucu varilan nokta heyecan vericidir. yukarida da deginildigi uzere kisinin kendine guveni artmis, insanlarla daha cabuk ve icten iletisim kurmaya, olay ve olgulara daha mantikli ve gercekci bakmaya baslamistir. dahasi, zaman icinde bazi ruhsal ve bedensel rahatsizliklardan kurtulmanin yaninda, kendisinin de sasiracagi buyuk bir ruhsal ve bedensel guce sahip olmustur.
aikido, ayni zamanda bir savas sanatidir.
yalniz, aikidonun oncelikli savasi, kisinin kendisine, baska bir ifadeyle ic dunyasinda yarattigi hayali/marazi dusmanlara karsi vermesi gereken bir savastir.
bu hayali/marazi dusmanlar, genelde guven eksikligi veya yoklugundan kaynaklanan kisinin korkulari, endiseleri, panikleri,… ile kompleksleridir. tabii buna bir de onun acgozlu / doyumsuz egosunu eklemek gerekir. kisideki bu guven eksikligi veya yoklugu sureklilik arz ederse, hayali / marazi dusmanlarinin sayisi artar ve kroniklesir. bunun sonucu olarak karsimiza ya icine kapanik, sinik bir kisi cikar veya kaba saba, saldirgan ve doyumsuz biri. yalniz, her iki kisiligin de ortak paydalari, uyumsuz ve asosyal olmalaridir.
iste aikido, kisinin kendisiyle barisik, dogal ve sosyal cevresiyle "uyum" icinde yasamasinin onundeki engelleri kaldirarak onu toplumun icine ceker, sosyallesmesine yardimci olur. bu yuzdendir ki aikidoya ayni zamanda “uyum yolu” da denir.
ic ve dis barisin saglanmasinda bu denli onemli olan "uyum" aikido ile nasil saglanir?
kisi, aikido yapmaya karar vermekle zaten “uyum” yolunda ilk adimini atmis demektir.
daha ilk derste, aikidocular arasinda tanik oldugu icten sevgi, arkadaslik ve “uyum” onun uzerinde etkisini hemen gosterir. kisi, o zamana kadar pek tanik olmadigi bu hos ve guven verici ortama intibak etmekte zorlanmaz. bir sure sonra kendisi de mevcut “uyum”un bir parcasi haline gelir. dojoda samimi arkadasliklar, kalici dostluklar kurar.
bu arada hayatta baska guzellikler ile baska zenginliklerin oldugunun farkina varir. hayatindaki mevcut eksileri artiya cevirirken, olay ve olgulara daha mantikli yorumlar/cozumler getirmeye baslar. tum bu olumlu degisme ve gelismeler sonunda o, daha iyi bir es, daha guvenilir bir dost, daha iyi bir patron, (…) ve daha iyi bir insan olmustur.
hâsili aikido kisinin yasaminda, dunya gorusunde koklu degisikliklere neden olur. bu yuzdendir ki bircok aikidocu hayatina, “aikido’ dan once”; ”aikido’ dan sonra” diye bir milat bicer.
tum bunlarin yaninda aikidonun soylu bir amaci daha vardir:
“evrensel baris”
“evrensel baris”in yolu ise sevgiden gecer.
“sevgi” her seyin koruyucu tanrisidir. onsuz hic bir sey olmaz. aikido “sevginin gerceklesmesidir” der aikidonun kurucusu m.ueshiba.
tanri’nin sevgisi yalniz insanlari degil tum varliklari kavrar. cunku var olan her sey ayni “ulu mimar” tarafindan ayni kozmik maddeden yaratilmistir. o halde hepimiz “ozde bir”iz. ayni evrensel yasalara tabi olmanin yaninda ayni kozmik kaderi paylasmaktayiz; yani hepimiz olumluyuz.
bu evrensel gercegi biliyor olmali ki, kizilderili reisi, yaklasik iki asir evvel beyaz adama, “topraga tukuren (aslinda topraga degil) kendi yuzunu tukurmustur” der. keza bir aikido ustasinin, insanin kendini ziyan etmesini evrenin bir parcasini ziyan etmekle; baskasina zarar vermesini de kendisine zarar vermekle esdeger tutmasi ayni evrensel gercegin baska bir acidan veciz bir ifadesidir.
iste bu “ozde bir” ve “kaderde bir” olma duygu ve dusuncesi bizi var olan her seye saygi duymaya, onlari sevmeye goturur.
aikidonun kendisini “baris, sevgi ve kardeslik sporu” olarak deklare etmesinin ardindaki soylu felsefenin dayanagi iste bu duygu ve dusuncedir.
goruldugu uzere insana, dogaya/evrene bakisiyla aikido yetkin bir dunya gorusu, bir ogretidir.
yasama hakki haklarin en kutsalidir. bu kutsal hakka yonelik bir saldiri halinde aikido kendini savunmayi bir hak, bir gorev kabul eder. yalniz, bu hakki kullanirken bile “baskalarinin maddi ve manevi butunlugune zarar verme” yi ahlak disi gorur.
aikido teknikleri basit, dogal ve son derece etkilidir. yalniz, sanatta bu seviyeye gelmek buyuk bir istek ve sabirla calismayi gerektirir.
boyle bir calisma sonucu varilan nokta heyecan vericidir. yukarida da deginildigi uzere kisinin kendine guveni artmis, insanlarla daha cabuk ve icten iletisim kurmaya, olay ve olgulara daha mantikli ve gercekci bakmaya baslamistir. dahasi, zaman icinde bazi ruhsal ve bedensel rahatsizliklardan kurtulmanin yaninda, kendisinin de sasiracagi buyuk bir ruhsal ve bedensel guce sahip olmustur.
gerekliligi uzerine uzun bir muddet dusundukten sonra farkettim ki gayet gereksiz bir sanat akimidir. vucudu piercing ile kaplatmak ne bileyim her bir bolgeye dovme yaptirmak nasil bir sanat olusturur meraklardayim. evet piercing guzeldir, dovme harikadir lakin butun bir vucudu bu olay icin calisma alani olarak kullanmak oldukca extreme bir hadisedir kanisindayim.
bir bilim, sanat, meslek daliyla veya bir konu ile ilgili ozel ve belirli bir kavrami karsilayan kelime.
beyaz sifatini daha bir gercekci, daha bir abartili olarak anlatmak icin kullanilan terim.
1. sinif, kaliteli kagit olarak adlandirilan, beyaz renkli ve parlak kagit turudur.
bir alt modeli icin; (bkz: saman kagit)
bir alt modeli icin; (bkz: saman kagit)
normal kuse kagita gore daha kalitesiz olan, koyu sari renkli ve genelde musvedde olarak kullanilan kagittir.
bir seyi, bir sanat veya edebiyat eserini ancak ana cizgileriyle, turlu bolumleriyle belirten on calisma, eskiz.
el yazisi, el yazisi ile hazirlanmis metin, musvedde.
nedense iki kadeh raki esliginde dinlenip arada eslik edildigi vakit daha bir guzel hale geldigini dusundugum eser.
kokorec besininin besinsel hale gelmeden onceki muhteviyatindan esinlenerek verildigini dusundugum bir bos bkz.
ispanya liginde oynayan, katalanlarin milli takim olarak kabul ettikleri guzide bir takimdir, formalarini bir nevi bayrak olarak gordukleri uzere reklam almazlar. kadrolarina kattiklari brezilya menseili futbolcularla birlikte her zaman izlemesi en zevkli futbol kulubu olmuslardir.
http://www.fcbarcelona.com
ps: bu ozelliklere sahip bir de barcelona var ama bilemiyorum, daha ziyade bir sehir olarak yer etmistir gonlumde.
http://www.fcbarcelona.com
ps: bu ozelliklere sahip bir de barcelona var ama bilemiyorum, daha ziyade bir sehir olarak yer etmistir gonlumde.
anlamsiz cekismelerin kisir donguye dondugu anlarda cekisme halinde olunan bireye bir cesit ayar verme, sinirlendirme ve bahsi gecen konu hakkinda rakibinin belirttigi gorusler icin "ulan cok da skimdeydi" mesaji vermek adina kullanilan repliktir.
bir cok manasiz oylama gordum ama ilk defa yonlendirme yapmak adina girilmis bir entry no.ya berbat oyu verildigini goruyorum heralde sadece bizim sozlugumuze has bir davranis olsa gerek. ama bu tip malliklar yapan bireyler "oh eksiyi bastim orgazm oldum" dememeli zira keser doner sap doner donen sap gote girer.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?