(bkz: siktim öldü)
(bkz: tövbe tövbe)
marsta kadın olmakla aynıdır, marsta kadın var mıdır ayrı bi konudur.
sol alttan sarkan tarkan sözlük hesabının kapatılması istemiştir. mutluluklar dileriz kendisine.
(bkz: alma ata)
(bkz: alma ata)
(bkz: samuel etoo)
sicilyalıdır kendisi, her maçta belli eder doğduğu bölgeye ait olduğunu.
(bkz: friedrich nietzsche)
gün içerisinde, uyku halinde olmadan bile rüyalara dalma, halusilasyonlar görme durumudur, şahanedir.
aria nın reklamlarıyla tv.de görülmeye başlayan, daha sonra motor sürücüsü sıfatıyla gazete eklerinde yazı yazmaya başlayan, ordan tv. dizilerine zıplamış olan hatun kişidir. buraya kadar herşey normaldir zira her zaman olabilecek bir döngüdür lakin bu ablamızın oynadığı tüm dizilerde mutlaka motor kullanmışlığı vardır, yani özel hayatında motor kullanıyo olmasından ötürü yer aldığı tüm projelerde de bir mecburiyet varmış gibi motor kullanmaktadır, ilginç bir durumdur. lakin john travoltanın da ucuş brovesi, evinde de eşşek kadar boeing i vardır ama daha göremedim hiçbir filminde uçak kullandığı. evet bu da böyle ekstrem bir örnektir.
ilginç bir vokal tekniğidir, özellikle jazz parçalarda yapılan ve anlamı olmayan kelimelerin doğaçlama olarak söylenmesiyle meydana gelen atraksiyondur.
kavuşmayı en şahane biçimde özetleyen, gözyaşlarımızı bitti mi sandın da geçen söz öbeği.
seks yapmayı vicdanda meşrulaştırmak adına keşfedildiğini düşündüğüm atraksiyon.
bakegosan86 nickli ex-yazar kendisine yapılan uyarıları götünden anladığı için sözlük hesabı kapatılmıştır.
toplum icerisinde tabu olarak kabul edilen kimi extrem davranislari gerceklestirmek isteyen bireylerin kendi aralarinda ikiye bolunmesi sonucu, bir grubun "hadi abi superiz biz. gerceklestirelim artik su atraksiyonu" diyip diger grubun "yok oglum toplum buna hazir degil, olayi kendi icimizde yasiyalim" demesi ile hayat bulan soz dizimidir.
fenomendir kendisi türk futbol camiasında, hastasıyız.
(bkz: carlos santana)
yılmaz erdoğan şiiri.
sus pus olmuş, puslu bir istanbulmuydu yüzün, yoksa
çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne
dolmabahçe da çay tadında....
divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında,
tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrepi seven ama
yüreği takvim yokuşlarında...
sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,
sesinin sesimde yankılanmasının... sanki perdedekine
üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün
içime... yalan! sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim
seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe
seyrediyorum...
kadın beyoğlunun bir kış akşamında,
üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan
muzdarip yürüyordu... adam da... yürümek hiçbir şeyi
çözmüyordu, bazı aralık akşamlarında... parmağında
yaralı bir öyküyü taşıyordu adam... kadının yüzünde
bir hüzün... hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...
yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti...
... soğuğun ve karanlığın vehameti!
hayatı, bir başkasının pantolonu gibi, küçültülmüş,
daraltılmış... ilk sahibinin o pantalonla yaşadığı şeyler,
yani pantalonu pantalon yapan anılar, bazı ilkbahar
bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen
yazlar... hepsi daraltılmış... yaşananlara bir beden
büyük geliyor artık hayat!
bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
olmak içinse erken... beni sevda yerimden vurdu yine
zaman... şimdi sana söylenecek tek cümle:
bende sana yetecek kadar ben kalmadı...
ps:
sus pus olmuş, puslu bir istanbulmuydu yüzün, yoksa
çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne
dolmabahçe da çay tadında....
divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında,
tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrepi seven ama
yüreği takvim yokuşlarında...
sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,
sesinin sesimde yankılanmasının... sanki perdedekine
üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün
içime... yalan! sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim
seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe
seyrediyorum...
kadın beyoğlunun bir kış akşamında,
üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan
muzdarip yürüyordu... adam da... yürümek hiçbir şeyi
çözmüyordu, bazı aralık akşamlarında... parmağında
yaralı bir öyküyü taşıyordu adam... kadının yüzünde
bir hüzün... hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...
yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti...
... soğuğun ve karanlığın vehameti!
hayatı, bir başkasının pantolonu gibi, küçültülmüş,
daraltılmış... ilk sahibinin o pantalonla yaşadığı şeyler,
yani pantalonu pantalon yapan anılar, bazı ilkbahar
bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen
yazlar... hepsi daraltılmış... yaşananlara bir beden
büyük geliyor artık hayat!
bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
olmak içinse erken... beni sevda yerimden vurdu yine
zaman... şimdi sana söylenecek tek cümle:
bende sana yetecek kadar ben kalmadı...
ps:
efsane futbolcu recep çetin in atmış olduğu fantastik gol ile hatıralarda yer eden ve 2-1 mağlup olduğumuz maçtır.
bu katogorinin en bilinen örneği lemanyak çizeri bahadır boysal dır efendim. hikayelerine dikkat edilirse şayet çevresinde gördüğü, şahit olduğu konuları kendisine yontarak yazıp çizdiği gün gibi aşikardır, bir gün köyde eşşek sken osman amcasını görürken bir diğer karede cluber olup ortamlardan hatun kaldırmaktadır o zaman soruyo insan "be güzel kardeşim hepsini yaşayan sen misin" diye. evet bu özelliği için denilebilir ki "olsun, öyle de olsa şahane tespitlerdir" evet doğrudur şahane tespitlerde bulunmaktadır, bizlerin baktığını kendisi görmektedir ve pek güzel bir şekilde de köşesine nakletmektedir. ama sonuç itibariyle biz kendisini böyle sevdik, böyle benimsedik, hastasıyız.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?