bu ukteyi sevdim, kim sokaga attiysa belki, dogrulugundan suphe etmistir aciklayamamistir ama bu varsayim kesinlikle dogrudur.
batiya gidildikce insanlar ’problemleri daha bir cozulmus dunyada’ tipki bir cocuk umursamazligiyla yasamaktadirlar. cozmek zorunda olduklari problemler azaldikca da kafalarini calistirmaya zeka isletmeye gerek duymazlar...
oysa biz, turkler hemen her konuda kendi cozumlerimizi, kendimiz uretmek zorunda oldugumuz icin, islek bir zekaya da kavusmus oluyoruz.
batida cogunlukla insanlara ustuste iki soru sordugunuz da konunun uzmani bile olsalar dumura ugramaktadirlar, birine bile cevap verememekte, beyin datalari cokmekte ve ardindan hemen,’siz turk musunuz ’seklinde sormaktadirlar.
mubalaga etmiyorum ve ben bununla ovunuyorum. gogsumu gere gere ’evet oyleyim’ diyorum. biz turklere iki ya da daha cok soruyu ustuste sorabilme imkani vardir. karsiliginda da sorularin cevabini kivrak zekayla alabilme imkanlari oldugunu goren bu insanlar, sadece ustuste birden cok soru sorabilme yetenegimize degil, bu kadar soruyu akilda tutup cevaplandirabilme yetenegimize de inanin saygi duymaktadirlar.
basliktan anlasildigi kadariyla; yuvasini cesitli nedenlerin bilancosuyla terkeden kadinin, bir daha o yuvaya donmeyecegi sorunsali islenmektedir.
bir kadin eger geride sadece koca, es, sevgili gibi tekrar kolayca bulabilecegi bir hedeyi birakip gitmis se asla geri donmez. geri donmek, yuvada kalan cocuklarla ilgilidir cogu zaman. onlarin ona hala ihtiyaclari oldugunu dusunur ve bu olayi onlarin hatirina yeniden herseyi goze alarak gerceklestirir.(bkz: kimse tatli ekmegini birakip gitmez) halk sozumuzde oldugu gibi.
boyle aci bir gercek hikaye hatirliyorum;
genc bir cift bosaniyorlar ve bunlarin heniz uc aylik ikiz kiz bebekleri vardir. mahkeme sonucunda hakim ikizlerin tekini anneye digerinin velayetini babaya birakir. anne diger bebegi ilk dogum gunlerine kadar goremez. ilk dogum gunlerinde bunlar bir araya gelir, anne bakar ki geride biraktigi yavru henuz yuruyememektedir ve diger gelisimleri de kendi yaninda ki bebek kadar ilerlememistir. anne bu anda hemen yuvaya geri donmeye karar verir. su anda bu aile birliktedir.
bir kadin eger geride sadece koca, es, sevgili gibi tekrar kolayca bulabilecegi bir hedeyi birakip gitmis se asla geri donmez. geri donmek, yuvada kalan cocuklarla ilgilidir cogu zaman. onlarin ona hala ihtiyaclari oldugunu dusunur ve bu olayi onlarin hatirina yeniden herseyi goze alarak gerceklestirir.(bkz: kimse tatli ekmegini birakip gitmez) halk sozumuzde oldugu gibi.
boyle aci bir gercek hikaye hatirliyorum;
genc bir cift bosaniyorlar ve bunlarin heniz uc aylik ikiz kiz bebekleri vardir. mahkeme sonucunda hakim ikizlerin tekini anneye digerinin velayetini babaya birakir. anne diger bebegi ilk dogum gunlerine kadar goremez. ilk dogum gunlerinde bunlar bir araya gelir, anne bakar ki geride biraktigi yavru henuz yuruyememektedir ve diger gelisimleri de kendi yaninda ki bebek kadar ilerlememistir. anne bu anda hemen yuvaya geri donmeye karar verir. su anda bu aile birliktedir.
kisi, yasarken bastigi yeri kendine gore isimlendirebilir, hatta yeryuzunde henuz olmayan bir ulkenin vatandasi dahi sayabilir kendisini. kisinin, ne hayallerine ne de dusuncelerine sinir koymak, insanlik onuruna ve hosgoru erdemine yakismaz. ornegin bu satirlarin yazari su anda yasadigi gurbet diyarindaki ulkeye ikinci vatan demektedir.
ancak eger o hayaldeki ulkenin sinirlari, baska bir ulkenin sinirlarinin icinde ciziliyorsa, bu konuda is, silahli mucadeleye kadar uzanmissa bu(!) tehlikelidir.
kisinin dusunce ve hayal guclerini bu kadar zorlamasi ve utopik olani gerceklestirme eylemine girmesi sonucunda da derler ki adama;
"dua et bir gun bastigin yerin icine cakilmayasin"
yazarin notu;hayal kuran kisiye en az su icmekte olan bir kisi kadar saygi gosterilmesi, rahatsiz edilmemesi, guzel bir insanlik erdemidir.
ancak eger o hayaldeki ulkenin sinirlari, baska bir ulkenin sinirlarinin icinde ciziliyorsa, bu konuda is, silahli mucadeleye kadar uzanmissa bu(!) tehlikelidir.
kisinin dusunce ve hayal guclerini bu kadar zorlamasi ve utopik olani gerceklestirme eylemine girmesi sonucunda da derler ki adama;
"dua et bir gun bastigin yerin icine cakilmayasin"
yazarin notu;hayal kuran kisiye en az su icmekte olan bir kisi kadar saygi gosterilmesi, rahatsiz edilmemesi, guzel bir insanlik erdemidir.
varsay ki karanliktasin...
onunu gormuyorsun,
isigi bulana dek,
yuruyeceksin...
bilsen ki hic kimse,
kalmamis etrafinda,
hayin karanlik gecelerdesin,
bir el daha var,
uzaklarda bir yerlerde...
dokunacaksin ona
yeniden ellerinde,
sicakligini,
hissedeceksin...
ac gogsunu ruzgarlara,
okyanuslar cagiracak seni,
bitmez hic bir sey,
bu dunyada...
her biten de, yeni bir
baslangic saklidir..
ben varsam,
bende var bu dunya...
benim yoklugumdan,
kime ne, dunyaya ne,
kim uzule kim sevine...
burdayim ulan!
yeniden varim,
yeniden herseye,
diyeceksin...
onunu gormuyorsun,
isigi bulana dek,
yuruyeceksin...
bilsen ki hic kimse,
kalmamis etrafinda,
hayin karanlik gecelerdesin,
bir el daha var,
uzaklarda bir yerlerde...
dokunacaksin ona
yeniden ellerinde,
sicakligini,
hissedeceksin...
ac gogsunu ruzgarlara,
okyanuslar cagiracak seni,
bitmez hic bir sey,
bu dunyada...
her biten de, yeni bir
baslangic saklidir..
ben varsam,
bende var bu dunya...
benim yoklugumdan,
kime ne, dunyaya ne,
kim uzule kim sevine...
burdayim ulan!
yeniden varim,
yeniden herseye,
diyeceksin...
cihada giden butun yollar mubahtir, felsefesiyle hareket etmeyi, kutsal vazife olarak kabul etmis...
minareleri sungu, camileri kisla, yollari seccade, okullari medrese seklinde hayal eden ve bu hayallerine ulasmak icin her turlu vasitayi kullanan kara zihniyet, bu kez de hukukun ustunlugune cevirmistir silahini ve infaz uygulanmistir.
bundan sonrasinda, papazin oldurulmesi olayinda oldugu gibi, malum zihniyetin bu uyesinin meczupoldugu, akli dengesinin yerinde olmadigi gibi, hukukun ceza hafifletici unsurlarindan yararlanilacagi ortadadir. hukuka kursun yagdir sonra da, hukuka sigin...
en onemlisi de sanki; gitgide daha da kararan malum zihniyetin bir ferdi degilmiscesine, malum medya tarafindan; sadece meczup, kendi kendine azmis, sapmis bir kisi gibi gosterilmesidir bu canavarin.
minareleri sungu, camileri kisla, yollari seccade, okullari medrese seklinde hayal eden ve bu hayallerine ulasmak icin her turlu vasitayi kullanan kara zihniyet, bu kez de hukukun ustunlugune cevirmistir silahini ve infaz uygulanmistir.
bundan sonrasinda, papazin oldurulmesi olayinda oldugu gibi, malum zihniyetin bu uyesinin meczupoldugu, akli dengesinin yerinde olmadigi gibi, hukukun ceza hafifletici unsurlarindan yararlanilacagi ortadadir. hukuka kursun yagdir sonra da, hukuka sigin...
en onemlisi de sanki; gitgide daha da kararan malum zihniyetin bir ferdi degilmiscesine, malum medya tarafindan; sadece meczup, kendi kendine azmis, sapmis bir kisi gibi gosterilmesidir bu canavarin.
ayakkabisini giymekte zorlanan yabanci birisine, ortamda cekecek bulunmuyorsa, kasik sapi ile bu isi yapabilecegini onermek. once; hadi ya, gibilerinden bakan insanin, sonra caresizce bunu denemek zorunda kalip, bunu oneren turk insanina, dahi gozuyle bakmasi.
"guzellik" goreceli bir kavramdir...herkese gore degisir ve kimse hangi surette yaratilacagini bilemez, bunu degistiremez(plastik cerrahi faktorunu saymiyoruz cunku dogal degil)...genetik faktoru var beslenme sartlari var tabiat ve iklim sartlari var.bunlarin hepsi etkendir kisinin dis gorunusunde...lakin kisi"ruh guzelligi" faktorunu gelistirebilir diye dusunuyorum...nasil olacagina gelince mesela mevlananin yedi ogudunu cok iyi ozumsemekle baslanabilir bu yolculuga...okumak lazim sonra korkmamak kitaplardan...bir yerlerden isiklari almak onlarla aydinlanmak ...karsinizdaki insani iyi anlamaya calismak onemsemek kuvvetlice..dunya insani olmak, bagnaz olmamayi basarmak...sabit fikirlilikten kurtulmak...cok zor seyler degildir bunlar...basarabilir her kisi...ve gorulecektir ki bu cabalar aydinlatacaktir ruhlari ve bu isik yansiyacaktir yuzlere "guzellik" olarak...ve basarilar diliyorum "guzel insan olma" yolculugunda herkese...
cocukken fakir degildik ama arabamiz yoktu..hep arabasi olan insanlara ozenirdim...bir zaman beyaz arabasi olan bir adam mahallere giriyor seker verip cocuklari kandirip goturuyor diye bir soylenti mi diyelim simdi haber mi artik neyse boyle birsey yayilmisti..ailelerimiz de bize tembihlemisti sakin salaklik yapip boyle bir cisme yaklasmayalim diye...oysa ben hep o beyaz arabayla gelecek adami bekledim durdum belki on yasima kadar...bilmiyorum belki evdeki huzursuz ortamdan kurtarabilir beni diye mi...bi de beyaz arabayla gezmek dusuncesi cazipti tabii..ama gelmedi iste...salak miymisim bilmiyorum kime anlattiysam -ay ne salak cocukmusun! tanri seni korumus derlerdi bana...
-"look at the your wave" anlam olarak ingilizce de herhangi bir karsiligi bulunmayan, kendisine ceza yazmaya calisan polis memuruna, gurbette yasayan bir yurdum insaninin onermesidir.
"dalgana bak" meali tasimasi amaclanmistir.
"dalgana bak" meali tasimasi amaclanmistir.
bu baslik biraz sorunludur daha henuz acmisken biz yazalim da dogrusu soyle olacak."her $erde bir hayir vardir"
lakin bunu boyle yazmaya klavye karakterim musade etmemektedir.
neyse biz yine yazalim... $er, kotuluk, ugursuzluk demektir. hayirise iyilik, dogruluk demektir.
bu guzel ve dunyaca taninmis ozlu soz, her kotulugun icinde bir iyilik gerceginin bulunacagini gosterir.
ayrica bunun karsi tezi de, havadan bile nem kapacak kadar hassas insanlar tarafindan, ileri suruldugune inandigim;
her iyilik, icinde muhakkak kotuluk barindirir cumlesinin de bunun ardindan soylenmesiyle olusur.
lakin bu satirlarin yazari bugune kadar hic bir iyiligin icin de kotuluk barindirdigina sahit olmamistir. kotuluk ararsan sayet bunu bulursun, bir sekiilde.ama iyilik, dogruluk, guzellik kismi yetmeli insana...demek ki aramayacaksin...
iste boyle, basa gelen kotu olaylar, yikmamali kisiyi... bunlar, birer iyi isaret olarak algilanmalidir. kisi, iyice bakabildigin de muhakkak iyiligi guzelligi farkedecektir...
mesela ben bugun yasadim bunu, ne oldu hic bir kotu sey olmadi
kaza oldu, gecti gitti, ben de bir hafta istirahat ederim iyi oldu yani...kaza esnasinda da sozluk mesaisinde oldugum icin butun bilgic arkadaslar, beni bir gazi gibi kutsadilar, allah razi olsun hepsinden...
sonra hic tanimadigim degisik milletlerden insanlar, bizzat kendi vatandaslarimiz arkadaslarimiz, duyan duymayan, gecmis olsun ziyaretine cesit cesit yiyecekler ellerinde olmak suretiyle geldiler evimize...
hatta kocam bile, yillar sonra aklina gelip bana iltifat etti ya da ben oyle algiladim, ama pesinden de, gene sozluge yoneldigimi gorunce-degil mutfak ev yansa sen akillanmayacaksin dedi. yani ne kadar guzel ve azimli bir insansin demek istedi herhalde...
gorulecegi uzere;
her $erde bir hayir vardir, hatta birden cok hayir bile vardir. yeter ki kisi boyle bakabilsin hayata....
lakin bunu boyle yazmaya klavye karakterim musade etmemektedir.
neyse biz yine yazalim... $er, kotuluk, ugursuzluk demektir. hayirise iyilik, dogruluk demektir.
bu guzel ve dunyaca taninmis ozlu soz, her kotulugun icinde bir iyilik gerceginin bulunacagini gosterir.
ayrica bunun karsi tezi de, havadan bile nem kapacak kadar hassas insanlar tarafindan, ileri suruldugune inandigim;
her iyilik, icinde muhakkak kotuluk barindirir cumlesinin de bunun ardindan soylenmesiyle olusur.
lakin bu satirlarin yazari bugune kadar hic bir iyiligin icin de kotuluk barindirdigina sahit olmamistir. kotuluk ararsan sayet bunu bulursun, bir sekiilde.ama iyilik, dogruluk, guzellik kismi yetmeli insana...demek ki aramayacaksin...
iste boyle, basa gelen kotu olaylar, yikmamali kisiyi... bunlar, birer iyi isaret olarak algilanmalidir. kisi, iyice bakabildigin de muhakkak iyiligi guzelligi farkedecektir...
mesela ben bugun yasadim bunu, ne oldu hic bir kotu sey olmadi
kaza oldu, gecti gitti, ben de bir hafta istirahat ederim iyi oldu yani...kaza esnasinda da sozluk mesaisinde oldugum icin butun bilgic arkadaslar, beni bir gazi gibi kutsadilar, allah razi olsun hepsinden...
sonra hic tanimadigim degisik milletlerden insanlar, bizzat kendi vatandaslarimiz arkadaslarimiz, duyan duymayan, gecmis olsun ziyaretine cesit cesit yiyecekler ellerinde olmak suretiyle geldiler evimize...
hatta kocam bile, yillar sonra aklina gelip bana iltifat etti ya da ben oyle algiladim, ama pesinden de, gene sozluge yoneldigimi gorunce-degil mutfak ev yansa sen akillanmayacaksin dedi. yani ne kadar guzel ve azimli bir insansin demek istedi herhalde...
gorulecegi uzere;
her $erde bir hayir vardir, hatta birden cok hayir bile vardir. yeter ki kisi boyle bakabilsin hayata....
yok ben dusundum. daha fazla beklemek anlamsiz geldi, hem benim yasimdan bakinca o kadar uzun gorunmuyor omur...bekledim soyle "nick lerin altina girilen entry "lerle ilgili spekulasyonlar durulsun biraz diye ama bu kadar bekleme suresi yeterli geldi sahsim adina...
azeriler ’kac yasindasin’ diye sormazlar birbirlerine, ’kac yesil gordun’ diye sorarlar...bu; kac bahar gordun, gecirdin... meali tasir...
bu nicki her gordugumde icimde baharlar aciyor benim de... diyorum kendime istikbal icin, ’umutsuz olma insan’ bak bu arkadas iyi bir ornek, o dusunuyor, ozumsuyor, ruhunuyla birlestirip meselenin ozunu mukemmelce ortaya koyuyor...
gunumuzde ’bilgilerin’ bir yerlerden alinip biryerlere monte edilmesi adeta ’cocuk oyuncagi’ haline gelmis durumda iken, olayin kisisel olarak yorumlanmasi cogunlukla gozardi ediliyor....bu arkadasimiz iste bunu yapiyor, hem biliyor hem ruhuyla yuregiyle bunun aciklamasini, degerlendirmesini yapabiliyor...
bir de, cok mutevazilik seziyorum yazilarindan okuyunca, sanki bunlari onun kadar herkes basarabilirmis gibi kendi kimligini ortaya koymadan sadece meseleyi irdeleyebiliyor...
cok zengin bir kisilik barindiriyor olmali bedeninde, kendisini kutluyor eger bir kitap yazma cabasi icinde olursa ki(belki de oyledir)lutfederse onsozunu ben yazmak istiyorum...bu da bir sozdur...saygilarimla hurmetlerimle...
azeriler ’kac yasindasin’ diye sormazlar birbirlerine, ’kac yesil gordun’ diye sorarlar...bu; kac bahar gordun, gecirdin... meali tasir...
bu nicki her gordugumde icimde baharlar aciyor benim de... diyorum kendime istikbal icin, ’umutsuz olma insan’ bak bu arkadas iyi bir ornek, o dusunuyor, ozumsuyor, ruhunuyla birlestirip meselenin ozunu mukemmelce ortaya koyuyor...
gunumuzde ’bilgilerin’ bir yerlerden alinip biryerlere monte edilmesi adeta ’cocuk oyuncagi’ haline gelmis durumda iken, olayin kisisel olarak yorumlanmasi cogunlukla gozardi ediliyor....bu arkadasimiz iste bunu yapiyor, hem biliyor hem ruhuyla yuregiyle bunun aciklamasini, degerlendirmesini yapabiliyor...
bir de, cok mutevazilik seziyorum yazilarindan okuyunca, sanki bunlari onun kadar herkes basarabilirmis gibi kendi kimligini ortaya koymadan sadece meseleyi irdeleyebiliyor...
cok zengin bir kisilik barindiriyor olmali bedeninde, kendisini kutluyor eger bir kitap yazma cabasi icinde olursa ki(belki de oyledir)lutfederse onsozunu ben yazmak istiyorum...bu da bir sozdur...saygilarimla hurmetlerimle...
simdilerde, batinin medya ve yayin araclarinda; iranin yaptigi nukleer calismalarin, sadece enerji ihtiyaci kullanimli midir?
yoksa, bu hede, butun dunyaya yonelik, silahsal bir guc olarak kullanimli midir?
haberleri sunulurken; bu konularin altinda islendigi baslik.
medyanin bu calismasi; disi kaldirilmak, sadece lemma kismina ulasmak icin kamuoyuna acilmis, sonu planlanmis bir tartisma sekli ozelligindedir, su an itibariyla.
hep boyle yapar bunlar, isin prosedurudur bir anlamda.
yoksa, bu hede, butun dunyaya yonelik, silahsal bir guc olarak kullanimli midir?
haberleri sunulurken; bu konularin altinda islendigi baslik.
medyanin bu calismasi; disi kaldirilmak, sadece lemma kismina ulasmak icin kamuoyuna acilmis, sonu planlanmis bir tartisma sekli ozelligindedir, su an itibariyla.
hep boyle yapar bunlar, isin prosedurudur bir anlamda.
hic bir ukte soz konusu olmadan; kendisi bizzat baslik acmak suretiyle yazdigi entrylerin; ukteler bolumunde gorulmesinin, yarattigi dumur reaksiyonuyla, an itibariyle tespit edilmis sekildir.
ilgili arizanin duzeltilecegi umudununu tasiyan bilgic kisisi, "bunadim mi ben gercekten" sorularini kendine yonelterek, bunalima girmek icin yeni bir bahane bulmustur.
ilgili arizanin duzeltilecegi umudununu tasiyan bilgic kisisi, "bunadim mi ben gercekten" sorularini kendine yonelterek, bunalima girmek icin yeni bir bahane bulmustur.
nerde? nesli tukendi galiba onlarin da. kelaynak kuslari gibi, tarihin serin karanlik sularina gomulup gitti garibanlar. hatirliyorum onlarin son zamanlarini mekteb-i rustiye’de okumus fransizca dagarciklarini cok guzel kullanabilen kahveye de gitse, piknige de gitse takim elbise ve kravat giyen gercek beyefendilerdi. son derece nazik ve olculu konusurlardi. simdi oylemi? boyle konussa birisi artik onun ne ucuncu cinsligi kalir ne kilibikligi?
bunlarin bir de istanbul hanimefendisi diye tabir edilen disi versiyonlari vardi. cok ho$ $apkalar giyer, ayda bir kere tiyatroya gider, klasik muzik dinlerlerdi. $imdilerde a$iri ve gereksiz nezaket sayilan, agir bir usluplari vardi, osmanli’ca dilini cok iyi kullanirlardi. kirilganlik katsayilari cok yuksekti. yanlarinda konusurken dikkatli olmak gerekirdi. hatta bir keresinde su anda bilgic olan kisi; hic ustune vazife olmayacak bir laf etmisti de ayagini kesmisti evden bir tanesi.
bu gercek hanimefendiye; bilgicin ebeveynlerinden biri, neden daha fazla onlari ziyaret etmedigini sormus, bilgic kisisi de cocuklugun kadir kiymet bilmez, yol yordam edinmemis sartlari altinda "boylesi daha iyi, cok muhabbet tez ayrilik getirir" gibilerinden yirtik dondan cikar gibi bir laf etmisti. bu soz uzerine hanimefendi cok uzulmus, ani bir tansiyon problemi yasamisti. ebeveynlerin, -siz bakmayin bu patavatsiza, kendini bir bok saniyor, cocuk o daha, biz hemen onun kemiklerini kiracagiz. gibilerinden yati$tirici konu$malari hic fayda etmemis, bu hanimefendinin aile hakkinda verdigi karar degismemi$, bir daha da ugramamisti haneye ve muhite.
o zamanlar da belki uzulmustur, bu bilgic kisisi ama daha sonraki yillarda bunu utanc uktesi olarak yuregine yazmis ve bu ukte, hala oradaki yerini ve siddetini korumaktadir.
gene de sansli hissetmektedir kendini bilgic kisisi; bu bir daha asla gelmeyecek, kaliteli insanlarin son donemine yetistigi, onlari gorebildigi icin.
bunlarin bir de istanbul hanimefendisi diye tabir edilen disi versiyonlari vardi. cok ho$ $apkalar giyer, ayda bir kere tiyatroya gider, klasik muzik dinlerlerdi. $imdilerde a$iri ve gereksiz nezaket sayilan, agir bir usluplari vardi, osmanli’ca dilini cok iyi kullanirlardi. kirilganlik katsayilari cok yuksekti. yanlarinda konusurken dikkatli olmak gerekirdi. hatta bir keresinde su anda bilgic olan kisi; hic ustune vazife olmayacak bir laf etmisti de ayagini kesmisti evden bir tanesi.
bu gercek hanimefendiye; bilgicin ebeveynlerinden biri, neden daha fazla onlari ziyaret etmedigini sormus, bilgic kisisi de cocuklugun kadir kiymet bilmez, yol yordam edinmemis sartlari altinda "boylesi daha iyi, cok muhabbet tez ayrilik getirir" gibilerinden yirtik dondan cikar gibi bir laf etmisti. bu soz uzerine hanimefendi cok uzulmus, ani bir tansiyon problemi yasamisti. ebeveynlerin, -siz bakmayin bu patavatsiza, kendini bir bok saniyor, cocuk o daha, biz hemen onun kemiklerini kiracagiz. gibilerinden yati$tirici konu$malari hic fayda etmemis, bu hanimefendinin aile hakkinda verdigi karar degismemi$, bir daha da ugramamisti haneye ve muhite.
o zamanlar da belki uzulmustur, bu bilgic kisisi ama daha sonraki yillarda bunu utanc uktesi olarak yuregine yazmis ve bu ukte, hala oradaki yerini ve siddetini korumaktadir.
gene de sansli hissetmektedir kendini bilgic kisisi; bu bir daha asla gelmeyecek, kaliteli insanlarin son donemine yetistigi, onlari gorebildigi icin.
bunyesinin, tonlarca yasadigi vedalardan lacka oldugunu sanan, artik hic bir vedaya huzunlenmeyecegini sanan kisinin; yeni bir veda haberiyle karsilastiginda hala huzunlendigini farkedip, insani insan yapan reksiyonlardan biri olan gozyaslarina engel olamamasi durumudur.
bu durum ki; ona hala insan kalabildigini hatirlatmis, dudaginin kenarina buruk bir tebessum bile kondurmustur.
edit:sadece vedalasirken insanlarin aglamadigina hayvanlarin da gozyaslari olabilecegine inanmak gerekmektedir.
bir kurban bayrami esnasinda, kesilmemek icin direnen ama sonrasinda insan gucu karsisinda yere yikildiginda, gozlerinden kocaman yaslar akan bir inegin, kesildikten sonra karninda tasidigi yavruyu goren insanlarin arasindaydi bu satirlarin bilgici.
asla goremeyecegi yavrusuna vedanin ya$lariydi
onlar...
bu durum ki; ona hala insan kalabildigini hatirlatmis, dudaginin kenarina buruk bir tebessum bile kondurmustur.
edit:sadece vedalasirken insanlarin aglamadigina hayvanlarin da gozyaslari olabilecegine inanmak gerekmektedir.
bir kurban bayrami esnasinda, kesilmemek icin direnen ama sonrasinda insan gucu karsisinda yere yikildiginda, gozlerinden kocaman yaslar akan bir inegin, kesildikten sonra karninda tasidigi yavruyu goren insanlarin arasindaydi bu satirlarin bilgici.
asla goremeyecegi yavrusuna vedanin ya$lariydi
onlar...
"zikir, beyinde uretilen enerjinin, halogramik dalga bedene yuklenmesini saglar. tekrar edilen manalar yonunde, anlayi$ ve idrak kapasitesi geli$ir."
yazar: a. hulusi
(bkz: ahmet hulusi)
yazar: a. hulusi
(bkz: ahmet hulusi)
"itina ile dovulur", dovme yapanlarin vitrinlerinde yazili, soz obegidir. dovmenin itina ile yapilmasi, ozen gosterilmesi gereken bir olay oldugunu i$aretler.
sado-mazo tiplerin, bu tabelaya aldanip da, iceriye girdiklerinde beklediklerinden cok farkli bir yer bulabilecekleri mekanlardir ayni zamanda.
sado-mazo tiplerin, bu tabelaya aldanip da, iceriye girdiklerinde beklediklerinden cok farkli bir yer bulabilecekleri mekanlardir ayni zamanda.
helal olsun. tanidigim butun venezuellalilar ulkelerine geri dondu son iki yil icinde. oyle seviyorlar ki bu lideri, anlata anlata bitiremiyorlar. o bir kahraman, daha nasil borclanirim demiyor, olanaklar olcusunde olan borclardan kurtarmaya calisiyor ulkesini. oyle saglam duruyor ki ve bu halkin hakli destegiyle oluyor tabii. ve bu ulke icin senaryo yazamiyorlar artik, bazi senaristler. kirdi atti kalemlerini hepsinin. bir kere daha helal olsun diyor, kurtulu$u kucaklayan nice venezuellali dostlara selam ediyoruz.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?