normal vücut sıcaklığı, içinde bulundukları ortamın sıcaklığından bağımsız olan hayvan.
(bkz: soğukkanlı)
(bkz: sıcakkanlı)
sevgiliyi hatirlatan kokular diye okuyup da altına güzel güzel şeyler yazdığım başlıktır. hmmm..o zaman ne yazayım. osuruk kokusu, bok kokusu, çorap kokusu, ter kokusu. ne ki yani..
an itibariyle egeden entry giriyor olmamdan mütevellit bir olaydır, telaşlanılmamalıdır, az sonra çıkacağım..
tip olarak tam bir sütoğlandır..
(bkz: tkky)
(bkz: yedik onu biz)
aramızda ilginç bir iletişim olan yazar. bilmiyorum. belki de iletişim değildir bu. fazla mı acıklayıcı oldu. neyse..
genelde doğru olan bir genelleme. anketler bir konu hakkında bilgi toplamak, bilgi sahibi olmak için yapılır, en ufak bir bilgi bile işe yarayabilir anketlerde. ama sözlük için pek geçerli değildir bu genelleme. sanırım fazla genelledim..
büyük bir yanlışlık içerisindedir, çıkarıp götüne takmalıdır. evet.
ing. tecavüzcü
(bkz: raper)
(bkz: karındeşen)
sözlüğe üye olarak giriş yapmadan sadece okumak, kimler varda ismi görünmeden sözlükte dolaşmak...
-cumartesi-
buz gibi bedeniyle sarılınca ayrılık bana,
önce ürperdim.
sonra ısıttım onu da,
öyle sıcaktı ki sevgin..
alıştım. onu da sevdim.
seni unutmayı değil, seni sensiz yaşamayı öğrendim.
ben seni böyle sevdim;
bir insanın diğerini sevmesi gibi değil,
derin bir nefes gibi, kendim gibi sevdim seni..
canım. herşeyim..
iste hemen geleyim...
yollar..küçülür gözümde yanına gelirken, kaybolur.
aklımdaki tek şey yüzün olur. yollar biter.
zaman anlamını kaybeder sen yanımdaysan eğer.
sana sarılınca kaçan acılarım, görüşürüz der gibiler.
çünkü sen gidince gelecekler geri,
hep yaptıkları gibi, ilk ayrılışımızdan beri.
hepsi birbirinden zordu o ayrılıkların,
hepsi birbirinden beter.
hani son kez görürdüm ya gülümsemeni;
o yeterdi sanki,
unuturdum her şeyi,
uykum gelirdi..
koyardım kafamı soğuk koltuklarına trenin, yüzün aklıma gelirdi..
hiçbir şey senin omzun kadar yumuşak değil,
hiçbir şey senin dokunuşun kadar huzur vermedi...
hiçkimse senin kadar güzel gülmedi. ya da kimse benim gibi görmedi.
ama inan kimse kimseyi, seni sevdiğim kadar sevmedi...
kendimden bir parçayı özlüyorum sanki;
sen. ismimin en uzun hecesi.
yok benim adım.
yarım..
"sanki sen gelince cumartesi oluyordu" dedin ya
sanki seni görünce cumartesi oluyordu,
benim takvimim cumadan, pazara atlıyordu.
peki bugün ne?
cumartesi yazıyor, ama değil işte.
bugün ne?
sıradan bir gün, sıradan bir gidişte.
sensiz geçen bütün günler gibi fazlasıyla sıradan.
belki de diğerlerinden daha sıradan olması onu değişik yapan..
cuma, cumartesi..farkeder mi sen yoksan eğer..
bugünü sevdiğimi sanırdım. yanılmışım meğer.
hatta seninle gezdiğimiz yerler,
belki o kadar güzel değildiler..
ben rüyalarımı da sevmezdim ki sen girmezden evvel..
bu hafta uzun sürecek bi tanem;
bir cumartesi günü buluşacağız yine o ağacın altında,
belki pikniğe gideriz yine,
yine uyursun dizimde sen...
ama gözlerim yaşarırsa ağladığımı sanma sakın;
seni özlediğimden. çok özlediğimden...
buz gibi bedeniyle sarılınca ayrılık bana,
önce ürperdim.
sonra ısıttım onu da,
öyle sıcaktı ki sevgin..
alıştım. onu da sevdim.
seni unutmayı değil, seni sensiz yaşamayı öğrendim.
ben seni böyle sevdim;
bir insanın diğerini sevmesi gibi değil,
derin bir nefes gibi, kendim gibi sevdim seni..
canım. herşeyim..
iste hemen geleyim...
yollar..küçülür gözümde yanına gelirken, kaybolur.
aklımdaki tek şey yüzün olur. yollar biter.
zaman anlamını kaybeder sen yanımdaysan eğer.
sana sarılınca kaçan acılarım, görüşürüz der gibiler.
çünkü sen gidince gelecekler geri,
hep yaptıkları gibi, ilk ayrılışımızdan beri.
hepsi birbirinden zordu o ayrılıkların,
hepsi birbirinden beter.
hani son kez görürdüm ya gülümsemeni;
o yeterdi sanki,
unuturdum her şeyi,
uykum gelirdi..
koyardım kafamı soğuk koltuklarına trenin, yüzün aklıma gelirdi..
hiçbir şey senin omzun kadar yumuşak değil,
hiçbir şey senin dokunuşun kadar huzur vermedi...
hiçkimse senin kadar güzel gülmedi. ya da kimse benim gibi görmedi.
ama inan kimse kimseyi, seni sevdiğim kadar sevmedi...
kendimden bir parçayı özlüyorum sanki;
sen. ismimin en uzun hecesi.
yok benim adım.
yarım..
"sanki sen gelince cumartesi oluyordu" dedin ya
sanki seni görünce cumartesi oluyordu,
benim takvimim cumadan, pazara atlıyordu.
peki bugün ne?
cumartesi yazıyor, ama değil işte.
bugün ne?
sıradan bir gün, sıradan bir gidişte.
sensiz geçen bütün günler gibi fazlasıyla sıradan.
belki de diğerlerinden daha sıradan olması onu değişik yapan..
cuma, cumartesi..farkeder mi sen yoksan eğer..
bugünü sevdiğimi sanırdım. yanılmışım meğer.
hatta seninle gezdiğimiz yerler,
belki o kadar güzel değildiler..
ben rüyalarımı da sevmezdim ki sen girmezden evvel..
bu hafta uzun sürecek bi tanem;
bir cumartesi günü buluşacağız yine o ağacın altında,
belki pikniğe gideriz yine,
yine uyursun dizimde sen...
ama gözlerim yaşarırsa ağladığımı sanma sakın;
seni özlediğimden. çok özlediğimden...
saç derken.?
(bkz: boxer in altına slip giymek)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?