confessions

goetica

- Yazar -

  1. toplam entry 15657
  2. takipçi 3
  3. puan 262560

iyi niyet kutusu

goetica
kucuk iskender $iiridir..

a$k, lafta patlar
lal’de parıldar acımadan
puslanır ak$amları leylak’da
acı!,: laftaki pırlanta

ertelenmez sanrılarla dağılır kalp dağlarım
sanırım ki son, hep bir ba$langıçtır
kırılsa da gözlerimde kar$ılıksız gözleriniz
içimdeki gölge, yüzde yüz ölü bir kırlangıçtır!
sesler duyarım damarlarımdakı balıkadamdan
eski bır sevgiliyle boğulmu$tur,
veda denilen okulun karanlık sınıflarında
göz göre göre ihtiras sınavına sokulmu$tur!
lüzumsuz bır e$ya giyimdir sankı,
isteksiz büyüyen habis tümör a$kımla
yeni yetme kentlere romantizm dağıtırım
ertelenmez sanrılarla dağılır kalp dağlarım
sanırım ki, ölüm her menzilde faydadır;
i$te ben böylesı antihijyenık ortamlarda
tehlikesi büyük
etkisi muazzam
meramı sakıncalı bır infılak’a
gönüllü merkez olurum!

pulbiber mahallesi

goetica
" -dolaştırıyorsun sen beni
-dolaştırmıyorum abla
-şikâyet edicem seni şoförler odasına...
"tutunamayanları okuduğu için tutunamayan olmayacağını sanan ahmak"
-buyur abla?
-yok bişey. dolaştırıyorsun sen beni
-dolaştırmıyorum abla... "

mahallede bomba patliyor

goetica
didem madak’ın pulbiber mahallesi kitabından bir $iir.

mahallemizde bomba patladı
martılar çok uçtular
mahallemizin çığırtkan gözyaşları olup havaya saçıldılar
bu bir çocuk romanıydı, artık anlaşılmıştı
çocuk sonunda ölecekti, geleneklerimize göre
son duası olarak patlamış mısır sunacaktı tanrıya
bu bir oyun romanıydı, bir araf
sırtından bıçaklanacaktı daima çocuk
sendemibrütüs balığı kızartacaktı şiirin kara tavasında
yanında roka, üstüne tahin helvası
şangur şungur bir romandı bu, anlaşılmıştı
gözlerdeki buğu camlar gibi kırılıp inecekti aşağıya.
biz de ölmüş olabilirdik dedi leman
bu söz nedense aklımda kaldı.

bazı geceler uyanıp sigara içiyorum karanlıkta
odamdaki aynada yanıp sönen küçük kırmızı bir yıldızım
musevi bir kadının ruhu dolaşıyor evde, ya da müslüman
ya da ateist bilmiyorum
gelip yamuk tabloları düzeltiyor, biraz çorba içiyor mutfakta
sanırım yağmuru yapısalcı bir yaklaşımla karşılıyor
saçma bir kadın, anlaşılmaz
ama iyidir saçmalamak dostlarını satmaktan
iyidir adanmak, yalandan
bir çocuk romanı olarak anlaşılmıştım artık.

pollyanna ya son mektup

goetica
didem madak $iiridir..

“aşk mektupları elbette yakılmalı,
geçmiş en soylu yakacaktır.”
(nabokov)

muhabbet kuşumuz öldü
arkasında uçuşan tüyleriyle mavi bir sonbahar bırakarak
biliyorsun ölüm, mavi boş bir kafestir kimi zaman
acıyı hangi dile tercüme etsek şimdi yalan olur pollyanna

uyuyamadığım gecelerin sabahında
gözaltlarımdan mor çocuklar doğardı
mor çocuklarıma ninni söylerdi sabah ezanları
fırtına ters çevrilen şemsiyelere benzerdi
duaya açılan avuçlarım
avuçlarıma kar yağardı
kimi zaman tipi...
kaç kere avuçlarımda mahsur kaldım.
birkaç kış geçti pollyanna
ben hep mahzun kaldım.
kocaman bir kardan adam yaptı içime bir çocuk şair
tuhaf şarkılar mırıldanarak: şiirime kenar süsü olsam ben
bir kenar süsünün gülü olsam ben
sarı deftere tuttuğum bir günlük
aşk olsam ben...

sonra yazları
yaseminlerle sarmaş dolaş bir balkonum oldu
balkon yaseminlerle sevişirdi
yaseminler yaseminlerle sevişirdi
rüya hülyayla sevişirdi.
ben o beyaz ve güzel kokan çadırın altında
geceyle sevişirdim.
bir davet gibi otururdum balkonda
beyaz bir örtü gibi sarardım acılarımı başıma
ben sevgilisi çile olan bir gelindim pollyanna
gel derdim gel, kim olursan ol yine gel...
çiçekli bir düğün davetiyesi gibi otururdum balkonda
yıldızlar ürkerdi, titrerdi davetimden
ayın etrafında beyaz bir hale dönerdi.
bileklerimi uzatırdım çıplak, beyaz ve ince
ışıktan bir kelepçe istedim yüz görümlüğü olarak pollyanna.
secde eden alnımı.
şarap içen dudağımla öpmek istedim.
dizlerimde ve dirseklerimde nasır tutan arayışımı
beyaz bir merhemle ovmak istedim.
beyaz bir günahtır aramak kimi zaman pollyanna...

itiraf etmek gerekirse
domates-biber biçiminde tuzluklar aldım pazardan
kalp şeklinde kül tablaları
kalbimde söndürülmüş birkaç sigaradan kalan kül
yetmezdi yeniden doğmaya.
orhan gencebay dinledim itiraf etmek gerekirse
bedelini ödedim ama pollyanna

itiraf artık tedavülden kalkmış bir kağıt para.

hayatım bir mutsuzluk inşaatıydı pollyanna
çimento, demir. çamur..
duvarlarımı şiir ve türkü söyleyerek sıvardım.
en üst kattan düşerdim her gün
esmer bir işçi gibi dilini bilmediğim bir dünyaya
hayatım bir mutluluk inşaatıydı pollyanna
sana ve mutluluğa yazılmış mektuplarıma
cevap beklediğim zamanlarda.

benim bir köyüm olmadı.
hiçbir şehir karlı sokaklarıyla bana
pazen gecelik giymiş bir anne gibi sarılmadı.
istanbulu evlat edinsem
benimsemezdi nasıl olsa otuz yaşında bir anneyi
yüzyıllarca yaşamış bir çocuk olarak.
mütemmim cüz olamadım hiçbir aşka pollyanna
bir kitaba bir cüz olamadım.
yukarıdan aşağı, yedi harfli battal boy bir intiharı denedim.
hiçbir bulmacayı tamamlayamadım.
bir kediyi okşasam ellerim yumuşardı
biri okşasam bir yumuşardı.
bire"bir" olamadım.

fırfırlar olmalıydı oysa hayatımın kenarında pollyanna
kırmızı puanlı bir şiir olarak uyumalı, mor puanlı uyanmalıydım.

pişman olmamalıydı orada olmalarından yeşil farbelalarım.
bir çingenenin çıkardığı dil olmalıydı şiirlerim.

sana bu son mektubu,
artık senden mektup beklemediğimi söylemek için yazıyorum pollyanna
son şiirini yazmaya cesaret edememiş bir şair olarak..

biktigim şeyler ve yeşil fanila

goetica
didem madak $iiridir..

gözlerin bir yeşil fanilaydı balkonda uçuşan
sicim yağmur taklidi
bıkmıştım zor geçen kışlarımı anlatmaktan
bardağa birkaç çiçek ıslamaktan.
parmağımın ucunda kırmızı kenarlı bir bulut
onu uzatırdım sana, yalnızlık gibi iri bir damla
parmağıma düşen bir damla kandı aşk.

seni sevince pazara çıktım sevinçten
enginar aldım “süper enginarlar” diye bağıran adamdan
oturup ağladım sonra, şaşırdın.
bu “süper” oluşta canımı acıtan bir şeyler vardı.
canımın acısıydın.

...
..

kırmızı baladlar

goetica
umay umay güzelliği..

ben, kendine dokunan ve kendiyle çoğalan her aşka kalbini veren kadın...

doğru muydu hayaletlerin her kaybedişi görünür kıldığı... bu odada ve bu sonsuzlukta nasıl çılgınca dileniyorum hayatı!... eğer yağmur yağınca içeri gireceksen seninle gitmem uzak ülkelere. ya da gölgelerine sığınan evimde yeşermeye çalışan canlı bir kaktüsü şımartırken, rüzgara eğimli bir mektup düşürmezsen penceremden; seninle yaşayamam aşkı. öylesine zor bir uyku şimdi seni düşünmek. sarılışlarıma yanıt olarak içebilir misin gözyaşlarımı... ama dur!... tenin sıcaklığında kaderime bulaşacak bir iz bırakacaksan; dur ve yalnız ürpertisini yolla gerçeğin... belki de sana gelmek yerine saçlarımı boyatmalıydım. bir şiir bırakmak için, tıpkı o şarkıda olduğu gibi; sadece beni sev diye...

inan adaletli değil hiçbir alışveriş. bu uzaklıklar bakışlarından geriye kaldı. yine de trenin sesini duy diye fısıldayacağım. ankara expresi satırlarıma girerken ilk kez seni sevdiğimi söyleyeceğim. güçlü ve güzel kalmalıyım: kışın, yazın ve daha çok hüzünlü sonbahar geceleri. inan dokunduğum bir koku bu; ellerime inan... hiç ağlamadığın bir şey mi yoksa sana anlatmaya çalıştığım... doğruyu söyle... çünkü benim için bir gün kızıl bir sabahtı. kırmızı paltolu bu küçük kızı kimsenin gözü bir yerlerden ısırmıyordu. inanabilirdin o zaman kanatsız bir melek olduğuma. yüreği taştan bir kaderin esiriydim ve yakabilirdim tüm kenti...

şimdi bana dokun, öyle yavaş... affetmek yok... kalbin üzerinde unutulmuş bir el gibi, göreceksin daha çok seveceğim seni.

inan anımsadığın bir koku bu...

inan anımsadığın bir koku bu...

ellerime inan...

aşk nereye kadar

goetica
bulent ortaçgil $arkısıdır..

aşk başlar
aşk varır
aşk yaratır
aşk verir
aşk sorar, sorgular
aşk dinler
aşk anlatır
aşk çözer, geliştirir
aşk çarpar, değiştirir
aşk sorari sorgular
aşk üretir, dönüştür
kendi kendine bir sor
nereye kadar
bütün değerlerin geometrik artar
genelden özele yolculuk bu
bütün en güzeller sende toplanır
kapılar kapatılır kalıcı mutluluk
aşk yıkar
aşk yapar
aşk yorar
aşk yeniler
aşk sorar, sorgular
aşk yaşanır
aşk biter
kendi kendine bir sor
nereye kadar
aşk çözer geliştirir
aşk çarpar değiştirir
aşk sorar, sorgular
aşk üretir, dönüştürür

küçük ressam

goetica
bulent ortaçgil ve fikret kızılok ortak yapımı buyukler için çocuk $arkıları albumunde yer alan $arkı..

açık yeşil, kırmızı
mavi, siyah ve sarı
kahverengi, turuncu
al sana bir ipucu

renklerin hepsi senin
bir tek beyazı benim
bir kalem bir de fırça
başlayalım yavaşça

masmavi bir gökyüzü
üç top bulut koyunca
bir de leylek uçunca
işte resmimin özü

yemyeşil bir orman koydum
çiçeklerden bir halı
bir kovan bir de arı
işte başlıyor zoru

şurdan güneş doğarken
burdan dere akacak
senin gibi bir çocuk dalgın suya bakacak
resmin yarısı bitti bir yarısı başlıyor
bu güzellik içinde insan mutlu oluyor

bir ev yaptım sıcacık
kapısı herkese açık
kedi, köpek, tavuklar
birbirini kovalar

annem ,babam, kardeşim
komşum, yolum, okulum
resmin sonu gelirken
bir de kendimi koydum

gözlerimi kapadım
bir şeyler hatırladım
aynı resmi görünce
sıcacık oldu içim
anladım ki resimler
duygunun bir parçası
biz kalsak da dışında
yaşarlar içimizde

yaşarlar içimizde

olu piksel

goetica
ister lcd ister normal monitör olsun goruntuyu olu$turan piksellerin görev dı$ı kalması yani ölmesi durumudur.bu durumda ekranda beyaz bir nokta gorulur.belirli bir sayıda olduğunda ürünün garanti kapsamında deği$tirilmesine sebep olur.

isminden dolayı pek bir hüzünlendirir insanı, allah rahmet eğlesindir mekanı cennet olsundur o hep kalbimizde ya$ayacaktır.
83 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol