bazen kalıcı bir şeydir. geçmez.
cehennem azabının dünyadaki muadili nedir diye sorsanız derim ki bu aparatı kornişine takmaktır. daha kötüsü de yanlış takmaktır. o derece.
ilgili şöför jamaika kökenli ise dikkat etmek lazım yetiştirdiği çiçeğe, bitkiye. böyle süper bi ortam olmuştur orada.
hiç üşenmedim, araştırdım ve şu sonuca vardım ki bu oluşuma üye olan ve aynı şekilde bu oluşuma fotoğraflarını yükleyen bireylerin büyük çoğunluğunun fotoğraflarda sadece tek bir eli&kolu gözükmektedir. peki bu ne anlama gelmektedir? şu anlama gelmektedir; arkadaşım ne megaloman insanlarsınız lan. sabah akşam üşenmeyip bi elinizde kameralı telefonlarınız kendi fotoğrafınızı mı çekip duruyosunuz. sonra da bu siteye yüklüyorsunuz. anlamı budur. tek elin&kolun gözükmeme sebebi de ilgili elde kameralı telefon&fotoğraf makinesi olmasıdır. o sebeple sadece kadraja girebilme şansına sahip olan el&kol gözükmektedir.
ha bu arada şimdiden söyliyim. bu entryi okuyunca "o kalan el&kol da sana girsin" şeklinde düşünen, bu düşüncesini eyleme dönüştürüp kelimelere döken bireylere de çok pis küfür ederim. üşenmedim tespit yaptım. ayıp. kadirkıymet bilin.
ha bu arada şimdiden söyliyim. bu entryi okuyunca "o kalan el&kol da sana girsin" şeklinde düşünen, bu düşüncesini eyleme dönüştürüp kelimelere döken bireylere de çok pis küfür ederim. üşenmedim tespit yaptım. ayıp. kadirkıymet bilin.
o hikayedeki hayvan...neyse, evet.
göttürkler in bir jenerasyon sonrasıdır.
(bkz: lipton ice tea mango)
ayar, ayar vermek eylemi ile ilgili sayfalarca başlık olması, ilgili konunun başka başka başlıklar altında birçok defa incelenmesine rağmen bireyin yeni isimler altında aynı konuyu güncellediği zaman yapılabilecek bir eylemdir. bakın "yapılabilecek" diyorum, "yapılmalı" demiyorum. aradaki nüansa dikkat edin.
yemesi en korkunç besin maddelerinden bir tanesidir. tam ısırırsınız bi tarafından ketçap fırlar, orayı yalayıp düzeltirsiniz, ısırma eylemine geçersiniz bu sefer mayonenez fırtlar, onu yola koyarsınız bu sefer domates üzerinize düşer, marul uçar, köfte soğur. lan yine darlandım ben. yemek mi yiyoruz, çin işkencesine mi maruz kalıyoruz anlamış değilim.
efendim, son derece tiksindiğim bir cihaz olmasına rağmen (#816907) mobil dünyanın aceleciliği nedeniyle kullanmak durumunda kaldığım, lakin kullanırken "oo kullanıyorum, şöyle bi uzanayım ferah ferah" demeyip sol tarafından hızlı hızlı çıktığım bir alet olmuştur bir gün öncesi itibariyle. ama gördüm ki hakikaten düşündüğümden daha da şerefsiz bir cihazmış kendisi. zira sabahın köründe, üzerinde bir tek şahsım varken hayasızca durmuş, işlevsiz bir hale gelmiş, şahsımı at sikine konmuş kelebek durumuna düşürmüştür. e arkadaşım madem çalışmayacaksın, madem o gözünü sevdiği klasik merdivenlerden farksız olacaksın ne diye "yok ben teknoloji harikasıyım, yok ben süperim, yok ben lezizim" şeklinde kasılıp duruyorsun. aha işte, göt oldun kaldın, aramızda oluşacak muhtemel bir ilişkinin de önünü kestin" a.k. ben senin o zaman. şerefsiz.
"sikecem ama lazcanızı"nın lazcası. belli ki bi paradoks var burda, neyse.
ne vakit ki kaybolur, işte o zaman onu koltuğun altında, yastıkların köşesinde aramayınız. o ki muhakkak en ilgisiz yerde bulunmaktadır o esnada. misal ekmek dolabına bakınız.
buzdolabına konulmaması gereken bir besin maddesidir. şerefsiz gibi donuyor, bi zevki kalmıyor sonra. bekle ki çözülsün, bekle ki çözülünce kaşık kaşık yiyesin. vay a.k.
şimdi ben inat ettim, tüm dış tepkilere kulağımı kapadım, mazoşistce bir arzu ile izledim bu filmi. sonuna kadar izledim. tek bir sahnesini dahi kaçırmadım. hatta bi ara tuvalete gitmem gerekti ama bütünlüğü bozmamak adına tuvalete dahi gitmedim. ve şunu diyebilirim ki bu film için ben hiçbir şey anlamadım. evet anlamadım. hani tek bir spoiler verecek kadar da mı bişey anlamadın diye soracak olursanız evet, o kadar dahi anlamadım. böyle bi filmmiş.
az önce fark ettim ki bu sebzeyi körelmiş bıçak ile doğramamanız gerekmektedir. ortalığı sikip atıyorsunuz böyle yapınca. ayrıca körelmiş bıçağın mutfakta ne işi var hala onu da çözebilmiş değilim şu an. evet.
en pis tarafı devamlı olarak bakkala gönderildiğiniz dönemdir. günde kırk defa bakkala mı gönderilir lan.
(bkz: her son bir baslangictir)
tabanına sakız yapışabilen garip bir aparattır. tiksinirsiniz dünyadan o zaman.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?