takdir, övgü, haraç, vergi gibi anlamları bulunan ingilizce kelime.
esasında ölen sanatcıların arkasından onları onurlandırmak adına yapılırken son zamanlarda hayatta olan ve "usta" sıfatı ile anılan sanatcılar içinde yapılmaya başlanan albüm modeli.
(bkz: floransa)
ege çubukcu şarkısı, şöyle ki;
esrarlı bir gece vakti
ya da yağmurlu bir akşamüstü
belki de güneşli bir öğle vakti
bakarsın bir gün dönümü
nakarat
bir gün ama bir gün
burada olmadığım bir gün mutlu olabilirim,
huzuru bulabilirim, kaçabilirim, yok olabilirim,
uzaklaşabilirim buralardan
çaktırmadan, ayıltmadan;
el âlemi, yâri, anayı, bekleyenimi üzebilirim
o gün, kötü gün, kördüğüm
budur kendime sözüm, kendi özüm
gözüm kara, aslan gönlüm
çekip gitmeyi ister bir gün
haksız sayılmaz, hakkını çalmaz kimsenin
güzellik ettim, kötülük biçtim
seçmedim, ayırt etmedim
kimseyi, kimseden çok sevmedim
asla demedim, kimseye yok kinim
dürüstlüktür dinim
insanlığa dair bunu bilirim, sebebim
yok ki bir sınırı bu kalbimin
özgür ruhlu, paradan tuzlu, bu geminin nuh’u
yalandan gururlu, altın kumu, sevgi unu,
üzmesi kolay, çalması zorlu
yine kolay olanı seçti insanoğlu
doğası yılanları seçti, tepti iyi olanı kötülük biçti
tarih tekerrür etmeyi bildi
ve şimdi önünde iki seçenek
ya kalıp acı çekecek ya da bilecek
doğru seçeneği bulmayı
doğru seçenek bir gün çekip gitmek!
nakarat
bir gün ama bir gün
burada olmadığım bir gün mutlu olabilirim,
huzuru bulabilirim, kaçabilirim, yok olabilirim,
uzaklaşabilirim buralardan
çaktırmadan, ayıltmadan;
el âlemi, yâri, anayı, bekleyenimi üzebilirim
gözlerin göz kapağı hapishanesinin müebbet mahkûmu olana dek
bunlar sürecek üzme kendini
göreceksin değmeyecek
bir gün acılar dinecek, diyecek, bekleyeceksin beklide gelecek ama
mutluluğun geç kalabilme ihtimali mevcut ve de had safhada
kaçmak tek çare kendine et sen her neler edeceksen
ama bile, bile çek çile ya da çek git bir gün doğru bildiğin yere
nakarat 2x:
bir gün ama bir gün
burada olmadığım bir gün mutlu olabilirim,
huzuru bulabilirim, kaçabilirim, yok olabilirim,
uzaklaşabilirim buralardan
çaktırmadan, ayıltmadan;
el âlemi, yâri, anayı, bekleyenimi üzebilirim
esrarlı bir gece vakti
ya da yağmurlu bir akşamüstü
belki de güneşli bir öğle vakti
bakarsın bir gün dönümü
nakarat
bir gün ama bir gün
burada olmadığım bir gün mutlu olabilirim,
huzuru bulabilirim, kaçabilirim, yok olabilirim,
uzaklaşabilirim buralardan
çaktırmadan, ayıltmadan;
el âlemi, yâri, anayı, bekleyenimi üzebilirim
o gün, kötü gün, kördüğüm
budur kendime sözüm, kendi özüm
gözüm kara, aslan gönlüm
çekip gitmeyi ister bir gün
haksız sayılmaz, hakkını çalmaz kimsenin
güzellik ettim, kötülük biçtim
seçmedim, ayırt etmedim
kimseyi, kimseden çok sevmedim
asla demedim, kimseye yok kinim
dürüstlüktür dinim
insanlığa dair bunu bilirim, sebebim
yok ki bir sınırı bu kalbimin
özgür ruhlu, paradan tuzlu, bu geminin nuh’u
yalandan gururlu, altın kumu, sevgi unu,
üzmesi kolay, çalması zorlu
yine kolay olanı seçti insanoğlu
doğası yılanları seçti, tepti iyi olanı kötülük biçti
tarih tekerrür etmeyi bildi
ve şimdi önünde iki seçenek
ya kalıp acı çekecek ya da bilecek
doğru seçeneği bulmayı
doğru seçenek bir gün çekip gitmek!
nakarat
bir gün ama bir gün
burada olmadığım bir gün mutlu olabilirim,
huzuru bulabilirim, kaçabilirim, yok olabilirim,
uzaklaşabilirim buralardan
çaktırmadan, ayıltmadan;
el âlemi, yâri, anayı, bekleyenimi üzebilirim
gözlerin göz kapağı hapishanesinin müebbet mahkûmu olana dek
bunlar sürecek üzme kendini
göreceksin değmeyecek
bir gün acılar dinecek, diyecek, bekleyeceksin beklide gelecek ama
mutluluğun geç kalabilme ihtimali mevcut ve de had safhada
kaçmak tek çare kendine et sen her neler edeceksen
ama bile, bile çek çile ya da çek git bir gün doğru bildiğin yere
nakarat 2x:
bir gün ama bir gün
burada olmadığım bir gün mutlu olabilirim,
huzuru bulabilirim, kaçabilirim, yok olabilirim,
uzaklaşabilirim buralardan
çaktırmadan, ayıltmadan;
el âlemi, yâri, anayı, bekleyenimi üzebilirim
kümes piyasasındaki en değerli tavuktur, yetiştiricilerinin göz bebeğidir.
edit: gerçekten berbat bi entry ama ışık hızıylada berbat verilmez ki arkadaşım, yok hayır altın yumurtlayan tavuğun var da gündeme mi getirmek istemiyorsun anlamadım ki, varsa öyle bişey açıkca söyle, kimsenin tavuğunda gözümüz yok allaha şükür.
edit: gerçekten berbat bi entry ama ışık hızıylada berbat verilmez ki arkadaşım, yok hayır altın yumurtlayan tavuğun var da gündeme mi getirmek istemiyorsun anlamadım ki, varsa öyle bişey açıkca söyle, kimsenin tavuğunda gözümüz yok allaha şükür.
kelime manasiyla alevi hz. ali’yi seven ve o’na mensup olan kisi demektir. hz. ali’yi sevenler, baslica iki gruba ayrilir: hasbi ve samimi taraftarlar, ve siyasi taraftarlar. bunlardan birincisi, o’na (r.a.) allah icin muhabbet göstermislerdir. bu muhabbet safi, net ve durudur. kaynagi salabet ve hamiyet-i diniyedir. bu hasbi taraftarlar, hz. ali’ye iki noktai nazardan teveccüh göstermislerdir. birincisi, ali’nin yüksek kemalati ve üstün meziyetleridir. onun fazilet ve kemalati, takva ve ubudiyeti, mü’minlerin kalb ve dimaglarinda, muhabbet ve takdire inkilap etmistir. ikincisi, hz. ali’nin (r.a.) ehl-i beyt (=peygamber efendimizin (s.a.v.) evlat ve torunlari) silsilesinin mümessili olmasidir. müslümanlar o silsilenin basi olan hz. ali’ye (r.a.) samimi bir muhabbet ve derin bir saygi göstermektedirler. bu iki cihetten kaynaklanan muhabbet, kur’an ve sünnet cizgisine uygundur. dine gölge degil, vesile olmaktadir. mesrudur, makuldür. fitri, hasbi ve samimidir. hz. resulullah (s.a.v.), istikbalde ortaya cikacak fitne ve fesatlarda. hz. ali’yi (r.a.) ümmet nazarinda ithamlardan korumak icin o’nun kemalat ve meziyetlerini ehemmiyetle nazar vermekte:
’ben kimin dostu isem, ali de onun dostudur.’
’ali’yi yalniz mü’minler sever, o’na yalniz münafiklar bugzeder.’
’ben size iki sey birakiyorum: kur’an ve ehl-i beyt’im. bunlara temessük ederseniz, kurtulursunuz.’
gibi hadis-i serifleriyle bu iki ciheti tescil ve ilan etmektedir.
ikinci grup taraftarlar ise, o’nu siyasi manada sevenlerdir. bunlar arasinda ciddi bir hedef birligi yoktur; herbiri, ayri bir sebeple hz. ali’yi taraftarlik gösterirler.
hedef ve gayeleri degisik olan bu grubu bese ayirabiliriz:
1. hz. ali’nin (r.a.) siyasi taraftarlari icinde ’dinde mutaassip, muhakeme-i akliyede noksan’ insanlar teskil ediyor. bu tipler, islami ölcülerde oldukca taskin ve mutaassip ve o derecede dar görüslü, mizansiz ve müvazenesiz insanlardi. bunlarin elserisi bedevi idi. iclerinde sahabeden hic kimse yoktu. bunlar siffin muharebesinden sonra, hakem hadisesinde hz. ali’ye karsi cikarak o’nun ordusundan ayrildilar. hz. ali’nin hakemi kabul etmesini küfür telakki ettiler ve o’nu cok agir bir sekilde itham ettiler. onlara göre, hz. ali’nin hakemi kabul etmekle dinden cikmisti. bu grup, hz. ali’nin ordusundan huruc ettikleri icin kendilerine ’hariciler’ ismi verildi. bu grup hakem hadisesine kadar hz. ali’yi taskin ve ölcüsüz bir surette sevdikleri halde, bu hadiseden sonra, o’nun en büyük ve amansiz düsmani kesilmislerdir.
2. ikinci grup, münafik ve yahudi dönmeleriydi. bunlar, iki yüzlü, dessas, sahtekar, yalanci, karanlik fikirli ve karanlik ruhlu insanlardi. hz. ali’ye muhabbet fikrin altinda gercek yüzlerini gizliyorlardi. müslümanlar arasinda fitne cikartiyor, sürekli sapik fikirler üretiyorlardi. gayeleri islamiyeti icten yikmak, inanc ve itikadlari sarsmak ve müslümanlari birbirine düsürmekti. bu grubun islam dünyasinda yapmis oldugu ihanetin boyutlari cok derindir.
3. emevilerin irkci idarelerinden rahatsiz olan hasan ve hüseyin efendilerimizin yaninda yer alan taifelerdir. bilindigi gibi, emeviler basa gecince, icraatlarinda birinci derecede irkciligi esas aldilar. diger kavimlere karsi gayet sert ve acimasizca davranmaya sevketti. emevilerin bu ölcüsüz ve mesuliyetsiz icraatlarindan rahatsiz olan diger kabile ve asiretler onlardan intikam almak icin hz. hasan ve hz. hüseyin’e taraftarlik gösterdi ve onlarin ordusunda yer aldilar.
4. bu grubu (genelde) iranlilar teskil eder. hz. ali ve al-i beyt sevgisi bu grupta asiri ve ölcüsüzce tezahür etmistir. her merasim, senlik ve toplantilarda bu ölcüsüz sevgi etkisini göstermektedir. yahudilerin ’aglama duvari’ karsisina gecip aglamalari gibi, bunlar da muharrem ayinda bir matem havasina girerler.
5. üc zihniyetin taraftarlarindan bu besinci grup tesekkül etmistir: ’irandaki mecusi dininin reis ve ruhanileri’ , ’irandaki irkcilar’ ve ’eski saltanat hanedanin mensuplari’dir.
http://www.enfal.de/soru1.htm
’ben kimin dostu isem, ali de onun dostudur.’
’ali’yi yalniz mü’minler sever, o’na yalniz münafiklar bugzeder.’
’ben size iki sey birakiyorum: kur’an ve ehl-i beyt’im. bunlara temessük ederseniz, kurtulursunuz.’
gibi hadis-i serifleriyle bu iki ciheti tescil ve ilan etmektedir.
ikinci grup taraftarlar ise, o’nu siyasi manada sevenlerdir. bunlar arasinda ciddi bir hedef birligi yoktur; herbiri, ayri bir sebeple hz. ali’yi taraftarlik gösterirler.
hedef ve gayeleri degisik olan bu grubu bese ayirabiliriz:
1. hz. ali’nin (r.a.) siyasi taraftarlari icinde ’dinde mutaassip, muhakeme-i akliyede noksan’ insanlar teskil ediyor. bu tipler, islami ölcülerde oldukca taskin ve mutaassip ve o derecede dar görüslü, mizansiz ve müvazenesiz insanlardi. bunlarin elserisi bedevi idi. iclerinde sahabeden hic kimse yoktu. bunlar siffin muharebesinden sonra, hakem hadisesinde hz. ali’ye karsi cikarak o’nun ordusundan ayrildilar. hz. ali’nin hakemi kabul etmesini küfür telakki ettiler ve o’nu cok agir bir sekilde itham ettiler. onlara göre, hz. ali’nin hakemi kabul etmekle dinden cikmisti. bu grup, hz. ali’nin ordusundan huruc ettikleri icin kendilerine ’hariciler’ ismi verildi. bu grup hakem hadisesine kadar hz. ali’yi taskin ve ölcüsüz bir surette sevdikleri halde, bu hadiseden sonra, o’nun en büyük ve amansiz düsmani kesilmislerdir.
2. ikinci grup, münafik ve yahudi dönmeleriydi. bunlar, iki yüzlü, dessas, sahtekar, yalanci, karanlik fikirli ve karanlik ruhlu insanlardi. hz. ali’ye muhabbet fikrin altinda gercek yüzlerini gizliyorlardi. müslümanlar arasinda fitne cikartiyor, sürekli sapik fikirler üretiyorlardi. gayeleri islamiyeti icten yikmak, inanc ve itikadlari sarsmak ve müslümanlari birbirine düsürmekti. bu grubun islam dünyasinda yapmis oldugu ihanetin boyutlari cok derindir.
3. emevilerin irkci idarelerinden rahatsiz olan hasan ve hüseyin efendilerimizin yaninda yer alan taifelerdir. bilindigi gibi, emeviler basa gecince, icraatlarinda birinci derecede irkciligi esas aldilar. diger kavimlere karsi gayet sert ve acimasizca davranmaya sevketti. emevilerin bu ölcüsüz ve mesuliyetsiz icraatlarindan rahatsiz olan diger kabile ve asiretler onlardan intikam almak icin hz. hasan ve hz. hüseyin’e taraftarlik gösterdi ve onlarin ordusunda yer aldilar.
4. bu grubu (genelde) iranlilar teskil eder. hz. ali ve al-i beyt sevgisi bu grupta asiri ve ölcüsüzce tezahür etmistir. her merasim, senlik ve toplantilarda bu ölcüsüz sevgi etkisini göstermektedir. yahudilerin ’aglama duvari’ karsisina gecip aglamalari gibi, bunlar da muharrem ayinda bir matem havasina girerler.
5. üc zihniyetin taraftarlarindan bu besinci grup tesekkül etmistir: ’irandaki mecusi dininin reis ve ruhanileri’ , ’irandaki irkcilar’ ve ’eski saltanat hanedanin mensuplari’dir.
http://www.enfal.de/soru1.htm
insanlık tarihinde dilden dile dolaşan, zeka parıltılarıyla dolu ayarlardır, şöyle ki;
rte: böyle bağırılmaz ki, terbiyesizlik yapma.
kemal öncel: terbiyesizlik yapmıyorum. lütfen bana hakaret etmeyin.
rte: artistlik yapma.
kemal öncel: artistlik yapmıyorum, ben sanatçı değilim.
rte: iyi bir sanatçısın.
kemal öncel: zatialiniz.
kemal öncel: tarım bakanımızın anayasayı ihlal ettiğini biliyor musunuz? .
rte: lan bana anayasayı öğretme,lan terbiyesizlik yapma.
kemal öncel: lan mı? .
rte: evet .
kemal öncel: lan mı? canın sağ olsun.
görüldüğü üzere koskoca türkiye cumhuriyeti başbakanının! almış olduğu muazzam ayardır. ayarı verenden ve alandan allah razı olsun.
rte: böyle bağırılmaz ki, terbiyesizlik yapma.
kemal öncel: terbiyesizlik yapmıyorum. lütfen bana hakaret etmeyin.
rte: artistlik yapma.
kemal öncel: artistlik yapmıyorum, ben sanatçı değilim.
rte: iyi bir sanatçısın.
kemal öncel: zatialiniz.
kemal öncel: tarım bakanımızın anayasayı ihlal ettiğini biliyor musunuz? .
rte: lan bana anayasayı öğretme,lan terbiyesizlik yapma.
kemal öncel: lan mı? .
rte: evet .
kemal öncel: lan mı? canın sağ olsun.
görüldüğü üzere koskoca türkiye cumhuriyeti başbakanının! almış olduğu muazzam ayardır. ayarı verenden ve alandan allah razı olsun.
"ben yeterince sevap işledim, cennette sağlam bi yer de edindim, ufaktan ufaktan dünyevi ortamlara akabilirim" düşüncesi güden bireyin bu düşüncelerinin götünde patlamasına neden olacak olan günah-sevap tarifesi.
kendi takımın taraftarlarınca yapılmış olan "şikeci" yakıştırması nedeniyle beşiktaştan ayrılıp ülkesine gideceğini açıklamış olan bireydir.
ing: hayal gücü, yaratma düşü, düş gücü.
cezmi ersöz kitabı olmakla birlikte aynı isimli şiirdir. şöyle ki;
ahşap bir yalnızlıktı
okyanusun dibine iz düşülen
en unutulmuş su birikintisi bile
ayna olmuştu özlemine
yıpranmamış bir ipekle sarılmayı bekleyen
onca insafsız denizin kulağına
bekleyişini fısıldamıştın.
kimbilir kaç sahipsiz yürek ağrısını
kaç imkansız hayatı kattın ona ...
bitmedi der gibiydin, bitmedi
bu derinliğine sevgili olabilmek için
kalbine kazıdığın onca yitik anı.
şimdi yalnızlığını üşütüyor
beklenmedik sevinçler, serseri tesadüfler.
okyanusa bir deniz feneri daha katılıyor düşlerinden.
sis kalkarsa bunu herkes anlayacak,
sınırın hep öte yakasındaydın sen
hiç avcı olmadın, hiç elin kana bulanmadı
derinliğine kimse sevgili olamadı
ahşap bir yalnızlıktı
okyanusun dibine iz düşülen
en unutulmuş su birikintisi bile
ayna olmuştu özlemine
yıpranmamış bir ipekle sarılmayı bekleyen
onca insafsız denizin kulağına
bekleyişini fısıldamıştın.
kimbilir kaç sahipsiz yürek ağrısını
kaç imkansız hayatı kattın ona ...
bitmedi der gibiydin, bitmedi
bu derinliğine sevgili olabilmek için
kalbine kazıdığın onca yitik anı.
şimdi yalnızlığını üşütüyor
beklenmedik sevinçler, serseri tesadüfler.
okyanusa bir deniz feneri daha katılıyor düşlerinden.
sis kalkarsa bunu herkes anlayacak,
sınırın hep öte yakasındaydın sen
hiç avcı olmadın, hiç elin kana bulanmadı
derinliğine kimse sevgili olamadı
(bkz: kibir en sevdigim gunahtir)
(bkz: the devil s advocate)
yaramyan the sun of art nickli ex-yazar kendisine gösterilen sabrın sonunda sözlük konseptini götünden anladığına kanaat getirildiğinden süresiz kadrodışı bırakılmış, uçsuz bucaksız enerjisini daha anlamlı işlerde kullanması amacıyla safariye gönderilmiştir.
güzide bir istanbul türküsü, şöye ki;
telgrafın tellerine kuşlar mı konar
insan sevdiğine canım böyle mi yanar
yanıma gel yanıma da yanıyanıbaşıma
şu gençlikte neler geldi zavallı başıma
telgrafın telleri arşınlanmalı
yar üstüne yar seveni kurşunlamalı
yanıma gel yanıma da yanıyanıbaşıma
şu gençlikte neler geldi zavallı başıma
telgrafın direkleri semaya bakar
senin o güzel gözlerin çok canlar yakar
yanıma gel yanıma da yanıyanıbaşıma
şu gençlikte neler geldi zavallı başıma
telgrafın tellerine kuşlar mı konar
insan sevdiğine canım böyle mi yanar
yanıma gel yanıma da yanıyanıbaşıma
şu gençlikte neler geldi zavallı başıma
telgrafın telleri arşınlanmalı
yar üstüne yar seveni kurşunlamalı
yanıma gel yanıma da yanıyanıbaşıma
şu gençlikte neler geldi zavallı başıma
telgrafın direkleri semaya bakar
senin o güzel gözlerin çok canlar yakar
yanıma gel yanıma da yanıyanıbaşıma
şu gençlikte neler geldi zavallı başıma
uçaklarda bulunan kara kutunun gemiler için dizayn edilmiş versiyonudur, manuel olarak kayıt yapar.
üst gelir seviyesine sahip bireylere hizmet ettiği rivayet edilen kredi kartı.
şahane bir savunma ve saldırı aracıdır. üzerinize gelen bir takım yabancı cisimleri bu aparatı bağlı bulunduğu mekanizmadan söküp bu yabancu cisimleri karşılıyabilir akabinde hasmınızın üzerine "hagaaar" nidalarıyla saldırabilirsiniz. evet.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?