yunanistan ile gerçekleşebilecek olan muhtemel bir savaş için meydana getirilmiş olan ordudur. diğer orduların aksine nato ya bağlı değildir.
"biz paris hilton u porno filmiyle sevmiştik oysa ki, bu korku filmide nerden çıktı" gibi bir düşünceye sevk etmiş olan film.
(bkz: iletişim)
(bkz: istatistikler)
(bkz: faq)
(bkz: bir gün)
(bkz: dün)
(bkz: bugun)
birden fazla tanıma açık başlıkların arasından ukdecinin öğrenmek istediği fakat bilgisi dahilinde olmadığı için sözlük genelinde konuya hakim diğer yazarların bilgisinden yararlanmak adına bıraktığı nottur, lakin hiçbir yazar bu notu ciddiye almak zorunda değildir, başlığı tanımlar nitelikte olduğu sürece istediği entryi girebilir, keyifle ukteyi doldurur. ukdeci yazarlarsa eldeki bilgilerle yetinmek durumunda kalabilir. ha gönül isterki herkesin istediği olsun, dünya barış içerisinde yaşasın, dinazorlar tekrar hayata dönsün ama herkesin her istediği olmamaktadır.evet.
yazarın girmiş olduğu binlerce entryden sonra sadece bi kaç adet berbat oyu almış olması esasında hiç de garipsenecek bir durum değildir zira bu yazarın ne derece şahane, mükemmel ve hatta insan üstü hatta ve hatta sözlükler üstü olduğunu göstermektedir, bu tip bireyleri pamuklara sarmalı, özenle korumalı, pişik olduğu zaman ilgili bölümlerini pudralamalıyız ki kaybetmeyelim kendilerini. ha siz bu entryle aynı fikirde olmayabilirsiniz "olur mu hocam öyle şey. kişinin bu yaptığı oy veren bireylere saygısızlıktır, hadi onu geçelim köyü kurnazlığıdır, kendini kandırmasıdır" diyebilirsiniz ama ben tüm bunlara kulaklarımı tıkamaktayım zira alınan! muhteşem oyların yanında verilen! berbat oylarının ne hükmü vardır.
"idam edilecek yolcuların dikkatine, biraz sonra, yemek ve ihtiyaç molası için yarım saat konaklama tesislerine!... lütfen ağzınızdaki teli tükürün ve otobüs kalkmadan yerlerinizi alın, sayın yolcular! sayın suçlular! kökünden kopartılmış büyük ağaçlar! sayın suçlular, rica ediyorum, tellerinizi tükürün, bunu bir daha hatırlatmak zorunda bırakmayın beni, teli tükürün dediysek, tükürün... sayın yolcular! aradan tam bir gece geçti. ankara yarı aık cezaevinin tam karşısında, şükriye mahallesinde bir evdeyiz. dah dün trabzon’a gidiyorduk. oradan koyun yüklü kamyonlara binip iran’a geçiyorduk. sayın suçlular! kökünden kopartılmış büyük ağaçlar! ankara’nın en soğuk gecelerinden birini yaşıyoruz, ankara hastanesi’nin doğum kliniğinden her zamanki çığlıklar geliyor..."
(bkz: arka kapak)
(bkz: arka kapak)
bugün, çaresizlik süreci de sonuna yaklaşmıştır, yeni çağımızın adı, çaresizliği seyretmek, ya da birebir kendi başını kurtarma, olup bitenlerden kendini sorumlu tutmama çağı. işte hepimiz gaspı, terörü, cinayetleri, yoksulları, hastaları, çaresizleri seyretmeye başladık.
(bkz: arka kapak)
(bkz: arka kapak)
eskiden yatağını, yorganını alan yoksul halk, çaresizlik içinde istanbula göçüyordu. göçün rengi değişti. anadolu gençliği gözü dönmüş bir hırsla istanbula göçüyor. memleketinde, kasabasında oturmak isteyen bir tek genç yok. tanıdığım, konuştuğum tüm genç kızlar, hayallerini, istikballerini istanbula göre kurmuş. sadeliğin, kendi halindeliğin imajı ölmüş, uçurum gibi istanbul düşlüyorlar.
(bkz: arka kapak)
(bkz: arka kapak)
nihat genç in cadde yayınlarından çıkan kitabı.
"darbeler geldi geçti, savaşların biri başladı, biri bitti, şehirlerimiz on milyon oldu. yediğiniz içtiğiniz sizin oldu, söyleyin, şu dünyanın yükünü kim çekti?
annelerinin yumuşak başlı kızları. anneleriyle bir evde çürüyen kızlar. annelerinin kuzuları. annelerinin gonca gülleri. annelerinin kudurmuş ahlaklarının kurbanları.
bir ömür eve kapatılmış kızlar, bugün de bir işi olmayan kızlar, en şanslıları meslek yüksek, açık öğretim okuyan kızlar. kızların namusuna sıkı sıkı yapışmış, kireç badana odalar, ahlak, namus karatinası odalar."
(bkz: arka kapak)
annelerinin yumuşak başlı kızları. anneleriyle bir evde çürüyen kızlar. annelerinin kuzuları. annelerinin gonca gülleri. annelerinin kudurmuş ahlaklarının kurbanları.
bir ömür eve kapatılmış kızlar, bugün de bir işi olmayan kızlar, en şanslıları meslek yüksek, açık öğretim okuyan kızlar. kızların namusuna sıkı sıkı yapışmış, kireç badana odalar, ahlak, namus karatinası odalar."
(bkz: arka kapak)
nihat genç adımı nihada olarak değiştirmek istiyorum. boşnak bir arkadaş buluyorum. bundan sonra adım nihat genç değil, nihada genç diyorum. mezarın başında tebessüm ediyor. ağbi, nihada burada kızlara verilen ad küçük bir şaşkınlık yaşıyorum ama vazgeçmiyorum, olsun, adımı nihada koyacağım, bu ku küçük kızın adını alacağım. nihadanın tabutunu katip ediyorum, önündeki yazıya bakıyorum, yedi yaşında.tabutu nasıl hafif, sanki içinde kuştüyü var, sanki tabut bomboş, sanki nihadanın cesedini bulamamış bir eli bir başı belki yalnız ayaklarını taşıyoruz şimdi.
(bkz: arka kapak)
(bkz: arka kapak)
nihat genç in cadde yayınlarından çıkan kitabı.
toplar yenilir, ordular yenilir, nükleer bombalar yenilir. yenilmeyen tek şey inançtır, haklı olduğuna inanmaktır. haklıysanız, yer gök, dağ taş, kuşlar kayalar, ruhlar, öte alemler, annen baban, ataların herkes senin yanında savaşa girer. öteler-buralar, tabiat-denizler seninle bu ölüm kalım savaşına girer ve kimse seni durduramaz.
(bkz: arka kapak)
(bkz: arka kapak)
"annem gelip beni yuvadan aldığında, benim tanrılarım, krallarım, akreplerim vardı. annemin sakallı misafirleri, "afiyet olsun" şekerleri. bir de, püsküllerin kanepelerden duvarlara kadar yayıldığı, meleklerin yuva yaptığı bir oda. bu odaya hiç sokmadı beni. ben de ona "akreplerimi" hiç anlatmadım. çalıştığı gazinolarda adına "dağlar kızı reyhan!" derlermiş. önceleri çok şeyi gizli tutmaya çalıştı. sonra utanmamayı öğrendik. o kadar çok şey öğrendim ki, artık bir şey öğrenmek istemedim. sustum sonuna kadar. susmalarım bir yerlere sığmadı, mızraklı bir şeyler olup peşime düştüler.
(bkz: arka kapak)
(bkz: arka kapak)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?