confessions

galahad

Yazar

  1. toplam entry 614
  2. takipçi 2
  3. puan 1914

domuz eti

abi bir hayvan bu kadarmı şanssız olur. hayvan niyetiyle yaratılıyorsun tam dünyaya gelmişsin pat bir yerden haber geliyor sen hayvanlıktan çıkartıldın haramsın.

evcil hayvanın ölmesi

14 tane kedimiz var. genelde evin bahçesinden dışarı çıkmazlar. ama erkek kediler işte, yerinde duramıyorlar. 3 gün önce markete giderken yolun üzerinde kan izlerinin olduğunu farkettim. incelemek için gittiğimde kedilerimizden birinin parçalarını gördüm :( ezen şahıs nasıl bir hızda gidiyorsa artık paramparça etmiş.

kol, bacak tek tek toplayıp gömdüm...

acısı gerçekten tarif edilemiyor.

edit: şöyle bir fotosunu buldum. 2 hafta önce tam arabayı çalıştıracağım sırada açık camdan içeri girmişti.
telefon elimdeydi anlık fotosunu çekeyim dedim, iyi ki çekmişim. bu arada elimi kafasını hizalamak için kullandım. sıkma gibi bir durum yok yani açı yanıltmasın.

sokak hayvanları

şu anda yanımda 3 tane yavru kedi var. ev kedisi değiller ama sokak kediside değiller. havalar soğuduğu zaman etrafta bulabildiğim tüm kedileri eve alıyorum. soba kütür kütür yanıyor onlarda yerini biliyor :)

oyun şifrelerini kod sanan a haber muhabiri

kelimelerin anlamsız kaldığı anları tekrar tekrar yaşıyoruz.hadi muhabir bilmiyor,kameraman çıkıpta yok lan bu yazılar oyuna ait falan demedimi.onuda geçtim haberin haber olması için ne bileyim merkezde kontrol falandamı olmadı.aklıma başka bir şey gelmiyor.biz hayretler içerisinde ve bir o kadarda gülerek videoyu izlesekte bu haberi izleyip vay bilmem ne yaptığın çocuğu diyecek 30 milyon kişi var.

call of duty ghosts

dünyadaki orospu çocuğu rezervi bu oyundan çıkmaktadır. bundan kesinlikle eminim.

multiplayer topluluğu öyle iğrenç, beş para etmez insanlarla doludur ki oyun oynamaktan dahi tiksinir hale gelirsiniz. ufacık haritada sniper alıp doğduğu yere pusan orospu evlatları, sırf rakibi tahrik etmek için spawn kill kollayan piçler ve daha niceleri...

üzerine nerdeyse 5 oyun çıktı, artık oynayan olacağını düşünmüyorum varsada aklından çıkartsın. aksi halde sağlıklı girdiğiniz oyundan tümüyle kanser şekilde çıkarsınız.

far cry 5





serinin merakla beklenen yeni oyunudur.

yeni bir hikaye ve en önemlisi oyunun amerikada geçiyor olması. günümüz montana eyalaleti konu ediniliyormuş. muhtemelen bölgede söz sahibi uyuşturucu/silah kaçakçısı ile amansız mücadeleye gireceğiz. paylaşılan görsel bunu net şekilde açıklıyor.

amerikada geçiyor olması şu yönden önemli, önceki oyunları oynayan bilir. genellikle nepal gibi gelişmemiş ülkeler konu edinirdi. keza far cry 3'de hangi ülkede geçtiğini bile hatırlamıyorum. şimdi ise günümüz amerika modeli tercih edilmesi gerçekten ilginç. bakalım aynı atmosferi yaşatırlarmı...

ayrıca oyun önümüzdeki sene ps4,xbox one ve pc için çıkacakmış.

les affames

netflix dizileri harikalar yaratırken, neden film tarafında istenilen özgünlük ve kalite sağlanamıyor ?

işte bu filmde netflix'in kanayan yarasına tuz basıp, şirketin film projelerindeki başarısızlığını gözler önüne seriyor.

film 2017 yapımı. ingilizce çevirisiyle the ravenous, türkçe çeviride ise aç gözlüler olarak çevilirilmiş. teması zombi/drama/gerilim/korku.

zombi filmlerini eskiden çok severdim ama yıllar geçtikçe bu konsept ilgimi çekmemeye başladı. yinede netflix orjinal yapımı olduğunu görünce şans verdim.

öncelikle filmin en büyük eksiği çok fazla tekrar ve bildiğiniz boş sahnelerin olması. misal birisi zombi arkadaşını öldürmek zorunda kalıyorsa bu sahneleri 10-15 dk neredeyse sakız gibi uzatmışlar. ve filmde benzer sahnelerden çok var. düşünülmüş bir senaryo zaten yok, 4 kişi dolaşsın koca eyalette 2 kişiyle karşılaşsın sonra biri salaklık yapıp ısırılsın vb. . .

yani filmin süresi uzasın diye öylesine boş bakışlar, boş muhabbetler var ki insan boğuluyor.

iyi yanları yok mu tabiiki var. öncelikle filmde çok az müzik var. gerilim anlarında sessizliğin korunup izleyiciyi germesi güzeldi. hatta en başarılı olduğu nokta bu diyebilirim. terminatör gibi zombilerin içine dalma olayı bu filmde yok. benzeri var ama o şahıs ölüyor en azından.

birde filmdeki zombi mantığını çözemiyorum arkadaş. bu filmde en ufak sesi duyan, tepki veren zombi profili var. ama duydukları her sesden nereden geldiyse orayı kontrol etme huyları yok. filmin sonlarında kır evinde saklanan elemanlar 50 metre ötedeki ormandan çıt sesi duyuyor. herkes evinde yatsa kimseye bir şey olmayacak. ama bizimkiler illa aksiyon arayacak, duyan diğerlerine haber veriyor tüm ev halkı ormana kontrol etmeye gidiyor. yahu durun kardeşim yerinizde belki çakal belki domuz çıkardı sesi niye kaşınıyorsun ? zombilerin zekası yok görüldüğü gibi evi nasıl görüyorsa ağacı, kulubeyi, masayıda aynı haraketsiz cansız olarak görüyor. işte sözlük bu yapılan salaklıkla zombiler gerizekalıların üstüne saldırıyor. 1 gram acımadım amk gebersinler.

filmi boş vaktiniz varsa ama en boş olanından birde sessizliğin hakim olduğu gerilim filmlerinden hoşlanıyorsanız şans verebililrsiniz. belkide ben çok gömdüm bilmiyorum.

stephen hawking

ölümü bok ağızlı yobazlara alay malzemesi çıkartmış ünlü fizikçi.

aynı zamanda ömründe toplasanız iki sayfa kitap, gazete ( inandığı kutsal kitapta dahil ) okumamış insanların ölümüne sevinç duyduğu kişidir.

mount and blade ii bannerlord

beklediğimden iyi olduğunu kabul etmeliyim . pc gamer canlı yayında gözüme bir ayrıntı takıldı . elemanlar kılıca isim verirken '' maksımum '' yazdı ondan sonra sildiler '' maksimum '' yazdılar . heriflerin tepkisi '' woow turkish keyword '' oldu . o an evdeki bütün bayrakları astım balkona . ne bileyim içim bir hoş oldu , duygulandım . oyunun türkçe olacağı %1000 kesinlik kazanırken beklentimde iki kat arttı .

büyü bozma ve cin hastanesi

her köyün meşhur cinci hocası olur. bizimde işini layıkıyla yapan yeri geldiğinde yakınlarına kıyak geçen bir cinci hocamız vardı.

hoca sadece cin bulaşması,büyü gibi vakalara bakmıyor biraz duyarlı olacak ki hafta içi her akşam belli kalabalık oluştuğu takdirde allah'ın 99 ismi veya farklı dualar ile sohbet yapıyordu. aslında bunun farklı bir ismi vardır ama din konularına uzak olduğum için inanın bilmiyorum.

böyle bir sistemi vardı yani dualar eşliğinde üflenip, tükürülmek ücretsiz ama gönlünden koparsa at üç beş kuruş. fakat iş cin çıkarmata geldimi bir, iki bazen üç aylık bile tedavi süreci uyguluyordu. tabi ücretide yanılmıyorsam günlük ve aylık olarak planlanırdı.

annem dinine aşırı bağlı ve bir o kadarda cinlerden korkan birisi. bildiğiniz duyamadığı,göremediği veya bilmediği her şeyi cinlerin yaptığına lütfeder. bu vesiyleyle her gün hocanın yanına gidip cin çıkarma gibi seanslara katılmasakta duamızı alıp tanrının bizi koruduğunu düşünürdük.

uzun süre gittik okunduk. gerçekten uzun bir süre böyle geçti. annem her geçen günle okunan dualar ile kendini dokunulmaz birisi zannetmeye başladımıştı ki emel adında otuz yaşlarında zayıf bir bayan sohbetin ortasında yakınıyla içeri aceleyle daldı. kendisi o zamanlar süzebildiğim kadarıyla ağır alkolik ve edepsiz bir insandı. yanında gelen kişi akşamları intihara kalkıştığını ve bazen kendi kendine konuştuğunu söyledi. bunları söylerken bende,annemde yanındaydık. tabi böyle olunca annem şoklar geçiriyor. zaten konularda aşırı hassas iken bu vakaya canlı tanık olması onu iyice korkularına söz geçiremeyen birisi yaptı.

cinci hoca hastaya anında 2 aylık teşhiş koydu. 2 aylık süreçte her gün okunmak suretiyle içindeki cinleri çıkartacağını vaad etti. tabi alkol,sigara ve her türlü kötü alışkanlığı bırakması ayrıca başını kapatıp namaza başlamasıda bu şartlardan bazılarıydı. hastanın fazla seçeneği olmadığı için göt mahkum kabul etti. o akşam eve dönerken annem sözde tedavi sürecine tanıklık etmek istediğini söyledi ben o yaşımda tehlikeli olabileceğini (cinler içinden çıkıp bizim içimize girmesi gibi) ütopik olayların olacağını düşünerek ve birazda korkarak gitmememiz gerektiğini söyledim. ama ikna olmadı ertesi gün erkenden gittik.

cin çıkartma ve tedavinin ilk günü şu şekilde başladı. emel gözlerini kapattı, bağdaş kurdu ve hocanın 99 ismi zikretmesiyle beraber anında farklı birisine dönüştü.

farklından kastım tabiki fiziksel değil. bağırmaya başladı ' bırakın beniii ' , 'hocanın ismini sayıklayarak öldürmekle tehditler' ... bunun gibi inanan bir insanın gördüğü vakit korkacağı olaylar yaşandı. hoca isimleri yüksek sesle okudukça emel o kadar bağırıyordu. tabi bağıran içindeki üç harfli olarak adlandırılan soyut varlıktı.

bu arada bende 11-12 yaşlarındaydım yaşadığım korkular hala zihnimden silinmedi.ilk günlerde çoğu kişi inanılmaz şoklar geçirdi. bu olay karşısında korkudan köyden taşınanmı ararsın, yoksa hoca ile tüm bağlantılarını kesenmi ararsın çok büyük çalkantı yaşandı.

ama bunlara rağmen ben ve annem ve yanılmıyorsam 5-6 kişi daha iki aylık tedavi sürecinin bir ayına devamsızlık yapmadan katıldık. bu olaylar her gün kendini tekrar etti. emel gündüzleri normal geceleri içine cin giren bir insandı gözümüzde.

bu süreçte hatırladığım ufak detaylarda var. mesela içindeki cin yaklaşık 1000 yaşında olduğunu söylüyor ve yanmasının çok zor olduğunu ısrarla ima ediyordu. ismide vardıda hatırlayamadım. söylediği üzere içinde bir değil dört beş tane daha cin varmış. hatta ve hatta birinin ismini yusuftu , kendisi kötü değil iyi cindi. o içine girdiği zaman süreki espriler yapar gülerdik.

böyle günler günleri kovaladı. tedavinin bitmesine 1 hafta kala bize haber geldi. ve haber aynen şu şekilde

'' emel ve arkadaşları istanbula gitmiş tekrar esi haline dönmüş (onların tabiriyle başı açık, zina ve orospuluk yapan) birisi olmuş. ''

biz şaşkınız kadın bu kadar dua yedi içinde 3*5 tane cin yaktı nasıl olurda tekrar eski haline döner dedik. bunları düşünmeye fırsat kalmadan emelin akıl hastası olduğu ortaya çıktı.

hoca bende bilmiyorum gibi kaçamak cevaplar ile kendini ayyuka çıkardı. kadının aklı yerinde değilki bulduğu parayı yatırmış hocaya biraz gittikten sonra baktı bizim gibi mallar inanıyor. sonrada makaraya vurmuş.

işin özü 2 aydır bizimle dalga geçiyormuş. aslında cinlerin içine girdiği falan yokmuş. ben o yaşımdayken dine şüphe duymaya başladım. tabiki bunların direk dine bağlantısı yok. ama olayların bu dereceye gelmesi benim kafamda din hakkında soru işaretleri bıraktı.

bu olaylar beni ateist yaparken annemi daha dinine bağlı hale getirdi. varın siz anlatın bu kadın laftan anlamıyor.

cuisine royale

Piyasadaki bir çok battle royale oyunlarından biri. Pc tarafında pek tercih edilmese de, konsollarda biraz daha şanslı konumda.

Ilk nedeni 60fps hedefiyle çalışması. İkinci sebebi de grafik olarak göz yormuyor oluşu, hatta kabul edilebilir seviyede iyi grafiklere sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Apex ve fortnite bu oyunla kıyaslanamaz. Arada devasa kalite farkı var. Ama bir benzeri olan pubg konsol sürümüyle kıyaslayabiliriz.

Pubg'nin konsolda 30fps çalışması, grafiklerin çamur olması ve stabil oyun deneyimi sunamayışından ötürü, cuisine royale teknik konularda rakibini hayli ezmiş bulunmakta.

Üstelik cuisine royale ücretsiz bir yapım. Bu konuda da pubg'den ciddi bir üstünlüğü var.

Ama gel gelelim, içerik öyle mi ?
Elbette değil. Cuisine Royale kendine has tarzı ve pek ciddi olmayan havasıyla farklılık yaratıyor. Oyunda üç adet karakter var. Üçünün de farklı skilleri var. Bunların dışında, oyunda serum torbasını can paketi, oksijen tüpünü ise stamina sağlayan bir araç olarak kullanmak mümkün. Ayrıca oyunda geçen haritalar da ikinci dünya savaşında bulunan mekanlar. Silahlar da aynı şekilde o döneme ait.

Enteresan elementleri birleştirip, farklı bir kafa yapmışlar.

Bu oyunu, eğer ki konsol sahibiyseniz, canınız da battle royale oyunu çekiyor ve apex, fortnite gibi gerçeklikten biraz uzaklaşan oyunlardan istemiyorsa; gönül rahatlığıyla deneyebilirsiniz.

the game awards

Yılın oyunu ödülü, hiç beklemediğim şekilde sekiro shadow die twice'a gitti.

Berbat bir etkinlik oldu. Geçen seneyi mumla aradık. Bu yıl hem çıkan oyunlar, hem de firmaların düzenlediği basın etkinlikleri, tıpkı oyunları gibi başarısız ve boş oldu. Umarım hepsi asıl kozunu seneye saklıyordur. Malum, yeni nesil cihazlar çıkıyor.

soğuk savaş

Ne yalan söyliyim, beni de sarmamış programdır. Aslında ilk başlarda izliyordum ama sonrasında tepkiler yapmacık gelmeye başladı...

Yine de kaliteli iş yapmaya çalışıyorlar. Emeğe saygı diyerek noktalıyorum.

dont breathe

2016 yapımı gerilim filmi.

Konusu, Kör ve emekli bir askerin, evine giren üç hırsızla mücadelesi.

Uzun süredir listemdeydi, en sonunda bu gece fırsatını buldum ve izledim. Öncelikle filmden umduğumu bulamadım. Kötü bir film değil ama the colllector gibi beni, koltuğuma çivileyecek gerilimi alamadım...

Filmde kör bir adamın bulunması sürekli sessiz sahnelerin yaşanmasını sağlıyor. Bu olayın biraz fazla abartılı şekilde kullanıldığını düşünüyorum. Her saniye gerilim basalım diye uğraşmaktan ayarı kaçırmışlar. Yoksa benim gibi gerilim olsun, çamurdan olsun diyen birine filmi beğendirememek zor iş.

Filmin yorumlarına da baktım. Çıktığı dönemlerde sinemada izleyenlerin yorumlarıyla, benim gibi netflix'ten izletiyenlerin yorumları epey farklı. Sanırım sinemadaki ses sistemi ve büyük ekran, insanların film hakkındaki kalite ölçütünü etkilemiş.

Neyse yani üstüne çok konuşmaya da gerek yok. Gerilim filmlerinden hoşlanıyorsanız yine bir bakın derim de, hayır benim pek aram yok diyorsanız, bu film size gerilim türünü sevdirmez.

dont breathe

Bence bu film tam olarak sinemada izlenmesi gereken filmdi. ve ben, evde izlerken doğal olarak sinema gerilimini alamadım. Tek mantıklı açıklaması bu oluyor.

Bugün çok düşündüm, yine izleyen bir kaç kişiyle de konuştum. Onlar da sinemada izlemiş. bana, nasıl beğenmedin yahu biz mısırımızı yiyememiştik falan dediler. Tabi böyle gerilim dozu yüksek görünen bir filme, patlak mısırla giren adamın yorumunu ne kadar ciddiye alırsın, o ayrı tabi.

Oyunculara değinmeden geçmiştim çünkü filmde beklenti anlamında çok ters köşe oldum. Genel olarak bir değerlendirme yapsak kötü olmuş diyemeyeceğim bir film ama istediğim gerilimi de alamadığım bir film. Bu olay beni epey rahatsız edince filmdeki farklı yönleri unuttum.

Oyunculuk bence genel olarak iyiydi ama işte o Bahsi geçen hatun kişisi var ya, hayallerimin kadını. Boyuna kurban olduğum, hele bir de son sahnede pıtır pıtır koşmadı mı !! Ben orada bittim, tükendim. Hayatımda gördüğüm en güzel kadınlardan birisi. İsmine, oyunculuğuna desten yazılası bir hatun. Kendisine aşık olmakla birlikte bu filmdeki oyunculuğunu da aşırı beğendim. Kör dayı da harikaydı tabi.

Ama...

Bu filmin alexi, meşhur 13 reason why dizisinin clay'i adeta sıçıp batırmıştır. Yahu arkadaş, bir insan nasıl olur da 13 reason why rolünün aynısını bu filmde sergiler. Ulan hiç mi bir fark olmaz. Sanki bu filmin ve 13 reason why setleri yan yanaydı, bu arkadaşta bir oraya bir buraya gidip gelmiş.

Rocky diyor ki ' bak alex, bu işi yaparsak daha yapmamız gerekmeyecek '

O sırada alex ' bunu yapmayacağız ' diyerek masadan sertçe kalkıyor.

Ama bu sahneyi aynen alıp, 13 reason why içinde rastgele bir bölüme koysak, hiç kimse demez ki ulan bu clay oyunculuğunu mu unuttu ?

Yok işte, o kadar bire bir aynı oynamış herif.

ersun yanal

Fenerin taş gibi kadrosuna ve oyununa, adeta neşter vurmak için uğraşan teknik direktör.

Şu kadarını söyliyeyim, bu sezon fenerbahçe kadrosunu oyuncular kendi arasında belirlese, teknik direktör saçmalığı falan olmasa, fener farkla liderdi.

Aynı şey trabzon için de geçerli. Bugün alınan
2-0 'lık galibiyet var ama sahada rezil ötesi bir takım oyunu vardı. Ülkemizde hocaların oyunu etkilediğine inanıyorum ama bunun büyük çoğunluğu olumsuz yönde.

mindhunter

Böyle bir dizinin, nasıl netflix'in ellerinden çıktığını hâlâ çözebilmiş değilim.

Gay yok, lezbiyen yok, konu ve işleniş harikulade. İlginç gerçekten.

Konusu kısaca, fbı'da çalışan rehine arabulucu holden ford'un, suçlu psikolojisini inceleyerek, yeni bir davranış bilimi oluşturmasını anlatıyor. Yani anasını, bacısını kesip dereye atmış bir insanı, bu yola ve düşünceye sürükleyen nedir ? Kısacası konu böyle. Ama dışarıdan bakarak, bu dizide aksiyon yok, bolca konuşma vardır sıkılırım diye kesinlikle düşünmeyin. Ben daha önce, sadece konuşarak bu kadar gerilim veren bir dizi izlemedim.

İlk sezonu yeni bitirdim. İkinci sezona henüz geçmedim ama ilk sezona puanım 9/10.

Eğer netflix üyeliğiniz varsa, bu diziyi kaçırmayın derim. Gerçi yoksa da kaçırmayın.

birds of prey

Rezalet kötüydü. Tamam bir beklentimin olmadığını önceden de söylemiştim ama bu kadarını da beklemedim.

Filmin, konusu diye bir şey yok. Harley quenn karakterinin yakın çekimde dövdüğü adamlar dışında da bişe yok. Yancılar da çok ilgi çekici değildi. Evde izlenecek bir şey asla değil. Sinemada arkadaşlarınızla meraktan bakabilirsiniz. Margot robbie'ye tekrar aşık olacağınız bir şey de yok. Bari bu olaydı be....

tenet

17 temmuz 2020'de vizyona girecek olan film.

Batman üçlemesi, ınterstellar, ınception, dunkirk gibi efsaneleri kazandıran christopher nolan adlı yönetmenin de yeni filmdir.

Çok büyük heyecanka bekliyorum. Fragmana bakacak olursak, nolan yine yapmış yapacağını.

alex de souza

Yazı gerçekten şok edici. Dönemin yargısız infaz fb taraftarının, aykut hocaya neler çektirdiğini iyi hatırlıyorum. Ama daha da şok edici olan, ali koç denilen adamın bu tip karaktersiz insanlardan, aziz yıldırım düşmanlarından prim yapması. Kırk yıl düşünsem ali koç ve alex mevzusunun dolaylı yoldan da olsa birbirine bağlanacağı aklıma gelmezdi.

call of duty warzone

Bugün ps4, xbox one ve pc platformlarına çıkışını yapan, oynaması ücretsiz battle royale oyunu.

An itibariyle call of duty modern warfare sahipleri için indirmeye açılsa da, sahip olmayanlar için türkiye saatiyle 22.00 ve 23.00 arası bir zamanda açılacak.

Eğer sunucu sorunları, p2p öğeler gibi saçma sapan işlere bulaşmazlarsa; önümüzdeki bir kaç yılın battle royale/f2p piyasasını silip süpüreceğini düşünüyorum.

Peki böyle düşünme sebebimiz nedir ?

Birincisi tabiki call of duty oyunu. Arkasında koskoca actvision gibi bir firma var.

İkinci olarak ise aşağıdaki oynanış videosundan gördüğünüz gibi, oyunun akıcılığı ve performansı gerçek çok iyi görünüyor. Grafikler de keza öyle. Burada kilit noktalardan biri de, gerçekçi grafiklerin olması -ki bu noktaya tekrar geleceğim.

Şu an piyasada bulunan rakiplerini ele alırsak:

- Pubg
oyun dünyasıyla alakası olmayan insanların bile pubg mobil sayesinde aşina olduğu bir oyun. Gerçekçi grafikler ve oynanışıyla ciddi bir kitlesi bulunuyor. Geçen sene kadar popülaritesi kalmasa da, yine de battle royale türünün başını çekenlerden. Ancak oyunun performansı ne yazıkki bunca geçen süreye rağmen çok iyi değil. Pc tarafında sağlam bir sistemle iyi sonuç almak mümkün olsa da, bir alt segmentin oynadığı oyun kalitesi gerçekten göze batıyor. Pc tarafına değindik lakin pubg konsol tarafında tamamıyla rezalet. Yine konsol tarafında cod warzone ile yarışabilmesi mümkün bile değil.

- fortnite
Tıpkı pubg gibi oyun dünyasına damga vuran bir başka battle royale oyunu. Bilmeyenler için fortnite, çizgi film tarzı grafikleri ve özünde yapı inşa etme mantığıyla oynanan bir oyun. Sürekli üzerine koyması, arkasında epic games gibi bir devin bulunması, fortnite'ı zirveye taşıdı. Hatta bir ara netflix ile yarıştıkları dönem de vardı. Şu an sular biraz durulsa da milyon dolarlar kazanmaya devam ediyor. Grafiklerin tarzından bahsettik, kendi tarzında başarılı grafikleri var. Ama gerçekçi diyebileceğimiz grafik arayanlara hiç hitap etmemekte. Performans ve akıcılık konusunda da başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

- apeX legends
Geçen sene rastgele bir gün duyurulup, sonraki gün çıkışını yaparak bir anda piyasayı alt üst eden başka battle royale oyunu. Arkasında electronic arts ve respawn bulunuyor. Fortnite için saydığım grafik, performans ve akıcılık konusu, bu oyun için de hemen hemen benzer durumda. Grafik tarzları benziyor. Eldeki verilere baktığımızda şu an piyasanın en iyisi. Ama herkesin zevki farklı tabiki. Çizgi film tarzı grafikler bu oyunda da devreye giriyor.

- cuisine royale
Aslında pubg, fortnite ve apex legends üçlüsüne bir rakip olarak görülmüyor olabilir. Şahsi düşüncem en az onlar kadar iyi olduğu yönünde. Grafik konusunda belki de hepsinden iyi, performans ve akıcılık konusunda geride olsa da kendine has tarzıyla piyasadaki yerini koruyor. Ben de uzun süredir oynuyorum. Pubg konsol sürümünden çok daha iyi olsa da, apex ve fortnite ile rakip olamaz ne yazıkki.

Bu oyunları sayma sebebim, cod warzone için genel tablo çıkartmaktı. Çünkü bu adamlar bakmış ki, pubg gerçekçi lakin performans sorunları oynatmıyor. Fortnite ve apex legends performans, akıcılık konusunda iyi ama çizgi film grafikleri sayesinde çoğu insan umduğunu bulamıyor...

Actvision hepsinin eksik yanlarını alıp, oyuncunun istediği şekile sokmayı başarmış.
Cod warzone,
grafikleri harika ve gerçekçi tarzda
Performans sorunu yok
Oyun yağ gibi akıcılıkta oynanıyor

Üstelik konsol sürümünden bahsediyoruz. Pc tarafı daha farklı coşmuştur.

Bu oyun sektöre baya damga vuracaktır. Ben de heyecanla indirmeye açılmasını bekliyorum. Oynadıktan sonra da bir inceleme yapacağım. Bakalım dışarıdan görüldüğü kadar potansiyeli var mı...

two girls one cup

hiç merak edip araştırmadım ama bazen facebook'da falan isme denk geliyordum.nasıl olduysa aklıma dizi ismi olarak kazınmış.geçen yıldı sanırım, nasıl bir dizi olduğuna bakayım dedim ve o gün bugündür dizi izlemiyorum.

benim anımsadığım dizi meğerse (bkz:two and a half men)

wuhan virüsü

Resmi açıklama yapıldı. ülkemizdeki ilk vaka pozitif çıkmış.

Şimdi kaos nasıl oluyormuş, diğer ülkeler izlesin ve görsün. Yağma kültürünü bizden iyi yapan olamaz.

wuhan virüsü

Bu virüs, eğer söylenildiği kadar kolay bulaşıcıysa, türkiye 'de şimdiye kadar bulaşmayacağı nokta olmamalıydı. Aşağı bakıyorum iran sınırı, orta doğudan içeriye akan onca insan, batıda avrupadan gelen giden insan... ülkenin her yerinden binlerce insan girip çıkıyor. Kaldı ki virüsün, sınır komşılarımızda ortaya çıktığında bile hiç bir kısıtlma olmamıştı. Velhasıl, Öyle kapalı kutu; okyanusun ortasında kalmış bir ada ülkesi değiliz.

sağlık bakanının açıkladığı rakamlar hiç ama hiç inandırıcı gelmiyor. Bu verileri elbette " test sonuçlarına" göre aktarıyorlar ama ülkemizin insan trafiğini biliyorsunuz işte. Böyle bir ortamda virüsün yavaş yavaş yayıldığını düşünmek aşırı saçma bence.

Ayrıca az önce istanbul'da bir tane hastanede çekilmiş video izledim. Aynen bahsettiğim insan trafiğini özetler durumdaydı. 65 yaş üstü onlarca insan tıka basa bir yerde bekliyor ve bu sadece bir tanesi. İç anadoluda, doğuda şartlar kim bilir nedir.

Virüsün varlığını inkar etmiyorum lakin bir şeyleri, insanlara farklı şekilde gösterdiklerini düşünüyorum. Ya da paronayak oldum , bilemiyorum.