istanbul'da sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi gerekliliği

konu wuhan virüsü ile alakali.

dunyanin pek cok ülkesinden daha kalabalik nüfusu olan bir şehirden bahsediyoruz. okullarin tatil edilmesi guzel bir uygulama ancak otogarlarin kalabaligi öngörülemedi sanirim. istanbul'dan ülkenin dört bir yanina su siralar virüs transfer ediliyor bilinçsizce. oysa okullar keyfe keder tatil edilmedi, virüsün enfekte olasiligini minimize etmek adina verilen bir karar bu. buna ragmen yurdum insani tatil haberini alir almaz otogarlara koştu, binlerce insan içiçe gecti ve cok muhtemeldir ki henuz tespit edilemeyen bakalar bunyelerindeki virüsü son derece cömert bir şekilde diger tasiyicilara aktardilar.

peki ne yapmak lazim?

gec de olsa bir süreligine istanbul'da sokaga cikma yasagi ilan etmek sart. ırak bile bunu süleymaniye ve erbil gibi nüfusu istanbul ile kiyaslanamayacak yerlerde uyguladi. istanbul'da sokaga cikma yasagi ilan ederek belirli bir süre en azindan kulucka donemi evlerde izlenebilir. belediye gida ihtiyaclarini evlere servis eder yahut gunu belirli saatleri insanlarin alisveris amacli disari cikmalarina izin verilir. bir kac telefon hatti kurulur ve semptomlari gosteren kisiler bu hatlar araciligi ile ilgili kurumlara ulasir, saglik calisanlari da bu kisileri evlerinden alir hastanelere goturur. en azindan 14 gunluk bir sure pek cok seyi minimize etmeye yeterli gelecektir. ardindan hayatin normal seyrine donulur.
hobaaaaa.. bi de üstüne corona vergisi...

ooooh ooh suyundan da...

bu kadar kaşınırsanız kaşırlar dostlar..

sahi corona olmayan gripler nereye gitti? hepimiz senede bir iki kere nezle grip olurduk yani di mi.. nerede o gripler? şimdi hepsi koronya mı oldu?

anladık "korku", toplumu gütmenin en ucuz yoludur da , bu kadar da yangına körükle gitmeyin. bi taşla kaç kuş avlatacaksınız adamlara?

biraz sakin olun. ducray kirem öneriyorum.. kaşıntıyı önler.
Durum siyaset üstü bir durum ve kesinlikle "sakin olun" durumu değil. Amenna herkes sakin olsun ama sakin olmakla tedbiri elden bırakmak farklı şeyler ve bu fark insanların hayatına mal olur. Olabilir demiyorum, kesinlikle olur. Fransa da sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş ve Paris e kamyonlarla Asker yığılmışken, abd nin kimi eyaletlerinde ohal ve sokağa çıkma yasağı ilan edilmişken, Finlandiya sokağa çıkma yasağı ilan etmişken, bizim en büyük şansımız bu ülkelere nazaran virüs ile henüz yeni tanışmış olmamızken, sokağa çıkma yasağı kesinlikle ilan edilmeli, üstelik ülke genelinde. Sakin olmak isteyen evinde sakin olur ama en azından hala hayatta olur.

Bir hafta bilemedin on gün içerisinde virüsün yayılma hızı bu şekilde kesinlikle kontrol altına alınacaktır, üstelik minimum insan kaybı ile. Şu andaki önlemlerle bile virüs rahatlıkla halen riskli olmaya devam edecektir. Unutmayalım, toplu taşıma araçları halen aktif ve avm lerin kapıları virüs taşıyan insanlara halen sonuna kadar açık. Şehirlerarası toplu ulaşımı konu dahi etmedim henüz.
iletişim başkanı fahrettin altun tarafından yapılan açıklamaya göre böyle bir durum söz konusu değilmiş.

her şey için çok geç olup italya nın düştüğü duruma düşersek son pişmanlık da fayda etmez. ülkede sağ kalanlarla yapılan başkanlık seçiminde de o makamı artık hayalinizde bile göremezsiniz.
10 gün evinize hapsolunca kendi kendinize bağışıklık geliştirmeyeceksiniz, 10 gün sonra dışarı çıktığınızda virüs dünyadan temizlenmiş olmayacak. ingiltere diye bir ülke var, hatırlatırım.

10 gün içinde tedavi geliştirilmeyecek. 10 gün içinde bir tedavi geliştirdik diye ortaya çıkıyorlarsa asıl o tedaviden korkun.

sonuç? sıfır

sokağa çıkmanın yasaklanmasının hiçbir bilimsel dayanağı yok.

tam tersi hastalığı kapın. karşılaştırma yapılacak olursa bu diğerinden çok daha bilimsel. bir an önce sokağa çıkıp hastalığı kapmaya ve bağışıklığınızı güçlendirip hastalığı yenmeye bakın ki içiniz rahat etsin.

tabi eğer koronya denen bir hastalık gerçekten varsa..

var mı gerçekten böyle bir hastalık?

ölüm haberlerini aldığınız siteleri kim yönetiyor? korkunç italya hastane videolarının kurgu olmadığını nereden biliyorsunuz? iyi izleyin o videoları.

dünya sağlık örgütünü kim kontrol ediyor?

89 yaşında biri ölünce çok mu anormal bir durum? sizi korku içinde kaçışan bir sürüye dönüştürüp istediklerini yaptırmaya çalışan bir grup muktedir o 89 yaşında ölen kişinin kaydına koronyadan öldü yazabilir mi yazamaz mı?

bu kadar korkunç bir hastalık varsa niye şeymalar, ışın karacalar kafasına göre karantinaya sokuluyor ya da sokulmuyor? insanoğlunun kökünü kurutabilecek bir hastalık varken hangi orta seviye yönetici kızını karantina otobüsünden kaçırmaya cüret edebiliyor?

benden uyarması dostlar; korku ve panik iq'den 20 puan siler. bunu hep aklınızda tutun.

korkuyu ve paniği kontrol altına alamıyorsanız ne hastalıkları yenebilirsiniz ne de sizi köleleştirmeye çalışan insanları.

sakin kalın, coşmayın.
simdi anlasilamayan kimi noktalar var, izah etmeye calisayim.

oncelikle sokaga cikma yasaginin sebebi olasi bir asinin yahut tedavinin gelistirilmesini beklemek degil. salgini minimize etmek. 15 gunluk bir sokaga cikma yasaginda salgin buyuk olcude zaptedilir, semptom gosteren vakalar tespit edilir ve karantinaya alinir. amac salginin yayilmasini engelleyebilmek, tedavi beklemek degil.

yukarida denilmis ki "tam tersi sokaga cikin hastaligi kapin bagisiklik gelistirin".

bu fikrin en basit iki temel sebep ile uygulanabilirligi yok.

1- hastaligi gecirip iyilesen kisilerde akciger aksakliklari sabit. yani hastalik selam verip gitmiyor, muhakkak akcigerlerde hasar birakiyor. hatta kimi soylentilere gore iyilesen kisilerde kisirlik dahi gorulmus.

2-genc insanlar kendilerinden endise etmiyorlar. sokaga cikti hastaligi kapti tamam. ayni evde yasadiklari yasli insanlara bulastirinca ne olacak? eşsiz bir kıyım soz konusu 60+ yas grubu icin.

konu gelmis şeyma subaşı ve türevi kici kirik insanlara.

bu insanlara test uygulandi ve negatif cikti hatirlatirim. akabinde evlerinde karantinaya alindilar, benzer pek cok ornekte oldugu gibi. bu saatten sonra kimse şeyma acun vs tanimaz dinlemez.

ote yandan hastaligin gercekligi de sorgulanmis.

komplo teorilerine hizlica dalalim peki.

var olmayan bir hastalik sosyal medyada nasil boyle yankilar bulur? sosyal medyaya gorselleri videolari devletler servis etmiyor unutmayalim. devletlerin en sevmedigi sey zaten kontrol edilemeyen sosyal medya ve türevi seyler. binlerce video izledik yururken bir anda yere dusup yasamini yitiren insanlar ile alakali. sozlukte dahi mevcut çin'de uygulanan karantina goruntuleri ve yan yana dizilmis onlarca ceset.

şüphe iyidir ancak coronavirüs'ün varligindan suphe etmekle oksijen atomunun varligindan suphe etmek cok da farkli seyler olmasa gerek. bu dusunce yapisi ile dunya duzdur, hic sapmadan doğrudan yurursek yol bitiminde uzaya duseriz demek de cok abes kacmaz.
güvenme ihtiyacını anlayabiliyorum. insan güven duyan bir varlıktır. ama güvenimizi kötüye kullananlar var mı? onu iyi tartın.

her on vakadan biri tespit edilebiliyormuş.. ben demiyorum medya diyor.. medyaya inanıp inanmamak size kalmış. ben yazdıkları virgülü bile ciddiye almıyorum.

https://www.gercekgundem.com/saglik/166192/bilim-insanlari-uyardi-her-10-vakadan-sadece-1i-tespit-edilebiliyor

https://www.nytimes.com/2020/03/16/health/coronavirus-statistics-undetected.html

testleri neg çıkan küçük şöhretlerimiz tespit edilemeyen %90 içinde değildir inşallah...

bir yalan ne kadar büyük olabilir?

Tonkin körfezi olayı
https://en.wikipedia.org/wiki/Gulf_of_Tonkin_incident

vietnam savaşını başlatan olay buydu.. 2 Ağustos 1964 gecesinde vietnam hücumbotları amerikan zırhlılarına ateş açmışlardı hikayeye göre.

ama meğer yalanmış.. amerikan gemileri gece boyunca havaya ateş edip durmuş.


yalan ne kadar büyük peki?
2 milyon insan öldü.

çocuklar diri diri yakıldı
resim hassas bünyeler için uygun değil.
https://i.pinimg.com/564x/1a/9c/18/1a9c18b23b71f298297a71120fb7d157.jpg

ben henüz iki milyon insanı öldüren bir virüs duymadım.

yalanı söyleyenler ne kadar organize?

Gulf of Tonkin'de saldırılan destroyerin kaptanı
George Stephen Morrison
https://en.wikipedia.org/wiki/George_Stephen_Morrison

jim morrison'un babası
https://en.wikipedia.org/wiki/Jim_Morrison

jim morrison kim? uyuşturucuyu gençliğe tanıtan adamlardan biri. "gençler gelsenize buraya çok güzel partiliyoruz... höbereeeyy!"

60'lı yıllarda istihbarat örgütlerinden başka kimsede olmayan LSD bu arkadaşın elindeydi.. nasıl bulduysa artık..

dünya böyle işliyor.

evet.. istenirse uydurma hastalıklar bile pompalanabilir, her zamanki nezleler gripler janjanlı ambalajlarda paketlenip sunulabilir, bu iş için sosyal medya da kullanılabilir. twitter'da gördüğünüz profillerin kaçını şahsen tanıyorsunuz?

diyorum ben.

yine de tedbirlerinizi eksik etmeyin. etrafınızdaki en güçlü antibakteriyellerden birisi bildiğiniz sabundur. dışarıdan eve gelince ilk iş su sabun temizlik.

dünyanın işleyişi böyle, şeklini başka bir gün konuşuruz.
Vaka sayısı (tespit edilebilen) 359, can kaybı sayısı 4.

Iran yahut İtalya'da bile yüzdelik oranda bu hızla yükselmedi bu sayılar. Gözümüzün önünde ciddi hatalar yapan ülkeler duruken neden hala bu karar verilmiyor? Pavyon kapatarak salgının önüne geçilemez. Camileri kapatırsın ama her gün yüzbinlerce insanın koyun koyuna yolculuk ettiği toplu taşıma araçları işlemeye devam eder. Her gün yüzbinlerce potansiyel hasta evine gidiyor, aileleri ile sarmaş dolaş oluyor.

Nasıl ki geç gelen adalet adalet değilse, geç alınan karar da karar değildir, önlem değildir. Hali hazırda bile çok geç kalındı, daha fazla kalınmasın.
bu konuda fazlaca israrci oldugumun farkindayim ancak durum dusunulenden cok daha ciddi.

daha once de yazdim, ülkemizde bu durum diger ulkelere nazaran daha hizli ilerliyor. iran ve italya'da dahi olusmayan yuzdelik degerler ulkemizde mevcut. eve tikilmaktan nefret eden, mutemadiyen gece hayati olan bir insan olarak bu kararin ivedilikle verilmesini sonuna kadar destekliyorum ve sosyal medyadan okuduklarim kadari ile aklimi yitirmemisim, azimsanmayacak sayida insan bu konuda hemfikir.

sirf ekonomik sebeplerle sokaga cikma yasagi ilan edilmiyor ama cok surmez, 15 gune bilemedin 20 gune saglik sistemimiz cokuse gecebilir ki bu cok olasi. o zaman kim ne yapacak, kim nasil calisacak?

sokaklarda genclerden cok 60+ yas grubu fink atiyor resmen. evde oturun cagrisini tatil olarak algilayan insanlar var ve cok sayida.

ya ben su goruntuyu suraya birakayim, ne demek istedigim nasil bir zihniyet ile ortak yasam surdugumuzu daha net algilayin.

Israrla hala böyle bir önlem alınmadı, her geçen dakika bu ülkenin insanlarının aleyhine işliyor, her geçen dakika enfekte vakalar çığ gibi büyüyor, büyüyecek. Üç dört gün önce doğal bağışıklık arayan İngiltere, bu söyleminden sonra sokağa çıkma yasağı ilan etti kısmi olarak. Bu önlemi almakta geciken İtalya ve İspanya da her gün 600 den fazla insan can veriyor artık. İtalya bu önlemi almakta geciktiği için bugün doktorlar kimin ölüp kimin sağ kalması gerektiği konusunda karar vermek zorunda kalıyor.

Bir de Çin halk cumhuriyeti ne bakalım.

Hastalığın kaynağı olan wuhan şehri daha ilk günlerden son derece prensipli bir karantinaya alındı.

Sonuç?

Bugün çin'den gelen tek bir vaka yahut tek bir can kaybı verisi yok. Wuhan'da ki karantina 8 Nisan tarihinde tamamen kaldırılacak.

Şimdi, sokağa çıkma yasağı ilan etmeyip günde 700 lü sayılarda can kaybı meydana gelen İtalya mı, yoksa hastalığın merkezi olmasına rağmen her türlü önlemi alıp virüsü yenen Çin mi?

Hangisinde yaşamak isterdiniz bu salgını?
Etmiyor musunuz? O halde bu görüntülere alışın. Bilin ki buradaki sadece enfekte olan bir kişi tüm o insanları hasta etti bile.

Bir de hastane görüntüsü bırakayım buraya, İstanbul mudur bilmem ama Türkiye olduğu kesin. Emin olun sokağa çıkma yasağı ilan edilmediği sürece bunlar daha iyi görüntüler.