wuhan virüsü

bir süredir dünyada tavsamış gibi gözüken virüs. ama biz tavsadık mı türkiye olarak, hayır. ana akım medya tavsadı mı, o da hayır. hemen bugünkü haberimize bakalım:

bir düğün, 0 maske, 276 kişi ve 56 yeni vaka. teşekkürler minnesota halkı!

haberin detaylarında diyor ki, bir düğün yapmışlar ve davetli sayısı önerilen rakamın üstündeymiş. bu yüzden o düğüne giden 9 ilçeden 56 yeni vaka çıkmış.

bu virüsün bulaşıcılığı manyaklar gibi bir şey değil miydi ya? DSÖ'nün son bulabildiğim verileri bir kişinin ortalama 2.5 kişiye bulaştırdığını söylüyor. bu düğünde de (56 / 2.5) 23 kişide mi virüs varmış yani? ya da madem bir bok yapılmadı, neden sadece 56 kişide çıkıyor virüs?

bu arada, "önerilen sayının üstünde" dedim ya? önerilen sayı da 250 imiş, ve social distancing arıyorlarmış. yani düğüne 2 aile gelmese, bu durum "yasak" bile olmayacaktı.

son bir bakış açısı olarak; günlük vaka sayılarının onbinleri bulduğu bir ülkede, 300 kişilik ve hiç bir önlem alınmamış bir düğüne gitseniz bile, virüs kapma ihtimaliniz %20. virüsün sizi ağır hasta etme ihtimali ise 1%.

sırf bu entiri için biraz ekonomide son haberlere bakayım da kanıt koyayım istedim, yok aq! son bir ay içerisinde kimse artan işsizliğe, maaşını alamayan çalışana, dükkanını kapatan esnafa değinmemiş! ötv'nin ikiye katlanması, bulunan doğalgazın vatandaşa zam olarak dönmesi (?) gibi şeylerden bahseden yok!

o yüzden şunu bırakıyorum:






atiye

yeni sezonu yani 2. sezonu bugün yayınlandı. sosyal medyadaki ilk izlenimler 1. sezon kadar güzel ve heyecanlı olmadığı yönünde. hatta çok karışık diyenler de var. ben bugün yayınlanır yayınlanmaz 2. sezonu bitirmiş biri olarak bu yorumlara katılmıyorum. başka da bir şey söylemiycem spoiler olmasın diye. siz de izleyin, karar verin.

ali göde

bic diye bir marka var.. var yani herkes biliyor.



firma adını kurucusunun soyadından alıyor.. marcel diye bir adam. soyadı da bich..

marcel "şirketimin adını bich koyacam" dediği zaman birileri uyarmış "abi onu kesin biç diye okur bu ibneler" diye.. o da bic koymuş.. bik yani.. siksen biç diye okuyamıyorsun..

demem o ki ali göde beyi uyaracak birileri yokmuş demek ki.. şalsan koy abicim adını. ne uğraşıyosun göde möde..


coronavirüs'ün ekonomik etkisi

geçen gün başka bir konuyu araştırırken, bir türlü güncel haber bulamadığım etki. ben de kafaya taktım, oturup kendim araştırdım derledim. öncelikle, bu pandemiden bu ekonomik düzendeki işçi sınıfı ve elit sınıf çok farklı etkilendi. ben, kendim gibi işçi sınıfından bahsedeceğim.

en güncel işsizlik verileri daha yeni yayınlandı. tüik denen istatistik bilimine inat olan kuruma göre, işsizlik oranı haziran ayında %13.9 imiş. bilgi saklamak için o kadar uğraşmışlar; 15-64 yaş aralığı işsizlik oranı ne aq? üniversite gençleri mesela ekonomiye katkı sağlamıyorlar henüz, ama işsizlik oranında gözükmüyor, öyle anlatayım.

bir başka okuyabildiğim bilgi; hizmet sektörünün işsizliğinin korkunç boyutta olduğu. aynı zamanda hizmet sektörü, en büyük grup bu araştırma içerisinde.

son olarak; 15-24 yaş arası işsizlik, sıkı durun, %26.1! yukarıdaki hesaplama korkunçluklarını da düşününce, hiç iç açıcı bir tablo ortaya çıkmıyor.

peki diyelim işimiz var, asgari ücret alıyoruz, 2.325 tl. 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı, kasım 2019 itibariyle 2.000 tl. bu açlık sınırı hesabı bildiğim kadarıyla sadece çay ve simit yiyerek gibi hesaplanıyor, ama neyse. eğer virüs olmasaydı, asgari ücretle 4 kişi aç olmadan yaşayabiliyorduk-muş(lol).

virüste ne oldu? tüketici fiyat endeksi saçmalığına göre virüsten beri aylık olarak %1.5 artıyor. ağustosta %2.5. ama ben içinde pinpon topu olan fiyat endeksini ne yapayım diyorsanız, haklısınız. haberleri hatırlayalım o zaman;

ötv zammı yapıldı.
tüketici kredi vade limitleri 60 aydan 36 aya çekildi.
mart başında 6.23 olan dolar şu an 7.48 civarı.
mart başında altın 314 tl iken, şu an 467 tl.
ekonomik daralma %3-4 civarı tahmin ediliyor.
GSMH bu yıl ikinci çeyrekte, geçtiğimiz yıla göre %9.9 küçülmüş.

yani, bu virüs ekonomimizin içinden geçmiş, geçiyor. insanların birikimi yoktu, kredi borcu vardı zaten en başta. bu süreçte daha kısa sürede, daha çok para harcamaya zorladılar normal halkı. daha az üretmişler, daha az ithal etmişler, onları da fahiş fiyatlara satmışlar.

ilk önce gidip avm'leri açtılar. sen ölebilirsin, ama ekonomi ölmemeli. kişisel servetiyle dış borcu kapatabilecek adamlara devlet destek olurken, "askıda fatura" ile vatandaşa birbirinin faturasını ödetiyor aliminyum.

yazıyı keşke tavsiyeler, ne yapılabilir filan ile bitirebilseydim ama maalesef. dikkat edin kendinize, borcunuzu harcınızı kapatmaya çalışın belki; benim 4 yıl sürdü ama büyük rahatlık.

şunu da bırakayım da gülelim: "işçi sınıfı: lütfen bize yardım edin"


yemek sepeti

Semtime yakın lokantaları ve menülerini görmek için girdiğim site.
Komisyoncuları sevmiyorum, lokantayı intertten bulup telefonla sipariş veriyorum.
Canın cehenneme yemek sepeti.

Seninde amq sarı logolu site, araba piyasası senin yüzünden yükseliyor.

xbox series x

Microsoft firmasının 10 kasım 2020 tarihinde çıkartacağı son model oyun konsolu.

Kendisi 4k/120fps oynatabilmek gibi ciddi bir güce sahip olan konsoldur.

Şimdi gel gelelim bunun fiyatına. Yaklaşık 1 saat önce microsoft türkiye, ürünün ön siparişe açılma tarihi ve resmi türkiye satış fiyatını açıkladı.

Buna göre ürünün ön sipariş tarihi 22 eylül 2020, çıkışı tüm dünya ile aynı anda 10 kasım 2020.

Fiyatı ise yurt dışında $499/€499 iken ülkemiz fiyatı tamı tamına 7.500₺... Yanlış duymadınız.

Bir ülke düşünün ki hayvan muamelesi bile görmüyorsunuz, sırf farklı coğrafyada doğdunuz için başkası tek maaşıyla 3-4 tane alabilirken, siz belki de 5 maaşınızla yemeden içmeden sıçmadan ancak alır gibi oluyorsunuz.

Umarım yeni nesil oy kullanırken, gözünün önündeki bariz gerçekleri hatırlayıp da oyunu kullanır. Yine umarım, ömrüm yeter de bu çoban tayfanın yıkılışını görebilirim.

ev kedisi

Bizimkinin geçtiğimiz haziran ayında elinde şişlik oluştu. Veterinere götürdüm. Ama bizden başka herkesten kaçan enteresan bir hayvan. Gördüğü an kaçıyor.

Neyse geldim veterinere, kafesi açtım. Direkt fırlyayıp çıkacağını biliyordum ama oda dar nasıl olsa, yakalarım diye çok kasmadım. Ama ara odanın kapısı aralıklıymış, bizimki fırladı gitti oradan. Neredeyse 100 çuval kedi mamasının yığılı olduğu paletin altına girdi. Hadi palet yine iyi, bir şeylerle dokunsak çıkar belki dedik... 2dk geçmeden paletin altından, duvarın içine girdi. Duvar da suntadan olduğu için iki sunta arasındaki boşluğa girmez mi...

Tanesi 15 kilodan yaklaşık 100 tane mamayı indirdim. Bir de üstüne etraftaki ıvır zıvırları da indirdim. Öyle veya böyle kan ter içinde kalarak paletleri kaldırdım. Telefonun ışığı açıp iki sunta arasındaki boşluğa bir baktım, bizimki sırtını dönmüş, ellerini de kafasına yanlardan bastırmış. O an öyle korkmuş, öyle tatlı bir duruşu vardı ki hiç bir şey söylemeye dilim varmadı. Her şeyi yine aynı yerine dizdim. Yaklaşık olarak geçen 4 saatte de bizimkinin elindeki şişlik indi, kayboldu... veteriner de depoya ayar çektiğim için teşekkür etti. Her mamayı hizayla dizmiştim... ev kedisi insana böyle şeyler yaptırabiliyor. Ha bizimki tam ev kedisi de sayılmaz aslında ama olduğu kadar.

ismail cinel

Türk Yoğun Bakım Derneği diye bir örgütlenme varmış onun başkanıymış.


Şöyle buyumuş Prof. Dr. İsmail Cinel

"Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Cinel: Bazı kentlerde yoğun bakım doluluk oranı yüzde 80'lerin üzerine çıktı"




örnek olarak şu adresten 2014 yılı için il il yoğun bakım doluluk oranlarını görebilirsiniz

https://rapor.saglik.gov.tr/TEKKANAT/HARITA/yogunbakim/TRYB.pdf

hemen hemen tüm vilayetlerde %80-100 aralığındaki doluluk oranlarını bizzat gözünüzle görün. unutmayın sene 2014. ortada korona morona yok..

genel olarak iki ayak üstünde yürüyen hiçbir canlıya güvenmem ama bu arkadaşlar hakikaten sınırı aşıyor.. art niyet olmadan birinin böyle bir açıklama yapabileceğine ihtimal vermiyorum.

tüm insanlığa çekilen bu tarihin en büyük psikolojik operasyonundan sağ çıkıp çıkamayacağımızı bilmiyorum. ama bir umut varsa eğer, sonrasında neleri değiştirmemiz gerektiğini görüyoruz en azından..

zeytinana

egevari zeytin markası. biraz kekik, biraz zeytinyağı, domates, kızarmış ekmek ve siyah zeytin sevenler için gayet iyi. müptela, aşiyan, tirilye güzeldir.

ozark

İkinci sezonu da bitirdim. İlk sezonla hemen hemen aynı performans vardı. Yine çok beğendim. Olayların yavaş yavaş olgunlaşması ve bunu çok iyi şekilde izleyiciye yansıtmaları harika. Oyunculuğa zaten girmiyorum. İlk sezondan belki daha da iyiydi.

Yerlere, göklere sığdırılamayan üçüncü sezona gelmiş bulunmaktayız artık. Kendimi büyük bir beklentiye sokmayacağım elbette. Ama üçüncü sezonun rotten tomatoes ortalaması %97...

1. Sezon %70
2.sezon %76 idi..

Ben yine de biraz beklentiye gireyim en iyisi...

amazon prime video

Sessiz sedasız şekilde türkiye'ye gelen stream servisi. Şu an aylık 8 lira ve bu fiyat gerçekten hiç bir şey. Fiyatın hata olması bile muhtemel. Aylık üyelik açtım hemen. İçerik olarak tabiki netflix kadar geniş değil ama zamanla daha iyisi olacaktır.

Umarım Netflix'in ağzına sıçarlar.

Edit: amazon prime video olacaktı. Dalgınlık ve aceleye geldi.

the office

Amazon prime video üyeliğini alır almaz hemen ilk bölümden giriştim. İyi ki bu zamana kadar izlememişim, steve carell daha ilk bölümden beni kırdı geçirdi.

Sonunda uyumadan önce bir bölüm izlenecek dizim oldu.