atatürk havalimanı

hastanelerde bir yığılma filan yok.. tam tersi hastaneler hiç olmadığı kadar boş..

bir sürü insan zaten memleketine gitti. istanbul boş adeta.. geride kalan insanlar da çok önemli bir şey olmadığı sürece hastaneye yaklaşma niyetinde değil. öyle bir korku havası estiriliyor ki kimse biraz öksürdüm diye hastaneye gitmez. en basitinden "ya benimki alt tarafı bir öksürükse ama onlar beni koronyalılarla aynı karantinaya alırlarsa" diye korkuyor insanlar. bu insan mantığının doğal bir çıkarımıdır..

yine göztepe ssk..



https://i.ibb.co/vV9MMJt/20200407-132337.jpg




https://i.ibb.co/v12LVN1/20200407-132454.jpg


burası var ya gece 4'te bile dolup taşardı.. fasulye gaz yapınca acile koşturup sırf bedava diye "seron dakdıran" teyzoşlar cirit atardı. yok oldular.. gitti onlar..

hiç sevmediğim bir kelime var, çok ayıp bir ifade "çomar" diye. bir noktayı vurgulamak için kullanıyorum yanlış anlamayın, bu duruma bir ad verseydim buna "çomar içgüdüsü" derdim.

siz televizyon ekranlarından mutasyon, lipid, dezenfektan, sosyal mesafe filan gibi anladığınızı düşündüğünüz bir ton kavramla ve kaynağı belirsiz rakamlarla bombardımana tutulurken onlar meseleye çok daha basit bir perspektifle bakıp "bu işte bir bokluk var" diyorlar. çünkü olan şeyle anlatılan şey birbirini tutmuyor..

peki hastaneler bu kadar boşken birileri ne yapıyor.. hastaneler yetmeyecekmiş de 60 gün sonra hazır olacak sahra hastaneleri kuruyor... sadece türkiye'de değil, tüm dünyada..

dünyanın dört bir yanından çadır hastanesi görüntüleri atarım atmasına da vakit yok, onun yerine pakistan'da kurulan "şeyin" resmini atayım.. daha uyandırıcı bir etkisi olacağını düşünüyorum

https://i.guim.co.uk/img/media/94c85dd0702c42564355691585178fb2606ec778/155_822_2489_1494/master/2489.jpg?width=1920&quality=85&auto=format&fit=max&s=a99ef33d67bfe9a94df92e85e96cc658

sence burası azgın koronya virüsünün durdurulabileceği bir ortam gibi mi? iyi bak resme, hastaneye mi benziyor yoksa başka bir şeye mi?

peki, "hastanelerin bugünkü durumu buyken siz 60 gün sonrası için nasıl bir kaos ortamı öngörüyorsunuz kardeşim?" demeyecek miyiz?

vaktim çok az daha detaya giremiyorum. kusuruma bakmayın.

size temel bir bilgi vereyim.. etraftan kapabileceğiniz bu tırnak içinde "virüsü" 250 gram almıyorsunuz.. burnunuzun içindeki kıllarla başlayan bir savunma sistemini aşıp içinize giren beş on tane "virüsü" alıyorsunuz..

bunların ilk işi de kendilerini bir yere sabitlemek.. bu da bir iki gün sürüyor.. şöyle düşün komşunun oğlu pazar günü misafirliğe geldi salya sümük, sen 15 dakika sonra mı hasta oluyorsun? hayır senin burnun salı günü filan akmaya başlıyor.. kuluçka kuluçka dedikleri şey bu.. bu koronya virüsünün 14 gün kuluçka saçmalığını da açıklayabilen bir hekim görmedim.. 14 gün nedir be oğlum, apartman mı kuruyorsun..

neyse, konudan sapmayalım siz seksen kilosunuz bu "virüs" 1 nanogram.. dünyadaki hiçbir test o süre içinde vücudunuzdaki o "virüsü" bulamaz.. yok öyle bir teknoloji..

ee nolcak virüslü virüslü eve mi gideceksin? ne yapacaksın? yarım saatte bir test mi yaptıracaksın?

test işi hikaye.. corona testi başlığında antijen ve antikor testi denen şeylerin saçmalığını anlatmaya çalıştım, daha da anlatacak çok şey var.. daha da anlatırız sorun değil..

mesele sizin de görebilmeniz.. çünkü bu dünya bir hissiyat dünyası güzel dostlar.. paniğinizle yakılmaya çalışılan bu ateşe odun taşırsınız.. yapmayın.. sakin kalın ve soru sorun.. bunu mutlaka yapmanız gerekiyor, çünkü beyler ve bayanlar birilerine göre virüs sizsiniz.

sakince, soru sorarak.
bu başlıktaki tüm girileri gör