korona manyaklıkları

65 yaş üstü bir emeklinin torununun atm den maaşını çekmesinden 2 saat sonra; emeklinin telefonuna +65 yaş sokağa çıkma ihlali yüzünden üc bin küsür liralık para cezasının gelmesi...

alpay azap

bilimkurgu kurulu üyesi bir başka über profesörümüz

9 Şubat 2020
Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Alpay Azap, “Solunum yolu virüsünden korunmak için N95 ya da 3M türü özel maskelere hücum edilmesinin hiçbir anlamı yok”

https://www.a3haber.com/2020/02/04/prof-dr-alpay-azap-koronavirus-icin-maske-kullanmak-zararli-bile-olabilir/

4 Şubat 2020
Prof. Dr. Alpay Azap: Koronavirüs için maske kullanmak zararlı bile olabilir

https://www.a3haber.com/2020/02/04/prof-dr-alpay-azap-koronavirus-icin-maske-kullanmak-zararli-bile-olabilir/


5 Haziran 2020
Bilim Kurulu üyesinden maske yanıtı: Ne zaman tamamen bırakacağız?
Sağlık Bakanlığı tarafından koronavirüsle mücadele kapsamında oluşturulan Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Alpay Azap merak edilen soruları yanıtladı. Azap, maske kullanımını ne zaman bırakacağız sorusuna, "İyi haber vermek isterdim. Ama aylarca devam edeceğiz. 20-24 ay sürmesini bekliyoruz.'' yanıtını verdi.

https://www.haber7.com/guncel/haber/2981869-bilim-kurulu-uyesinden-maske-yaniti-ne-zaman-tamamen-birakacagiz

tipine de bir bakalım bu şarl... pardon bilim insanının.. televizyonda filan görünce hatırlarsınız nasıl bir tutarlılık abidesi olduğunu


eved.. gozlerindeng bilim ahiyör...

tekrar yazalım tekrar yazılmış olsun

bu maskeleri zorla taktıranlar bir gün burunlarından yakalanıp tüm insanlığa karşı işledikleri bu suçtan dolayı cezalandırılacaklar. ama bu dünyada ama öbüründe..

bu dünyada olma ihtimali de az değil yani.. çok da öyle "hiç olmazsa burada götü kurtardık" diye düşünmesinler.

(bkz:virüs maskesi)

amerika birleşik devletleri'nde çıkan olaylar

istedikleri kaosu çıkartabileceklerine inanırlarsa sonuna kadar götürürler ve amerika'da sıkıyönetim ilan edilir. amerika'da sıkıyönetim ilan edildiğinde de teknik olarak olarak dünyanın geri kalanında da sıkıyönetim ilan edilmesinin önünde bir engel kalmaz.

belki bir ihtimal putin ve jinping "hayır. insanların temel hak ve özgürlükleri ellerinden alınamaz" filan deyip bu gidişa..... assdsdfsdfsdf


dalga geçiyorum...

gösteriler erken biterse de bu sefer yine koronya siksiğine dönerler.. ayyy bak göstericilerin salyaları birbirine değdi hastalık şeyoldu filan muhabbetleri yeniden başlar. klasik medya orospuları ve koronyo siksikçisi profesörler ekranları doldurur, akşamları kuru kuru rakam okumalı korku pornosu kaldığı yerden devam eder..

böyle oldu değil mi şimdiye kadar.. birileri çıktı televizyona 500 gişi gorona gaptı, 1000 gişi gaptı, 300 gişi şeyoldu filan dediler ama detaylı bilgi filan verilmedi.. kimdir bunlar, yaşları, sağlık geçmişleri, hangi tedaviler uygulandı filan en ufak bir detay yok.. bunun adı da "bilim" oldu... yersen..

diyeceksin ki hadi amerika'da isyan oldu ondan hastalık şoooldu bizim suçumuz ne peki? bizim suçumuz da "erken normalleşme" olur o durumda.. iblisin aklı o kadar da çalışıyordur herhalde.

özeti: şimdilik dua etmekten başka bir yolumuz yok. başka zaman da yok da .. şimdi hiç yok.

virüs maskesi

Kaliforniya İş sağlığı ve güvenliği yönetmeliklerinden alıntı yapayım aşağıya. Bunların Türkçe muadilleri de vardır ama internet üzerinde bulamadım. Siz bulursanız paylaşın mutlaka.

Temel bir bilgi vereyim; hatırlayanınız olacaktır zaten, standart atmosferdeki oksijen oranı %21'dir.


"Oxygen deficient atmosphere means an atmosphere with an oxygen content below 19.5% by volume."

"oxygen-deficient atmospheres shall be considered IDLH."

"IDLH : Immediately dangerous to life or health."

Özetle; oksijen yüzdesi 19.5'in altında olan çalışma ortamlarını yetersiz oksijen içeren atmosfer olarak sınıflandırıyor, yani Oksijen yüzdesi 1.5 puan düştüğü anda tehlike başlıyor diyor.

https://www.dir.ca.gov/title8/5144.html


Tehlike dediği nedir peki



Dikkat edin Yukarıdaki tablodaki veriler oturur/dinlenir durumdaki insanlar için derlenmiş, Aktif çalışan insanlar için değil.


Oksijen yüzdesi 15-19 aralığında olduğunda

düşünce ve dikkat bozulmaya başlar.
Soluk alış verişi ve nabız artar,
hafif koordinasyon kaybı,
eforlu çalışmada çabuk yorulma
Zihinsel ve fiziksel güçte fark edilmeyen bir azalma



Oksijen yüzdesi 12-15 aralığında olduğunda

Muhakeme kaybı
koordinasyon kaybı
Eforlu çalışmada anormal bitkinlik
Duygusal durumda bozulma



Oksijen yüzdesi 10-12 aralığında olduğunda

koordinasyon ve muhakeme becelerinin büyük ölçüde yitirilmesi
solunum bozulması ve buna bağlı potansiyel kalp hasarı tehlikesi
birkaç dakika içinde bayılma riski
mide bulantısı kusma



Oksijen yüzdesi 10'un altında olduğunda

Olduğu yere yığılma. Baygınlık
Tam bilinç kaybı
Kasılma
Ölüm

https://www.airproducts.com/~/media/Files/PDF/company/safetygram-17.pdf

Bir de genel kural söyleyeyim, geçici rahatsızlıklara neden olan etkilere uzun süreli maruz kaldığınızda kalıcı hasarlar oluşur. Yani geçici etki denen şeylerin çoğu uzun vadede kalıcı hasara dönüşür. Örnek vermek gerekirse; çalıştığı zaman kulağınızı çınlatacak kadar gürültülü bir makineyi uzun süre çalıştırırsanız kulak çınlamasıyla kalmaz sağır olursunuz. iş sağlığı eğitimleri filan almışsanız zaten benzer ifadeleri duymuşsunuzdur. Dolayısıyla yukarıda açıklanan zihinsel fonksiyonlar ve kalp üzerindeki etkiler zamanla kalıcı hasarlara dönüşecektir.


Durum buyken insanlara sağlık adı altında zorla maske taktırmak gibi bir zalimlik nasıl yapılıyor, Televizyona çıkan onca bilimadamından bir tanesi bile bu saçmalığa nasıl itiraz etmiyor anlayamıyorum.

Hepsi mi sözde bilim insanı bunların. Aralarında bir tanesi yok mu papağan gibi ezbere maske takın demeden önce uzun süreli maske kullanımıyla ilgili yapılmış onlarca çalışmaya yüzlerce belgeye baksın. Bu nasıl iştir? Bu nasıl bir şarlatanlıktır? bu nasıl bir ahlaksızlıktır?

yukarıdakilerin ötesinde kendi ağzınızdaki bir diş çürüğünden kendi akciğerinize gönderebileceğiniz bir streptokok enfeksiyonu riski var, bağışıklık sisteminin tamamen iflas etme riski var.. Kalıcı psikolojik bozukluklara yol açma riski var.

kendi ağızlarıyla demedi mi bu insanlar maskeler bir işe yaramaz diye..
(bkz:#1163555)

Daha önce de yazdım, yine yazayım, yazılmamış olmasın, insanlara hele de aktif çalışan insanlara zorla maske taktırmak insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur.

dilerim bu saçmalık insanlar ciddi zararlar görmeye başlamadan önce biter.

çilek

neredeyse 10 senedir balkonumda yetiştirmeye çalışıyordum ve nihayet başardım.

bu süre içinde 5 paket filan çilek tohumu kullanmışımdır. olmadı da olmadı.

geçen sene karşıdaki yaşlı teyzeyle sohbet ederken çilek yiyordum. özel bir çilek filan değil, marketten aldığın çilek işte.. neyse... konuşurken ara ara da üstündeki küçük tohumlardan alıp önümdeki saksıya atıyordum. laf olsun diye..

derken onlar çimlenmesin mi.. neredeyse 1.5 sene saksı değiştir, gübrele, sula falan felan bu sene çilek verecek büyüklüğe ulaştılar.. ama ortada çilek milek yok. sadece yaprak var. dedim herhalde bunlar gdo'lu çilekti. tohumu meyve vermiyor. 1 ay daha bekleyeyim, yine olmazsa atarım gider diye düşünüyordum.

derken küçük bir sap çıktı, ucunda da 6 tane çiçek yuvası.. çiçekler açtı. soldu.. sonra o yuvalar çileğe dönmeye başladı..

10 sene sonra nihayet ilk defa balkonumda tohumdan çilek yetiştirdim..



tadına henüz bakmadım. güzeldir diye ümit ediyorum.biraz yamuk yumuklar ama sorun yok..



azmedince oluyormuş..


edit:
"azmedince oluyormuş" yazmışım ama bakınca aslında anlattığım şey "vazgeçince oluyormuş" durumuymuş... neyse siz anladınız meseleyi. gülücükler..

ateş kara

bilimkurgu kurulu üyesi profesörümüz canımız ciğerimiz.... evrim teorisi gibi adam.. sürekli değişiyor maşşallah.

aşağıdaki komediye geçmeden önce tekrar hatırlayayım.

1- korona virüsü palavrası tüm insanlığa karşı yürütülen ve başından sonuna yalanlarla dolu rezil bir operasyondur.

2- maske takmak sağlığınız için "ispatlanmış şekilde" son derece zararlıdır. uzun süreli maske kullanımı vücudunuzda kalıcı hasar bırakır.

3- bu yalanda rol alan herkes bir gün en ağır şekilde cezalandırılacak. ama bu dünyada ama öbüründe.

bu insanlara nasıl güvenebiliyorsunuz aklım almıyor.

2 Şub 2020
Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, "Bizim ülkemiz için maskeyi takmamızı gerektirecek bir durum söz konusu değil. Dışarıya çıktığımızda, dolaşırken veya herhangi bir toplu alana geçerken de maske takmamızı gerektirecek özel bir durum yok" dedi.


https://www.hurriyet.com.tr/gundem/koronavirus-bilim-kurulu-uyesi-kara-maske-takmamizi-gerektirecek-durum-yok-41436199


21 Nisan 2020
Aramızdaki mesafeyi 1 metrenin altına indirmeyelim ve dışarıdayken de maske takalım” dedi.

https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/bilim-kurulu-uyesi-ates-kara-bu-yaz-sahillerde-ic-ice-gecmek-olmayacak-5762644/


17 Mayıs 2020
Yani içeri hava giriyor ama dışarı çıkamıyor. Bir sonraki seferde daha fazla hava içeri giriyor. Bu kişiler akciğer anfizemi dediğimiz, akciğerde hava hapsi olan, spontan pnömotoraks dediğimiz tıp dilinde, yani akciğerin kendi kendine yırtılabildiği kişiler var. Bu kişiler bir de maske takıp da havanın önünde çıkışına biraz direnç uyguladığmız, zorladığımız zaman akciğerin kendi kendine yırtılması kolaylaşabiliyor.

https://tr.sputniknews.com/koronavirus-salgini/202005291042140791-bilim-kurulu-uyesi-kara-maske-ile-spor-yapmak-oldurur-mu-sorusunu-yanitladi/



3 Haziran 2020
Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, koronavirüs salgınıyla ilgili yaptığı değerlendirmede, "15 Haziran'da çok ciddi rahatlama bekliyorum" dedi.

Sosyal mesafe kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Kara "Sosyal mesafe en az 1.5 metre olmalı. Bir insanla karşılıklı konuşurken aramızdaki 60 cm olmalı" dedi.

https://www.milligazete.com.tr/haber/4793224/prof-dr-ates-kara-tarih-verdi-iste-salginin-bitis-tarihi


17 Haziran 2020
Bilim Kurulu Üyesi Ateş Kara, salgınla mücadelede maskenin önemine vurgu yaptı ve "81 ilde maskesiz sokağa çıkmak yasaklanmalı" önerisinde bulundu.
Kaynak Yeniçağ: Prof. Dr. Ateş Kara: Gevşerseniz ölürsünüz
https://www.yenicaggazetesi.com.tr/prof-dr-ates-kara-gevserseniz-olursunuz-284637h.htm

george floyd

cenazesinde binlerce insan toplanmış, duygu dolu anlar yaşanmış bir başka adalet şehidi.

bu video Kuzey Karolayna'daki cenazesinden bir haber kesiti evvelsi gün yayınlanan.


bu da Houstan'dan dün canlı yayınlanan tabut görüşü:


valla o kadar sürede önce göm, sonra çıkart altın tabuta koy Houstan'a gönder, çok emek harcanmış bir anma töreni olmuş.

p.s.: bu adamı Minnesota'da öldürdüler.

suçluluk duygusu

şu fotoğrafa 5 saniyeden uzun bakınca oluşan şey



dalga geçiyorum tabi.. normal bir insan şu psikopat zilliden etkilenip suçuluk filan hissetmez.

saraylarda oturan onlar, osurmaya konvoyla giden onlar, bilumum içeceği zorla pet şişede zıkkımlatan onlar, nerede bir güzel doğa parçası varsa amına koyan onlar ama bu psikolojik operasyon neferi greta dangalağına göre suçlu bizmişiz..

oldu canım...

güneş sistemi

bu akşam ne sikelim?

bilim adı altında saçmalayan tipleri sikelim.. haydi hep beraber!

güneş sistemini biliyorsunuz di mi gezegenler felan..

şimdi sizi 2011 yılına götüreyim.. çoğenteresan bir olay olmuş 10 mayıs 2011 günü..

merkür, venüs, mars ve jüpiter gökyüzünde bir arada görülmüşler.

kısa bir video var.. bakın yani siz de görün..


resim şeedeyim.. bahsedeceğim görüntü bu.


resim cbs'ten bu arada.. gördünüz mü sağ alt köşede eye of horus'su?

daha detaylı palavralar için aşağıdaki linki tıkı tıkı edebilirsiniz.
https://maas.museum/observations/2011/05/10/watch-the-early-morning-planetary-dance-of-may-2011-as-four-naked-eye-planets-mercury-venus-mars-and-jupiter-jostle-for-position-in-the-eastern-sky/


bu resim imkansız... biliyorsun di mi?

imkansız çünkü merkür'le venüs iç gezegen.. yani güneşe bizden daha yakınlar.. jüpiter ve mars ise dış gezegen.. yani güneşe bizden daha uzak.. bunları bir arada göremezsin.. sixen göremezsin.. gel beraber deneyelim..

bak şimdi güneş sistemine


resmin daha büyük hali için
https://i.ibb.co/Y2BFmfx/Solar3.jpg

şimdi orada dünyayı gördün mü? mavi olan.. üçünç sırada.. dünyanın gece olan tarafını da gördün mü? jübüter'e filan dönük di mi? güsel.. merkürlen venüs nerede peki? sol tarafta.. iç kısımda.. gece gökyüzüne baktığın zaman mümkün mü bu dört gezegeni bir arada görebilmek peki? mümkünsüz.. gezegenleri istediğin konumda dene.. olmadığını kendin de gör..

peki kim yalan söylüyor? menfaatine tapmak böyle bir şey işte.. tabi ki de bilim adamı adı altında cukka maaşları cebe atan tipler yalan söylüyor, güneş sisteminin yalan söyleyecek hali yok.. ya da bilemiyorum belki vardır.. kesin konuşamıyorum..

bir yalanlar cehenneminde yaşıyoruz güzel dostlar.. vahşi bir dünya burası.. bize fıstık atıp eğlendikleri bu hayvanat bahçesinden çıkmanızın tek yolu da yalanları görebilmek..

baştan uyarayım.. bazı yalanları kabullenmek zor gelecek.. bize kendimizi kötü hissettirecek. Mark twain'e atfedilen bir söz var, atıp atıp duruyorum "insanları kandırmak kandırılan insanlara kandırılmakta olduklarını anlatmaktan daha kolaydır." Bunun anlamı şudur hiç kimse aptal yerine konduğunu kabullenmek istemez.

Hani eski Türk filmlerinde filan görürsün ferit odaya bir girer karısı yatakta başka bir adamla ferit'in tepkisi "Nayır, nolamaz" olur ya.. işte o.. hiç kimse aptal yerine konduğunu kolay kolay kabullenemez.


Vay be beni ayakta uyutmuşlar diyebilmek çok yüksek bir tevazu ister, çok yüksek tevazu da çok yüksek özgüven ister. öyle paradokslu durumlar bunlar.

özgüven sahibi olmaksa zor, hele yalanlarla çevrili olduğumuz, sürekli korku içinde yaşatıldığımız bu dünyada misliyle zor. ama bu sizi yıldırmamalı.

gözlerinizin önüne konan her şeye cesurca ve büyük bir titizlikle bakın.. yeterince objektif bakabildiğiniz zaman yalanı zaten kimsenin göstermesine gerek kalmadan görmeye başlayacaksınız. yalanları gördükçe kendinize olan güveniniz de artmaya başlayacak.. size garanti ederim.

bi de şarkı atayım .. oooh mis..

korona manyaklıkları

Bir kaç ay öncesinde günde 60 70 tane vefat eden insan vardı. Son bir kaç haftadır 14, 15, 16, 17 aralığında gidiyor.

Belki tedavi imkanları arttığı için pozitif vakaların kurtulma şansı yükseliyor olabilir ama bu kadar kıyamet gibi geçen karantina sürecinden sonra birden bire normalleşme diye kararlar almak bana saçma geldi.

+ Virüsün aşısı bulunmuş mu ?
- yok
+ 15 günlük sokağa çıkma yasağı uygulanmış mı ?
- yok
+ sosyal mesafeyi şeyi takıldı mı ?
- yok

Bu durumda virüs etkisinin azaltmasını açıklayacak tek bir şey var. Bizim korona tatile çıktı. O yüzden vakalarda düşüş var. Biliyorum komik değil ama en mantıklı açıklama bu.

Bence bu da korona manyaklıklarına girer. Sen o kadar dünyayı etkisi altına almışken birden bire tatile gidiyorsun. Olacak iş mi ?

direkt korona tarafından yapılan şahsi manyaklık.

ayasofya

Ülkedeki boktan gidişi kamufle edebilmek için sıklıkla bu mekan kullanılır. Şimdilerde yine cami mi yoksa müze mi yoksa kilise mi olsun gündemi oluşturulduğuna göre demek ki ekonomi bize yansıyan durumdan da kötü ki suni gündem ihtiyacı ortaya çıkmış.

serdar savaş

aslinda kariyerli bilgili kültürlü adam ve fakat gel dikiz ki su agzini yaya yaya "kuzucuklarim" demiyor mu cocuklara, hicbir samimiyeti kalmiyor, hicbir inandiriciligi kalmiyor. öte yandan dun teketek programindaki üslubu ne kendisine ne de bir baskasina yakismazdi, zaten de yakismadi.

nasanın sikinin ucuyla iş yapması

insanlık olarak “ayh 2020 yetti artık kaçıcam buradan” diyerek uzaya gitmenin bir yolunu daha ısrarlı aradığımız bu dönemde, uzaya insan gönderme çabalarının geçmişiyle ilgili bilgiler paylaşmak isterim. başlık nasa, ama bütün ülkelerin kurumları aynı ölçüde beceriksiz - aşağıda örneklerine bakacağız.

Hep söylendiği gibi rusya ve amerika ilk uzaya çıkan ve ilk aya giden insanlar olabilmek için çok yoğun bir yarış halindeydi. Bu kapışma 69 yılında neil'ın “benim için küçük…”le başlayan cümlesiyle ilk etabını tamamlıyordu.

Hala süregelen ve günümüzde çok zenginlerin de hobi olarak dahil olduğu bu uzaya gitme kapışması içerisinde pek çok başarısız görev gerçekleştirildi. Bu görevlerden, doğrudan teknik aksaklıklar içerenlere bir bakalım.

1967 - Soyuz 1 - Rusya (SSCB)
Uzay yolculuğunun ilk şehidi Komarov'un da bulunduğu kapsül, paraşütleri açılmadığı için yere çakılıyor. Iddialara göre rus komutanları ona son taziyelerini sunarken (uyarı: gerçekliğine inanıyorsanız hassas bir foto): https://i.redd.it/8t50vqum71751.jpg

Göktaşlarını yakıp toza çeviren kalkanımız atmosferimiz, hafif kavurup bırakmış çok şükür ki geleceğe dair ders olsun.

1967 - Apollo 1 - Amerika
Meşhur görevden önce, daha test aşamalarındayken oluşan bir kaza. Elektrik kaçağı sonucunda, 100% oksijen olan kabin bir anda alev alıyor. Içerideki üç astronot hayatlarını kaybediyor.

100% oksijen mi? Halbuki sağlığa zararlı, biz onu solusak bile çok kısa sürede zehirlenmeye yol açıyor. ama kabinleri öyleymiş demek, alev alması ise zaten.

1971 - Soyuz 11 - Rusya (SSCB)
Tarihimizde uzayda ölen sadece üç kişi var; Soyuz 11 görevindeki rus kozmonotlar. Görevlerinin dönüşünde yörüngeye girerken, pek çok talihsizlik peşpeşe yaşanıyor. Anladığımız kadarıyla; sırayla patlaması gereken bir “ayrılma” modülü, aynı anda ateşleniyor. Bunun üzerine içeride hava ve basınç dengesini koruması gereken bir vana patlıyor. Daha da talihsizi bu vanayı geri takmak mümkün değil çünkü kozmonotların koltuklarının altındaymış.

Özetle, pek çok tırt teknik hatadan kaynaklı bir başarısızlık olarak tarihe geçiyor.

1986 - Challenger - Amerika

Artık abd'nin şova kalkmaya çalıştığı dönemlerdeki büyük trajedi. Açıklamalara göre, araçta kullanılan o-ringler (contalar) kalkış günü hava çok soğuk olduğundan (-3 santigrat derece) düzgün tutamıyor ve araç peşpeşe bir sürü olayın sonucunda havaya uçuyor.

Bu -3 derecede patlayan contaları kullanmak istedikleri uzay boşluğunun sıcaklığı -269 derece (4 Kelvin).

2003 - Columbia - Amerika

Kalkışta ısı yalıtımı ve yakıt depolarını uzayın soğuğundan korumak için olan bir sünger parçası kopuyor. Bu sünger uzay aracının sol kanadına düşüyor ve kanatta bir delik açıyor. Nasa yetkilileri “aman siktiret bu sünger meselesi önceki testlerde de oldu” diyip gönderiyorlar. Daha komiği bu araç 2 hafta boyunca yakıt deposu yalıtımsız ve kanadında bir delikle uzayda geziyor. Sonra yörüngeye girerken yanarak yok oluyor.

Bütün mürettebat ölmüş, ama “yerçekimsiz ortamın kurtçuk fizyolojisine etkisi” isimli deneylerindeki kurtçuklar, petri kabında hayatta kalmışlar. ilk uzay gazilerimiz de bu kurtçuklar demek.

----

Bu kadar başarısızlık ve can kaybı dışında, bir de doğrudan para israfları var. Mesela:
- uzayda kaybolan - Rusya, Proton Roketi (2011)
- mars'ı ıskalayıp bir daha görünmeyen - Lockheed Martin, Mars Orbiter
- Mars'a varıp bir daha haber alınamayan - NASA, Mars Polar Lander
- ağırlığı yanlış hesaplanıp yanarak düşen - Güney Kore, Naro-1
- Dünyaya düşüp okyanusta kaybolan - NASA, Glory (Climate Orbiter)
- Kalkıştan 17 dakika sonra çakılan - NASA, OCO uydusu
- Metrik sistem - emperyal sistemi karıştırmaları yüzünden yanan (ahashffs, ki bu ilk sefer değil) - NASA, Mars Climate Orbiter
- Vidalamayı unuttukları için fabrikada taşınırken devrilen ve mundar olan - Lockeed Martin, NOAA19

Bütün bunları başka herhangi bir devlet kurumu herhangi bir ülkede yapsa 8 kere kapanmış, demokratlar da “cehape nasayı batırdı” diye demogoji yapıyor olurdu.

nasa ve ve bütün bu organizasyonlar sikinin ucuyla iş yapıyorlar, ve her sene bok gibi para ezmeye devam ediyorlar.

----

Bütün bu saydıklarım sonucunda bir noktada “yok artık lan” dediniz mi? bu uzay organizasyonlarının yetkinliği konusunda bir saçmalık olduğunu düşünüyor musunuz?

Size bir anahtar vereyim: keşif ve/veya araştırma görevleri her zaman aslında askeri operasyonlardır. Bu askeri operasyonların pek çoğunu bilmeyiz, araştırma yapmadan isimlerini bile duymayız ama dünyamız hakkında öğrendiğimiz şeyler bu operasyonlardan gelir. Uzayla ilgili iki tanesine bakalım:

Operation fishbowl: 1962'de yapılan yüksek irtifa nükleer bomba testleri. Yani anlayacağımız dilden; adamlar atmosfere nükleer bomba atmışlar defalarca. Wikipedya'da bunun neden yapıldığıyla ilgili bir bilgi yok, tahmin etmek zorundayız. Fishbowl akvaryum demek - operasyonda nükleer füze atarak bu akvaryumu kırmaya çalışmışlar. Atmosferin kırılcak bir şey değil de hava olduğunu çözememişlerse demek o zamanlar (ki aya gitmemizden sadece 7 sene önce).

Operation highjump: 1946-47 yıllarındaki bu operasyonda, amiral richard byrde önderliğindeki bir filo antartika'ya gidiyor. Katıldığı bir televizyon programında antartika'da bütün dünyaya uzun yıllar yetecek kömür, petrol ve uranyum bulduklarını, ve bundan sonra her yıl oraya bir keşif görevi düzenleyeceklerini söylüyor.

Özetle, nasa'ya ya da herhangi bir kamu kuruluşunun deneylerinden önce, bu askeri operasyonları öğrenmemiz gerekiyor - ki doğru bilgiye ulaşalım.

Daha cıvata sıkmayı beceremeyip mars gezegenini ıskalayan bu kurumlara, nükleer testleri askerlere bıraktığı için de bir teşekkür edelim.

suçluluk duygusu

Hepimizin öyle ya da böyle bir kere tattığı ve nefret ettiği duygu. Hem yaptıklarımız, hem de yapmadıklarımızdan dolayı tetiklenebiliyor bir de. Kendimizi öyle ya da böyle suçlu hissettiğimiz zaman ne oluyor? Yapılan araştırmalara göre suçluluk bizim karar verme, irdeleme ve uygulama yeteneklerimizi azaltan bir hissiyatmış.

Aynı zamanda “korku” ile birlikte normal insanlara en çok pompalanmaya çalışılan his bu suçluluk; özellikle medya tarafından. Suçlu olduğumuzu ima eden ya da doğrudan söyleyen ne kadar çok haber ve konu karşımıza çıkıyor bir kaç örnekle bakalım:

Küresel ısınma:
“Vegan olun Dünya'yı kurtarın” https://www.plantbasednews.org/news/go-vegan-save-planet-new-environmental-report
“küresel ısınmanın sorumlusu insanlar” https://www.ucsusa.org/resources/global-warming-happening-and-humans-are-primary-cause
Ayaklı suçluluk makinesi (bkz:greta thunberg) https://www.bbc.com/news/science-environment-49756280

Halbuki gerçekler: karbon gazı emisyonlarının %71'i 100 tane şirket tarafından yapılıyor. Sen yarın osurmayı dahi bıraksan azaltabileceğin emisyon oranı %0,0000000003. Hadi ben hobi olarak ceset yakıyorum evde, 3 tane sıfırı atayım ordan, gene mümkün değil. https://www.theguardian.com/sustainable-business/2017/jul/10/100-fossil-fuel-companies-investors-responsible-71-global-emissions-cdp-study-climate-change

Irkçılık:
Irkçı mısınız? Cevabı hiç hoşunuza gitmeyecek https://edition.cnn.com/2020/06/20/us/racist-google-question-blake/index.html
“Orta yol yok: iyi beyaz insanlar da ırkçı https://www.npr.org/2020/06/09/873375416/there-is-no-neutral-nice-white-people-can-still-be-complicit-in-a-racist-society
Evet tatlım: bütün beyazlar ırkçıdır https://medium.com/age-of-awareness/yes-all-white-people-are-racist-eefa97cc5605

Halbuki gerçekler: dünya üzerinde şimdiki tanıma göre yıllardır ırkçılık yapan ülkeler var, ve bunların son olaylarda herhangi bir şekilde gündeme geldiğini görmedim. Japonya'da mesela “gaijin” diye tanımlanıyor yabancılar https://www.roughguides.com/article/11-things-every-gaijin-learns-in-japan/, ve yaşadıkları zorlukları araştırabilirsiniz. Suudi arabistan yıllar boyunca müslüman olmayanları ülkeye almıyordu. (hatta bu yüzden 1979 yılında Kabe'yi kurtarmak için fransız komandoları yalapşap müslüman yaptılar mesela kuralı çiğnemeyelim diye https://en.wikipedia.org/wiki/Grand_Mosque_seizure)

Amerika'nın başındaki mesele ise daha da boktan; adamlar köleleştirdikleri adamları evlerine göndermiyor, oraya yerleşmeye mecbur bırakıyorlar. “Olmaz bunlar bizle içiçe oturmasın” diye imar düzenlemesi yapıyorlar, farklı okullara gönderiyorlar, iş vermiyorlar, tutuklayıp hapse atıyorlar. Onyıllardır bu devam ediyor.

Dalyarağın biri de “bu adam suçlu zaten” diye kendi ırkçılığından masum bir cana kıyıyor bu son olaylarda.

Bonus olarak, aşağıdaki videodaki ırkçıyı bulun:


Corona:
“Yanlışlıkla birini öldürmeyin: sosyal mesafe kuralları” https://www.campaignasia.com/article/dont-accidentally-kill-someone-wk-puts-social-distancing-in-plainer-terms/459133
“Maske takmazsanız ciddi ciddi birini öldürebilirsiniz” https://www.youtube.com/watch?v=sAD5vZ5l68Q
“Sosyal mesafeye uymadıkları için insanları yermek işe yarıyor mu?” https://www.theguardian.com/science/2020/apr/04/pandemic-shaming-is-it-helping-us-keep-our-distance

Halbuki gerçekler diyip özetlenemeyecek kadar çok konu var bu salgında; farklı yaklaşımların yarattığı sonuçlar, iyi ya da kötü giden ülkeler, New York'taki rakamların tuhaflığı, ölümlerin tahmin edilenin çok çok altında kalması, maske takmanın sağlığa zararları gibi. Özet olarak:
Çin'deki davar yarasa yedi diye ben neden birilerini öldürmekle itham ediliyorum?

*****

Bu örneklerden sonra, şablonu gördünüz mü?
- Birileri bir bok yiyor, insan değerini / ahlakını / yaşamını umursamadan
- Bu yüzden bir sorun çıkıyor
- Bu sorunu bütün insanlığa mal ediyorlar

Biz de bütün bu korkunçlukların suçluluğu altında düşünmeye, çalışmaya, üretmeye ve iyi bir insan olmaya çalışıyoruz.

Kendimizi tanıdıktan ve insanları sevdikten sonra, size kimsenin (Sözcü, CNN, Trump…) kötü hisler yaşatmasına izin vermeyin. Ve medya denen silahın namlusunun ucunda siz varsınız, unutmayın.


nasanın sikinin ucuyla iş yapması

1967 - Apollo 1 - Amerika tırnak içinde "kazasının" ses kayıtları var. aşağıda atıcam. şimdiden uyarayım biraz rahatsız edici.

yaşanan şeyin "kaza" olmadığını artık birçok insan biliyor. birçok yalanın artık gün ışığına çıktığı gibi.

Örneğin Heather O'Rourke diye bir çocuk oyuncu vardı. Poltergeist (kötü ruh) filmleriyle ünlü olmuştu. belki bilen hatırlayan olur..



12 yaşında öldüğü zaman mafya medyası ne hikayeler basmıştı kamuoyuna.. Bağırsak enfeksiyonu filan dediler.. Yok anneannesinin evinde kuyu suyu varmış da cart curt.. bir ton yalan.


Wikipedia'dan
On January 31, 1988, O'Rourke began exhibiting flu-like symptoms. The following morning she collapsed in her home, and was rushed to Community Hospital in El Cajon.[19] En route, she suffered cardiac arrest, but paramedics were able to restart her heart at 9:25 a.m.[19] She was subsequently air-flighted to the Children's Hospital of San Diego,[19] where it was discovered she had intestinal stenosis, she went into emergency surgery. She survived the surgery but suffered another cardiac arrest whilst being transferred to the recovery room. Doctors performed CPR for over 30 minutes, but at 2:43 pm, O'Rourke was pronounced dead.[17][19] O'Rourke's cause of death was ruled congenital stenosis of the intestine[20] complicated by septic shock.





bir alttaki paragrafta Palavralar ansiklopedisi wikipedia bile çaktırmadan bu işte bir bit yeniği var demeye getiriyor.

Daniel Hollander, the head of gastroenterology at the University of California, Irvine Medical Center stated that O'Rourke's death was "distinctly unusual" as she lacked prior symptoms of the bowel defect: "I would have expected a lot of [digestive] difficulties throughout her life and not just to have developed a problem all of a sudden."

https://en.wikipedia.org/wiki/Heather_O%27Rourke#Death


heather'in ölümü artık "herkesin bildiği sır"

Heather O'Rourke hollywood'daki bir pedofil partisinde "arka tarafı" yaralandığı için hasta oluyor.. detayları için ..
https://www.crazydaysandnights.net/2017/11/todays-blind-items-molesters-killed-her.html


natalie wood var mesela..


resimdeki kişi kocası.. robert wagner.

1981 yılında "garip bir tekne kazasında" öldüğünde savcılıktır polistir ellerinden geleni yaptılar wood'un sarhoş olup tekneden düştüğünü ve boğulduğunu kamuoyuna satabilmek için.

oysa artık hikayenin ne olduğu biliniyor.. teknede iki kişi daha var biri kaptan diğeri de christopher walken..



iki kişinin bildiği şey sır değildir..

robert wagner natalie wood'u dövüp tekneden atıyor ve tekneye çıkmasına izin vermiyor.. natalie wood bir gece boyunca tekneye tutunmaya çalışıyor ve en nihayetinde boğuluyor..

40 yıl sonra natalie wood'un ölüm sebebi en sonunda kaza'dan "bilinmeyen sebeple" haline gelebildi. hayırlısı diyelim.

Natalie Wood's Cause Of Death Changed From 'Accidental' To 'Undetermined'
https://sanfrancisco.cbslocal.com/2012/07/09/natalie-woods-cause-of-death-changed-from-accidental-to-undetermined/

robert wagner'in muhtemel bir davaya karşı norveç vatandaşlığına filan geçtiği de iddia ediliyor..

detaylar
https://www.crazydaysandnights.net/2018/02/blind-item-13-truthwill-out-himmmm-blind.html


gerçekler birer birer ortaya çıkıyor .. er ya da geç.

neyse... apollo 1 kazasına gelelim.. herkesin bildiği sır bunun kaza filan olmadığı.

öldürülmek istenen birisi var.. gus grissom


gus grissom çok başarılı bir pilot ve tırnak içinde "aya yolculuk" için seçilen ilk isimlerden birisi.. ama fakat grissom nasa ile çalışmaya başladıktan bir süre sonra bir bokluk olduğunu fark ediyor..

bunu sık sık dile getirmeye başlıyor.. örneğin bir "uzay modülünün" (bak tırnak içinde yazdım) önüne bir limon asıp resmini çekiyor..



limon demek tırışka demek..

yanisi grissom bununla aya maya gidilemeyeceğini görüyor zaten..

konuyla doğrudan alakası yok ama siz selobantla yapıştırılmış bir tenekenin uzaya çıktığını düşünüyor musunuz?

https://www.hq.nasa.gov/office/pao/History/alsj/a17/AS17-148-22756HR.jpg

https://www.lpi.usra.edu/resources/apollo/frame/?AS17-148-22756


geri dönüyoruz... grissom.

kazanın olduğu gün grissom ve ekibi kabinin içinde.. yandaki binada da komuta kontrol var.. aralarındaki iletişim sürekli kopuyor.. bazen dakikalarca.. en nihayetinde de grissom patlıyor "ulan daha iki bina arasında konuşma yapamıyoruz aya gidince nasıl olacak bu iş" diye..

böylece nasa hakkındaki son eleştirisini de yapmış oluyor..

kabine "kazayla" saf oksijen basılıyor.. saf oksijen o kadar saldırgan bir kimyasaldır ki dokunduğu anda her şeyi yakar.. ne bir kıvılcıma gerek var ne de ısıya..


28:40'ta grissom'un serzenişi var.. 30:00'da da yangın başlıyor.. çok kısa süreli de olsa yanan birinin sesini duyacaksınız. tekrar uyarıyorum..



pedofil mafyanın yönettiği bir dünyada yaşıyoruz güzel dostlar.. pedofil mafyanın çıkarına ters düşmenin cezası ağır..

ama bir de şu tarafından bakalım, çok kötü şeyler yaşanıyor ama hiçbir sır da sonsuza kadar sır kalmıyor.. her yalan bir gün açığa çıkıyor..

nasıl ki dün söylenen yalanlar bugün artık saklanamıyorsa, bugün söylenen yalanlar da yarın bütün açıklığıyla ortaya dökülecek..

siz yeter ki gerçeğe gözünüzü kapatmayın.

güner sönmez

maskeci doktorlarımızdan...

maske takmanın hiçbir zararı yokmuş bu doktorumuza göre çünkü tivitırda öyle görmüş abisi


aşşşşşırı bilimsel bir doktor demek ki..

resmin büyük halini şuraya atayım .. bunun üzerine konuşalım. nasıl cahil insanlar doktor moktor oluyor siz de görün, asıl tehlikeyi fark edin yani..

https://pbs.twimg.com/media/EbZ_i96VcAIxcV7?format=jpg



atılan foto op klasik bir propaganda çalışması.. diş macunu, margarin reklamlarında filan insanlar deli sikmiş gibi süper sevindiriktir ya.. o hesap.. o reklamlardaki çekimleri aynen burnumuza dayamışlar. mutluluklar gülümsemeler..

neyse en azından bu sefer çinli propaganda aktörlerini kullanmamışlar.. akıllanıyorlar demek ki..

öyleydi di mi? sürekli çin menşeli korku propagandası videoları filan gelirdi.. çin'de sokak ortasında bayılan koronyalılar, zenciye dönen çinli doktorlar, çinli adam hapşuruk testi yapıyor filan.. milyon tane adam hasta oldu çin dışında ama biz ne hikmetse göremedik bu ayılana gazoz bayılana limon videolarını, zenci olan türk hastaları filan..

çinli aktörleri kullanmayacaklar artık belli. bu salak propaganda zırvalıklarıyla koronyo siksiğinin altında tüm dünyayı çin tipi demokrasiye geçirme hevesi olduğunu epey bir insanın gördüğünü farketmişler ki, bu sefer batılı tipli bir konu mankeni kullanmışlar. bir de haç taktırmışlar mankenimize bu işe şüpheyle bakan kesimleri de tavlayabilsinler..

bunları takır takır bir bakışta yazabiliyorum çünkü bu işleri pompalayan adamları çözmesi çok kolay dostlar.. bunların çoğu pedofil. kafaları düşük devirde çalışıyor..

bu arada çin tipi demokrasi derken lafın gelişi söylüyorum.. çin'de demokrasi filan yok elbete.. çin ileri mafyokrasiyle yönetilen bir ülke.. çin'de demokrasi olduğunu perinçekçi ruh hastalarından başka düşünen bir güruh var mıdır bilemiyorum..

her neyse.. konuya dönelim.. iddiaya göre fotoğraflarda bir doktorumuz var..

manken doktorumuz çok mutlu çok neşeli.. maske takıyor .. o kadar mutlu ki sürekli gülüyor... margarin reklamı ...

elinde bir medline oximeter cihazı tutuyor.. parmaktan kandaki oksijeni ölçen bir cihaz..

tabi soluduğun havadaki oksijen oranı başka bir şey, kalbinizin az da olsa alınan oksijeni her yere dağıtabilmek için anormal çalışmak zorunda kalması başka bir şey.. ama bunlar bilimsel şeyler.. maskeci doktorumuzun bunu çözebilmesi mümkün değil, çünkü bu koronyo siksiği bilimsel bir şey değil..

ölçüm ne kadar süre sonra yapılmış? o da yok.. olsa şaşardım.

resimde pek net seçilmiyor ama SpO2 diye bir yazı var, altında da okunan değer yazıyor.. SPo2 Oksijen satürasyonunu gösteriyor..

çok mutlu bayan doktorumuzun ağzında itaatölçer yokken Spo2 değeri 98 çıkıyor..

propaganda mankeni bağyanımıza maske takıyorlar hiçbir değişiklik yok...oooo sübeeeer!

hayır lan olur mu.. dikkatli bak.. alttaki iki resimde Spo2 99'a çıkmış... itaatölçer 1 puan artırmış oksijen satürasyonunu.. maske resmen havadan okşizen üretmiş!

teessüf ediyorum bizim maskeci doktora.. insan şu rakamlara bakıp maske zararsız der mi lan.. diyeceksin ki maske çok şifalıdır.. ekstra oksijen getiriyür filan..

dalga geçiyorum tabi.. ciddiye alınacak bir kişilik göremiyorum.

dört işlem matematik bilmeyen profesörlere alışmıştım ama hangi sayı büyük hangi sayı küçük bilmeyen doktor bana bile yuh dedirtti.